bugün
- kolye142
- erlik5
- pazarları çizgi film izlemek için erken uyanmak3
- günün sözü6
- cep telefonu17
- nokia16
- türkiye'nin kıymeti bilinmemiş şarkıcıları4
- rüzgar12
- pizza bira ikilisi4
- abd de futbol sahasına kamyonet dalması2
- bal10
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler71
- lale14
- 17 ekim 2026 gençlerbirliği galatasaray maçı22
- var olmak için ne yaptınız13
- pazar günleri ekmek almak3
- asla evlenilmeyecek erkekler5
- pazar günü erken kalkmak3
- sevgiliye uzaktan bakmak3
- sen kimsin sorusuna 3 kelimelik cevap ver10
- yüzde 50 burslu psikoloji bölümü kazanmak12
- ilkokul bebesine türbanı savunmak65
- evi ev yapan şeyler14
- kader4
- kaplan17
- fil9
- bileklik19
- billie eilish'in memeleri7
- yogartiksen39
- aslan15
- sözlük obezlerinin fotoğrafları10
- 14 ekim 2026 aston villa fenerbahçe maçı75
- kuş5
- at6
- 25 yılda adam edilen istanbul'u 5 yılda bitirmek48
- sevgili nedir7
- galatasaray balı2
- başka birinin ayağını yalamış erkekle evlenmek7
- gül7
- brezilya7
- eskortluk yapan sözlük yazarı25
- kim kimi neden sevmiyor14
- duayı bencil bir iş haline getirmek5
- galatasaray19
- gece gece sinirlenmek4
- ankara8
- sabah 6:00'da nervionun resmine bakarak rakı içmek12
- inançsızlığınız ve akıl almaz gecikmeniz3
- 13 ekim 2026 galatasaray barcelona maçı84
- fenerbahçe18
yoldan gecenlerde var da her aksam gelenler nerde sorusu ile özetlenecek olan durumdur.
evet bu hayat denilen kerhanedeki orospunun ciklet ciğnemesi süresinde insanlar cok seyler kaybederler. dostlarini, umutlarini, yaşama sevincini, gencliğini hatta rüyalarini kaybeder.
peki kaybettiklerinin yerine ne konur? sadece mazinin hicaz bestesi olan hatiralar kalir geride.
dostlar terkeder yahut siz terkedersiniz. sigaranizi bile sagliniz için terkedersiniz. keseniz icin icmeleri kesersiniz. bazende sadece selamlasirsiniz.
peki biz niçin yasiyoruz? her günü baska bir elemle sıkıntı ile ah ile vah ile ömrümüzü niçin yasiyoruz?
üzümün çöpü diyorlar armutun sapi diyorlar, delirmeyeceksin...
hergün haksiz yere azar yiye yiye, buruklastiğimiz ' lan ben ne yapiyorum' sorgulamamizi kafamiza vura vura hatirlatan, felekten bir gece calarken ariza cikartanlar tarafindan terkedilmek yahutta terketmek bir erdemdir.
cünkü bir zaman sonra birşeyleri yürütmek azap olup. elde kalan hicaz makamindaki hatiralar bile ibrahim tatlises sarkilari gibi keleklesir ve nefretlik olur.
önün yokus arkan yokuş ne bok yiyeceğini bilmeden karincalari seyretmek büyük mutluluktur.
bu mertebeye cikinca yüksekliklerin firtinalarina dayanmak ve kabul edebilmektir.
düzlüklerin kalabaliklarina sivri sineklerine katlanmak ise aptaliktir.
hele de hayatin bütün elzemlerine karsi kurdugunuz vahayi tarumar etmek istemeleri ise bambaskadir.
yazlikta bir komsumuz vardi. pek bir dostu yoktu sadece komsularla lak lak eder hünerli oldugu için mekanikten cok iyi anlar idi.
dereden tepeden falan konusurken laf döndü dolasti dostluklara geldi.
ve neden kendisinin yazlik cevresinden disinda kimseleri olmadiğini anlatti.
bu arada bu komsum almanyada sifirdan bir şeyler kazanmiş calismaktan baska bir şey yapmamiş idi.
günün birinde dostlari ile bir alemden döönyorlarmiş. kendi arabasinda bir ahbabi agzinda yanan sigarayi fiske vurmus. tabi sigara yere düsünce dösemeyi yakmasin diye egilip almaya kalkinca kaza yapmiş. ve arabanin ön tarafi paramparca olmus.
binbir eza cefa cekerek aldiği gözü gibi sevdiği arabasinin haybeye bombok olmasini bir kenara atmiş, ama dostlarinin zeytin yaği gibi üste cikmasini kendine yediremiş. hem haksiz hem güclü pozisyonunda olmalari ona bir hakikati hatirlatmiş.
sayginin bittiği dostluklar ve arkadasiklar biter. kendisi söylemedi ama benim anladiğim suydu bu konuda.
bir insanin dostu onu cok iyi tanir. nelere deger verdiğine neler için ne faturalar ödediğini bildiği. buna ehemniyet vermezse harala gürele bir ilişki yasarsa ve kaç paraysa öderiz ulan tatava yapma tarzinda öküzlükler yaparsa ona kirmizi karti cikartmak gerekir.
onun istediği para lafi değildi. ugruna binbir ezalara katlandiği en cok istediği seyi paramparca olmasi ve insanlarin rabbena hep bana felsefesi idi.
o gunden sonra defterlerini dürmüş. ona sormustum peki özlüyormusun onlari diye. onun cevabi ise hatirlara dalip özlüyorum ama sonra arabamin hali gözümün önüne geliyor sadece aptalliklarina üzülüyorum.
evet su akar deryaya varir, deryadan mahi cikartir gokyuzunde yagmur olur damlalari cicekleri sular... ne yapalim hayat bu...
insanlarin birbirini anlamak için parmaklarini kipirdatmadiklari, nalinci keseri gibi dolastiklari bir dünyadan ne beklersiniz.
insanlar gider yerlerine yenileri gelir, gün biter aksam gelir, aksam biter gün gelir, böyle bir devri devrandir bu...
evet bu hayat denilen kerhanedeki orospunun ciklet ciğnemesi süresinde insanlar cok seyler kaybederler. dostlarini, umutlarini, yaşama sevincini, gencliğini hatta rüyalarini kaybeder.
peki kaybettiklerinin yerine ne konur? sadece mazinin hicaz bestesi olan hatiralar kalir geride.
dostlar terkeder yahut siz terkedersiniz. sigaranizi bile sagliniz için terkedersiniz. keseniz icin icmeleri kesersiniz. bazende sadece selamlasirsiniz.
peki biz niçin yasiyoruz? her günü baska bir elemle sıkıntı ile ah ile vah ile ömrümüzü niçin yasiyoruz?
üzümün çöpü diyorlar armutun sapi diyorlar, delirmeyeceksin...
hergün haksiz yere azar yiye yiye, buruklastiğimiz ' lan ben ne yapiyorum' sorgulamamizi kafamiza vura vura hatirlatan, felekten bir gece calarken ariza cikartanlar tarafindan terkedilmek yahutta terketmek bir erdemdir.
cünkü bir zaman sonra birşeyleri yürütmek azap olup. elde kalan hicaz makamindaki hatiralar bile ibrahim tatlises sarkilari gibi keleklesir ve nefretlik olur.
önün yokus arkan yokuş ne bok yiyeceğini bilmeden karincalari seyretmek büyük mutluluktur.
bu mertebeye cikinca yüksekliklerin firtinalarina dayanmak ve kabul edebilmektir.
düzlüklerin kalabaliklarina sivri sineklerine katlanmak ise aptaliktir.
hele de hayatin bütün elzemlerine karsi kurdugunuz vahayi tarumar etmek istemeleri ise bambaskadir.
yazlikta bir komsumuz vardi. pek bir dostu yoktu sadece komsularla lak lak eder hünerli oldugu için mekanikten cok iyi anlar idi.
dereden tepeden falan konusurken laf döndü dolasti dostluklara geldi.
ve neden kendisinin yazlik cevresinden disinda kimseleri olmadiğini anlatti.
bu arada bu komsum almanyada sifirdan bir şeyler kazanmiş calismaktan baska bir şey yapmamiş idi.
günün birinde dostlari ile bir alemden döönyorlarmiş. kendi arabasinda bir ahbabi agzinda yanan sigarayi fiske vurmus. tabi sigara yere düsünce dösemeyi yakmasin diye egilip almaya kalkinca kaza yapmiş. ve arabanin ön tarafi paramparca olmus.
binbir eza cefa cekerek aldiği gözü gibi sevdiği arabasinin haybeye bombok olmasini bir kenara atmiş, ama dostlarinin zeytin yaği gibi üste cikmasini kendine yediremiş. hem haksiz hem güclü pozisyonunda olmalari ona bir hakikati hatirlatmiş.
sayginin bittiği dostluklar ve arkadasiklar biter. kendisi söylemedi ama benim anladiğim suydu bu konuda.
bir insanin dostu onu cok iyi tanir. nelere deger verdiğine neler için ne faturalar ödediğini bildiği. buna ehemniyet vermezse harala gürele bir ilişki yasarsa ve kaç paraysa öderiz ulan tatava yapma tarzinda öküzlükler yaparsa ona kirmizi karti cikartmak gerekir.
onun istediği para lafi değildi. ugruna binbir ezalara katlandiği en cok istediği seyi paramparca olmasi ve insanlarin rabbena hep bana felsefesi idi.
o gunden sonra defterlerini dürmüş. ona sormustum peki özlüyormusun onlari diye. onun cevabi ise hatirlara dalip özlüyorum ama sonra arabamin hali gözümün önüne geliyor sadece aptalliklarina üzülüyorum.
evet su akar deryaya varir, deryadan mahi cikartir gokyuzunde yagmur olur damlalari cicekleri sular... ne yapalim hayat bu...
insanlarin birbirini anlamak için parmaklarini kipirdatmadiklari, nalinci keseri gibi dolastiklari bir dünyadan ne beklersiniz.
insanlar gider yerlerine yenileri gelir, gün biter aksam gelir, aksam biter gün gelir, böyle bir devri devrandir bu...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar