bugün
- erkeklerin taciz edildiği anlar6
- nervio20
- sözlükte kendini sibel can diye tanıtan nineler4
- tai lung45
- şizofren denilince akla gelen ilk yazar9
- sözlükteki gammazlar lobi si4
- sarapci koala44
- sözlük kızlarının kahveleri9
- uludağ sözlük size ne kattı13
- seksenlerde nasıl görünürdüm trend i9
- tembel avrat böreği5
- arkadaşlar galiba kavga var6
- hangi sözlük kızının eteğinin altındayım4
- ne gerek var kavgaya haydi eller havaya4
- kavga edenlerin hep aynı kişiler olması5
- burdur şiş3
- etek dikmelik sözlük kızı4
- sözlükte yazan ünlüler4
- arkadaşlar moralim çok bozuk3
- şarapçının birden tayyipçi olması7
- şarapçı koala yalnız değildir8
- hasmet ibriktaroglu3
- tayyip bey yaşayan en büyük devrimci liderdir6
- fusya semsiyeli yabanci14
- aykolik adamdır4
- togg t6x6
- bir kadının en zevk aldığı an5
- keşan4
- 6 eylül 2026 türkiye italya voleybol maçı20
- recep tayyip erdoğan8
- çomar saldırısı2
- dışarıdaki insanların çok iyi olması3
- kuş fotoğrafçılığı2
- 73m512
- sözlükteki mağara adamları3
- dinen kabul edilir ağlama biçimi3
- mel mel bey birader2
- friedrich hegel la bi cay icek13
- mutlu ama tekerlek olsun4
- guendouzi ve greenwooda uefa disiplin süreci19
- kıvırcık saç8
- amin feryadi2
- sigara içmeyenleri anlamamak5
- serhat kılıç20
- yazın anlamının kadın ayağı olması3
- 4 kez üst üste cumaya gitmemek5
- melissa vargas'dan tokat yemek5
- sibel canın 35 senedir 35 yaşında gibi görünmesi5
- yazarların 80 lerde nasıl göründüğü13
- gece 2 de komşu kızının balkonda seksting yapması4
Niçin, Kur'ân-ı Kerîm'deki ve tasavvuf dünyasındaki mecaz ve işaretleri tekrarlamakla avunup, onların işaret ettiği gerçekleri fark edemiyoruz?
Niçin, beş duyu sınırları içinde düşünmekten kendimizi kurtarıp, kozamızın içinden çıkamıyoruz?
Niçin, "TEK kare resim" olan stringler boyutunun algılanışının tasavvufta "Esmâ mertebesi" olarak tanımlanıp,"ilmî sûretler"i meydana getirdiğini; bunun ötesinin mutlak "yok"luktan ibaret olduğunu algılayamıyoruz?
Niçin, Kurân'a göre "necîs" (pis) olan "şirk" düşüncesinden temizlenip "tâhir" olmayıp; kendimizi duş altına atarak "necîs"ten) temizlendiğimizi sanıyoruz?
Sorular, yazsak uzayıp gidecek ama cevaplar?..
Gelin, önce iki âyeti hatırlayalım Kur'ân-ı Kerîm'den...
"Kesinlikle müşrikler necîstir (pisliktir)!" (9.Tevbe:28)
"Ona (Bilgiye), (şirk pisliğinden hayvaniyetinden) arınıp, tâhir olanlardan başkası dokunamaz!" (56.Vâkı'a: 79)
Halk arasında bu iki âyetin bir arada anlamı, "Abdestli değilsen kirlisin, bu sebeple Kurân'ı eline alma!" diye yayılmış...
Oysa...
"Bir algıladığın âlemler var, bir de gökte ötelerde bir yerde bir ilâh-tanrı var" anlayışında isen, varlığın mutlak tekilliğini vurgulayan ve sistemini anlatan bu muhteşem "Bilgi"'a) yaklaşma; çünkü böyle bir anlayış içindeyken burada anlatılan verileri değerlendirmen mümkün olmaz, anlamınadır bu iki âyetin mânâsı bir arada.
Bir an konuya ara verip, bir misal ile yaklaşayım ana konumuza... Böylece, Kur'ân, hadis ve tasavvufta, olayın neden mecazlar ve işaretlerle anlatıldığı hususuna cevap vereyim.
Sizi alıp 500 yıl öncesine ışınlasalar ve o devirde yaşayanlara, "internetteki bilgilerin nerede, nasıl saklandığını, bilgisayar ve televizyon sistemlerinin nasıl çalıştığını anlatmak zorundasın" deseler; bunu nasıl anlatırsınız o insanlara? Vereceğiniz misaller ne kadarıyla gerçeği aksettirir?
1400 küsur yıl evvel yeryüzünde yaşamış ama "Sünnetullâh" adıyla işaret edilmiş Sistem ve Düzen'in tüm mekanizmalarını kendine açıldığı kadarıyla müşahede etmiş; sonra da bunun bir kısmını çağının şartlarını yaşayan insanları da hesaba katarak anlatmak zorunda kalmış en muhteşem insan Allâh Rasûlü ve son Nebisi, acaba daha başka ne diyebilirdi bize intikâl edenler ötesinde?
Ne yazık ki, her dalda çağı aşmaya çalışan insanlar, Allâh Rasûlü'nü ve bildirdiklerini değerlendirme konusunda hâlâ yüzlerce yıl öncesinin şartlarını yaşayan insanlar gibi düşünüp yorumlamaktan gocunmuyorlar!
Oysa, o devirlerdekiler mazurdu! Çünkü, bugünün veritabanına ve imkânlarına sahip değillerdi. Ama bugünküler?!! Niçin Kur'ân'ı Kerîm, akıl sahiplerinin, misallerle,benzetmelerle anlattıklarını tefekkür ederek,deşifre etmelerini istiyordu?
Evet, gelin artık biz düşünme ve değerlendirme sistemimizi yenileyelim!.. Onların zorunlu olduğu yüzeysel bakış yerine, Allâh nimeti olan bilimler eşliğinde, konuyu sistemli bir şekilde sorgulayarak, Allâh Rasûlü ve son Nebisi'nin bildirdiği şifreleri çözmeye çalışalım...
Risâlet Nûru'nu değerlendirelim... "NÛR", ilimdir!
Niçin, beş duyu sınırları içinde düşünmekten kendimizi kurtarıp, kozamızın içinden çıkamıyoruz?
Niçin, "TEK kare resim" olan stringler boyutunun algılanışının tasavvufta "Esmâ mertebesi" olarak tanımlanıp,"ilmî sûretler"i meydana getirdiğini; bunun ötesinin mutlak "yok"luktan ibaret olduğunu algılayamıyoruz?
Niçin, Kurân'a göre "necîs" (pis) olan "şirk" düşüncesinden temizlenip "tâhir" olmayıp; kendimizi duş altına atarak "necîs"ten) temizlendiğimizi sanıyoruz?
Sorular, yazsak uzayıp gidecek ama cevaplar?..
Gelin, önce iki âyeti hatırlayalım Kur'ân-ı Kerîm'den...
"Kesinlikle müşrikler necîstir (pisliktir)!" (9.Tevbe:28)
"Ona (Bilgiye), (şirk pisliğinden hayvaniyetinden) arınıp, tâhir olanlardan başkası dokunamaz!" (56.Vâkı'a: 79)
Halk arasında bu iki âyetin bir arada anlamı, "Abdestli değilsen kirlisin, bu sebeple Kurân'ı eline alma!" diye yayılmış...
Oysa...
"Bir algıladığın âlemler var, bir de gökte ötelerde bir yerde bir ilâh-tanrı var" anlayışında isen, varlığın mutlak tekilliğini vurgulayan ve sistemini anlatan bu muhteşem "Bilgi"'a) yaklaşma; çünkü böyle bir anlayış içindeyken burada anlatılan verileri değerlendirmen mümkün olmaz, anlamınadır bu iki âyetin mânâsı bir arada.
Bir an konuya ara verip, bir misal ile yaklaşayım ana konumuza... Böylece, Kur'ân, hadis ve tasavvufta, olayın neden mecazlar ve işaretlerle anlatıldığı hususuna cevap vereyim.
Sizi alıp 500 yıl öncesine ışınlasalar ve o devirde yaşayanlara, "internetteki bilgilerin nerede, nasıl saklandığını, bilgisayar ve televizyon sistemlerinin nasıl çalıştığını anlatmak zorundasın" deseler; bunu nasıl anlatırsınız o insanlara? Vereceğiniz misaller ne kadarıyla gerçeği aksettirir?
1400 küsur yıl evvel yeryüzünde yaşamış ama "Sünnetullâh" adıyla işaret edilmiş Sistem ve Düzen'in tüm mekanizmalarını kendine açıldığı kadarıyla müşahede etmiş; sonra da bunun bir kısmını çağının şartlarını yaşayan insanları da hesaba katarak anlatmak zorunda kalmış en muhteşem insan Allâh Rasûlü ve son Nebisi, acaba daha başka ne diyebilirdi bize intikâl edenler ötesinde?
Ne yazık ki, her dalda çağı aşmaya çalışan insanlar, Allâh Rasûlü'nü ve bildirdiklerini değerlendirme konusunda hâlâ yüzlerce yıl öncesinin şartlarını yaşayan insanlar gibi düşünüp yorumlamaktan gocunmuyorlar!
Oysa, o devirlerdekiler mazurdu! Çünkü, bugünün veritabanına ve imkânlarına sahip değillerdi. Ama bugünküler?!! Niçin Kur'ân'ı Kerîm, akıl sahiplerinin, misallerle,benzetmelerle anlattıklarını tefekkür ederek,deşifre etmelerini istiyordu?
Evet, gelin artık biz düşünme ve değerlendirme sistemimizi yenileyelim!.. Onların zorunlu olduğu yüzeysel bakış yerine, Allâh nimeti olan bilimler eşliğinde, konuyu sistemli bir şekilde sorgulayarak, Allâh Rasûlü ve son Nebisi'nin bildirdiği şifreleri çözmeye çalışalım...
Risâlet Nûru'nu değerlendirelim... "NÛR", ilimdir!
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar