bugün
- guyana4
- bosna hersek3
- düşün ki o bunu okuyor17
- cezayir2
- 26 haziran 2026 türkiye abd maçı6
- bir insana inanmak2
- arnavutluk2
- velvet13
- dünya5
- belçika2
- kolu kıllı kız3
- kadınları cinsel obje olarak gören erkek6
- sözlük kızlarının vücutları15
- hızlı para kazanmanın yolları4
- ingiliz şapkası takmıyor diye türkleri asmak10
- chp'li 17 belediye başkanının akp'ye geçmesi14
- türk moğol kardeştir3
- özbekistan3
- nato zirvesi3
- fakirin sevmesi hak mıdır6
- fransa2
- gülüm diyen kız10
- falıma bakmak isteyen var mı24
- portekiz3
- yılmaz güney12
- kuzenin içine boşalmak14
- ahududu2
- 2026 dünya kupası20
- dolandırılan insanların genel özellikleri9
- her şeye saygı duyulması gerekir6
- arap gibi giyinerek sevap kazandığını sanan tip10
- üşengeçlikten 1 ay banyo yapmamak6
- aşk her şeyi affeder mi4
- futbol13
- coğrafya2
- eskiden sevilen kızı görünce gelen mide bulantısı4
- gün gelecek dün olacak5
- iveco daily3
- okullarda zorunlu din dersi meselesi5
- kafirlerin dünyaya kazandırdıkları8
- kılıçdaroğlu cemaati4
- meslek lisesi vs imam hatip lisesi7
- haram ile cömertlik yapmak3
- kemal kılıçdaroğlu18
- insanın bilebilen bir varlık olması4
- yılmaz güney hayranı solcu feminist3
- otokar sultan2
- kadınlar başımızın tacıdır2
- chp'nin belediyeleri kaybedecek olması2
- yazarların saç şekillendirme taktikleri3
bir tanrının varlığına inanmayan kişidir. bir tanrının olmadığına inanan kişi değildir. bu iki cümle yakın görünmekle beraber aslında farklıdır.
"inancın" iki anlamı vardır. biri, varlığı bilimsel olarak ispatlanmamış ama var olduğu iddia edilen bir varlığa veya bir olaya inanmaktır. diğeri subjektif (kişiden kişiye değişen) bir görüşe katılmaktır. örneğin "bana beyazın yakıştığına inanıyorum".
"inancı" ilk anlamıyla değerlendirirsek, ateistler "inanmazlar". inanmak için bir sebep bulamazlar. bilimin somut kanıtlara dayanan izahatlarına güvenmeleri "inanmak" anlamına gelmez. "bilmek" anlamına gelir. örneğin elektriğin var olduğuna "inanmayız" gerçekte.. biliriz. çünkü test edilebilir, çünkü kullanılabilir, çünkü gözlemlenebilir... "elektriğin var olduğuna inanıyorum" da denebilir ama maalesef bu cümlenin doğru kabul edilmesi, onbinlerce yıllık inanç geçmişinin dilimizdeki eseridir. aslında doğru bir cümle değildir. bize doğru gelir.
bilimin henüz açıklayamadığı konular ise "bilinmezlik" hanesine yazılır. geçmişte "şimşeğin nasıl oluştuğu" bile bilinmezlik hanesindeydi. artık değil... ateist bilinmezliklere bilim dışı izahat arama peşinde olan insan değildir. bilinmiyorsa bilmediğini kabul eder. bilim insanıysa bilinir hale getirmeye çalışır. "inanan" ise bilinmezliğe getirilen bilim dışı bir izahatlardan birine (genellikle ailesinin inanışına göre belirlenir) inanan kişidir.
inananların cahil olmayanları da "inanç" ile "bilmek" arasındaki farkın farkındadırlar. inanmak, bilmek demek değildir. hep beraber odanın ortasında duran bir masaya baksak, o masanın var olduğuna "inanmayız", "biliriz".
keza ateistler, inanmanın ve hele herkesin hem fikir olmadığı bir iddiaya inanmanın neden bir "meziyet", inanmamanın neden "bir suç" olarak görüldüğünü de anlamazlar. evet, yeryüzünde çok sayıda inanç var. birbirinden farklılar. her birine geniş insan kitleleri "inanıyor". ama inananlar diğer inananların inandığına inanmıyor. durum böyleyken doğruluğu kanıtlanamayan bir varlığa veya bir dine "inanmak" neden bir meziyet olsun? birileri bir tanrının var olduğunu, kendileriyle konuştuğunu ve böyle söylediğini bildirdiği için mi? yani bir insanın ortaya koyduğu bir iddiaya inanmak "meziyet", inanmamak "büyük suç" öyle mi? garip...
çoğu kişinin anlayacağını sanmıyorum ama yorumumu "Bernard Russell'ın Çaydanlığı"örneğini vererek bitireyim:
http://tr.wikipedia.org/w...7aydanl%C4%B1%C4%9F%C4%B1
"inancın" iki anlamı vardır. biri, varlığı bilimsel olarak ispatlanmamış ama var olduğu iddia edilen bir varlığa veya bir olaya inanmaktır. diğeri subjektif (kişiden kişiye değişen) bir görüşe katılmaktır. örneğin "bana beyazın yakıştığına inanıyorum".
"inancı" ilk anlamıyla değerlendirirsek, ateistler "inanmazlar". inanmak için bir sebep bulamazlar. bilimin somut kanıtlara dayanan izahatlarına güvenmeleri "inanmak" anlamına gelmez. "bilmek" anlamına gelir. örneğin elektriğin var olduğuna "inanmayız" gerçekte.. biliriz. çünkü test edilebilir, çünkü kullanılabilir, çünkü gözlemlenebilir... "elektriğin var olduğuna inanıyorum" da denebilir ama maalesef bu cümlenin doğru kabul edilmesi, onbinlerce yıllık inanç geçmişinin dilimizdeki eseridir. aslında doğru bir cümle değildir. bize doğru gelir.
bilimin henüz açıklayamadığı konular ise "bilinmezlik" hanesine yazılır. geçmişte "şimşeğin nasıl oluştuğu" bile bilinmezlik hanesindeydi. artık değil... ateist bilinmezliklere bilim dışı izahat arama peşinde olan insan değildir. bilinmiyorsa bilmediğini kabul eder. bilim insanıysa bilinir hale getirmeye çalışır. "inanan" ise bilinmezliğe getirilen bilim dışı bir izahatlardan birine (genellikle ailesinin inanışına göre belirlenir) inanan kişidir.
inananların cahil olmayanları da "inanç" ile "bilmek" arasındaki farkın farkındadırlar. inanmak, bilmek demek değildir. hep beraber odanın ortasında duran bir masaya baksak, o masanın var olduğuna "inanmayız", "biliriz".
keza ateistler, inanmanın ve hele herkesin hem fikir olmadığı bir iddiaya inanmanın neden bir "meziyet", inanmamanın neden "bir suç" olarak görüldüğünü de anlamazlar. evet, yeryüzünde çok sayıda inanç var. birbirinden farklılar. her birine geniş insan kitleleri "inanıyor". ama inananlar diğer inananların inandığına inanmıyor. durum böyleyken doğruluğu kanıtlanamayan bir varlığa veya bir dine "inanmak" neden bir meziyet olsun? birileri bir tanrının var olduğunu, kendileriyle konuştuğunu ve böyle söylediğini bildirdiği için mi? yani bir insanın ortaya koyduğu bir iddiaya inanmak "meziyet", inanmamak "büyük suç" öyle mi? garip...
çoğu kişinin anlayacağını sanmıyorum ama yorumumu "Bernard Russell'ın Çaydanlığı"örneğini vererek bitireyim:
http://tr.wikipedia.org/w...7aydanl%C4%B1%C4%9F%C4%B1
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar