bugün
- uludağ sözlükte tek hesapla yazarlık yapmak19
- antipanik'in sözlüğe vedası19
- bir kadının 5 dakika boyunca konuşmaması6
- arkadaşlar hayırlı olsun der misiniz lütfen5
- clemence baptista17
- gocu karton toplayan cocuk true sari renkli seker9
- ayrılınca hediyelerimi geri ver diyen erkek6
- arkadaşlar bu nedir sizce6
- kayyım yönetimindeki esenyurtta rüşvet iddiası34
- arkadaşlar hoşçakalın sizi terk ediyorum7
- defin işlemi sırasında mezarlıkta yemek servisi11
- ilk buluşmada tandır lavaşla tulum peyniri yemek7
- kim bu erzincanlı4
- eski sevgilinin hala hayatta olmasına şaşırmak2
- s'i l v'e r m'i s t15
- ioçk'nın motorla gezdirmesi4
- kahvaltım güzel mi8
- spor salonu kokusu5
- birine adamdır derken iyice araştırmamak2
- ojeli el fotoğrafı4
- ismet gurbuz 20249
- fake hesaplara göz yuman uludağ sözlük moderasyonu5
- kale3112 ifşa9
- sabah 11 akşam 16 haftada 4 gün iş3
- sözlükte çok göze batan bir yazar olmak3
- kolye140
- mısır daki haladan miras kalması6
- siz neden böylesiniz3
- öğle yemeğinde 3 lahmacun yiyip 2 büyük ayrn içmek3
- sinek as5
- bir erkeğin yapabileceği en büyük hata18
- iltica28
- aynı anda 2 ayakla merdiven çıkmak2
- 19 ekim 2026 trabzonspor beşiktaş maçı20
- mermerin edepsiz yarığı3
- masklavi ile çay içmek5
- refah'ın vakti geldi3
- gençlere tavsiyelerim3
- iskelet ellerin boğazınıza sarılması2
- arkadaşlar slm falıma bakın4
- hesabı gizli yeni yazar2
- yaşar ustanın olayları biraz fazla ajite etmesi4
- eve jobs4
- 40 yaş üstü erkekleri sözlükten tahliye ediyoruz19
- karton toplayan cocuk'un gerçek yüzü18
- arkadaşlar kavga etmeyin3
- flört uygulamalarında eşleşme algoritması4
- sabah kahve demleyip müzik açarak güne başlamak2
- cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi4
- zorda kalsanız penguen siker miydiniz3
babam elinde çıtalarla çıkageldi bir pazar sabahı. onu görebildiğim tek gün, bana mütevazi kahvaltı soframızda kücük lokmalar yedirdiği tek sabah...
"- bugün sana uçurtma yapmayı öğreteceğim."
hala hatırlarım yaşadığım o müthiş heyecanı.
çıtalar kocamandı, ya da ben küçüktüm. evet küçücüktüm...
kahvaltı sonrası evimizin bahçesinde çıtalarla babam iskeletini yaptı, ben ayağımı koyuyordum babam bağlıyordu çıtaları birbirine.
sonra bir sürü renkli renkli poşetleri kestim ben, iplere bağladım onları, upuzun olsun istiyordum kuyruğu. babam da bir yandan çıtalara sarıyordu poşetleri.
en sonunda bitmişti uçurtmamız.
ipi biraz kısa olmuştu sanki ama olsun, uçurtmam vardı artık.
heyecanla babama döndüm. 5 yaşında olmuş olmanın verdiği masumiyetle, uçuralım dedim.
bir elim uçurtmamın ipinde, diğeri babamın avuçlarında kaybolmuş yürüdük en yakın düzlüğe.
babam uçurtmayı tutuyordu, ipi biraz bıraktıktan sonra bana koş dedi ama hiç durma.
Koştum ben avuçlarımda uçurtmamın ipiyle.
sonunda ipin en gergin olduğu anda bırakıverdi babam uçurtmayı. uçurtmam yavaşça yükseliyor, ben de koşmaya devam ediyordum. babam arkamdan koş diye sesleniyordu, yorulana kadar hep koştum. sonra durdum. kafamı kaldırdığımda uzun kuyruğuyla rüzgarda havalanan uçurtmamı görüyordum.
yavaş yavaş ipini açıyor, uçurtmanın yükselmesini izliyordum.
bir sihir gibiydi.
nasıl uçtuğuna anlam veremiyordum. ama babama da sormuyordum. büyüsü kaçmasın istiyordum belli ki, sihir olduğuna inanmak istiyordum...
ben heyecanla uçurtmayı izleyip hayallere dalarken, hiç beklemediğim bir şey oldu, uçurtmanın ipi ek yerinden çözülüverdi.
uçurtmam uçmaya devam ediyordu, ama biliyordum bir daha hiç gelmeyecekti.
birkaç dakika sonra da gözden kaybolup gitti.
onu güzel yapan bendim.
ama o rüzgara kandı...
uçurtmamın kopan ipini avuçlarımda sıkıca tutmak gibi, gideni tutmaya çalışsam da bu neyi değiştirirdi...
işte o zamandan beridir, iplere sıkı sıkıya asılmam ben.
gitmek isteyen zaten gidecektir.
mesele iplerin sağlam olmasında.
mesele bağların hiç kopmamasında...
"- bugün sana uçurtma yapmayı öğreteceğim."
hala hatırlarım yaşadığım o müthiş heyecanı.
çıtalar kocamandı, ya da ben küçüktüm. evet küçücüktüm...
kahvaltı sonrası evimizin bahçesinde çıtalarla babam iskeletini yaptı, ben ayağımı koyuyordum babam bağlıyordu çıtaları birbirine.
sonra bir sürü renkli renkli poşetleri kestim ben, iplere bağladım onları, upuzun olsun istiyordum kuyruğu. babam da bir yandan çıtalara sarıyordu poşetleri.
en sonunda bitmişti uçurtmamız.
ipi biraz kısa olmuştu sanki ama olsun, uçurtmam vardı artık.
heyecanla babama döndüm. 5 yaşında olmuş olmanın verdiği masumiyetle, uçuralım dedim.
bir elim uçurtmamın ipinde, diğeri babamın avuçlarında kaybolmuş yürüdük en yakın düzlüğe.
babam uçurtmayı tutuyordu, ipi biraz bıraktıktan sonra bana koş dedi ama hiç durma.
Koştum ben avuçlarımda uçurtmamın ipiyle.
sonunda ipin en gergin olduğu anda bırakıverdi babam uçurtmayı. uçurtmam yavaşça yükseliyor, ben de koşmaya devam ediyordum. babam arkamdan koş diye sesleniyordu, yorulana kadar hep koştum. sonra durdum. kafamı kaldırdığımda uzun kuyruğuyla rüzgarda havalanan uçurtmamı görüyordum.
yavaş yavaş ipini açıyor, uçurtmanın yükselmesini izliyordum.
bir sihir gibiydi.
nasıl uçtuğuna anlam veremiyordum. ama babama da sormuyordum. büyüsü kaçmasın istiyordum belli ki, sihir olduğuna inanmak istiyordum...
ben heyecanla uçurtmayı izleyip hayallere dalarken, hiç beklemediğim bir şey oldu, uçurtmanın ipi ek yerinden çözülüverdi.
uçurtmam uçmaya devam ediyordu, ama biliyordum bir daha hiç gelmeyecekti.
birkaç dakika sonra da gözden kaybolup gitti.
onu güzel yapan bendim.
ama o rüzgara kandı...
uçurtmamın kopan ipini avuçlarımda sıkıca tutmak gibi, gideni tutmaya çalışsam da bu neyi değiştirirdi...
işte o zamandan beridir, iplere sıkı sıkıya asılmam ben.
gitmek isteyen zaten gidecektir.
mesele iplerin sağlam olmasında.
mesele bağların hiç kopmamasında...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar