bugün
- vermio12
- bu koyden olsam ne olacak18
- nervio36
- tememda kenka nalaka15
- velvet53
- sözlükte kavga5
- kadınların dışarı çıkmasının tek amacı8
- 15 21 itibariyle duygu durumunuz5
- kavga eden yazarların öpüşüp barışması3
- true'yi eskorta emanet etmek10
- bir kilo patatesin 50 lira olması6
- bir organınızdan vazgeçmeniz gerekse5
- gammazlar göreve3
- sinsice kavga izleyen yazarlar6
- başbiraderin profili neden gizli sorusu3
- son gammaz bukucu goku3
- yeni parti31
- kasiyer kıza nasıl açılırım21
- türkiye chp ile dünya devi ülke olacak4
- herkesin bir şeye inanma zorunluluğu5
- true çaylak olsun kampanyası2
- fake hesabı bile açılmamış yazar2
- hastane randevusu6
- sözlük yazarlarından aforizmalar3
- imamların maaşı çok diyen öğretmen9
- reis olmasaydı ismimiz gocutakis uğurtakis olurdu4
- true denen hadsiz namussuz karaktersiz4
- hazret ktc9
- tai lung6
- insan olmaya ceyrek kala18
- benzetildiğiniz ünlü10
- pompacı kıza nasıl açılınır8
- true'nin üzerine şişme kadın atmak3
- sarhoş olunan gecenin sabahında hissedilenler6
- evli kadın ahlaksızlığı2
- nervio vermio2
- ideal erkek boyunun 1 84 olması14
- hem kemalist hem sosyal demokrat olunmaz6
- kendime övgü2
- nick vermeden bir yazara seslen2
- adnan oktar9
- ben ahbap derneğine güveniyorum16
- isra suresi 25 ayet2
- nasıl gidiyor hayat6
- dünyaya nur gelecek3
- kuteybe bin muslim3
- opel rekord3
- tarihin en başarılı sporcusu4
- tepenin gözleri filmindeki seks sahnesi3
- cumhuriyet halk partisi16
alfabetik ceza evi.
eskiden açık-yarı açık-kapalı mapushaneler vardı. bir de muhtelif askeri mapushaneler vardı. isimleri vardı bu damların. paşakapısı, sultanahmet, balmumcu vb. şimdilerde rivayet olunur ki, yapılış tarzına uygun harfli ve ceza evi devri. hurufat ve damlar. çeşmesi yok ki aksın yandan. erik ağaçları çiçek açmaz.
eskiden koğuşlarda yatardı mahpus kişiler. eskiden ve eski tabiriyle kader mahkumları. arada sırada, tek tük garip adamlar düşerdi dama, onlara da siyasi denirdi. kırk elli allah ne verdiyse tıkılırdı koğuşlara, tıkış tıkış kaderin mahkumları, devletin mahkumları.
mahkum ilk gecelerini kapı altında geçirirdi, ihtilattan men odalarda. tımar edilir, bitten böcekten azat edilirdi güya. koğuşların nizamı, nizamatı vardı. koğuş ağası feodal sistemden bakiye idi. bileğinden ziyade keseli zatlardı bu ağa mahkumlar. tayın hakkı, çay kumar ot esrar ondan sorulurdu. gardiyanların dostu, idarenin kullarıydı.
adem baba koğuşu vardı mutlaka, sefil, sefaletin mahkumlarıydı onlar. baldırı çıplak, san külot. bir de sübyan koğuşu, yaşı küçük, tecavüz nesneleri. gardiyanından koğuş ağası ve hempalarının gece eğlencesi.
devletin başı rahattı bu nizamdan. tıkar, kulağının üstüne yatardı çoğu zaman. kimi zaman eskilerde tatar ramazan tipinde yağız, kuvvetli ve safkan anadolu yiğitleri düşerdi dama. damın nizamına taş koyardı. devlet bu ne derdi, adamı koğuşun nizamında ikinci kere infaz ederdi.
devletin tayını vardı birde sade suya tirit karavanası. ağaların sofrası, çilingir. dışarıdan yemek gelir, malzeme gelirdi. bir gün sultanahmet cezaevine ziyarete gitmiştim. tencereler tek kaşık daldırılarak güya muayeneden geçerdi, aman silah bıçak vesair var mı karnıyarıkta.
işte tam da o günlerde damlarda siyasiler çoğalmıştı. çoğu genç insanlardı bunlar, komüncülerdi. bu genç devler cesurdu, lafını sakınmazdı. nice ünlü şimdilere uzanan mafya adamları, bu çocuklardan çok ders aldı. zaman geçti damlar gençlerin hem kalıcı mekanı oldu, hemde okulu. yeni bir dünya kurdular çocuklar. mahkumken, esirken özgürleştiler.
devletin nasır ağrıları başladı. sızlıyordu devlet. ama ne çare dam cumhuriyetini yıkamıyordu. feodal günlere hasretti. hele bir kaç dam vardı ki, kızıl damdı. uyku kaçırıyordu. etinden et koparılmış hissinde nizam, yeni bir nizam aradı durdu yıllarca. ve batının, amerikanın dam planları yatırıldı masaya, ödenekler çıkarıldı, arı gibi çalışıyordu devlet, büyük depremlerde felç olan devlet yeni dam nizamında gayur. memleketimizin dört köşesinde muhtelif harflerde damlar inşa edildi. ama boştu içi. damı dam yapan içinde yatan mahkumlardı.
ve devlet çok insani hedefleri olan yeni dam projesinin kampanyasını başlattı medyada. bunların içinde f olanı pek yamandı. ranzası vardı, duşu, tuvaleti. insanımız devlete bakıp aşk olsun dedi, ne yufka yürek, ne cesaret, ne bonkör, iyi devlet. bak sen şu işe, koğuşlarda, tıkış tıkış odalarda, kokudan geçilmez mekanlarda yatan mahkumlar burun kıvırır, istemeyiz derlermiş bu konforu. iyilikten ne anlardı bu adamlar, onlara her şey müstahaktı. devlet aldı bu mesajı hemen ve birden bir kurtuluş projesi sundu ahalisine. bak dedi biz onları kurtaracağız bu rezaletten. adı da medyatikti, hemen herkesin yüreği kabardı. hayata dönüş. mahkum anaları, babaları artık rahat olsunlardı. kızlarını oğlanlarını kurtaracaktı bu melun dam cumhuriyetinden aziz ve muhterem devletimiz. nihayet bir şafak vakti, idam mangaları gibi damı deldi devlet, duvarları yıktı devlet, yaktı parçaladı, onlarca çocuk günlerdir açlık grevinde iken son soluduğu hava gazdı, ateşte yandı dermansız bedenleri. medya manşetleri alkışladı devleti, aşk olsun, tereyağından kıl çeker gibi başarmıştı bu işi. ve çocuklar şimdi bir iki üç kimse ve yalnızlar.
eskiden açık-yarı açık-kapalı mapushaneler vardı. bir de muhtelif askeri mapushaneler vardı. isimleri vardı bu damların. paşakapısı, sultanahmet, balmumcu vb. şimdilerde rivayet olunur ki, yapılış tarzına uygun harfli ve ceza evi devri. hurufat ve damlar. çeşmesi yok ki aksın yandan. erik ağaçları çiçek açmaz.
eskiden koğuşlarda yatardı mahpus kişiler. eskiden ve eski tabiriyle kader mahkumları. arada sırada, tek tük garip adamlar düşerdi dama, onlara da siyasi denirdi. kırk elli allah ne verdiyse tıkılırdı koğuşlara, tıkış tıkış kaderin mahkumları, devletin mahkumları.
mahkum ilk gecelerini kapı altında geçirirdi, ihtilattan men odalarda. tımar edilir, bitten böcekten azat edilirdi güya. koğuşların nizamı, nizamatı vardı. koğuş ağası feodal sistemden bakiye idi. bileğinden ziyade keseli zatlardı bu ağa mahkumlar. tayın hakkı, çay kumar ot esrar ondan sorulurdu. gardiyanların dostu, idarenin kullarıydı.
adem baba koğuşu vardı mutlaka, sefil, sefaletin mahkumlarıydı onlar. baldırı çıplak, san külot. bir de sübyan koğuşu, yaşı küçük, tecavüz nesneleri. gardiyanından koğuş ağası ve hempalarının gece eğlencesi.
devletin başı rahattı bu nizamdan. tıkar, kulağının üstüne yatardı çoğu zaman. kimi zaman eskilerde tatar ramazan tipinde yağız, kuvvetli ve safkan anadolu yiğitleri düşerdi dama. damın nizamına taş koyardı. devlet bu ne derdi, adamı koğuşun nizamında ikinci kere infaz ederdi.
devletin tayını vardı birde sade suya tirit karavanası. ağaların sofrası, çilingir. dışarıdan yemek gelir, malzeme gelirdi. bir gün sultanahmet cezaevine ziyarete gitmiştim. tencereler tek kaşık daldırılarak güya muayeneden geçerdi, aman silah bıçak vesair var mı karnıyarıkta.
işte tam da o günlerde damlarda siyasiler çoğalmıştı. çoğu genç insanlardı bunlar, komüncülerdi. bu genç devler cesurdu, lafını sakınmazdı. nice ünlü şimdilere uzanan mafya adamları, bu çocuklardan çok ders aldı. zaman geçti damlar gençlerin hem kalıcı mekanı oldu, hemde okulu. yeni bir dünya kurdular çocuklar. mahkumken, esirken özgürleştiler.
devletin nasır ağrıları başladı. sızlıyordu devlet. ama ne çare dam cumhuriyetini yıkamıyordu. feodal günlere hasretti. hele bir kaç dam vardı ki, kızıl damdı. uyku kaçırıyordu. etinden et koparılmış hissinde nizam, yeni bir nizam aradı durdu yıllarca. ve batının, amerikanın dam planları yatırıldı masaya, ödenekler çıkarıldı, arı gibi çalışıyordu devlet, büyük depremlerde felç olan devlet yeni dam nizamında gayur. memleketimizin dört köşesinde muhtelif harflerde damlar inşa edildi. ama boştu içi. damı dam yapan içinde yatan mahkumlardı.
ve devlet çok insani hedefleri olan yeni dam projesinin kampanyasını başlattı medyada. bunların içinde f olanı pek yamandı. ranzası vardı, duşu, tuvaleti. insanımız devlete bakıp aşk olsun dedi, ne yufka yürek, ne cesaret, ne bonkör, iyi devlet. bak sen şu işe, koğuşlarda, tıkış tıkış odalarda, kokudan geçilmez mekanlarda yatan mahkumlar burun kıvırır, istemeyiz derlermiş bu konforu. iyilikten ne anlardı bu adamlar, onlara her şey müstahaktı. devlet aldı bu mesajı hemen ve birden bir kurtuluş projesi sundu ahalisine. bak dedi biz onları kurtaracağız bu rezaletten. adı da medyatikti, hemen herkesin yüreği kabardı. hayata dönüş. mahkum anaları, babaları artık rahat olsunlardı. kızlarını oğlanlarını kurtaracaktı bu melun dam cumhuriyetinden aziz ve muhterem devletimiz. nihayet bir şafak vakti, idam mangaları gibi damı deldi devlet, duvarları yıktı devlet, yaktı parçaladı, onlarca çocuk günlerdir açlık grevinde iken son soluduğu hava gazdı, ateşte yandı dermansız bedenleri. medya manşetleri alkışladı devleti, aşk olsun, tereyağından kıl çeker gibi başarmıştı bu işi. ve çocuklar şimdi bir iki üç kimse ve yalnızlar.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar