bugün
- memeleri füze gibi kadın7
- buddy dude16
- sigara içmeyenler üzülünce ne yapıyor sorunsalı10
- san fransisco niggasi3
- 11 haziran 2026 ünlülere uyuşturucu operasyonu7
- sigara içen kızla öpüşülür mü9
- sözlükteki seferoğulları ile tellioğulları3
- cilgincapkin213
- aşk acısı çekenlere tavsiyeler11
- 40 yaşında hala evlenebileceğini zanneden erkek17
- sosyal medyada akp severlerin az olması2
- gammazlar çetesi18
- antalyalıların kabak tatlısına tahin dökmeleri11
- parke taşı arasına yuva yapan arı benzeri hayvan3
- atatürk'ün boyunun 164cm olması16
- masklavi'nin düşünceleri18
- yeşil gözlü kız11
- çizgili pijamalı çocuk5
- true'nun aslında iyi biri olması3
- chp'nin hali ne olacak46
- true nickli namussuz kadın düşkünü4
- bu sen misin7
- cemevinde arada lokma yemek vs dağıtılması8
- chp kapatılsın kampanyası10
- ktc'ye arkadan sımsıkı sarılıp uyumak2
- normal sözlük moderasyonu5
- çok ayıp ettiniz3
- vexillarius the slayer'in ırkı7
- dam ittifakı7
- uludağ sözlük yönetimini protesto ediyoruz4
- içip içip eski karıya yazmak2
- gözyaşı ile boğulan gözler2
- sevgili yapınca ortadan kaybolan arkadaş4
- o değil de bir ara satanistler vardı noldu onlara3
- gençler isyan ediyor6
- türkiye de oynayan real madrid'li futbolcu2
- kemal kılıçdaroğlu'nun amacı'ne sorunsalı2
- kabak tatlısı kapatılsın6
- özşen madencilik işçilerinin direnişi4
- başkalarının mutluluklarını izlemekten bıkmak7
- vice city eğitim ve araştırma hastanesi5
- gocu27
- insan ilişkilerinden çıkarılmış en önemli ders5
- insanlarda bıraktığımız iz3
- uysaljakoben12
- edep sen ne güzel şeysin3
- gavurlar niye müslüman olmuyor10
- sigortanizi nerden yaptırıyorsunuz4
- bisiklet marka tavsiyesi7
- 11 haziran 2026 new york knicks sa spurs maçı2
slide'ın etkisinde...
ölüme bile benzemeyen yara. içi irin dolu yara. kabuğu kalkmayan yara. ve bahsi damarlara dolan ya da mümkün olmayan. hafızanın bile sildiği kısım ki, günün birinde kabusa dönüştüğünde ve kabusa alıştığında ve kabus kabus olmaktan çıktığında içine davul çalan "küçük kırmızı kız"!
nisan diyordu, ne fark eder ayın adı, ekim de olabilirdi, olmasaydı lanet bir yağmur yağacaktı gene, yolda arabalar kayacaktı, küçük kırmızı kız büyüyecek ve bağıracaktı. insanın içine bağıracaktı. herkesin içine bağıracaktı sanki kabusu canlandırır gibi. kafanı çeviremezsin ondan, küçük kırmızı kızdır çünkü. üst üste ağlamaların durur saçma meselelerinle beraber. gözyaşı dökmediği tek hafıza kaybı var küçük kırmızı kızın. gözyaşı dökülemeyecek kadar yaradır. dünyanın hiçbir yerinde bu bağırışdan kaçabilecek kadar yerçekimi yoktur. küçük kırmızı kız, turuncudan nefret eder, ya da belki portakaldan, üstünde çok düşünemem; ben siyahtan nefret ederim oysa. ve bütün geceyi bataklıkta geçirdim.
insan kalbi dakikada kaç kez durur? kaç fısıltı bir kabus eder ve kaç kabus bir travmadır? daha da önemlisi, bir melodinin tarifi nasıl yapılır? çocukken gökyüzünden uyku getiren ve istediğimde onunla gökyüzüne kaçabileceğimi sandığım peri kalbime hançer soktu. ve elbette yalandı!! bir çocuğa "korkma" demek, bu evrendeki en çirkin eylemdir. "ho ho ho" diye gülebilsem, noel baba kılığına girip, ne kadar çocuk bekliyorsa hepsine korkular armağan ederdim. ama kimi suçluyorsun? sadece oyun oynuyorlar! sadece oyun oynuyorlar! ve endişelenme, "ho ho ho" diye gülemiyorsun. bu iyi. gülmek deyince, unuttuğum küçük kırmızı kızı hatırlıyorum, bütün geceyi bir bataklıkta geçiriyorum. gülmek deyince; kim gülüyor? bir fısıltı var, bağırtıdan ötede. insan kalbi bir dakikada kaç kez duruyor? kim gülüyorsa, "korkma" diyor! "korkma!" yara'dır yarılan yer; acı orda değildir ancak; hissedilmez ordaysa da; ya da unutulur.
dünyanın bütün çocukları; korkun!
ve gözleri kapandı küçük kırmızı kızın ki kim gülüyor? güneşli günlerde yağmur yağıyor. acımayan yara fısıltıya dönüşür ve bağırtı içinde kopar; her şeyin geniş zamana dönüşmesi ne kötü! kimi suçluyorsun?! sadece oyun oynuyorlar! küçük kırmızı kız içime davul çalıyor. "korkma!" diyor; "sana sahibim!" ve hepsinin geniş zaman olması göğsümü oyuyor, kafatasım çatlayacak biliyorum.
kim gülüyor?
çamur yuttum ve hep içimdeydi. geceyi bataklıkta geçirdim...
ölüme bile benzemeyen yara. içi irin dolu yara. kabuğu kalkmayan yara. ve bahsi damarlara dolan ya da mümkün olmayan. hafızanın bile sildiği kısım ki, günün birinde kabusa dönüştüğünde ve kabusa alıştığında ve kabus kabus olmaktan çıktığında içine davul çalan "küçük kırmızı kız"!
nisan diyordu, ne fark eder ayın adı, ekim de olabilirdi, olmasaydı lanet bir yağmur yağacaktı gene, yolda arabalar kayacaktı, küçük kırmızı kız büyüyecek ve bağıracaktı. insanın içine bağıracaktı. herkesin içine bağıracaktı sanki kabusu canlandırır gibi. kafanı çeviremezsin ondan, küçük kırmızı kızdır çünkü. üst üste ağlamaların durur saçma meselelerinle beraber. gözyaşı dökmediği tek hafıza kaybı var küçük kırmızı kızın. gözyaşı dökülemeyecek kadar yaradır. dünyanın hiçbir yerinde bu bağırışdan kaçabilecek kadar yerçekimi yoktur. küçük kırmızı kız, turuncudan nefret eder, ya da belki portakaldan, üstünde çok düşünemem; ben siyahtan nefret ederim oysa. ve bütün geceyi bataklıkta geçirdim.
insan kalbi dakikada kaç kez durur? kaç fısıltı bir kabus eder ve kaç kabus bir travmadır? daha da önemlisi, bir melodinin tarifi nasıl yapılır? çocukken gökyüzünden uyku getiren ve istediğimde onunla gökyüzüne kaçabileceğimi sandığım peri kalbime hançer soktu. ve elbette yalandı!! bir çocuğa "korkma" demek, bu evrendeki en çirkin eylemdir. "ho ho ho" diye gülebilsem, noel baba kılığına girip, ne kadar çocuk bekliyorsa hepsine korkular armağan ederdim. ama kimi suçluyorsun? sadece oyun oynuyorlar! sadece oyun oynuyorlar! ve endişelenme, "ho ho ho" diye gülemiyorsun. bu iyi. gülmek deyince, unuttuğum küçük kırmızı kızı hatırlıyorum, bütün geceyi bir bataklıkta geçiriyorum. gülmek deyince; kim gülüyor? bir fısıltı var, bağırtıdan ötede. insan kalbi bir dakikada kaç kez duruyor? kim gülüyorsa, "korkma" diyor! "korkma!" yara'dır yarılan yer; acı orda değildir ancak; hissedilmez ordaysa da; ya da unutulur.
dünyanın bütün çocukları; korkun!
ve gözleri kapandı küçük kırmızı kızın ki kim gülüyor? güneşli günlerde yağmur yağıyor. acımayan yara fısıltıya dönüşür ve bağırtı içinde kopar; her şeyin geniş zamana dönüşmesi ne kötü! kimi suçluyorsun?! sadece oyun oynuyorlar! küçük kırmızı kız içime davul çalıyor. "korkma!" diyor; "sana sahibim!" ve hepsinin geniş zaman olması göğsümü oyuyor, kafatasım çatlayacak biliyorum.
kim gülüyor?
çamur yuttum ve hep içimdeydi. geceyi bataklıkta geçirdim...
güncel Önemli Başlıklar
