bugün
- uludağ sözlük size ne kattı12
- şarapçının birden tayyipçi olması7
- şarapçı koala yalnız değildir9
- fusya semsiyeli yabanci14
- bir kadının en zevk aldığı an5
- sarapci koala45
- tayyip bey yaşayan en büyük devrimci liderdir5
- seksenlerde nasıl görünürdüm trend i7
- recep tayyip erdoğan8
- yazın anlamının kadın ayağı olması3
- keşan3
- bazılarına gereken cevabı reis'in vermesi2
- sigara içmeyenleri anlamamak5
- çağla idi3
- gece 2 de komşu kızının balkonda seksting yapması4
- arkadaşlar görüşürüz2
- sibel canın 35 senedir 35 yaşında gibi görünmesi5
- melissa vargas'dan tokat yemek5
- 4 kez üst üste cumaya gitmemek5
- rica ediyorum kimse beni savunmasın2
- kıvırcık saç8
- guendouzi ve greenwooda uefa disiplin süreci19
- bir kızın aşkı size naptırabilir5
- hazret ktc2
- tik tok2
- piercing takmanın zorluğu5
- şarapçının mal varlığı9
- serhat kılıç20
- hiçbir şeyin tat vermemesi4
- yazarların 80 lerde nasıl göründüğü13
- mutlu bey biraderin elmas bey birader olması2
- iktidarsız erkek2
- otoyol ve köprülerin özelleştirilmesi4
- kelebek saç kesimi4
- bedelli askerlik yapan erkek erkek midir sorgusu2
- eksilenmekten aldığım tadı hiçbir şeyden almadım3
- kurucu önder3
- ak çomarların tartışmada fetöcü ilan etme eşiği3
- seri eksicim kooooş3
- abd de valilik adayına silahlı saldırı3
- yalnız ölmek5
- tai lung42
- sevmediğiniz insanla devamlı karşılaşmak2
- mesai ücretine çöken iş veren2
- 6 eylül 2026 türkiye italya voleybol maçı18
- yalnızlık edebiyatı13
- biraderitasyon2
- tung tung tung sahur3
- bir bela geliyor11
- 5 eylül 2026 fenerbahçe beşiktaş maçı39
ne kadar düşük olursa o kadar mutlu olursunuz. sakın ha, aman ha yüksek tutmayın.
lise yıllarım pek tatsızdı, hep aynı insanlar, boş uğraşlarla zaman harcıyorlardı. kendileri gibi olmayanı ötekileştirmekten zevk duyuyorlardı, güçsüzler hep eziliyordu, aşağılanıyordu. nefret ediyordum. hep bir etiket koyma ihtiyacı vardı, ilişkilere, arkadaşlıklara, dostluklara, insanlara.
böyle değildim, yine de ben oyuncuyum. rol yapabiliyordum, o yüzden o ormandaki goriller gibi taklit ettim onları ve aralarına karıştım. yine de iç ses sürekli, sen bu değilsin ki! diyordu. kendimi bir türlü özgür bırakamıyordum. benim özgün zihinlere, farklı kültürlere ihtiyacım vardı, nitekim üniversiteyi dört gözle beklememe neden oldu bu.
hayatım film izlemek, kitap okumak ve müzik yapmakla geçiyordu, istediğim zaman sosyal bir insan olabiliyordum ama öğrenilecek-izlenilecek o kadar çok şey vardı ki! nasıl dışarıya daha fazla zaman ayırabilirdim?!
üniversiteyi kazandığım ilk yıl, yüksek beklentimden dolayı bombok zaman geçirdim. lise değildi sorun, toplumdu. ailelerdi. zaten o aileler, çocuğu böyle yapıyor ve toplumu oluşturuyordu, belki dedim okuduğum üniversitedendir, geçiş yaptım..
hiçbir şey fark etmedi, ümidim bir kez kırıldı o kadar. kendime kızdım, beklentiye ne bok yemeye tekrar giriyorsun ki?! ama insan bir şeyleri hakettiğini düşünmeden edemiyordu.
şimdi geriye dönsem muhtemelen hiç kitap okumaz, film izlemez, düşünmezdim. lise bire giderken neden bu dünyaya geldik demezdim, tanrı'yı araştırmaz, kutsal kitapları okumazdım, kısacası sorgulamazdım.. güzel güzel yaşardım anasını satayım.
bok ettim kendimi, şimdi iki arada bir derede bir adamım. sosyal tarafım herkesçe taktir görüyor, hem dinletebiliyorum, hem güldürebiliyorum ama bunlar bana zaman kaybı geliyor, istemiyorum o insanların içine karışmak.
diğer tarafımın da beklentisi düşük. 30'a kadar çalışır 3 daire alırım sonra yat aşağı, kitap-film-gitar ile hayatını geçir diyor. elbet bir kadın da lazım. şöyle denize yakın bir kasaba bir ev. hadi onları yaptım da, kafama uygun bir kadın nasıl bulacağım? ben liseye giderken kız arkadaşımı kahve içmeye çıkarttığımda liberalizmi konuşuyordum?! kesinlikle uzaylı sanıyorlardı beni!!
bak yine beklentiye girdim.
beklenti; insanı mutsuz etmekten başka bir işe yaramayan, belirli hedeflere ulaşmanızda yardımcı olsa da getirisi en sonunda kötü olan bir araçtır. gökkuşağının sonunda hiçbir şey bulamazsınız.
nitekim, hiçbir şey bulamadım.
lise yıllarım pek tatsızdı, hep aynı insanlar, boş uğraşlarla zaman harcıyorlardı. kendileri gibi olmayanı ötekileştirmekten zevk duyuyorlardı, güçsüzler hep eziliyordu, aşağılanıyordu. nefret ediyordum. hep bir etiket koyma ihtiyacı vardı, ilişkilere, arkadaşlıklara, dostluklara, insanlara.
böyle değildim, yine de ben oyuncuyum. rol yapabiliyordum, o yüzden o ormandaki goriller gibi taklit ettim onları ve aralarına karıştım. yine de iç ses sürekli, sen bu değilsin ki! diyordu. kendimi bir türlü özgür bırakamıyordum. benim özgün zihinlere, farklı kültürlere ihtiyacım vardı, nitekim üniversiteyi dört gözle beklememe neden oldu bu.
hayatım film izlemek, kitap okumak ve müzik yapmakla geçiyordu, istediğim zaman sosyal bir insan olabiliyordum ama öğrenilecek-izlenilecek o kadar çok şey vardı ki! nasıl dışarıya daha fazla zaman ayırabilirdim?!
üniversiteyi kazandığım ilk yıl, yüksek beklentimden dolayı bombok zaman geçirdim. lise değildi sorun, toplumdu. ailelerdi. zaten o aileler, çocuğu böyle yapıyor ve toplumu oluşturuyordu, belki dedim okuduğum üniversitedendir, geçiş yaptım..
hiçbir şey fark etmedi, ümidim bir kez kırıldı o kadar. kendime kızdım, beklentiye ne bok yemeye tekrar giriyorsun ki?! ama insan bir şeyleri hakettiğini düşünmeden edemiyordu.
şimdi geriye dönsem muhtemelen hiç kitap okumaz, film izlemez, düşünmezdim. lise bire giderken neden bu dünyaya geldik demezdim, tanrı'yı araştırmaz, kutsal kitapları okumazdım, kısacası sorgulamazdım.. güzel güzel yaşardım anasını satayım.
bok ettim kendimi, şimdi iki arada bir derede bir adamım. sosyal tarafım herkesçe taktir görüyor, hem dinletebiliyorum, hem güldürebiliyorum ama bunlar bana zaman kaybı geliyor, istemiyorum o insanların içine karışmak.
diğer tarafımın da beklentisi düşük. 30'a kadar çalışır 3 daire alırım sonra yat aşağı, kitap-film-gitar ile hayatını geçir diyor. elbet bir kadın da lazım. şöyle denize yakın bir kasaba bir ev. hadi onları yaptım da, kafama uygun bir kadın nasıl bulacağım? ben liseye giderken kız arkadaşımı kahve içmeye çıkarttığımda liberalizmi konuşuyordum?! kesinlikle uzaylı sanıyorlardı beni!!
bak yine beklentiye girdim.
beklenti; insanı mutsuz etmekten başka bir işe yaramayan, belirli hedeflere ulaşmanızda yardımcı olsa da getirisi en sonunda kötü olan bir araçtır. gökkuşağının sonunda hiçbir şey bulamazsınız.
nitekim, hiçbir şey bulamadım.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar