bugün
- sözlüğe gelince alınan koku8
- kimseyi memnun edememek4
- insanın bu hayattaki amacı8
- erikli su5
- 20 li yaşların çabuk geçmesi12
- yaşadım demek için ne yapmalı10
- ışıktan daha hızlı olan şey5
- gulmekicinyaratilmis4
- intihar etmek3
- yaya geçidinde yayaya yol vermemek3
- yabancı yatırımcı neden türkiyeye yatırım yapsın6
- türklerin yunan adalarına tatile gitme nedeni7
- sistemin bizi paralı köle yaptığı gerçeği2
- yeni sevgilide olması istenen özellikler5
- chp içindeki alevi sünni kamplaşması8
- idare etme aynen iade et2
- a milli takıma 15 milyon euro prim verilmesi6
- peş peşe iki aracın çarptığı 4 yaşındaki çocuk2
- murat kurum3
- ab'nin türkiye'deki terör örgütlerini beslemesi4
- flörtlerin ilişkiye dönmeme sebebi5
- beşiktaş gain fenerbahçe beko maçı3
- otobüs2
- akademisyen egosu2
- teoman duralı2
- milli takımın 6 puanla grubu lider bitirmesi2
- ortamda herkesi birbirine dolduran kadın2
- mel mel bakan gibson abazanlığı2
- ona bir şey söyle20
- ketçapla güzel giden yiyecekler12
- anın görüntüsü18
- altılı masa diye kıçını yırtıp sonra dama çıkmak2
- 10 yıl sonraki haline bir mesaj bırak12
- imamoğlu abd ingiliz ve almanların bir projesiydi11
- son 20 yılın en gıcık lafı16
- aleyna tilki'nin konserde verdiği efsane frikik12
- kız arkadaşının giyimine karışmayan erkek22
- 10 lu yaşların çabuk geçmesi2
- sigarayı tersten yakmak9
- antidepresan kullanmamış erkek bulmanın zorluğu8
- zamanda yolculuk5
- çocuğa yabancı isimler vermek9
- 16 haziran 2026 fransa senegal maçı9
- 12 saat çalışmak7
- 14 haziran 2026 avustralya türkiye maçı58
- hep kendini suçlamak12
- insan sanatsal bir varlıktır7
- bedava dopaminin bazen işe yaraması7
- türkiye nin en güzel kızlarına sahip şehirleri6
- eşek sucuğu7
Çalıntı cümleler geliyor kulağıma. Oturup dinlemek zorunda kalıyorum. Engel olamıyorum kendime ve sonunda kulak verdiğim için hırsıza yardım ve yataklıktan suçluyorum kendimi. Beyin Tutulması diyorum.
Senede kaç kere âşık olunuyorsa o kadar meydana geliyor tutulma. Çıplak seyretmemek lâzım. Çıplaklık samimi değil, masumiyeti öldürüyor ve sonunda masumiyet ölünce tutulma sona eriyor. Tutulma bitince de beyin kapatılıp koltuk altına giriyor. Kazanan yok bu oyunda.
Son zamanlarda beynim çin lokantasında böcek yiyen insanlara benziyor. Kemiriyor içten içe. Her ısırıkta farklı şekillere bürünüyor, tanıyamıyorum kendimi. En son dalgası eksik olmayan bir okyanusu andırıyor. Tam ortasında bir Kız Kulesi, tek umudum Akıntıya kaptırmıyor kendini, kemirgenlerden korkup kaçmıyor, duruyor olduğu yerde. Cesaret aşılıyor, beni yanına çağırıyor. Param yetmiyor tekne kiralamaya. Geceleri tahta çalıyorum köy evlerinin önünden. Beynim zaten tutuklu, ellerim hırsız olmuş ne fark eder. Tahtalar yıkıcı değil, yapıcı. Birleşiyorlar, el ele veriyorlar ve beni umuda taşımaya hazırlanıyorlar. Akıntı beni de korkutmuyor ama tahtaların gücü yetmiyor. Elleri kayıyor birbirinden, su sızıyor aralarından. Batmak çok mühim değil de Kız Kulesi ne olacak şimdi? Bir başına kalacak, öne eğecek yine kafasını. Sorun değil restorasyon edilir diyor birileri. Restorasyon ne bilmiyorum ama gülerek söylüyorlar; iyi bir şey olduğuna inanıyorum. Hiç de öyle olmuyor. Birileri geliyor yine; onların parası var tekne kiralayabilmişler. Rahat ulaşıyorlar Kız Kulesine. Söylesem beni de götürürler miydi acaba? Sanmam. Başlıyorlar çalışmalara, kandırıyorlar onu da beni de. Makyaj yapıyorlar Kuleme. Yapmayın diye bağırıyorum, rüzgâr dağıtıyor sesimi. Rüzgar yapıcı değil, yıkıcı. Tahtalar olsaydı iletirlerdi isyanımı. Kız kulesi makyaj yapmayı sevmez ama gülümsüyor şimdi. Başı dikleşiyor, eskisi gibi ihtişamlı olmasa da. Yüzü gülümsüyor, isteyerek değil makyaj zoruyla. O da mutlu değil biliyorum. Yapaylaştırıyorlar, herkes gibi. Uzaklaştırıyorlar, karakterini değiştiremiyorlar ama. Bastırıyorlar üzerine, çiğniyorlar benliğini. O an geçmişimi yitiriyorum, geçmişimizi. Göz yaşlarıma engel olamıyorum. Kız kulesi de ağlıyor karşımda belki makyajı akar umuduyla; biliyorum. Akmıyor.
Kulemi alıyorlar benden izinsiz. Kim hırsız karar veremiyorum. Ya sadece ben hırsızım ya da herkes hırsız bir tek o hariç. Dalgalara göğüs geren umudum daha fazla dayanamıyor. Üzme beni, dayanabilirdin.
Her sabah geçiyorum karşısına, sahlep söylüyorum bol tarçınlı. Tarçın kokusu huzur verirdi eskiden. Rüzgâr tarçınımı kız kulesine üflerdi. Onda da bir tebessüm. Artık rüzgârlar da düşman bana. Sahlep yetmiyor, bir de kahve söylüyorum. Ben ağlıyorum, karşımda kız kulesi ağlıyor. Kimse görmüyor, bilmiyor. Martılar dumanımı götürüyor ona. O da ağlıyor, deniz kabarıyor. Ben ağlıyorum, kahvem soğuyor.
Senede kaç kere âşık olunuyorsa o kadar meydana geliyor tutulma. Çıplak seyretmemek lâzım. Çıplaklık samimi değil, masumiyeti öldürüyor ve sonunda masumiyet ölünce tutulma sona eriyor. Tutulma bitince de beyin kapatılıp koltuk altına giriyor. Kazanan yok bu oyunda.
Son zamanlarda beynim çin lokantasında böcek yiyen insanlara benziyor. Kemiriyor içten içe. Her ısırıkta farklı şekillere bürünüyor, tanıyamıyorum kendimi. En son dalgası eksik olmayan bir okyanusu andırıyor. Tam ortasında bir Kız Kulesi, tek umudum Akıntıya kaptırmıyor kendini, kemirgenlerden korkup kaçmıyor, duruyor olduğu yerde. Cesaret aşılıyor, beni yanına çağırıyor. Param yetmiyor tekne kiralamaya. Geceleri tahta çalıyorum köy evlerinin önünden. Beynim zaten tutuklu, ellerim hırsız olmuş ne fark eder. Tahtalar yıkıcı değil, yapıcı. Birleşiyorlar, el ele veriyorlar ve beni umuda taşımaya hazırlanıyorlar. Akıntı beni de korkutmuyor ama tahtaların gücü yetmiyor. Elleri kayıyor birbirinden, su sızıyor aralarından. Batmak çok mühim değil de Kız Kulesi ne olacak şimdi? Bir başına kalacak, öne eğecek yine kafasını. Sorun değil restorasyon edilir diyor birileri. Restorasyon ne bilmiyorum ama gülerek söylüyorlar; iyi bir şey olduğuna inanıyorum. Hiç de öyle olmuyor. Birileri geliyor yine; onların parası var tekne kiralayabilmişler. Rahat ulaşıyorlar Kız Kulesine. Söylesem beni de götürürler miydi acaba? Sanmam. Başlıyorlar çalışmalara, kandırıyorlar onu da beni de. Makyaj yapıyorlar Kuleme. Yapmayın diye bağırıyorum, rüzgâr dağıtıyor sesimi. Rüzgar yapıcı değil, yıkıcı. Tahtalar olsaydı iletirlerdi isyanımı. Kız kulesi makyaj yapmayı sevmez ama gülümsüyor şimdi. Başı dikleşiyor, eskisi gibi ihtişamlı olmasa da. Yüzü gülümsüyor, isteyerek değil makyaj zoruyla. O da mutlu değil biliyorum. Yapaylaştırıyorlar, herkes gibi. Uzaklaştırıyorlar, karakterini değiştiremiyorlar ama. Bastırıyorlar üzerine, çiğniyorlar benliğini. O an geçmişimi yitiriyorum, geçmişimizi. Göz yaşlarıma engel olamıyorum. Kız kulesi de ağlıyor karşımda belki makyajı akar umuduyla; biliyorum. Akmıyor.
Kulemi alıyorlar benden izinsiz. Kim hırsız karar veremiyorum. Ya sadece ben hırsızım ya da herkes hırsız bir tek o hariç. Dalgalara göğüs geren umudum daha fazla dayanamıyor. Üzme beni, dayanabilirdin.
Her sabah geçiyorum karşısına, sahlep söylüyorum bol tarçınlı. Tarçın kokusu huzur verirdi eskiden. Rüzgâr tarçınımı kız kulesine üflerdi. Onda da bir tebessüm. Artık rüzgârlar da düşman bana. Sahlep yetmiyor, bir de kahve söylüyorum. Ben ağlıyorum, karşımda kız kulesi ağlıyor. Kimse görmüyor, bilmiyor. Martılar dumanımı götürüyor ona. O da ağlıyor, deniz kabarıyor. Ben ağlıyorum, kahvem soğuyor.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar