aşk

bugüne kadar söylenenlerin üzerine söylenecek sözlerin hala var olabileceği kavram. çünkü hayatlarımız farklı,anılarımız,hayata bakış açılarımız bambaşka,algılarımız ve yaşadıklarımız yönetiyor düşüncelerimizi. her kavram üstüne yorum yaparken kişiliğimizden de bir ipucu sunmuş oluyoruz dinleyen ve okuyanlara.

o yüzden benim anılarımdan biriktirdiklerime göre aşk,bir sahiplenme ihtiyacı ve ait olma ihtiyacının hemen hemen aynı tonda ve renkte birleşmesidir. ben bunu görüp bunu yaşadım. ne yüz güzelliği,ne vücut,en fazla işin tuzu biberi olabildi. her zaman aklımda destek olmak,yaralarını sarmak,onu büsbütün mutlu hale getirmek vardı. aşka böyle bir anlam vermemin zaten var olan yardımseverlikle de ilişkili olduğu şüphesiz. ama yazarlar,cidden birçoğunuza özeniyorum şayet anlattığınız yoğunlukta bir aşk yaşıyorsanız. öyle bir aşk varsa,ben gerçekten hepinizi ayrı ayrı alkışlıyorum. günümüzde aşka delil olarak sunulabilecek birçok fedakarlık yaptım,4 saat mesafelik yola halı,masa mı taşımadım;içim rahat etmedi de 40 saate yakın uyumamışken bir 6-7 saat daha mı eklemedim evine kadar götürmek için,durumu sıkıştığında aslında çatır çatır yiyebileceğim parayı mı son kuruşuna kadar vermedim. bunlar hep oldu işte. ve evet bunları yaparken içimde hep o gülüşünün huzuru oldu. bir beklentim yoktu aslında hiçbir zaman,sadece mutlu etmeyi seviyordum. öyle ayılıp bayılma durumları olmuyordu ama,yarın bir gün evimizi düzenimizi hemencecik kuralım diye onun için çalışıyor,onun için savaşıyordum. etrafımdaki herkese de anlatıyordum gelecek planlarımı. bir adet kıza da farklı amaçla hiçbir zaman bakmadım,çevre buna epey müsait olmasına rağmen..

söyleyiverin bana da,sizinki mi güzel yoksa benimki mi ? güzelse neden,değilse neden ? ne buldunuz da yazdınız bu kadar romantik kelimeler ? inanın rahatsız ediyor beni,erişemediğim için size dalga geçiyorum o kelimelerle.

bir rahatsız ediverin.
© copyright 2005 - 2026