bugün
- aktrollerin ibb davasını takip etmeyi bırakması9
- klavyenizde ben aslında yazdıktan sonra ne çıkıyor5
- akepede kliklerin savaşı11
- 0 0 719
- atatürkçü zannedilen ünlüler3
- erdoğan olmasa türkiye bölünür3
- israil10
- para parayı çeker mi5
- yapay zeka ile kod yazmanin getirdigi tembellik5
- atatürk'ün dindar rte'nin laik olması4
- iran abd doha görüşmesi3
- ahmet burak erdoğan5
- türkiye13
- chp grup toplantısı2
- aktrollerin bana bir şey olmaz sanrısı3
- türk düşmanlığı allah'a düşmanlıktır3
- ali naci küçük2
- sanal ortamda sevgili arayan evli erkek4
- aşure vs waffle3
- türkiye büyüyor3
- dostluk2
- arkadaş2
- 30 haziran4
- bik bik'in aşuresi6
- türkler2
- swinger2
- özgürlük ve disiplin paradoksu4
- tek başına uzun yol gitmek7
- rüyalar gerçek olsaydı2
- bugün ne yaptınız5
- ona bir cümle bırak8
- türklerin pis olması6
- düşünmek hakkında düşünmek5
- evli kadınla beraber olmak4
- ankara3
- gocu4
- neden sevgilim yok6
- filistin in ermeni soykırımını tanıması35
- türklerin aptal olduğu gerçeği2
- eşini hiç aldatmamış mal erkek2
- aşure vs baklava vs kazandibi vs sütlaç3
- yazarların özlü sözleri11
- kadın yazarların daha fazla oylanıp takip edilmesi5
- okuyacak askere gidecek iş bulacak evleneceksin3
- garsona kötü davranmak3
- futbol33
- rüyana gelmesi3
- paraguay'ın almanya'yı penaltılarla elemesi4
- günlerin artık kısalıyor olması6
- türklerin soykırımdaki ustalığı15
alman tarih okulu filozoflarından Dilthey'ın bakış açıcı ile açıklamak gerekirse...
Öncelikle kabuller:
1)tinsel yaşama ait olgular, insanın psiko-fizik yaşam bütünlüğünden kopartılamazlar.
2)Öyle ki toplumsal/tarihsel olguları betimlemek ve çözümlemek isteyen bir teorik çaba, insan doğasının bu psiko-fizik bütünlüğünü gözardı edemez ve bu bütünlük bu nedenle sadece tinsel olan şeylerle sınırlandırılamaz
3)insan sahip olduğu psişik potansiyeli, en üst düzeyde, ancak tarihsel konum ve durum içerisinde gerçekleşebilen sanatsal yaratmada edimselleştirebilir. Sanat, insanı ve yaşamı anlamanın, bu yüzden organonudur.
4)Her anlama bir yeniden üretimdir. Ve yeniden üretme ve anlama sürecini aydınlatmak için, iç deneyimden, kişiye özel durumların yaşantısından yola çıkmak zorundayız.
5)Anlama da bir dereceye kadar sempatiye bağlıdır. Örneğin bize hiçbir şekilde sempatik gelmeyen insanları pek öyle kolayca anlayamayız.
6)insani ve tinsel olan şeyler hakkında kesinliği, o da bir dereceye kadar, refleksif/analitik yoldan değil, empati ve anlama yoluyla sağlayabiliriz. Öyle ki, destan kahramanları, krallar ve tarihsel kişiler, sadece önemli kişiler olmaları bakımından tragedyaya uygun kişiler değildirler; onlar aynı zamanda kendileriyle en fazla oranda empatik bağ kurmak konusunda bizi kışkırttıkları ve bu nedenle oyunun etkisini daha da arttırdıkları için de tragedyaya uygun olurlar.
7)Aklı ve zihinselliği empatinin önüne koymak, insanı ve tinsel yaşamı anlamak bakımından, sanıldığının aksine, çoğu kez basbayağı engelleyicidir.
8)Bu demektir ki yoğun, derinlikli açıklama veya yorumlama, öncelikle, objeye karşı içsel yakınlık, yatkınlık ve sempati sayesinde ancak yüksek bir olgunluk derecesine ulaşabilir. Burada saf analitik ve refleksif düşünmenin yapabileceği çok şey yoktur. Açıklama ve yorumlama, insanın tüm psişik ve zihinsel donanımıyla gerçekleştirdiği bir yeniden anlamadır.
9)Tıpkı sanat eserlerinin kendileri gibi, bu eserler hakkında gerçekleştirilen biçimsel açıklama veya yorumlama da, mahirane, ustalıklı, dolayısıyla yine sanatsal olan bir yeniden üretici/kurucu anlamanın ürünü olarak gerçekleşir. Usta yorumcular usta sanatçılardır da.
10)bir Rönesans insanının içsel hali ile benim içsel halim arasında bir benzerlik olduğunu bizzat analojik çıkarım öğretemez; bu ancak empati ve anlama yoluyla sağlanabilir.
11)içsel yaşanmışlık halini, yaşantıyı ve yeniden üretici/oluşturucu/kurucu anlamayı en temelinden düzenleyen, bu demektir ki bunları önceleyen, bunları arkasında bırakma gücüne sahip olan hiçbir bilimsel süreç yoktur. Çünkü bilim yaşamayı önceleyemez; onun kendisi yaşamanın ürünüdür.
12)her insani sanat, sanatçının yaşam birikiminin herhangi bir form içinde kendisinden sonra gelenlere aktarılması mümkün olduğu sürece, kendini kendi uygulamaları içinde arıtır ve yükseltir.
sonuç: Diltey'ın deyimiyle "Biz yazıya geçerek sabit hale gelmiş yaşam ifadelerini anlamanın bu öğretisine hermeneutik diyoruz".
kaynak: hermeneutik ve tin bilimleri/dilthey
Öncelikle kabuller:
1)tinsel yaşama ait olgular, insanın psiko-fizik yaşam bütünlüğünden kopartılamazlar.
2)Öyle ki toplumsal/tarihsel olguları betimlemek ve çözümlemek isteyen bir teorik çaba, insan doğasının bu psiko-fizik bütünlüğünü gözardı edemez ve bu bütünlük bu nedenle sadece tinsel olan şeylerle sınırlandırılamaz
3)insan sahip olduğu psişik potansiyeli, en üst düzeyde, ancak tarihsel konum ve durum içerisinde gerçekleşebilen sanatsal yaratmada edimselleştirebilir. Sanat, insanı ve yaşamı anlamanın, bu yüzden organonudur.
4)Her anlama bir yeniden üretimdir. Ve yeniden üretme ve anlama sürecini aydınlatmak için, iç deneyimden, kişiye özel durumların yaşantısından yola çıkmak zorundayız.
5)Anlama da bir dereceye kadar sempatiye bağlıdır. Örneğin bize hiçbir şekilde sempatik gelmeyen insanları pek öyle kolayca anlayamayız.
6)insani ve tinsel olan şeyler hakkında kesinliği, o da bir dereceye kadar, refleksif/analitik yoldan değil, empati ve anlama yoluyla sağlayabiliriz. Öyle ki, destan kahramanları, krallar ve tarihsel kişiler, sadece önemli kişiler olmaları bakımından tragedyaya uygun kişiler değildirler; onlar aynı zamanda kendileriyle en fazla oranda empatik bağ kurmak konusunda bizi kışkırttıkları ve bu nedenle oyunun etkisini daha da arttırdıkları için de tragedyaya uygun olurlar.
7)Aklı ve zihinselliği empatinin önüne koymak, insanı ve tinsel yaşamı anlamak bakımından, sanıldığının aksine, çoğu kez basbayağı engelleyicidir.
8)Bu demektir ki yoğun, derinlikli açıklama veya yorumlama, öncelikle, objeye karşı içsel yakınlık, yatkınlık ve sempati sayesinde ancak yüksek bir olgunluk derecesine ulaşabilir. Burada saf analitik ve refleksif düşünmenin yapabileceği çok şey yoktur. Açıklama ve yorumlama, insanın tüm psişik ve zihinsel donanımıyla gerçekleştirdiği bir yeniden anlamadır.
9)Tıpkı sanat eserlerinin kendileri gibi, bu eserler hakkında gerçekleştirilen biçimsel açıklama veya yorumlama da, mahirane, ustalıklı, dolayısıyla yine sanatsal olan bir yeniden üretici/kurucu anlamanın ürünü olarak gerçekleşir. Usta yorumcular usta sanatçılardır da.
10)bir Rönesans insanının içsel hali ile benim içsel halim arasında bir benzerlik olduğunu bizzat analojik çıkarım öğretemez; bu ancak empati ve anlama yoluyla sağlanabilir.
11)içsel yaşanmışlık halini, yaşantıyı ve yeniden üretici/oluşturucu/kurucu anlamayı en temelinden düzenleyen, bu demektir ki bunları önceleyen, bunları arkasında bırakma gücüne sahip olan hiçbir bilimsel süreç yoktur. Çünkü bilim yaşamayı önceleyemez; onun kendisi yaşamanın ürünüdür.
12)her insani sanat, sanatçının yaşam birikiminin herhangi bir form içinde kendisinden sonra gelenlere aktarılması mümkün olduğu sürece, kendini kendi uygulamaları içinde arıtır ve yükseltir.
sonuç: Diltey'ın deyimiyle "Biz yazıya geçerek sabit hale gelmiş yaşam ifadelerini anlamanın bu öğretisine hermeneutik diyoruz".
kaynak: hermeneutik ve tin bilimleri/dilthey
Gündemdeki Haberler