bugün
- tai lung43
- en fazla cinsel suçun işlendiği ülkeler17
- sözlüğe kombin atan erkeğin asıl amacı12
- enayimiknatisii18
- izmirbeyefendisi6
- dinlerin uydurma olduğu gerçeği13
- lise mezunu olup ateist olan tip8
- sevgilim var8
- masklavinin akepeyi hiç eleştirmemesi29
- başlıkta tek eksilenen entry'nin sana ait olması3
- bu dünya hayatının ebedi olması4
- salça yapan sözlük kızı4
- durduramazsınız ak parti geliyor9
- anın görüntüsü23
- allah beni cennete alacak mı diye endişelenmek5
- sözlük erkeklerinin kombinleri9
- keçiboynuzu5
- sevmediği biri okşayınca ayağını sirkeleyen kedi3
- sevgi ihtiyacını 31 çekerek karşılamak11
- salçalı sosisli makarna2
- tantuni2
- israil olmasa orta doğu nasıl olurdu11
- chp değişir mi2
- ateistlerin kendilerin fazla akıllı zannetmeleri3
- chp projeleri2
- deizm4
- rahat yaşamak3
- kızlarda jetonun düştüğü yaş2
- sol çomar2
- kombin atıp kız düşüren erkek yazar4
- melih gökçek14
- iç anadolu çomarı2
- yeni parti'nin kürtçü olması14
- dünyanın lojistik merkezi türkiye2
- yeni bir sayfa açsan ilk ne yazardın2
- oy verdiğim partiyi niye eleştireyim14
- salata ile başlanan gün7
- avrupa daki tecavüzcülerin ırklarına göre dağılımı3
- sarapci koala54
- tayland a giden erkeğin asıl amacı6
- sadece 4000 kişi kalmış olması10
- 4 eylül 2026 başakşehir galatasaray maçı10
- kan lekesi çıkartan deterjan reklamları4
- sürekli kötü konularla meşgul olmak2
- türkiye19
- bir babanın valiliğe yazdığı ötenazi dilekçesi5
- allah cennetten birçok meleği düşürdü4
- kabak çekirdeği3
- eski sevgiliyle karşılaşmak6
- minnoş bir kalbim var diyen erkek7
babam elinde çıtalarla çıkageldi bir pazar sabahı. onu görebildiğim tek gün, bana mütevazi kahvaltı soframızda kücük lokmalar yedirdiği tek sabah...
"- bugün sana uçurtma yapmayı öğreteceğim."
hala hatırlarım yaşadığım o müthiş heyecanı.
çıtalar kocamandı, ya da ben küçüktüm. evet küçücüktüm...
kahvaltı sonrası evimizin bahçesinde çıtalarla babam iskeletini yaptı, ben ayağımı koyuyordum babam bağlıyordu çıtaları birbirine.
sonra bir sürü renkli renkli poşetleri kestim ben, iplere bağladım onları, upuzun olsun istiyordum kuyruğu. babam da bir yandan çıtalara sarıyordu poşetleri.
en sonunda bitmişti uçurtmamız.
ipi biraz kısa olmuştu sanki ama olsun, uçurtmam vardı artık.
heyecanla babama döndüm. 5 yaşında olmuş olmanın verdiği masumiyetle, uçuralım dedim.
bir elim uçurtmamın ipinde, diğeri babamın avuçlarında kaybolmuş yürüdük en yakın düzlüğe.
babam uçurtmayı tutuyordu, ipi biraz bıraktıktan sonra bana koş dedi ama hiç durma.
Koştum ben avuçlarımda uçurtmamın ipiyle.
sonunda ipin en gergin olduğu anda bırakıverdi babam uçurtmayı. uçurtmam yavaşça yükseliyor, ben de koşmaya devam ediyordum. babam arkamdan koş diye sesleniyordu, yorulana kadar hep koştum. sonra durdum. kafamı kaldırdığımda uzun kuyruğuyla rüzgarda havalanan uçurtmamı görüyordum.
yavaş yavaş ipini açıyor, uçurtmanın yükselmesini izliyordum.
bir sihir gibiydi.
nasıl uçtuğuna anlam veremiyordum. ama babama da sormuyordum. büyüsü kaçmasın istiyordum belli ki, sihir olduğuna inanmak istiyordum...
ben heyecanla uçurtmayı izleyip hayallere dalarken, hiç beklemediğim bir şey oldu, uçurtmanın ipi ek yerinden çözülüverdi.
uçurtmam uçmaya devam ediyordu, ama biliyordum bir daha hiç gelmeyecekti.
birkaç dakika sonra da gözden kaybolup gitti.
onu güzel yapan bendim.
ama o rüzgara kandı...
uçurtmamın kopan ipini avuçlarımda sıkıca tutmak gibi, gideni tutmaya çalışsam da bu neyi değiştirirdi...
işte o zamandan beridir, iplere sıkı sıkıya asılmam ben.
gitmek isteyen zaten gidecektir.
mesele iplerin sağlam olmasında.
mesele bağların hiç kopmamasında...
"- bugün sana uçurtma yapmayı öğreteceğim."
hala hatırlarım yaşadığım o müthiş heyecanı.
çıtalar kocamandı, ya da ben küçüktüm. evet küçücüktüm...
kahvaltı sonrası evimizin bahçesinde çıtalarla babam iskeletini yaptı, ben ayağımı koyuyordum babam bağlıyordu çıtaları birbirine.
sonra bir sürü renkli renkli poşetleri kestim ben, iplere bağladım onları, upuzun olsun istiyordum kuyruğu. babam da bir yandan çıtalara sarıyordu poşetleri.
en sonunda bitmişti uçurtmamız.
ipi biraz kısa olmuştu sanki ama olsun, uçurtmam vardı artık.
heyecanla babama döndüm. 5 yaşında olmuş olmanın verdiği masumiyetle, uçuralım dedim.
bir elim uçurtmamın ipinde, diğeri babamın avuçlarında kaybolmuş yürüdük en yakın düzlüğe.
babam uçurtmayı tutuyordu, ipi biraz bıraktıktan sonra bana koş dedi ama hiç durma.
Koştum ben avuçlarımda uçurtmamın ipiyle.
sonunda ipin en gergin olduğu anda bırakıverdi babam uçurtmayı. uçurtmam yavaşça yükseliyor, ben de koşmaya devam ediyordum. babam arkamdan koş diye sesleniyordu, yorulana kadar hep koştum. sonra durdum. kafamı kaldırdığımda uzun kuyruğuyla rüzgarda havalanan uçurtmamı görüyordum.
yavaş yavaş ipini açıyor, uçurtmanın yükselmesini izliyordum.
bir sihir gibiydi.
nasıl uçtuğuna anlam veremiyordum. ama babama da sormuyordum. büyüsü kaçmasın istiyordum belli ki, sihir olduğuna inanmak istiyordum...
ben heyecanla uçurtmayı izleyip hayallere dalarken, hiç beklemediğim bir şey oldu, uçurtmanın ipi ek yerinden çözülüverdi.
uçurtmam uçmaya devam ediyordu, ama biliyordum bir daha hiç gelmeyecekti.
birkaç dakika sonra da gözden kaybolup gitti.
onu güzel yapan bendim.
ama o rüzgara kandı...
uçurtmamın kopan ipini avuçlarımda sıkıca tutmak gibi, gideni tutmaya çalışsam da bu neyi değiştirirdi...
işte o zamandan beridir, iplere sıkı sıkıya asılmam ben.
gitmek isteyen zaten gidecektir.
mesele iplerin sağlam olmasında.
mesele bağların hiç kopmamasında...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar