bugün
- macron koşacak diye park kapatan akepe26
- ciguli kral20
- aşırı çıplaklığın rahatsız edici olması33
- akp bitince ne olacak13
- abd'nin kucağında siyaset yapmak8
- sözlük yazarlarının lahmacunları8
- evlenince seni çalıştırmam diyen erkek8
- soğuğu sıcağından daha iyi olan şeyler8
- f 35 leri kendimiz yapalım8
- gocu nickli şahıs buraya bak arslanım3
- ölümden sonra yaşamın var olduğu gerçeği8
- erdal beşikçioğlu3
- her gün söylenen ufak tefek yalanlar7
- abd iran savaşı4
- 12 temmuz 2026 arjantin isviçre maçı7
- kadinlarin erkekleri dm den taciz etmesi7
- abdulkadir selvi4
- z kuşağı kızları5
- uzun entry giren yazar enayiliği11
- çok kaslı kadın2
- uzun zamandır yapmadığınız şeyler3
- nike'yi nayk diye okuyan hırbo5
- aldatırken yakalanıp altına eden ev hanımı3
- diyetle kilo almak3
- aquila bicipite6
- her yazarın eşit olmaması6
- trump'ın tr'ye 5 f 35 vereceğiz açıklaması9
- ben gidiyorum2
- macron koştu diye kavga etmek4
- ölümün en iyi tanımı14
- uludağ sözlük hatunlarının taş gibi olması2
- uludağ sözlük hatunlarının kıymetini bilmek2
- uysaljakoben7
- ideal erkek poposu3
- hayatta ki pişmanlıklarını 2 kelime ile anlat2
- hayatımda hiçbir zaman akp'ye oy vermedim ama2
- karşıyakalı kızlar3
- otel odasında ölü bulunmak7
- sol frame deki başlıklara boş gözlerle bakmak2
- 7 temmuz 2026 arjantin mısır maçı14
- omron3
- ronaldocu erkek messici kız ilişkisi3
- güne bir şarkı bırak7
- öbür sözlük5
- lahmacunu elle yiyen kız4
- erling braut haaland12
- gündelik hayatta felsefe yapmanın gereksizliği2
- sözlüğünü başka sözlükle aldatan hain yazar8
- kol saati takmanın anlamsızlığı10
- 2026 dünya kupası25
babam elinde çıtalarla çıkageldi bir pazar sabahı. onu görebildiğim tek gün, bana mütevazi kahvaltı soframızda kücük lokmalar yedirdiği tek sabah...
"- bugün sana uçurtma yapmayı öğreteceğim."
hala hatırlarım yaşadığım o müthiş heyecanı.
çıtalar kocamandı, ya da ben küçüktüm. evet küçücüktüm...
kahvaltı sonrası evimizin bahçesinde çıtalarla babam iskeletini yaptı, ben ayağımı koyuyordum babam bağlıyordu çıtaları birbirine.
sonra bir sürü renkli renkli poşetleri kestim ben, iplere bağladım onları, upuzun olsun istiyordum kuyruğu. babam da bir yandan çıtalara sarıyordu poşetleri.
en sonunda bitmişti uçurtmamız.
ipi biraz kısa olmuştu sanki ama olsun, uçurtmam vardı artık.
heyecanla babama döndüm. 5 yaşında olmuş olmanın verdiği masumiyetle, uçuralım dedim.
bir elim uçurtmamın ipinde, diğeri babamın avuçlarında kaybolmuş yürüdük en yakın düzlüğe.
babam uçurtmayı tutuyordu, ipi biraz bıraktıktan sonra bana koş dedi ama hiç durma.
Koştum ben avuçlarımda uçurtmamın ipiyle.
sonunda ipin en gergin olduğu anda bırakıverdi babam uçurtmayı. uçurtmam yavaşça yükseliyor, ben de koşmaya devam ediyordum. babam arkamdan koş diye sesleniyordu, yorulana kadar hep koştum. sonra durdum. kafamı kaldırdığımda uzun kuyruğuyla rüzgarda havalanan uçurtmamı görüyordum.
yavaş yavaş ipini açıyor, uçurtmanın yükselmesini izliyordum.
bir sihir gibiydi.
nasıl uçtuğuna anlam veremiyordum. ama babama da sormuyordum. büyüsü kaçmasın istiyordum belli ki, sihir olduğuna inanmak istiyordum...
ben heyecanla uçurtmayı izleyip hayallere dalarken, hiç beklemediğim bir şey oldu, uçurtmanın ipi ek yerinden çözülüverdi.
uçurtmam uçmaya devam ediyordu, ama biliyordum bir daha hiç gelmeyecekti.
birkaç dakika sonra da gözden kaybolup gitti.
onu güzel yapan bendim.
ama o rüzgara kandı...
uçurtmamın kopan ipini avuçlarımda sıkıca tutmak gibi, gideni tutmaya çalışsam da bu neyi değiştirirdi...
işte o zamandan beridir, iplere sıkı sıkıya asılmam ben.
gitmek isteyen zaten gidecektir.
mesele iplerin sağlam olmasında.
mesele bağların hiç kopmamasında...
"- bugün sana uçurtma yapmayı öğreteceğim."
hala hatırlarım yaşadığım o müthiş heyecanı.
çıtalar kocamandı, ya da ben küçüktüm. evet küçücüktüm...
kahvaltı sonrası evimizin bahçesinde çıtalarla babam iskeletini yaptı, ben ayağımı koyuyordum babam bağlıyordu çıtaları birbirine.
sonra bir sürü renkli renkli poşetleri kestim ben, iplere bağladım onları, upuzun olsun istiyordum kuyruğu. babam da bir yandan çıtalara sarıyordu poşetleri.
en sonunda bitmişti uçurtmamız.
ipi biraz kısa olmuştu sanki ama olsun, uçurtmam vardı artık.
heyecanla babama döndüm. 5 yaşında olmuş olmanın verdiği masumiyetle, uçuralım dedim.
bir elim uçurtmamın ipinde, diğeri babamın avuçlarında kaybolmuş yürüdük en yakın düzlüğe.
babam uçurtmayı tutuyordu, ipi biraz bıraktıktan sonra bana koş dedi ama hiç durma.
Koştum ben avuçlarımda uçurtmamın ipiyle.
sonunda ipin en gergin olduğu anda bırakıverdi babam uçurtmayı. uçurtmam yavaşça yükseliyor, ben de koşmaya devam ediyordum. babam arkamdan koş diye sesleniyordu, yorulana kadar hep koştum. sonra durdum. kafamı kaldırdığımda uzun kuyruğuyla rüzgarda havalanan uçurtmamı görüyordum.
yavaş yavaş ipini açıyor, uçurtmanın yükselmesini izliyordum.
bir sihir gibiydi.
nasıl uçtuğuna anlam veremiyordum. ama babama da sormuyordum. büyüsü kaçmasın istiyordum belli ki, sihir olduğuna inanmak istiyordum...
ben heyecanla uçurtmayı izleyip hayallere dalarken, hiç beklemediğim bir şey oldu, uçurtmanın ipi ek yerinden çözülüverdi.
uçurtmam uçmaya devam ediyordu, ama biliyordum bir daha hiç gelmeyecekti.
birkaç dakika sonra da gözden kaybolup gitti.
onu güzel yapan bendim.
ama o rüzgara kandı...
uçurtmamın kopan ipini avuçlarımda sıkıca tutmak gibi, gideni tutmaya çalışsam da bu neyi değiştirirdi...
işte o zamandan beridir, iplere sıkı sıkıya asılmam ben.
gitmek isteyen zaten gidecektir.
mesele iplerin sağlam olmasında.
mesele bağların hiç kopmamasında...
Gündemdeki Haberler