bugün
- kadınsızlıkla nasıl baş ediyorsunuz10
- sözlük kızı ile iletişim kurmak9
- trileçe7
- en gıcık olunan şoför tipleri7
- diyanet'in japonya da ne işi var6
- anne pizzası3
- iyi bir insanın kötü bir insana dönüşme süreci12
- giysi fiyatlarının uçması7
- putin türkmüş11
- türk vatandaşları türktür9
- tulumba tatlısı8
- laz böreği3
- herkes ülkeden şikayetçi ise sorunlu kim8
- şeriatçıların başarılı olduğu şeyler7
- ismedin siyasi yorum yapmaması2
- true'nin libidosu neden yüksek7
- true'nin acile kaldırılması9
- geceleri bir kadına sarılıp uyuyamamak2
- osuruktan şiirler41
- ibadethanelerin ürkünç olması10
- kankinizin sevgilinizi götürmesi5
- türkiyeli olmak4
- sözlük yazarlarının kombinleri8
- canımın yubari kavunu çekmesi8
- sonsuza kadar yaşamak3
- her şeyi hatırlayan insan3
- muslettin amca4
- ince memed4
- tek adam4
- mahalle kültürünün yok olması4
- ilk öpüştüğüm kız6
- dinci şairler4
- devlet eliyle eğitim zorunluluğu3
- kıza fotoğraf yolladıktan sonra olabilecekler4
- patlayan şekerli matcha2
- kemal kılıcdaroğlu2
- 1000mbit internet2
- ermeni ünlüler2
- adana kebap10
- 18 ağustos 2026 fenerbahçe lyon maçı20
- sözlük erkeklerinin şortları2
- eczacının sağlıklı günler demesi5
- kill bill vol 33
- almanyada çok insan öldü haklı mıydı4
- vexillarius the slayer3
- babülmendep boğazı2
- ben geldim kerkenezler18
- claudian clouds22
- sözlükten soğuma nedenleri17
- gece pencereyi açık unutup yatmak5
The Beatles Cafe ile tanışmamız heralde 2009-2010 senelerindeydi. Ah burada alkol de satılsa derdik, sonra satılmaya başladı. Bizim için artık tadından yenmez bir yer haline gelmişti. Hayır öncesinde de çok severdik ama bu pek güzel olmuştu. Antika eşyalarla dolu duvarları, hatta antika sayılabilecek masaları, alt kattaki rahat koltukları, ucuzluğu ve tabiki müzikleri, hepsi bizi mest ediyordu. Gündüzleri gelip, bir iki fincan çay içip sohbet ederdik, akşamları eşimizle, dostumuzla, sevgilimizle mutluluğumuzu paylaşırdık. Bir süre sonra buraya bir işletmeci geldi. sahibi zaten çok etliye sütlüye karışmaz oğlu ve birkaç kişi daha döndürürdü burayı ancak o işletmeci geldikten sonra her şey ufak ufak değişmeye başladı. Mekan ufak çaplı tadilata girdi, antika masaları değiştirildi falan. Sonra birden alt kat kapandı. Giderek o eski büyülü güzelliğini yitiriyordu ancak anılarımızdan mıdır, bıraktığı o naif duygudan mıdır hep uğradığım bir mekandı. taa ki geçen güne kadar. Cumartesi gecesi kız arkadaşımla gittik, yarım saat oturup sohbet edecektik. Ancak müzik her zamankinden farklı bir şekilde inanılmaz yüksek çalıyordu. Kısmalarını rica ettik, kısamayız dediler. Hani kulağımızı gerçekten tırmalamasa kısılmasını istemezdik. Neyse bir bira ve sade soda söyledik. Ancak ilk defa bir an önce kalkmak istedim oradan. Çünkü ne ben onun ne o benim dediğimi duyabiliyordu. Bu arada cumartesi gecesi olmasına rağmen sadece 3-4 masa vardı. Sigara içilmeyen kısımda ise biz vardık sadece. 15 dakika oturduk ve sonra hesabı ödemeye gittik. Bir soda ve bir bira tam 13 lira aldılar ve ben bir daha gitmemeye yemin ettim. Ne keyifle müzik dinlenebiliyor ne o eski havası kaldı ne de ucuz. Açıkçası bu yazıyı yazmamın sebebi ise benim gibi beatles cafe sevdalısı olanlar, bu kötü tabloyla karşılaşıp sevdikleri mekana sövmesinler.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar