bugün
- millette manyak para var10
- fon krizi kimin üstüne yıkılacak16
- cam açık uyumak7
- abdullah öcalana'ın yeni konutuna taşınması7
- tavuk olmasa bu kadar insan ne yiyecekti7
- sözlük kürdü54
- devlet bahçeli'nin il olmasını önerdiği 19 ilçe10
- ilkokulda dayak yemiş efsanevi nesil10
- cadılar bayramı kutlayan kız9
- yogartiksen4
- dünya sefalet endeksi nde türkiye'nin yeri4
- kitap okuyamamak3
- dem partili kezo3
- 30 liraya satılan tavuk döner9
- karton toplayan cocuk 15 temmuzda ne yapıyordu10
- cadılar bayramı kutlayan gerizekalı türkler29
- arkadaş edinme yolları5
- sözlükteki halloween kavgası3
- demlenmiş chp2
- kartoncu abi ırkçı mı4
- kemal sunal'ın en kötü filmi2
- 3 kasım 2026 galatasaray stuttgart maçı7
- ismail kartal25
- rami kütüphanesi4
- çok konuşan insanlarla aramdaki fark2
- ultimate korku2
- hafta sonu2
- flört uygulamalarında algoritma2
- türklerin ırkçı olması8
- kurban kesip halloween'a laf etmek3
- osman pamukoğlu14
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı18
- sözlüklere ihtiyacın bitmesi7
- badoo4
- istanbul13
- 30 ekim 2026 konyaspor galatasaray maçı19
- annenin ölmesi5
- hayata dair iç burkan detaylar3
- enses ilişkiyi savunan tc erkeği11
- hamile fotoğrafı3
- istanbul boğazı2
- sözlükteki kızların bilgisiz olması23
- sözlükteki çiftçi yazarlar8
- askerlik anıları5
- happn4
- içtim şarabı siktim arabı2
- durkheimın intihar teorisi3
- boğaziçi üniversitesi5
- ali koç2
- ileri dönüşüm4
ne kadar düşük olursa o kadar mutlu olursunuz. sakın ha, aman ha yüksek tutmayın.
lise yıllarım pek tatsızdı, hep aynı insanlar, boş uğraşlarla zaman harcıyorlardı. kendileri gibi olmayanı ötekileştirmekten zevk duyuyorlardı, güçsüzler hep eziliyordu, aşağılanıyordu. nefret ediyordum. hep bir etiket koyma ihtiyacı vardı, ilişkilere, arkadaşlıklara, dostluklara, insanlara.
böyle değildim, yine de ben oyuncuyum. rol yapabiliyordum, o yüzden o ormandaki goriller gibi taklit ettim onları ve aralarına karıştım. yine de iç ses sürekli, sen bu değilsin ki! diyordu. kendimi bir türlü özgür bırakamıyordum. benim özgün zihinlere, farklı kültürlere ihtiyacım vardı, nitekim üniversiteyi dört gözle beklememe neden oldu bu.
hayatım film izlemek, kitap okumak ve müzik yapmakla geçiyordu, istediğim zaman sosyal bir insan olabiliyordum ama öğrenilecek-izlenilecek o kadar çok şey vardı ki! nasıl dışarıya daha fazla zaman ayırabilirdim?!
üniversiteyi kazandığım ilk yıl, yüksek beklentimden dolayı bombok zaman geçirdim. lise değildi sorun, toplumdu. ailelerdi. zaten o aileler, çocuğu böyle yapıyor ve toplumu oluşturuyordu, belki dedim okuduğum üniversitedendir, geçiş yaptım..
hiçbir şey fark etmedi, ümidim bir kez kırıldı o kadar. kendime kızdım, beklentiye ne bok yemeye tekrar giriyorsun ki?! ama insan bir şeyleri hakettiğini düşünmeden edemiyordu.
şimdi geriye dönsem muhtemelen hiç kitap okumaz, film izlemez, düşünmezdim. lise bire giderken neden bu dünyaya geldik demezdim, tanrı'yı araştırmaz, kutsal kitapları okumazdım, kısacası sorgulamazdım.. güzel güzel yaşardım anasını satayım.
bok ettim kendimi, şimdi iki arada bir derede bir adamım. sosyal tarafım herkesçe taktir görüyor, hem dinletebiliyorum, hem güldürebiliyorum ama bunlar bana zaman kaybı geliyor, istemiyorum o insanların içine karışmak.
diğer tarafımın da beklentisi düşük. 30'a kadar çalışır 3 daire alırım sonra yat aşağı, kitap-film-gitar ile hayatını geçir diyor. elbet bir kadın da lazım. şöyle denize yakın bir kasaba bir ev. hadi onları yaptım da, kafama uygun bir kadın nasıl bulacağım? ben liseye giderken kız arkadaşımı kahve içmeye çıkarttığımda liberalizmi konuşuyordum?! kesinlikle uzaylı sanıyorlardı beni!!
bak yine beklentiye girdim.
beklenti; insanı mutsuz etmekten başka bir işe yaramayan, belirli hedeflere ulaşmanızda yardımcı olsa da getirisi en sonunda kötü olan bir araçtır. gökkuşağının sonunda hiçbir şey bulamazsınız.
nitekim, hiçbir şey bulamadım.
lise yıllarım pek tatsızdı, hep aynı insanlar, boş uğraşlarla zaman harcıyorlardı. kendileri gibi olmayanı ötekileştirmekten zevk duyuyorlardı, güçsüzler hep eziliyordu, aşağılanıyordu. nefret ediyordum. hep bir etiket koyma ihtiyacı vardı, ilişkilere, arkadaşlıklara, dostluklara, insanlara.
böyle değildim, yine de ben oyuncuyum. rol yapabiliyordum, o yüzden o ormandaki goriller gibi taklit ettim onları ve aralarına karıştım. yine de iç ses sürekli, sen bu değilsin ki! diyordu. kendimi bir türlü özgür bırakamıyordum. benim özgün zihinlere, farklı kültürlere ihtiyacım vardı, nitekim üniversiteyi dört gözle beklememe neden oldu bu.
hayatım film izlemek, kitap okumak ve müzik yapmakla geçiyordu, istediğim zaman sosyal bir insan olabiliyordum ama öğrenilecek-izlenilecek o kadar çok şey vardı ki! nasıl dışarıya daha fazla zaman ayırabilirdim?!
üniversiteyi kazandığım ilk yıl, yüksek beklentimden dolayı bombok zaman geçirdim. lise değildi sorun, toplumdu. ailelerdi. zaten o aileler, çocuğu böyle yapıyor ve toplumu oluşturuyordu, belki dedim okuduğum üniversitedendir, geçiş yaptım..
hiçbir şey fark etmedi, ümidim bir kez kırıldı o kadar. kendime kızdım, beklentiye ne bok yemeye tekrar giriyorsun ki?! ama insan bir şeyleri hakettiğini düşünmeden edemiyordu.
şimdi geriye dönsem muhtemelen hiç kitap okumaz, film izlemez, düşünmezdim. lise bire giderken neden bu dünyaya geldik demezdim, tanrı'yı araştırmaz, kutsal kitapları okumazdım, kısacası sorgulamazdım.. güzel güzel yaşardım anasını satayım.
bok ettim kendimi, şimdi iki arada bir derede bir adamım. sosyal tarafım herkesçe taktir görüyor, hem dinletebiliyorum, hem güldürebiliyorum ama bunlar bana zaman kaybı geliyor, istemiyorum o insanların içine karışmak.
diğer tarafımın da beklentisi düşük. 30'a kadar çalışır 3 daire alırım sonra yat aşağı, kitap-film-gitar ile hayatını geçir diyor. elbet bir kadın da lazım. şöyle denize yakın bir kasaba bir ev. hadi onları yaptım da, kafama uygun bir kadın nasıl bulacağım? ben liseye giderken kız arkadaşımı kahve içmeye çıkarttığımda liberalizmi konuşuyordum?! kesinlikle uzaylı sanıyorlardı beni!!
bak yine beklentiye girdim.
beklenti; insanı mutsuz etmekten başka bir işe yaramayan, belirli hedeflere ulaşmanızda yardımcı olsa da getirisi en sonunda kötü olan bir araçtır. gökkuşağının sonunda hiçbir şey bulamazsınız.
nitekim, hiçbir şey bulamadım.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar