bugün
- filiz makarna'nın türkiye buğdayı skandalı8
- amedspor16
- dışarıda yemek yemek4
- gocu aslında influncer11
- cadılar bayramı hristiyan bayramı değildir2
- 1 kasım 2026 sivasspor boluspor maçı3
- avrupa da gençlerin sokak eylemleri4
- sözlükte 50 55 yaşlarında bir kız bulup evlenmek6
- fener liverpoolu yenerse sakso geliyormuş2
- milan skriniar8
- türk futbolu hakkındaki en iyi yorum5
- 31 ekim 2026 fenerbahçe göztepe maçı27
- film izleyememek3
- sözlükteki kızların bilgisiz olması17
- sözlükten 35 40 yaşında bir kadın bulup evlenmek4
- peygamberlerin mücadele ettiği kişiler2
- bursa daki indirimli sıvı yağ izdihamı2
- 31 ekim 2026 hakkari de askerimizin şehid olması5
- manevi danışman2
- yaptığım müthiş kaşarlı yumurta2
- kuantum fiziğine sahip kadın9
- çobanlık yaptığı köyüne pilot olarak döndü2
- kars 36 spor6
- emevi kanunlarının allahın kanunu diye yutturmak2
- karın ağrısı ve diş ağrısı ile uyanmak3
- eskiden sözlük çok popülermiş5
- kasım ayı4
- kafaya taka taka yaşarsın içine ata ata ölürsün2
- yazarların pazar günü planları4
- öbür sözlükle ulu farkı3
- ai otomatik silme4
- kadir mısıroğlu vs ahmet kaya21
- poponun maddenin 3 halini çıkarması2
- soru sormayan yetişkinler3
- kale3112'in kalesinde cadılar bayramı kutlamak13
- pazar günü yapılacak en iyi şey2
- uyudunuz mu arkadaşlar8
- islam4
- göbekli erkek vs kaslı erkek9
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı22
- fenerbahçe13
- bik bik 219
- otobüste uludağ sözlükte takılan birini görmek7
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı15
- pazar günleri 14 saattir2
- kerem aktürkoğlu6
- gündüz kızımsın gece ise karımsın diyen sapık baba11
- isveçli birine açıklanamayacak olaylar6
- fenerbahçe liverpool'u yensin sakso çekeceğim7
- 30 ekim 2026 konyaspor galatasaray maçı19
nazım hikmet hakkında:
Nâzım Hikmet'in şiiri gerçek anlamda bir arayışın şiiridir. Her sanat arayıştır, her yapıt bir insan araştırmasıyla ilgilidir. Ancak bazı yapıtlar insanı daha genel açıdan, daha bildik, daha alışılmış görünümleriyle ele alırken, bazı yapıtlar insana daha köklü, daha köktenci bir tutumla yönelirler. Dehanın özelliği insanı ortaya çıkarmak adına kılı kırk yarmasıdır. Şiir dehası Nâzım Hikmet insana kabataslak bakmakla yetinmez, insanı bilgece ele alır, filozofça tartışır. Bunun bir bilgi işi olduğu kesindir. Sanatçının gündelik bilgiyle yetinemeyeceği de kesindir. Nâzım Hikmet'in büyüklüğü, bütün bir insanlık kalıtından en yüksek düzeyde yararlanabilecek bir bilinç yüksekliğine ulaşmış olmasından gelir. Anlamak için bilmek, bilmek için anlamak gerekir. Sanatçı da bu zorunluluktan kaçamaz. Nâzım Hikmet bu zorunluluğu erkenden sezmiş, kendini her şeyden önce bir bilgi insanı olarak yetiştirmenin yollarını aramıştır.
"Nâzım Hikmet son derece bilgi tutkunu bir sanatçı olduğu gibi, etkilenmelere de son derece açık bir sanatçıdır. Onun sanatındaki etkilerden söz ederken domuzuna bıyık altından gülmeye çalışan insanlar, sanatçının en yüksek düzeyde etkiler alabilen bir kişi olması gerektiğini bile bilmeyecek kadar boş insanlardır. Herkes etki alamaz, herkes aldığı etkiyi sağlıklı bir biçimde özümleyemez. Bir Mayakovski'den, bir Baudelaire'den, bir Aragon'dan etkilenebilmek için onların bilinç düzeyine ulaşmış olmak gerekir. Sanatta gerçek etkilenme, yüksek düzeyde etkilenme alt düzeyde bir bilinçle, gündelik bilgilerden oluşmuş bir bilinçle sağlanamaz. Rahatça, çekinmeden, hiçbir sinsi eğilim icinde olmadan şunu söyleyebiliriz : Nâzım Hikmet'in şiiri büyük etkilerle kurulmuş bir şiirdir. Onda her şey bilgece ya da bilgince düşünülmüştür, hiçbir şey raslantıya bırakılmamıştır. Kimi sanatçı denize olta sarkıtır gibi kendi içine bir tarayıcı salar ve oradan sezgiler, duygular, düşünceler derleyerek yapıtını oluşturmaya girişir. Nâzım Hikmet'in şiiri böylesi bir gelişigüzellikten uzaktır. Nâzım Hikmet'in şiirinde her şey üst düzeyde bir kavrayış ve üst düzeyde bir açıklama adına uzun uzun tartışılmıştır.
"Her sanatçı sanatını, bu arada estetiğini kendi yaşam koşulları içinde, kendi yaşam koşullarına göre geliştirir.
"Sanatçının sanat deneyleri, başka sanatçıların sanat deneyleriyle güçlendiği ve bütünleştiği ölçüde önem kazanır. Bu, başka sanat çabalarının bize yol göstermesidir. işte etkilenme bu noktada önemli olur, bu noktada kurucu bir anlam kazanır. Sanatçı yalnızca sevip saydığı üç beş sanatçının değil, bütün bir insanlık tarihinin etkilerine açık olmayı bilen kişidir. Bir sanatçının büyüklüğü, almış olduğu etkilerin büyüklüğünden gelir. insanlığın güçlü kalıtından yararlanabilmek, bunu ne kadar söylesek azdır, ancak yüksek bir bilgi düzeyinde olmakla olasıdır. Bu yüksek bilgi düzeyi, Nâzım Hikmet'te de gördüğümüz gibi, aralıksız tartışmalar düzeyidir. Her şeyin yaşamsal zorunluluklar gereği enine boyuna tartışmalarla kurulduğu bir dünyada sanat da tartışmalar içinde varolacaktır. Bu tartışma yapıtın doğasına katılır, varlığına siner, her şeyinde yansır. Her yapıt bize daha ilk adımda tartışmasız bir insan yaşamı olmayacağı gerçeğini duyurur. Bu yüzden sanatçı bakışıyla tekçi bakış, sanatçı gözüyle bütüncü insan gözü bağdaşmalardan uzak iki ayrı kutup oluşturur. Bir başka deyişle, her şeyi bir biçim görmek isteyen insan sanatla uzak yakın ilişkisi olmayan, olamayacak olan insandır.
"Nâzım Hikmet bilen, bildiği için de iyi gören bir sanatçıdır. Bakışı kaygan değildir, tersine kesinliklidir. Ancak bu kesinliklilik bir tekyanlılıktan kaynaklanmaz. Kimi sanatçı bakışını nerdeyse her şeye olur demeye hazır çok geniş bir açıdan dünyaya salar. Bu tür sanatçılar bize kesinliklerden çok kayganlıkları duyururlar. Nâzım Hikmet gibi sanatçılar, daha belirgin bir dünya görüşü içinde yer alan sanatçılar bu tür kayganlıklardan uzak kalırlar. (... )
"O hem bir sanatçı, hem gerçek anlamda bir düşünür olarak bize her şeyden önce insanın büyüklüğünü, insan olmanın değerini öğretir. Şiiri tepeden tırnağa insandır. Ondan öğrendiğimiz bir başka şey, sanatçının bilgili olma zorunluluğudur. Salt duyarlılık, salt sezgi, salt öngörü yetkin sanat yapıtlarını oluşturmaya yetmeyecektir. Duyarlılık da, sezgi de, öngörü de ancak bilgiyle gelişebilen şeylerdir. Nâzım Hikmet bize ayrıca şunu öğretmiştir : Gerçek bilgi toplumun ve tarihin bilgisidir, insan yaşamı zorunlu olarak toplumsaldır ve tarihseldir, buna göre gerçek insan kendisini toplumsal bir varlık olarak duyan insandır. insan ancak başkalarıyla insandır.
"Bu bakış açısı doğal olarak Nâzım Hikmet'in estetiğine temel anlamını verir, ana özelliklerini kazandırır. Onun şiiri tekbiçim, tekyanlı, tekdüze, öğretici, bildirici, kafa açıcı, adam edici, kandırıcı, insanları doğru yola yöneltici bir şiir değildir; onun şiiri toplumda olduğu gibi, insan yaşamında olduğu gibi, değişik öğelerin, tam bir uyum içinde, hatta tam bir çatışkılı uyum içinde bir araya geldiği bir şiirdir. Onun bir yerinden baktınız mı koskoca bir dünyayı görürsünüz.
Nâzım Hikmet gerçek anlamda çok yapılı bir bütünselliğin yaratıcısıdır. 'Bana göre büyük adam odur ki, sanattan politikaya kadar kendi işinde, en önde yürür, dönemeçleri önde geçer, olanı kavrar, olacağı sezer ve bu kavrayışla sezişe dayanarak yaratır.' Nâzım Hikmet bu tanımına uyan kişiliğiyle şiirimizin en büyük anıtı ve doruk noktasıdır. Onda her zaman koskoca bir tarihin insani özünü, şimdinin bütün boyutlarıyla ve bütün sancılarıyla kuruluşunu ve tam anlamında bir gelecek inancını buluruz.*
Nâzım Hikmet'in şiiri gerçek anlamda bir arayışın şiiridir. Her sanat arayıştır, her yapıt bir insan araştırmasıyla ilgilidir. Ancak bazı yapıtlar insanı daha genel açıdan, daha bildik, daha alışılmış görünümleriyle ele alırken, bazı yapıtlar insana daha köklü, daha köktenci bir tutumla yönelirler. Dehanın özelliği insanı ortaya çıkarmak adına kılı kırk yarmasıdır. Şiir dehası Nâzım Hikmet insana kabataslak bakmakla yetinmez, insanı bilgece ele alır, filozofça tartışır. Bunun bir bilgi işi olduğu kesindir. Sanatçının gündelik bilgiyle yetinemeyeceği de kesindir. Nâzım Hikmet'in büyüklüğü, bütün bir insanlık kalıtından en yüksek düzeyde yararlanabilecek bir bilinç yüksekliğine ulaşmış olmasından gelir. Anlamak için bilmek, bilmek için anlamak gerekir. Sanatçı da bu zorunluluktan kaçamaz. Nâzım Hikmet bu zorunluluğu erkenden sezmiş, kendini her şeyden önce bir bilgi insanı olarak yetiştirmenin yollarını aramıştır.
"Nâzım Hikmet son derece bilgi tutkunu bir sanatçı olduğu gibi, etkilenmelere de son derece açık bir sanatçıdır. Onun sanatındaki etkilerden söz ederken domuzuna bıyık altından gülmeye çalışan insanlar, sanatçının en yüksek düzeyde etkiler alabilen bir kişi olması gerektiğini bile bilmeyecek kadar boş insanlardır. Herkes etki alamaz, herkes aldığı etkiyi sağlıklı bir biçimde özümleyemez. Bir Mayakovski'den, bir Baudelaire'den, bir Aragon'dan etkilenebilmek için onların bilinç düzeyine ulaşmış olmak gerekir. Sanatta gerçek etkilenme, yüksek düzeyde etkilenme alt düzeyde bir bilinçle, gündelik bilgilerden oluşmuş bir bilinçle sağlanamaz. Rahatça, çekinmeden, hiçbir sinsi eğilim icinde olmadan şunu söyleyebiliriz : Nâzım Hikmet'in şiiri büyük etkilerle kurulmuş bir şiirdir. Onda her şey bilgece ya da bilgince düşünülmüştür, hiçbir şey raslantıya bırakılmamıştır. Kimi sanatçı denize olta sarkıtır gibi kendi içine bir tarayıcı salar ve oradan sezgiler, duygular, düşünceler derleyerek yapıtını oluşturmaya girişir. Nâzım Hikmet'in şiiri böylesi bir gelişigüzellikten uzaktır. Nâzım Hikmet'in şiirinde her şey üst düzeyde bir kavrayış ve üst düzeyde bir açıklama adına uzun uzun tartışılmıştır.
"Her sanatçı sanatını, bu arada estetiğini kendi yaşam koşulları içinde, kendi yaşam koşullarına göre geliştirir.
"Sanatçının sanat deneyleri, başka sanatçıların sanat deneyleriyle güçlendiği ve bütünleştiği ölçüde önem kazanır. Bu, başka sanat çabalarının bize yol göstermesidir. işte etkilenme bu noktada önemli olur, bu noktada kurucu bir anlam kazanır. Sanatçı yalnızca sevip saydığı üç beş sanatçının değil, bütün bir insanlık tarihinin etkilerine açık olmayı bilen kişidir. Bir sanatçının büyüklüğü, almış olduğu etkilerin büyüklüğünden gelir. insanlığın güçlü kalıtından yararlanabilmek, bunu ne kadar söylesek azdır, ancak yüksek bir bilgi düzeyinde olmakla olasıdır. Bu yüksek bilgi düzeyi, Nâzım Hikmet'te de gördüğümüz gibi, aralıksız tartışmalar düzeyidir. Her şeyin yaşamsal zorunluluklar gereği enine boyuna tartışmalarla kurulduğu bir dünyada sanat da tartışmalar içinde varolacaktır. Bu tartışma yapıtın doğasına katılır, varlığına siner, her şeyinde yansır. Her yapıt bize daha ilk adımda tartışmasız bir insan yaşamı olmayacağı gerçeğini duyurur. Bu yüzden sanatçı bakışıyla tekçi bakış, sanatçı gözüyle bütüncü insan gözü bağdaşmalardan uzak iki ayrı kutup oluşturur. Bir başka deyişle, her şeyi bir biçim görmek isteyen insan sanatla uzak yakın ilişkisi olmayan, olamayacak olan insandır.
"Nâzım Hikmet bilen, bildiği için de iyi gören bir sanatçıdır. Bakışı kaygan değildir, tersine kesinliklidir. Ancak bu kesinliklilik bir tekyanlılıktan kaynaklanmaz. Kimi sanatçı bakışını nerdeyse her şeye olur demeye hazır çok geniş bir açıdan dünyaya salar. Bu tür sanatçılar bize kesinliklerden çok kayganlıkları duyururlar. Nâzım Hikmet gibi sanatçılar, daha belirgin bir dünya görüşü içinde yer alan sanatçılar bu tür kayganlıklardan uzak kalırlar. (... )
"O hem bir sanatçı, hem gerçek anlamda bir düşünür olarak bize her şeyden önce insanın büyüklüğünü, insan olmanın değerini öğretir. Şiiri tepeden tırnağa insandır. Ondan öğrendiğimiz bir başka şey, sanatçının bilgili olma zorunluluğudur. Salt duyarlılık, salt sezgi, salt öngörü yetkin sanat yapıtlarını oluşturmaya yetmeyecektir. Duyarlılık da, sezgi de, öngörü de ancak bilgiyle gelişebilen şeylerdir. Nâzım Hikmet bize ayrıca şunu öğretmiştir : Gerçek bilgi toplumun ve tarihin bilgisidir, insan yaşamı zorunlu olarak toplumsaldır ve tarihseldir, buna göre gerçek insan kendisini toplumsal bir varlık olarak duyan insandır. insan ancak başkalarıyla insandır.
"Bu bakış açısı doğal olarak Nâzım Hikmet'in estetiğine temel anlamını verir, ana özelliklerini kazandırır. Onun şiiri tekbiçim, tekyanlı, tekdüze, öğretici, bildirici, kafa açıcı, adam edici, kandırıcı, insanları doğru yola yöneltici bir şiir değildir; onun şiiri toplumda olduğu gibi, insan yaşamında olduğu gibi, değişik öğelerin, tam bir uyum içinde, hatta tam bir çatışkılı uyum içinde bir araya geldiği bir şiirdir. Onun bir yerinden baktınız mı koskoca bir dünyayı görürsünüz.
Nâzım Hikmet gerçek anlamda çok yapılı bir bütünselliğin yaratıcısıdır. 'Bana göre büyük adam odur ki, sanattan politikaya kadar kendi işinde, en önde yürür, dönemeçleri önde geçer, olanı kavrar, olacağı sezer ve bu kavrayışla sezişe dayanarak yaratır.' Nâzım Hikmet bu tanımına uyan kişiliğiyle şiirimizin en büyük anıtı ve doruk noktasıdır. Onda her zaman koskoca bir tarihin insani özünü, şimdinin bütün boyutlarıyla ve bütün sancılarıyla kuruluşunu ve tam anlamında bir gelecek inancını buluruz.*
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar