bugün
- futbol32
- velvet43
- 2026 dünya kupası39
- herkesle iyi anlaşan insan18
- atatürkçülük ile 2026 da ülke yönetilmez15
- yugoslavya kızları3
- mor semsiyeli yabanci5
- hayatını kaybetmek3
- ara sıra gelen penis yalama isteği3
- boklarını duvara sürerek ölmek2
- angie abdalla2
- ismet ibni pforzheimi el ferc ül katırevi2
- durduk yere ağlamak3
- fakir 65 yas ustune taksi parasi yardimi yapilsin2
- hoşlanılan kızı adamın birinin yemesi9
- türk dizi ve filmlerindeki klişeler2
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle26
- deniz baykal7
- makarnaya sarımsak girer mi3
- günün şiiri8
- mehir olarak ağırlığınca altın isteyen kezo2
- tüm çıplaklığımla burdayım10
- hangi bölümde okuyorsun denince alınan tepkiler2
- uludağ sözlük kadın yazarlar tanışma şeysi2
- göte giren şemsiye4
- instagramda takip isteğini kabul etmeyen kız2
- arkadaşlar beni sevin2
- king is back3
- akp ülkeyi muasır medeniyetler seviyesine getirdi2
- 19 yaşında kızla yatmak14
- atatürk'ü dava değil her devrin adamı sanmak3
- frt2
- kitap alıntıları2
- ciguli kral7
- kemalizm ve sosyal demokrasi uyumsuzluğu2
- kadir inanır'ın vefatı7
- saraca finch house7
- ilişkiye bir süre ara vermek10
- japonya8
- türkiye tur atlasaydı almanyayla karşılaşacaktı2
- deniz göktaş'ın 3 günde 4 milyon izlenmesi9
- deniz göktaş5
- demokratik kongo cumhuriyeti7
- kolombiya6
- portekiz7
- 1 temmuz kabotaj bayramı8
- şemso buraya bak koçum2
- hırvatistan5
- gana3
- ingiltere3
himmet hülür ve ahmet kalender'in yazarları oldukları ve 2003 yılında yayınlanan kitap. 410 sayfadan oluşan kitabın yaklaşık 250 sayfayı bulan ilk kısmında sosyo-politik tutumlar ile din arasındaki ilişkiler konusundaki teorik tartışmalar ortaya konulmaktadır. eserde bu teorik tartışmalardan sonra konya'da yapılan araştırmanın bulgularına yer verilmekte, nicel veriler hakkında açıklamalar ve istatistiksel analizler sunulmaktadır.
kitabın teorik yaklaşımıyla ilgili olarak şu saptamaları yapmak mümkündür: türkiye'de sosyo-politik tutumları dindarlık açısından analiz eden en kapsamlı ve nitelikli çalışmalardan biridir. siyasal gündemimizin temel konularından biri olan dindarlık ve dini ideolojiler, bu konuyla ilgili literatür ve yaklaşımlara derinlemesine yer verilmekte ve incelenmektedir. eser, dini bir yaşantı sürdüren mütedeyyinler ile dini ideolojileri savunanlar arasında açık bir ayrım yapmaktadır. bu açıdan mütedeyyin insanlara veya dinini yaşayanlara değil de dini temsil ettiğini ileri süren ancak dini araçsallaştırarak içini boşaltan islamcılığa yönelik eleştirel bir analiz ortaya koymaktadır. weber ve frankfurt okulu çizgisinde ortaya konulan bu analizde islamcılığın dini inancın ve değerlerin içinin boşaltılmasında ve araçsallaşmasında oynadığı role dikkat çekilmektedir. böyle bir bakış açısı klasik laik-dindar kutuplaşmasını reddetmekte, bu ayrımın, sekülerleşme sürecini gizlediği vurgulanarak marksist gelenekteki ideoloji eleştirilerinden yararlanılmaktadır. böylece kapitalizm ve kültür endüstrisinin dini alan üzerinde egemenliğini nasıl kurduğu gösterilmektedir. islamcı ideoloji, hem dini alanda meydana gelen bu sekülerleşmenin görülmesini engellemekte hem de bu sekülerleşmeden yararlanmaktadır. bu bakımdan islamcı ideoloji, kutsal bir içeriğe değil dünyevi bir içeriğe sahip görülmektedir. eserde islamcılık konusunda teorik terimlerle yürütülen tartışmayı şu ifadelerle özetleyebileceğimiz kanaatindeyim: islamcılık, islamla aynı şey değildir hatta islamın temel amentüsüyle uyuşmayan, ona zarar veren bir harekettir; islamcılık, dinin kutsallıktan uzaklaşmasının ve dünyevileşmesinin bir aracıdır. islamcılığın islami olmadığı tezini bilimsel literatür temelinde ortaya koyan bu eserde himmet hülür ve ahmet kalender din sosyolojisi alanına cesur ve eşsiz bir katkıda bulunmuşlardır.
kitabın teorik yaklaşımıyla ilgili olarak şu saptamaları yapmak mümkündür: türkiye'de sosyo-politik tutumları dindarlık açısından analiz eden en kapsamlı ve nitelikli çalışmalardan biridir. siyasal gündemimizin temel konularından biri olan dindarlık ve dini ideolojiler, bu konuyla ilgili literatür ve yaklaşımlara derinlemesine yer verilmekte ve incelenmektedir. eser, dini bir yaşantı sürdüren mütedeyyinler ile dini ideolojileri savunanlar arasında açık bir ayrım yapmaktadır. bu açıdan mütedeyyin insanlara veya dinini yaşayanlara değil de dini temsil ettiğini ileri süren ancak dini araçsallaştırarak içini boşaltan islamcılığa yönelik eleştirel bir analiz ortaya koymaktadır. weber ve frankfurt okulu çizgisinde ortaya konulan bu analizde islamcılığın dini inancın ve değerlerin içinin boşaltılmasında ve araçsallaşmasında oynadığı role dikkat çekilmektedir. böyle bir bakış açısı klasik laik-dindar kutuplaşmasını reddetmekte, bu ayrımın, sekülerleşme sürecini gizlediği vurgulanarak marksist gelenekteki ideoloji eleştirilerinden yararlanılmaktadır. böylece kapitalizm ve kültür endüstrisinin dini alan üzerinde egemenliğini nasıl kurduğu gösterilmektedir. islamcı ideoloji, hem dini alanda meydana gelen bu sekülerleşmenin görülmesini engellemekte hem de bu sekülerleşmeden yararlanmaktadır. bu bakımdan islamcı ideoloji, kutsal bir içeriğe değil dünyevi bir içeriğe sahip görülmektedir. eserde islamcılık konusunda teorik terimlerle yürütülen tartışmayı şu ifadelerle özetleyebileceğimiz kanaatindeyim: islamcılık, islamla aynı şey değildir hatta islamın temel amentüsüyle uyuşmayan, ona zarar veren bir harekettir; islamcılık, dinin kutsallıktan uzaklaşmasının ve dünyevileşmesinin bir aracıdır. islamcılığın islami olmadığı tezini bilimsel literatür temelinde ortaya koyan bu eserde himmet hülür ve ahmet kalender din sosyolojisi alanına cesur ve eşsiz bir katkıda bulunmuşlardır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar