bugün
- kol saati8
- bik bik 218
- ne bikbikmiş beee3
- tüm akrabalara haddini bildirmek4
- ismet bin helvacı el paşa vel ingilizevi2
- ipkis'in güzel entryler girmesi4
- idiocracy3
- eski eş ile yeni eşi yemeğe davet etmek7
- güzel kız görünce yiyecek gibi bakan erkekler2
- ipkis'in evinde yatılı misafir olmak3
- cumartesi günü ayılamamak2
- boş yolda kırmızı ışıkta beklemek8
- ertuğrul dursun önkuzu2
- ahmed yesevi2
- islam3
- 30 ekim 2026 konyaspor galatasaray maçı18
- flört etmemenin ilkesel gerekçesi2
- tatlı tatlı kaşınan göt deliği7
- teomancalmasur23
- anın görüntüsü17
- sözlük yazarları neden birbirinden nefret ediyor7
- ölümden sonra hayatın varlığı sorunsalı2
- herzevekil13
- eli üşüyen kızın elini nasıl ısıtırsın24
- türk solu16
- 29 ekim 2026 aliyev'in türkiye'ye gelmemesi22
- mhp'nin atatürk'ü sevmemesi10
- türkiyeliyim ve mutluyum16
- ayak yalamak için 591 km gitmek7
- nervio13
- nutellayı memelerine sürüp ikram eden kız15
- msn kullanan efsane nesil4
- noodle6
- jeffrey epstein12
- sibel can'ın nutellalı memeleri9
- ismetin ciddi sıkıntıları olması8
- insan doğuştan iyi midir17
- airfryer alanlar şimdi ne yapıyor19
- ayağı güzel kızlar nereli sorunsalı6
- gay olduğunu saklayan erkek4
- mercedes benz tırlarn çamaşır makinesine benzemesi3
- ayak istiyorum ayak bulun bana ayak6
- türkiyede evlenmeyenlerin sayısı 20 milyon olması4
- simko38
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı60
- bir erkeğin en mutlu olduğu an5
- ak partiyi savunan dayılar9
- deri tayt giyen kız osurunca hava nasıl çıkıyor4
- psikolog4
- cia in takibe aldığı 23 sözlük yazarı4
slide'ın etkisinde...
ölüme bile benzemeyen yara. içi irin dolu yara. kabuğu kalkmayan yara. ve bahsi damarlara dolan ya da mümkün olmayan. hafızanın bile sildiği kısım ki, günün birinde kabusa dönüştüğünde ve kabusa alıştığında ve kabus kabus olmaktan çıktığında içine davul çalan "küçük kırmızı kız"!
nisan diyordu, ne fark eder ayın adı, ekim de olabilirdi, olmasaydı lanet bir yağmur yağacaktı gene, yolda arabalar kayacaktı, küçük kırmızı kız büyüyecek ve bağıracaktı. insanın içine bağıracaktı. herkesin içine bağıracaktı sanki kabusu canlandırır gibi. kafanı çeviremezsin ondan, küçük kırmızı kızdır çünkü. üst üste ağlamaların durur saçma meselelerinle beraber. gözyaşı dökmediği tek hafıza kaybı var küçük kırmızı kızın. gözyaşı dökülemeyecek kadar yaradır. dünyanın hiçbir yerinde bu bağırışdan kaçabilecek kadar yerçekimi yoktur. küçük kırmızı kız, turuncudan nefret eder, ya da belki portakaldan, üstünde çok düşünemem; ben siyahtan nefret ederim oysa. ve bütün geceyi bataklıkta geçirdim.
insan kalbi dakikada kaç kez durur? kaç fısıltı bir kabus eder ve kaç kabus bir travmadır? daha da önemlisi, bir melodinin tarifi nasıl yapılır? çocukken gökyüzünden uyku getiren ve istediğimde onunla gökyüzüne kaçabileceğimi sandığım peri kalbime hançer soktu. ve elbette yalandı!! bir çocuğa "korkma" demek, bu evrendeki en çirkin eylemdir. "ho ho ho" diye gülebilsem, noel baba kılığına girip, ne kadar çocuk bekliyorsa hepsine korkular armağan ederdim. ama kimi suçluyorsun? sadece oyun oynuyorlar! sadece oyun oynuyorlar! ve endişelenme, "ho ho ho" diye gülemiyorsun. bu iyi. gülmek deyince, unuttuğum küçük kırmızı kızı hatırlıyorum, bütün geceyi bir bataklıkta geçiriyorum. gülmek deyince; kim gülüyor? bir fısıltı var, bağırtıdan ötede. insan kalbi bir dakikada kaç kez duruyor? kim gülüyorsa, "korkma" diyor! "korkma!" yara'dır yarılan yer; acı orda değildir ancak; hissedilmez ordaysa da; ya da unutulur.
dünyanın bütün çocukları; korkun!
ve gözleri kapandı küçük kırmızı kızın ki kim gülüyor? güneşli günlerde yağmur yağıyor. acımayan yara fısıltıya dönüşür ve bağırtı içinde kopar; her şeyin geniş zamana dönüşmesi ne kötü! kimi suçluyorsun?! sadece oyun oynuyorlar! küçük kırmızı kız içime davul çalıyor. "korkma!" diyor; "sana sahibim!" ve hepsinin geniş zaman olması göğsümü oyuyor, kafatasım çatlayacak biliyorum.
kim gülüyor?
çamur yuttum ve hep içimdeydi. geceyi bataklıkta geçirdim...
ölüme bile benzemeyen yara. içi irin dolu yara. kabuğu kalkmayan yara. ve bahsi damarlara dolan ya da mümkün olmayan. hafızanın bile sildiği kısım ki, günün birinde kabusa dönüştüğünde ve kabusa alıştığında ve kabus kabus olmaktan çıktığında içine davul çalan "küçük kırmızı kız"!
nisan diyordu, ne fark eder ayın adı, ekim de olabilirdi, olmasaydı lanet bir yağmur yağacaktı gene, yolda arabalar kayacaktı, küçük kırmızı kız büyüyecek ve bağıracaktı. insanın içine bağıracaktı. herkesin içine bağıracaktı sanki kabusu canlandırır gibi. kafanı çeviremezsin ondan, küçük kırmızı kızdır çünkü. üst üste ağlamaların durur saçma meselelerinle beraber. gözyaşı dökmediği tek hafıza kaybı var küçük kırmızı kızın. gözyaşı dökülemeyecek kadar yaradır. dünyanın hiçbir yerinde bu bağırışdan kaçabilecek kadar yerçekimi yoktur. küçük kırmızı kız, turuncudan nefret eder, ya da belki portakaldan, üstünde çok düşünemem; ben siyahtan nefret ederim oysa. ve bütün geceyi bataklıkta geçirdim.
insan kalbi dakikada kaç kez durur? kaç fısıltı bir kabus eder ve kaç kabus bir travmadır? daha da önemlisi, bir melodinin tarifi nasıl yapılır? çocukken gökyüzünden uyku getiren ve istediğimde onunla gökyüzüne kaçabileceğimi sandığım peri kalbime hançer soktu. ve elbette yalandı!! bir çocuğa "korkma" demek, bu evrendeki en çirkin eylemdir. "ho ho ho" diye gülebilsem, noel baba kılığına girip, ne kadar çocuk bekliyorsa hepsine korkular armağan ederdim. ama kimi suçluyorsun? sadece oyun oynuyorlar! sadece oyun oynuyorlar! ve endişelenme, "ho ho ho" diye gülemiyorsun. bu iyi. gülmek deyince, unuttuğum küçük kırmızı kızı hatırlıyorum, bütün geceyi bir bataklıkta geçiriyorum. gülmek deyince; kim gülüyor? bir fısıltı var, bağırtıdan ötede. insan kalbi bir dakikada kaç kez duruyor? kim gülüyorsa, "korkma" diyor! "korkma!" yara'dır yarılan yer; acı orda değildir ancak; hissedilmez ordaysa da; ya da unutulur.
dünyanın bütün çocukları; korkun!
ve gözleri kapandı küçük kırmızı kızın ki kim gülüyor? güneşli günlerde yağmur yağıyor. acımayan yara fısıltıya dönüşür ve bağırtı içinde kopar; her şeyin geniş zamana dönüşmesi ne kötü! kimi suçluyorsun?! sadece oyun oynuyorlar! küçük kırmızı kız içime davul çalıyor. "korkma!" diyor; "sana sahibim!" ve hepsinin geniş zaman olması göğsümü oyuyor, kafatasım çatlayacak biliyorum.
kim gülüyor?
çamur yuttum ve hep içimdeydi. geceyi bataklıkta geçirdim...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar