bugün
- ben geldim kerkenezler18
- claudian clouds22
- hoppili gillini ve ömer yıldırım4
- gollumun gözü yüzükte6
- iyi parti17
- 777 diyen erkolar7
- sözlüğün en sevilmeyen yazarları7
- yapay zekaya entry yazdıran yazar5
- enes kanter2
- ikizler burcu erkeği akrep kadını ilişkisi10
- saçını pembeye boyayan erkek6
- sözlükten soğuma nedenleri13
- evde boxer ile dolaşmak2
- simko316
- mehdi aleyhisselam6
- hoppili gillini ve sincan bebeleri4
- yırtık boxer giyen erkek3
- tekken tag tournament2
- kısır7
- beşiktaş7
- gün tabağı5
- artık neden savaşlar çıkmıyor2
- en son alınan iltifat3
- akrep burcu kini7
- 0 0 76
- kendi sorumluluğunu almak4
- sevgiliye sorulan ilginç sorular4
- cep telefonu kılıfı2
- hınç3
- sürekli türkçülerin soyunu araştıran kürtçü10
- ismet gürbüz9
- insanın en büyük ilham kaynağı iblis tir4
- hamburger date6
- pizza yemek8
- halife mehdi ismet4
- aleksey batrakov12
- sözlük ırkçıları8
- çağla idi3
- friedrich hegel la bi cay icek9
- sigara ve kahve2
- alttaki yazara motto ver16
- çerçeve yasa35
- ince telli saç3
- 17 ağustos 1999 gölcük depremi9
- amedspor14
- arkadaşlar neden beni kimse sevmiyor5
- üsteki yazara güzel bir şey söyle10
- zerzevat2
- sahibinden com salakları4
- kasları parçalamak2
Albert camus tarafından 1942 yılında yazılmış ve büyük ses getirmiş sayfa olarak kısa , etki olarak uzun bir eser. benim de yazarla tanışmam bu kitapla oldu. Tabii Alper kamuyu saymazsak. *
Roman, kahramanımız(!) meursaultın topluma yabancılaşmasını anlatıyor. Ya da her şeyiyle nesnel bir yaşam tarzını betimlemesi diyelim. Bu kitap için söylenecek tek kelime kayıtsızlık olsa gerek. benim için farketmez... **
Madem ki sonunda hepimiz öleceğiz ve her şey boş ; öyleyse ben seni öldürebilirim. Çünkü senin yaşaman da anlamsız. Ölsen ne değişecek ki? peki Buna kim karar veriyor? Ben! Ama o olmaz öyle...gelgelelim Son ana kadarki kararlılığı ve kendinden emin hali bana bazarovu hatırlattı niyeyse. Okuyuverin işte.
--spoiler--
[+] Giyindiğimizde , siyah kravat takmış olduğumu görünce pek şaştı , yas mı tutuyorsun? diye sordu. Ona annemin öldüğünü söyledim. Ne zaman öldüğünü sordu. Dün diye cevap verdim. Hafifçe irkildi ama bir şey söylemedi. Ona , kabahat benim değil diyecek oldum ama bu sözü daha önce patrona da söylediğimi düşünerek vazgeçtim. Zaten hiçbir anlamı yoktu bunun. insan ne de olsa daima biraz kabahatlidir.
[+] Ot şilteyle kerevetin arasında kumaşa hemen hemen yapışmış , sararıp şeffaf hale gelmiş bir eski gazete parçası bulmuştum. Gazetede , başı olmayan bir üçüncü sayfa vakası anlatılmaktaydı , olay çekoslovakyada geçmiş olmalıydı. Bir adam, para kazanmak için bir çek köyünden kalkıp yola çıkmıştı. 25 yıl sonra zengin olmuş , karısı ve bir çocuğuyla beraber memlekete dönmüştü. Doğduğu köyde annesi , kız kardeşiyle beraber bir otel işletmekteydi. Adam onlara sürpriz olsun diye karısıyla çocuğunu başka bir otele bırakıp annesinin işlettiği otele gitmiş , fakat içeriye girdiğinde annesi onu tanımamıştı. Adam şaka olsun diye bir oda tutmuş. Sonra da cebindeki parayı göstermiş. Geceleyin , annesiyle kız kardeşi kafasına çekiçle vura vura adamcağızı öldürüp parasını çalmış , ölüsünü ırmağa atmışlar. Sabah karısı çıkagelmiş , işin içyüzünü bilmeden, yolcunun kim olduğunu onlara anlatmış. Bunun üzerine anne kendini asmış, kız kardeş bir kuyuda intihar etmişti. Bu hikayeyi belki binlerce defa okudum. Bir yanıyla inanılmaz bir şeydi bu. Öbür yanıyla da doğaldı. Yolcunun bunu biraz hakettiğini düşündüm, insan hiçbir zaman böyle şakalar yapmamalı.
[+] Annem hep insanın tam anlamıyla mutsuz olamayacağını söylerdi.
--spoiler--
Roman, kahramanımız(!) meursaultın topluma yabancılaşmasını anlatıyor. Ya da her şeyiyle nesnel bir yaşam tarzını betimlemesi diyelim. Bu kitap için söylenecek tek kelime kayıtsızlık olsa gerek. benim için farketmez... **
Madem ki sonunda hepimiz öleceğiz ve her şey boş ; öyleyse ben seni öldürebilirim. Çünkü senin yaşaman da anlamsız. Ölsen ne değişecek ki? peki Buna kim karar veriyor? Ben! Ama o olmaz öyle...gelgelelim Son ana kadarki kararlılığı ve kendinden emin hali bana bazarovu hatırlattı niyeyse. Okuyuverin işte.
--spoiler--
[+] Giyindiğimizde , siyah kravat takmış olduğumu görünce pek şaştı , yas mı tutuyorsun? diye sordu. Ona annemin öldüğünü söyledim. Ne zaman öldüğünü sordu. Dün diye cevap verdim. Hafifçe irkildi ama bir şey söylemedi. Ona , kabahat benim değil diyecek oldum ama bu sözü daha önce patrona da söylediğimi düşünerek vazgeçtim. Zaten hiçbir anlamı yoktu bunun. insan ne de olsa daima biraz kabahatlidir.
[+] Ot şilteyle kerevetin arasında kumaşa hemen hemen yapışmış , sararıp şeffaf hale gelmiş bir eski gazete parçası bulmuştum. Gazetede , başı olmayan bir üçüncü sayfa vakası anlatılmaktaydı , olay çekoslovakyada geçmiş olmalıydı. Bir adam, para kazanmak için bir çek köyünden kalkıp yola çıkmıştı. 25 yıl sonra zengin olmuş , karısı ve bir çocuğuyla beraber memlekete dönmüştü. Doğduğu köyde annesi , kız kardeşiyle beraber bir otel işletmekteydi. Adam onlara sürpriz olsun diye karısıyla çocuğunu başka bir otele bırakıp annesinin işlettiği otele gitmiş , fakat içeriye girdiğinde annesi onu tanımamıştı. Adam şaka olsun diye bir oda tutmuş. Sonra da cebindeki parayı göstermiş. Geceleyin , annesiyle kız kardeşi kafasına çekiçle vura vura adamcağızı öldürüp parasını çalmış , ölüsünü ırmağa atmışlar. Sabah karısı çıkagelmiş , işin içyüzünü bilmeden, yolcunun kim olduğunu onlara anlatmış. Bunun üzerine anne kendini asmış, kız kardeş bir kuyuda intihar etmişti. Bu hikayeyi belki binlerce defa okudum. Bir yanıyla inanılmaz bir şeydi bu. Öbür yanıyla da doğaldı. Yolcunun bunu biraz hakettiğini düşündüm, insan hiçbir zaman böyle şakalar yapmamalı.
[+] Annem hep insanın tam anlamıyla mutsuz olamayacağını söylerdi.
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar