bugün
- 3 ağustos 2026 aykolik gocu buluşması9
- tutuklanmamak için akp'ye katılmak12
- hamama gitmek4
- gece gece bana bi çakmak lazım diyen kız6
- parmak kılları4
- komşuya kahveye gitmek8
- kızlar naber8
- yar2
- rak2
- kız arkadaşına mini etek giydiren erkek13
- en tehlikeli insan tipleri6
- arkadaşlar kahve içiyorum5
- asgari ücretle çalışan yazarlar3
- erdal beşikçioğlu16
- ömer çelik'in ertuğrul özkök'e franco tepkisi4
- yağmurcu neden akpli8
- tüik'in temmuz enflasyonu6
- trivagoya bakmadın mı2
- taşaklardan birinin kayıp olması11
- manifest4
- nervio hamferdi10
- 3 ağustos 20263
- şükürcülük2
- iş ilanı2
- askeri ücretle evlenebilir mi12
- mod geldi mod geldi4
- aklınıza gelen şarkı sözü10
- çok sıcak olması2
- sinem dedetaş10
- çay içen kız13
- yanlış ata oynamak3
- gammazların göze batması2
- smallville'deki konuk oyuncular6
- arıların biraz mallaşmış olması4
- protein ağırlıklı beslenince yaşanan kabızlık15
- bacanak3
- 26 ağustos 2026 olympique lyon fenerbahçe maçı2
- galatasaray10
- borsa4
- ateizm3
- 03 ağustos 2026 abd iran müzakereleri4
- iş hayatı4
- sözlükler arası savaş çıksa11
- ütü13
- isana3
- ali vefa10
- en son gelen mesaj2
- anın fotoğrafı14
- uludağ sözlük çeteleri9
- cedidacer bey ne yapıyor sorusu7
yaşama sevinci aşılayan varlık.
bugün, kulaklığımın bozuk olması sebebiyle sıkıcı geçmesi muhtemel otobüs yolculuğumu hayaliyle şenlendirmiştir.
bak şimdi hacı,
15 hafta devretmiş lotoyu tutturuyorum. hemen altıma çekiyorum transformers donanımlı camaro'yu. sonra lisede moda tasarım okuyan eski bi arkadaşım sayesinde bu afetin defilelerine vip davetiye ayarlayıp en önden takibe başlıyorum.
milano moda haftası,
paris moda defilesi,
izmir boyoz festivali derken, yavaş yavaş göz aşinalığı yaratıp ''lan bu çocuk tanıdık bi yerden?''(macarca düşünüyor bunu) duygusunu uyandırıyorum barbara'da.
bu duyguyu oluşturduktan sonra, kulisine ufak notlar iliştirdiğim çiçekleri ve tuzlusu bol kuru pastaları göndermeye başlıyorum her defile sonrası.
gel zaman git zaman, bir gün karşısına çıkıp kendimi tanıtıyorum;
- merhaba ben pis kafa, lan n'olur otur benimle kahve iç. dokunursam şerefsizim yav. zaten türküm ben. bizde sevdiği kıza dokunamamak diye saçma bi adet var. zarar gelmez benden.
diyerek, yakışıklı değil ama sempatik halimle gülücüğü ve kahve randevusunu kapıyorum.
ilk kahve buluşmamızda arkadaşlardan öğrendiğim macarca küfürleri, sanki normal kelimelermiş gibi kullanıp sevimli salak ayağına yatıp, o güzel gözlerindeki sempatimi arttırıyorum.
bu buluşmadan bir iki beraber çekilmiş fotoğraf da kapıp, facebook, twitter, instagram ne kadar fotoğraf paylaşım ağı varsa hepsine;
''barbara'yla kahve keyfi xd'' etiketiyle gönderiyorum.
hıyar arkadaşlarımın yaptığı;
''oha. kim sikiyor lan bunları?'' yorumlarına aldırmadan kahvemi yudumlamaya devam ediyorum.
derken türk magazin dünyasının eline geçiyor bu fotoğraflar. ertesi gün manşetlerde;
''barbara'ya türk sevgili''
sırf zengin olduğum için 1 biraya 25 lira verecek salaklığa ulaşıp çıktığım barlarda flaşlar patlıyor yüzümde, ağzıma giriyor mikrofonlar;
- barbara'yla ayrıldığınız şeklinde çıkan dedikodular doğru mu?
+ yok öyle bir şey, hatta şimdi onun yanına gidiyorum.
eve geçip, pes'te barbara'nın eline veriyorum.
o sırada arayan arkadaşıma ''atlayın gelin lan, barbara'yla play station oynuyoruz'' diyorum. (hayalin burasını niye kurdum hiçbir fikrim yok amk)
günler günleri, ben evde barbara'yı, magazin basını beni kovalıyor ve otobüs durağa yanaşıyor.
- öpücükler barbara, anangile selam söyle.
özet geçiyorum piçler;
gelsin lan, benimle kahve içsin.
eline vereyim. pes'te.
bugün, kulaklığımın bozuk olması sebebiyle sıkıcı geçmesi muhtemel otobüs yolculuğumu hayaliyle şenlendirmiştir.
bak şimdi hacı,
15 hafta devretmiş lotoyu tutturuyorum. hemen altıma çekiyorum transformers donanımlı camaro'yu. sonra lisede moda tasarım okuyan eski bi arkadaşım sayesinde bu afetin defilelerine vip davetiye ayarlayıp en önden takibe başlıyorum.
milano moda haftası,
paris moda defilesi,
izmir boyoz festivali derken, yavaş yavaş göz aşinalığı yaratıp ''lan bu çocuk tanıdık bi yerden?''(macarca düşünüyor bunu) duygusunu uyandırıyorum barbara'da.
bu duyguyu oluşturduktan sonra, kulisine ufak notlar iliştirdiğim çiçekleri ve tuzlusu bol kuru pastaları göndermeye başlıyorum her defile sonrası.
gel zaman git zaman, bir gün karşısına çıkıp kendimi tanıtıyorum;
- merhaba ben pis kafa, lan n'olur otur benimle kahve iç. dokunursam şerefsizim yav. zaten türküm ben. bizde sevdiği kıza dokunamamak diye saçma bi adet var. zarar gelmez benden.
diyerek, yakışıklı değil ama sempatik halimle gülücüğü ve kahve randevusunu kapıyorum.
ilk kahve buluşmamızda arkadaşlardan öğrendiğim macarca küfürleri, sanki normal kelimelermiş gibi kullanıp sevimli salak ayağına yatıp, o güzel gözlerindeki sempatimi arttırıyorum.
bu buluşmadan bir iki beraber çekilmiş fotoğraf da kapıp, facebook, twitter, instagram ne kadar fotoğraf paylaşım ağı varsa hepsine;
''barbara'yla kahve keyfi xd'' etiketiyle gönderiyorum.
hıyar arkadaşlarımın yaptığı;
''oha. kim sikiyor lan bunları?'' yorumlarına aldırmadan kahvemi yudumlamaya devam ediyorum.
derken türk magazin dünyasının eline geçiyor bu fotoğraflar. ertesi gün manşetlerde;
''barbara'ya türk sevgili''
sırf zengin olduğum için 1 biraya 25 lira verecek salaklığa ulaşıp çıktığım barlarda flaşlar patlıyor yüzümde, ağzıma giriyor mikrofonlar;
- barbara'yla ayrıldığınız şeklinde çıkan dedikodular doğru mu?
+ yok öyle bir şey, hatta şimdi onun yanına gidiyorum.
eve geçip, pes'te barbara'nın eline veriyorum.
o sırada arayan arkadaşıma ''atlayın gelin lan, barbara'yla play station oynuyoruz'' diyorum. (hayalin burasını niye kurdum hiçbir fikrim yok amk)
günler günleri, ben evde barbara'yı, magazin basını beni kovalıyor ve otobüs durağa yanaşıyor.
- öpücükler barbara, anangile selam söyle.
özet geçiyorum piçler;
gelsin lan, benimle kahve içsin.
eline vereyim. pes'te.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar