bugün
- çocuklara verilen farklı isimler5
- tai lung50
- 4 eylül 2026 başakşehir galatasaray maçı30
- öğretmenlerin 3 aylık tatillerinin bitmesi7
- sözlükte en az sevdiğiniz yazar16
- başakşehir'in galatasaray'a hep yatması14
- masklavinin akepeyi hiç eleştirmemesi28
- en fazla cinsel suçun işlendiği ülkeler18
- claudian clouds15
- herkes eski nikini yazsın bitsin bu eziyet11
- gece gelen makarna yeme isteği10
- kombin atıp erkek düşüren kız yazar7
- büyü yapan sözlük yazarları11
- türk kızları keko erkek mi seviyor12
- eşşek gözlü sözlük yazarı6
- arkadaşlar neden böylesiniz8
- dünyayı kimler yönetiyor6
- enayimiknatisii21
- ölmüş birini özlemek4
- cinlerin insanlarla ilişkiye girmesi9
- lezbiyenlik kul hakkına girmektir8
- sözlüğe kombin atan erkeğin asıl amacı12
- salça yapan sözlük kızı10
- sarapci koala55
- arkadaşlar bir şey dicem7
- seviştikten sonra biz şimdi neyiz diyen cin5
- sözlükte cin var mı6
- gece mezarlıkta cinlere şeker dağıtmak6
- dinlerin uydurma olduğu gerçeği11
- yeni parti'nin kürtçü olması14
- masklavi ile yeni parti mitingine gitmek38
- kombin atıp kız düşüren erkek yazar7
- nervio8
- victor osimhen10
- sözlük yazarlarının kudurtan kombinleri29
- sevgi ihtiyacını 31 çekerek karşılamak11
- israil olmasa orta doğu nasıl olurdu11
- s'i l v'e r m'i s t29
- anın görüntüsü21
- oy verdiğim partiyi niye eleştireyim13
- demleme usulü makarna5
- kendini eleştirebilen insan7
- mucizelere inanıyor musunuz6
- sözlük erkeklerinin kombinleri9
- geceye bir şiir bırak7
- zorunlu eğitim13
- lise mezunu olup ateist olan tip8
- mazotun litresi 90 lira13
- sevgilim var8
- havaların soğumaya başlaması3
babam elinde çıtalarla çıkageldi bir pazar sabahı. onu görebildiğim tek gün, bana mütevazi kahvaltı soframızda kücük lokmalar yedirdiği tek sabah...
"- bugün sana uçurtma yapmayı öğreteceğim."
hala hatırlarım yaşadığım o müthiş heyecanı.
çıtalar kocamandı, ya da ben küçüktüm. evet küçücüktüm...
kahvaltı sonrası evimizin bahçesinde çıtalarla babam iskeletini yaptı, ben ayağımı koyuyordum babam bağlıyordu çıtaları birbirine.
sonra bir sürü renkli renkli poşetleri kestim ben, iplere bağladım onları, upuzun olsun istiyordum kuyruğu. babam da bir yandan çıtalara sarıyordu poşetleri.
en sonunda bitmişti uçurtmamız.
ipi biraz kısa olmuştu sanki ama olsun, uçurtmam vardı artık.
heyecanla babama döndüm. 5 yaşında olmuş olmanın verdiği masumiyetle, uçuralım dedim.
bir elim uçurtmamın ipinde, diğeri babamın avuçlarında kaybolmuş yürüdük en yakın düzlüğe.
babam uçurtmayı tutuyordu, ipi biraz bıraktıktan sonra bana koş dedi ama hiç durma.
Koştum ben avuçlarımda uçurtmamın ipiyle.
sonunda ipin en gergin olduğu anda bırakıverdi babam uçurtmayı. uçurtmam yavaşça yükseliyor, ben de koşmaya devam ediyordum. babam arkamdan koş diye sesleniyordu, yorulana kadar hep koştum. sonra durdum. kafamı kaldırdığımda uzun kuyruğuyla rüzgarda havalanan uçurtmamı görüyordum.
yavaş yavaş ipini açıyor, uçurtmanın yükselmesini izliyordum.
bir sihir gibiydi.
nasıl uçtuğuna anlam veremiyordum. ama babama da sormuyordum. büyüsü kaçmasın istiyordum belli ki, sihir olduğuna inanmak istiyordum...
ben heyecanla uçurtmayı izleyip hayallere dalarken, hiç beklemediğim bir şey oldu, uçurtmanın ipi ek yerinden çözülüverdi.
uçurtmam uçmaya devam ediyordu, ama biliyordum bir daha hiç gelmeyecekti.
birkaç dakika sonra da gözden kaybolup gitti.
onu güzel yapan bendim.
ama o rüzgara kandı...
uçurtmamın kopan ipini avuçlarımda sıkıca tutmak gibi, gideni tutmaya çalışsam da bu neyi değiştirirdi...
işte o zamandan beridir, iplere sıkı sıkıya asılmam ben.
gitmek isteyen zaten gidecektir.
mesele iplerin sağlam olmasında.
mesele bağların hiç kopmamasında...
"- bugün sana uçurtma yapmayı öğreteceğim."
hala hatırlarım yaşadığım o müthiş heyecanı.
çıtalar kocamandı, ya da ben küçüktüm. evet küçücüktüm...
kahvaltı sonrası evimizin bahçesinde çıtalarla babam iskeletini yaptı, ben ayağımı koyuyordum babam bağlıyordu çıtaları birbirine.
sonra bir sürü renkli renkli poşetleri kestim ben, iplere bağladım onları, upuzun olsun istiyordum kuyruğu. babam da bir yandan çıtalara sarıyordu poşetleri.
en sonunda bitmişti uçurtmamız.
ipi biraz kısa olmuştu sanki ama olsun, uçurtmam vardı artık.
heyecanla babama döndüm. 5 yaşında olmuş olmanın verdiği masumiyetle, uçuralım dedim.
bir elim uçurtmamın ipinde, diğeri babamın avuçlarında kaybolmuş yürüdük en yakın düzlüğe.
babam uçurtmayı tutuyordu, ipi biraz bıraktıktan sonra bana koş dedi ama hiç durma.
Koştum ben avuçlarımda uçurtmamın ipiyle.
sonunda ipin en gergin olduğu anda bırakıverdi babam uçurtmayı. uçurtmam yavaşça yükseliyor, ben de koşmaya devam ediyordum. babam arkamdan koş diye sesleniyordu, yorulana kadar hep koştum. sonra durdum. kafamı kaldırdığımda uzun kuyruğuyla rüzgarda havalanan uçurtmamı görüyordum.
yavaş yavaş ipini açıyor, uçurtmanın yükselmesini izliyordum.
bir sihir gibiydi.
nasıl uçtuğuna anlam veremiyordum. ama babama da sormuyordum. büyüsü kaçmasın istiyordum belli ki, sihir olduğuna inanmak istiyordum...
ben heyecanla uçurtmayı izleyip hayallere dalarken, hiç beklemediğim bir şey oldu, uçurtmanın ipi ek yerinden çözülüverdi.
uçurtmam uçmaya devam ediyordu, ama biliyordum bir daha hiç gelmeyecekti.
birkaç dakika sonra da gözden kaybolup gitti.
onu güzel yapan bendim.
ama o rüzgara kandı...
uçurtmamın kopan ipini avuçlarımda sıkıca tutmak gibi, gideni tutmaya çalışsam da bu neyi değiştirirdi...
işte o zamandan beridir, iplere sıkı sıkıya asılmam ben.
gitmek isteyen zaten gidecektir.
mesele iplerin sağlam olmasında.
mesele bağların hiç kopmamasında...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar