bugün
- sinirlenince yaptığınız şeyler9
- arkadaşlar artık kombinlerinizi görmek istemiyoruz6
- sözlük kızlarının bugünkü kombinleri23
- sözlüğe fotoğrafımı atacağım8
- sözlük erkeklerinin bugünkü kombinleri10
- yaşar dinleyen erkek8
- yazarların 80 lerde nasıl göründüğü36
- avm gezme kültürü7
- ince belli kızlar bakar mısınız6
- moğol cb'nın 100 kg ağırlıkla 20 tekrar yapması3
- gocu kaç yaşında7
- gocu31
- atatürk diyor ki3
- yaprak sarması seven insan2
- tabağındaki yemeği bitiremeyen erkek5
- yaşlandıkça ölüme yaklaşmak4
- ezginin günlüğü açıp tek başına uzun yola çıkmak6
- tavuk döner sırasında hayatının aşkına rastlamak6
- öcalan için imralı da ev inşa edilmesi10
- yeni parti tüzüğü5
- balık etli kızlar bakar mısınız3
- çirkin insanlara acımasızca davranmak2
- kahvaltı9
- çocuğunu bir proje olarak gören ebeveyn2
- sözlüğe elini atan erkeğin namusu27
- nakit para taşımamak3
- nakit para akışı2
- claude'un savaş ve casuslukta kullanılması5
- muhafazakar eşcinsel4
- sözlük yazarlarına güvenmek19
- öcalan için bahçeli ve konforlu bir ev yapılması6
- tissot la loche4
- akp'li şamil tayyar'ın mutlak butlan açıklaması2
- pizzanın kenarlarını yemeyen erkek4
- nişantaşı nda 36 lı tuvalet kağıdıyla yürümek4
- her şeyin mizahı yapılmalı mı18
- sanane demek yanlıştır4
- aykolik bugün acaba nereyi gezecek3
- sıcak içeceği soğutarak içen insan3
- başım belada2
- boyumun 2 cm kısalması22
- küpe takan adama kız vermem diyen baba10
- insanın kendisine benzeyen kişiden hoşlanmaması6
- göbeklitepe de dikilen ilk sütunlar2
- regl ağrısı çeken sevgiliye yapılacaklar12
- uyudun mu mesajı14
- lahmacuna ketçap sıkmak3
- dolma biberin kabuğunu yemeyen insan5
- çorapla uyuyan erkek3
- çay tabağındaki çayı kafaya dikmek3
Çalıntı cümleler geliyor kulağıma. Oturup dinlemek zorunda kalıyorum. Engel olamıyorum kendime ve sonunda kulak verdiğim için hırsıza yardım ve yataklıktan suçluyorum kendimi. Beyin Tutulması diyorum.
Senede kaç kere âşık olunuyorsa o kadar meydana geliyor tutulma. Çıplak seyretmemek lâzım. Çıplaklık samimi değil, masumiyeti öldürüyor ve sonunda masumiyet ölünce tutulma sona eriyor. Tutulma bitince de beyin kapatılıp koltuk altına giriyor. Kazanan yok bu oyunda.
Son zamanlarda beynim çin lokantasında böcek yiyen insanlara benziyor. Kemiriyor içten içe. Her ısırıkta farklı şekillere bürünüyor, tanıyamıyorum kendimi. En son dalgası eksik olmayan bir okyanusu andırıyor. Tam ortasında bir Kız Kulesi, tek umudum Akıntıya kaptırmıyor kendini, kemirgenlerden korkup kaçmıyor, duruyor olduğu yerde. Cesaret aşılıyor, beni yanına çağırıyor. Param yetmiyor tekne kiralamaya. Geceleri tahta çalıyorum köy evlerinin önünden. Beynim zaten tutuklu, ellerim hırsız olmuş ne fark eder. Tahtalar yıkıcı değil, yapıcı. Birleşiyorlar, el ele veriyorlar ve beni umuda taşımaya hazırlanıyorlar. Akıntı beni de korkutmuyor ama tahtaların gücü yetmiyor. Elleri kayıyor birbirinden, su sızıyor aralarından. Batmak çok mühim değil de Kız Kulesi ne olacak şimdi? Bir başına kalacak, öne eğecek yine kafasını. Sorun değil restorasyon edilir diyor birileri. Restorasyon ne bilmiyorum ama gülerek söylüyorlar; iyi bir şey olduğuna inanıyorum. Hiç de öyle olmuyor. Birileri geliyor yine; onların parası var tekne kiralayabilmişler. Rahat ulaşıyorlar Kız Kulesine. Söylesem beni de götürürler miydi acaba? Sanmam. Başlıyorlar çalışmalara, kandırıyorlar onu da beni de. Makyaj yapıyorlar Kuleme. Yapmayın diye bağırıyorum, rüzgâr dağıtıyor sesimi. Rüzgar yapıcı değil, yıkıcı. Tahtalar olsaydı iletirlerdi isyanımı. Kız kulesi makyaj yapmayı sevmez ama gülümsüyor şimdi. Başı dikleşiyor, eskisi gibi ihtişamlı olmasa da. Yüzü gülümsüyor, isteyerek değil makyaj zoruyla. O da mutlu değil biliyorum. Yapaylaştırıyorlar, herkes gibi. Uzaklaştırıyorlar, karakterini değiştiremiyorlar ama. Bastırıyorlar üzerine, çiğniyorlar benliğini. O an geçmişimi yitiriyorum, geçmişimizi. Göz yaşlarıma engel olamıyorum. Kız kulesi de ağlıyor karşımda belki makyajı akar umuduyla; biliyorum. Akmıyor.
Kulemi alıyorlar benden izinsiz. Kim hırsız karar veremiyorum. Ya sadece ben hırsızım ya da herkes hırsız bir tek o hariç. Dalgalara göğüs geren umudum daha fazla dayanamıyor. Üzme beni, dayanabilirdin.
Her sabah geçiyorum karşısına, sahlep söylüyorum bol tarçınlı. Tarçın kokusu huzur verirdi eskiden. Rüzgâr tarçınımı kız kulesine üflerdi. Onda da bir tebessüm. Artık rüzgârlar da düşman bana. Sahlep yetmiyor, bir de kahve söylüyorum. Ben ağlıyorum, karşımda kız kulesi ağlıyor. Kimse görmüyor, bilmiyor. Martılar dumanımı götürüyor ona. O da ağlıyor, deniz kabarıyor. Ben ağlıyorum, kahvem soğuyor.
Senede kaç kere âşık olunuyorsa o kadar meydana geliyor tutulma. Çıplak seyretmemek lâzım. Çıplaklık samimi değil, masumiyeti öldürüyor ve sonunda masumiyet ölünce tutulma sona eriyor. Tutulma bitince de beyin kapatılıp koltuk altına giriyor. Kazanan yok bu oyunda.
Son zamanlarda beynim çin lokantasında böcek yiyen insanlara benziyor. Kemiriyor içten içe. Her ısırıkta farklı şekillere bürünüyor, tanıyamıyorum kendimi. En son dalgası eksik olmayan bir okyanusu andırıyor. Tam ortasında bir Kız Kulesi, tek umudum Akıntıya kaptırmıyor kendini, kemirgenlerden korkup kaçmıyor, duruyor olduğu yerde. Cesaret aşılıyor, beni yanına çağırıyor. Param yetmiyor tekne kiralamaya. Geceleri tahta çalıyorum köy evlerinin önünden. Beynim zaten tutuklu, ellerim hırsız olmuş ne fark eder. Tahtalar yıkıcı değil, yapıcı. Birleşiyorlar, el ele veriyorlar ve beni umuda taşımaya hazırlanıyorlar. Akıntı beni de korkutmuyor ama tahtaların gücü yetmiyor. Elleri kayıyor birbirinden, su sızıyor aralarından. Batmak çok mühim değil de Kız Kulesi ne olacak şimdi? Bir başına kalacak, öne eğecek yine kafasını. Sorun değil restorasyon edilir diyor birileri. Restorasyon ne bilmiyorum ama gülerek söylüyorlar; iyi bir şey olduğuna inanıyorum. Hiç de öyle olmuyor. Birileri geliyor yine; onların parası var tekne kiralayabilmişler. Rahat ulaşıyorlar Kız Kulesine. Söylesem beni de götürürler miydi acaba? Sanmam. Başlıyorlar çalışmalara, kandırıyorlar onu da beni de. Makyaj yapıyorlar Kuleme. Yapmayın diye bağırıyorum, rüzgâr dağıtıyor sesimi. Rüzgar yapıcı değil, yıkıcı. Tahtalar olsaydı iletirlerdi isyanımı. Kız kulesi makyaj yapmayı sevmez ama gülümsüyor şimdi. Başı dikleşiyor, eskisi gibi ihtişamlı olmasa da. Yüzü gülümsüyor, isteyerek değil makyaj zoruyla. O da mutlu değil biliyorum. Yapaylaştırıyorlar, herkes gibi. Uzaklaştırıyorlar, karakterini değiştiremiyorlar ama. Bastırıyorlar üzerine, çiğniyorlar benliğini. O an geçmişimi yitiriyorum, geçmişimizi. Göz yaşlarıma engel olamıyorum. Kız kulesi de ağlıyor karşımda belki makyajı akar umuduyla; biliyorum. Akmıyor.
Kulemi alıyorlar benden izinsiz. Kim hırsız karar veremiyorum. Ya sadece ben hırsızım ya da herkes hırsız bir tek o hariç. Dalgalara göğüs geren umudum daha fazla dayanamıyor. Üzme beni, dayanabilirdin.
Her sabah geçiyorum karşısına, sahlep söylüyorum bol tarçınlı. Tarçın kokusu huzur verirdi eskiden. Rüzgâr tarçınımı kız kulesine üflerdi. Onda da bir tebessüm. Artık rüzgârlar da düşman bana. Sahlep yetmiyor, bir de kahve söylüyorum. Ben ağlıyorum, karşımda kız kulesi ağlıyor. Kimse görmüyor, bilmiyor. Martılar dumanımı götürüyor ona. O da ağlıyor, deniz kabarıyor. Ben ağlıyorum, kahvem soğuyor.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar