bugün
- queen ravennanın aşırı güzel olması6
- 99 lu sevgiliye güz gülleri kaseti hediye etmek4
- arap götü8
- filiz makarna'nın türkiye buğdayı skandalı16
- kırıkkaleli olmak istemek4
- tanımadığı kadına tokat atan adam12
- tren4
- yazarların akşama dair planları7
- kale3112 tarzı entry girmek8
- topla topla topla2
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı27
- doların 50 tl olması7
- yagmurcu3
- 3 gündür eksi yemiyorum2
- her gün 1 litre kola içersek ne olur10
- traveler of secret moments tarzı enrty girmek13
- iskilipli atıf hoca20
- camgöz balık ekmek2
- kablosuz mouse12
- sürekli çalışmak zorunda olmamız8
- true niye hala çaylak5
- favlayan yazarın asıl amacı12
- fb'nin inanılmaz başarısı5
- al pacino denince akla gelen ilk film2
- alt tarafı bir alet kahraman sensin2
- ne oldu2
- çocukluğu hatırlatan tatlar4
- sözlükteki kuzucuklarım6
- hoşlanılan kızı başkasının favlaması8
- somali de türk bayrağı yakılması5
- yeni bir işe başlarken akıldan geçenler5
- robert de niro denince akla gelen ilk film8
- emre belözoğlu3
- 18 ekim 2026 uludağ sözlüğün hacklenmesi8
- sözlük kürdü55
- yogartiksen6
- esra'yı aç esra'yı9
- songül karlı5
- abdullah öcalana'ın yeni konutuna taşınması20
- anın görüntüsü32
- istanbul şu an hafif yağmurlu 17 derece2
- millette manyak para var21
- ali kemal porno film çekerken mi yakalan mış2
- ahmet nazif zorlu8
- ismail kartal17
- arap kızı ve arap oğlanı duvar süsü3
- togg4
- kasım ayının beraberinde getirdikleri6
- aktara girip özgürce alışveriş yapmak6
- sevgiliyle film izleyebildiğin gün2
Amerikada ki Türk Edebiyat oluşumlarının hakkında dediği yazar gibi.
Simgeçiliğin ustası Mallarmenin şiiri, Şiir ne dünyayı taklit edecek ne de yeniden icat edecektir; dünyaya eksik olan düzeni getirecektir. Malarméde sözcüklerin düzeni dünyanın düzensizliğini örtbas eder, koşmosun kaos karşısında kendini kabul ettirdiği tek mekândir. Bu nedenle, söylemek değil var olmak zorundadır. Baudelaire gibi ustalara veya Verlainein 1884te edebiyat çevrelerine tanıttığı Mallarmé, Cros, Çorbikre ve Rimbaud gibi ustalardan sonra pek fazla şiir okuru olduğum söylenemez; çünkü 1960'ların özgürleşme ortamında varolan; birikimi/sesiyle bugüne ulaşan 1960 Kuşağı şiiri/şairleri çağdaş Türk şiirinin oluşumunda önemli bir dönemeçtir. Yazın ve düşün yaşamımıza yenilikler getirmiş, yaşam-şiir-toplum ilişkisine farklı bir boyut kazandırmıştır...
1980 sonrası şiirimizde modern şiirin bu hayati vasfının ona sağladığı estetik imkânlar bir mirasyedi edasıyla tüketildi ama o hayatı vasfın yitirilip yitirilmediği göz ardı edildi. Birkaç istisna bir yana bırakılırsa hemen her eğilimden şairler, Türk şiiri zemininde turfanda bir şiir yeşertmek yerine kendilerini modern sayarak ya da geleneğe modern nazarlarla bakarak hayatiyet taşımayan, görüntüden ibaret bir aksiyonun içinde yer aldılar. Yenilik ve ilerleme düşüncesinin mahsulü ama onun bir başka ürünü olan modern hayata karşı da en çetin mücadeleyi veren modern şiir, kendini yenileme endişesiyle kendini yineler bir hale gelip dönmüş ve böylelikle kendini feshetmişti. Ama bırakın 1980leri, 1990lar bile modern şiiri etraflıca konuşarak bu çengâver oluşunun peşinde oldukları izlenimini vermeye çalıştılar. Boylu boyunca yatanın hatıralarda yaşadığı belliydi ama o yatan ayakta gösteriliyordu. Konuşanlar da bu sayede onun izinde oldukları havasını veriyorlardı. Tüm bunlar şiiri türlü yollarla süsleme (estetize etme) yönelimini seçerek çeşitli eğilimlere giden şairler eliyle gerçekleşti. Dünya görüşleri ne olursa olsun, ister marjinallik ister gelenekçilik susunde kendilerini gizlesinler yaptıkları aynı idi. Modern şiir, Modern şiir oldu, yaşasın modern şiir!.. şiarıyla defnedilmeliydi. Ama bu, 1980 sonrasında beliren ve yukarıda sıralanan eğilimlerin hiçbirince yapılamadı: Nitekim nicedir modern şiir anlayışı gereğince uğurlanıp gömülmediğinden ötürü şiir bir zafiyet içindedir. Zafiyet içindedir çünkü şairler velut bir ömür süren bu büyük ölünün nasıl defnedileceği hususunda zaaf içindedirler. Şiir adına ortada dolanıp duran şeylerin yaydığı kokudan da anlaşılacağı gibi ölüm çok önce vuku bulmuş ama kraldan sonra ne yapacağını bilmeyen hanedan mensupları gibi olan şairlerde bir kıpırtı yok. Çünkü modern zamanların şairleri, kendilerinden önce gelen kuşakları öyle kolaylıkla harcadılar, öyle gaddarca öldürdüler ki Cengiz Aytmatovun roman kahramanı gibi ölülerini nasıl gömeceklerini bilemez bir hale geldiler.
Şimdi ise 1980 sonrası şiirinde ilk kez ciddi anlamda çıtasını yükselten bir genç şair var. Kırık Bej'ı okuduğumda 1960 dan günümüze kadar olan şiir sürecini şöyle bir taradım... Kazım Baran Yılmaz yüzyılımızın en iyi şairi olarak çıtasını yükseltiyor. Zarı atıyorum!
Simgeçiliğin ustası Mallarmenin şiiri, Şiir ne dünyayı taklit edecek ne de yeniden icat edecektir; dünyaya eksik olan düzeni getirecektir. Malarméde sözcüklerin düzeni dünyanın düzensizliğini örtbas eder, koşmosun kaos karşısında kendini kabul ettirdiği tek mekândir. Bu nedenle, söylemek değil var olmak zorundadır. Baudelaire gibi ustalara veya Verlainein 1884te edebiyat çevrelerine tanıttığı Mallarmé, Cros, Çorbikre ve Rimbaud gibi ustalardan sonra pek fazla şiir okuru olduğum söylenemez; çünkü 1960'ların özgürleşme ortamında varolan; birikimi/sesiyle bugüne ulaşan 1960 Kuşağı şiiri/şairleri çağdaş Türk şiirinin oluşumunda önemli bir dönemeçtir. Yazın ve düşün yaşamımıza yenilikler getirmiş, yaşam-şiir-toplum ilişkisine farklı bir boyut kazandırmıştır...
1980 sonrası şiirimizde modern şiirin bu hayati vasfının ona sağladığı estetik imkânlar bir mirasyedi edasıyla tüketildi ama o hayatı vasfın yitirilip yitirilmediği göz ardı edildi. Birkaç istisna bir yana bırakılırsa hemen her eğilimden şairler, Türk şiiri zemininde turfanda bir şiir yeşertmek yerine kendilerini modern sayarak ya da geleneğe modern nazarlarla bakarak hayatiyet taşımayan, görüntüden ibaret bir aksiyonun içinde yer aldılar. Yenilik ve ilerleme düşüncesinin mahsulü ama onun bir başka ürünü olan modern hayata karşı da en çetin mücadeleyi veren modern şiir, kendini yenileme endişesiyle kendini yineler bir hale gelip dönmüş ve böylelikle kendini feshetmişti. Ama bırakın 1980leri, 1990lar bile modern şiiri etraflıca konuşarak bu çengâver oluşunun peşinde oldukları izlenimini vermeye çalıştılar. Boylu boyunca yatanın hatıralarda yaşadığı belliydi ama o yatan ayakta gösteriliyordu. Konuşanlar da bu sayede onun izinde oldukları havasını veriyorlardı. Tüm bunlar şiiri türlü yollarla süsleme (estetize etme) yönelimini seçerek çeşitli eğilimlere giden şairler eliyle gerçekleşti. Dünya görüşleri ne olursa olsun, ister marjinallik ister gelenekçilik susunde kendilerini gizlesinler yaptıkları aynı idi. Modern şiir, Modern şiir oldu, yaşasın modern şiir!.. şiarıyla defnedilmeliydi. Ama bu, 1980 sonrasında beliren ve yukarıda sıralanan eğilimlerin hiçbirince yapılamadı: Nitekim nicedir modern şiir anlayışı gereğince uğurlanıp gömülmediğinden ötürü şiir bir zafiyet içindedir. Zafiyet içindedir çünkü şairler velut bir ömür süren bu büyük ölünün nasıl defnedileceği hususunda zaaf içindedirler. Şiir adına ortada dolanıp duran şeylerin yaydığı kokudan da anlaşılacağı gibi ölüm çok önce vuku bulmuş ama kraldan sonra ne yapacağını bilmeyen hanedan mensupları gibi olan şairlerde bir kıpırtı yok. Çünkü modern zamanların şairleri, kendilerinden önce gelen kuşakları öyle kolaylıkla harcadılar, öyle gaddarca öldürdüler ki Cengiz Aytmatovun roman kahramanı gibi ölülerini nasıl gömeceklerini bilemez bir hale geldiler.
Şimdi ise 1980 sonrası şiirinde ilk kez ciddi anlamda çıtasını yükselten bir genç şair var. Kırık Bej'ı okuduğumda 1960 dan günümüze kadar olan şiir sürecini şöyle bir taradım... Kazım Baran Yılmaz yüzyılımızın en iyi şairi olarak çıtasını yükseltiyor. Zarı atıyorum!
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar