bugün
- ananı mı dinlersin karıyı mı6
- abdullah öcalana'ın yeni konutuna taşınması12
- millette manyak para var12
- sözlük sosyal medya mı4
- kemal sunal'ın en kötü filmi5
- cadılar bayramı kutlayan gerizekalı türkler31
- türkiyeli kahvesi4
- fon krizi kimin üstüne yıkılacak16
- sözlük kürdü54
- cadılar bayramı kutlamayan geri zekalılar3
- tuğla kitap okumak2
- boş yolda kırmızı ışıkta beklemek11
- volkswagen passat4
- biyoloji sınavı2
- devlet bahçeli'nin il olmasını önerdiği 19 ilçe10
- sözlükteki halloween kavgası5
- ilkokulda dayak yemiş efsanevi nesil10
- cam açık uyumak7
- asgari ücret8
- tavuk olmasa bu kadar insan ne yiyecekti7
- esra'yı aç esra'yı6
- türklerin abartılmış bir ırk olması3
- cadılar bayramı kutlayan kız9
- dünya sefalet endeksi nde türkiye'nin yeri5
- çaykur'un türk çayı ibaresini kaldırması3
- karton toplayan cocuk 15 temmuzda ne yapıyordu10
- 30 liraya satılan tavuk döner9
- ne olursan ol yine gel3
- nev vs teoman3
- yogartiksen4
- arkadaş edinme yolları5
- osman pamukoğlu14
- ismail kartal25
- kitap okuyamamak3
- türklerin ırkçı olması8
- ileri dönüşüm5
- kartoncu abi ırkçı mı4
- sözlüklere ihtiyacın bitmesi7
- enses ilişkiyi savunan tc erkeği11
- dem partili kezo3
- hangi hogwartz binasını temsil ediyorsunuz6
- sözlükteki kızların bilgisiz olması23
- herkesin hayatına kimse karışamaz2
- 3 kasım 2026 galatasaray stuttgart maçı7
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı18
- badoo4
- rami kütüphanesi4
- yusuf islam ın uu beybi beybi diye şarkı söylemesi2
- 1 kasım 2026 kasımpaşa beşiktaş maçı9
- pipisiyle düşünenler buraya2
ne kadar düşük olursa o kadar mutlu olursunuz. sakın ha, aman ha yüksek tutmayın.
lise yıllarım pek tatsızdı, hep aynı insanlar, boş uğraşlarla zaman harcıyorlardı. kendileri gibi olmayanı ötekileştirmekten zevk duyuyorlardı, güçsüzler hep eziliyordu, aşağılanıyordu. nefret ediyordum. hep bir etiket koyma ihtiyacı vardı, ilişkilere, arkadaşlıklara, dostluklara, insanlara.
böyle değildim, yine de ben oyuncuyum. rol yapabiliyordum, o yüzden o ormandaki goriller gibi taklit ettim onları ve aralarına karıştım. yine de iç ses sürekli, sen bu değilsin ki! diyordu. kendimi bir türlü özgür bırakamıyordum. benim özgün zihinlere, farklı kültürlere ihtiyacım vardı, nitekim üniversiteyi dört gözle beklememe neden oldu bu.
hayatım film izlemek, kitap okumak ve müzik yapmakla geçiyordu, istediğim zaman sosyal bir insan olabiliyordum ama öğrenilecek-izlenilecek o kadar çok şey vardı ki! nasıl dışarıya daha fazla zaman ayırabilirdim?!
üniversiteyi kazandığım ilk yıl, yüksek beklentimden dolayı bombok zaman geçirdim. lise değildi sorun, toplumdu. ailelerdi. zaten o aileler, çocuğu böyle yapıyor ve toplumu oluşturuyordu, belki dedim okuduğum üniversitedendir, geçiş yaptım..
hiçbir şey fark etmedi, ümidim bir kez kırıldı o kadar. kendime kızdım, beklentiye ne bok yemeye tekrar giriyorsun ki?! ama insan bir şeyleri hakettiğini düşünmeden edemiyordu.
şimdi geriye dönsem muhtemelen hiç kitap okumaz, film izlemez, düşünmezdim. lise bire giderken neden bu dünyaya geldik demezdim, tanrı'yı araştırmaz, kutsal kitapları okumazdım, kısacası sorgulamazdım.. güzel güzel yaşardım anasını satayım.
bok ettim kendimi, şimdi iki arada bir derede bir adamım. sosyal tarafım herkesçe taktir görüyor, hem dinletebiliyorum, hem güldürebiliyorum ama bunlar bana zaman kaybı geliyor, istemiyorum o insanların içine karışmak.
diğer tarafımın da beklentisi düşük. 30'a kadar çalışır 3 daire alırım sonra yat aşağı, kitap-film-gitar ile hayatını geçir diyor. elbet bir kadın da lazım. şöyle denize yakın bir kasaba bir ev. hadi onları yaptım da, kafama uygun bir kadın nasıl bulacağım? ben liseye giderken kız arkadaşımı kahve içmeye çıkarttığımda liberalizmi konuşuyordum?! kesinlikle uzaylı sanıyorlardı beni!!
bak yine beklentiye girdim.
beklenti; insanı mutsuz etmekten başka bir işe yaramayan, belirli hedeflere ulaşmanızda yardımcı olsa da getirisi en sonunda kötü olan bir araçtır. gökkuşağının sonunda hiçbir şey bulamazsınız.
nitekim, hiçbir şey bulamadım.
lise yıllarım pek tatsızdı, hep aynı insanlar, boş uğraşlarla zaman harcıyorlardı. kendileri gibi olmayanı ötekileştirmekten zevk duyuyorlardı, güçsüzler hep eziliyordu, aşağılanıyordu. nefret ediyordum. hep bir etiket koyma ihtiyacı vardı, ilişkilere, arkadaşlıklara, dostluklara, insanlara.
böyle değildim, yine de ben oyuncuyum. rol yapabiliyordum, o yüzden o ormandaki goriller gibi taklit ettim onları ve aralarına karıştım. yine de iç ses sürekli, sen bu değilsin ki! diyordu. kendimi bir türlü özgür bırakamıyordum. benim özgün zihinlere, farklı kültürlere ihtiyacım vardı, nitekim üniversiteyi dört gözle beklememe neden oldu bu.
hayatım film izlemek, kitap okumak ve müzik yapmakla geçiyordu, istediğim zaman sosyal bir insan olabiliyordum ama öğrenilecek-izlenilecek o kadar çok şey vardı ki! nasıl dışarıya daha fazla zaman ayırabilirdim?!
üniversiteyi kazandığım ilk yıl, yüksek beklentimden dolayı bombok zaman geçirdim. lise değildi sorun, toplumdu. ailelerdi. zaten o aileler, çocuğu böyle yapıyor ve toplumu oluşturuyordu, belki dedim okuduğum üniversitedendir, geçiş yaptım..
hiçbir şey fark etmedi, ümidim bir kez kırıldı o kadar. kendime kızdım, beklentiye ne bok yemeye tekrar giriyorsun ki?! ama insan bir şeyleri hakettiğini düşünmeden edemiyordu.
şimdi geriye dönsem muhtemelen hiç kitap okumaz, film izlemez, düşünmezdim. lise bire giderken neden bu dünyaya geldik demezdim, tanrı'yı araştırmaz, kutsal kitapları okumazdım, kısacası sorgulamazdım.. güzel güzel yaşardım anasını satayım.
bok ettim kendimi, şimdi iki arada bir derede bir adamım. sosyal tarafım herkesçe taktir görüyor, hem dinletebiliyorum, hem güldürebiliyorum ama bunlar bana zaman kaybı geliyor, istemiyorum o insanların içine karışmak.
diğer tarafımın da beklentisi düşük. 30'a kadar çalışır 3 daire alırım sonra yat aşağı, kitap-film-gitar ile hayatını geçir diyor. elbet bir kadın da lazım. şöyle denize yakın bir kasaba bir ev. hadi onları yaptım da, kafama uygun bir kadın nasıl bulacağım? ben liseye giderken kız arkadaşımı kahve içmeye çıkarttığımda liberalizmi konuşuyordum?! kesinlikle uzaylı sanıyorlardı beni!!
bak yine beklentiye girdim.
beklenti; insanı mutsuz etmekten başka bir işe yaramayan, belirli hedeflere ulaşmanızda yardımcı olsa da getirisi en sonunda kötü olan bir araçtır. gökkuşağının sonunda hiçbir şey bulamazsınız.
nitekim, hiçbir şey bulamadım.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar