bugün
- osuruktan şiirler22
- çalışmadan para kazanmak7
- porno entelektüelliği5
- erzincan da yolcu otobüsü ile suv çarpışması2
- alttaki yazara motto ver5
- bebek katili öcalan6
- ırkınızı seçme şansınız olsaydı31
- sarı torba8
- uğruna kavga edilmesini isteyen türk kızı10
- avrupa yakası aslı3
- velvet27
- bir şey söyle3
- her şeye sahip insan mutsuzluğu13
- bir yazarı savunmak7
- herkese pas veren kız barselonada oynasın12
- nasıl birisiniz5
- amedspor7
- sarı renkli şeker tarafından tehdit altındayım9
- kimsenin size söylemeyeceği bilmeniz gereken şey9
- saygıyı mı yoksa sevgiyi mi istersin6
- evliliğin anlamı13
- arkadaşlar biraz beşiktaş'ı övebilir misiniz5
- anın görüntüsü33
- özlediniz mi beni6
- mutlu ama uzak olsun5
- hayatın kuralları11
- mor semsiyeli yabanci8
- 16 ağustos 2026 amedspor erzurumspor maçı6
- sözlüğe her yeni gelen erko yazara yürümek5
- en iyi sayısal zeka hangi meslektedir sorunsalı10
- üsteki yazar ne düşünüyor tahmin et4
- bazı olaylarda zall'ın sözlüğe intikal etmesi5
- 15 ağustos 2026 gençlerbirliği fenerbahçe maçı19
- karı kıza para yedirir misiniz5
- kürtsüz türkiye11
- sözlükte kavga oldu hissi5
- fenerbahçe15
- ye yağlıyı iç suyu dondurursa dondursun5
- seri gizli artı oy veren melek7
- ağzı sarımsak kokan biriyle öpüşmek5
- serfoş yuzır3
- yoğurt mayalamasını bilen erkek6
- halife olacağım7
- nervio22
- 30 yaşından sonra aşık olmanın imkansız olması14
- zafer ve iyi partinin ortak adayı mansur yavaş8
- nasıl zengin olunur3
- yazarların bu seneki tatil yeri tercihi8
- türkiye türklerin ve kendini türk hissedenleridir7
- dünyanın en değerli şeyi5
semerkant kitabından:
''Selçuklu Sultanı Tuğrul Bey kısır olduğundan dolayı öldüğünde bir varis bırakmamıştı. Türklerde ne soyun en yaşlısının tahta çıkmaı kuralı ne de herhangi bir saltanat veraseti usulü vardı.
Sultan Alp arslan diğer rakiplerinden daha ön plana çıkarak aşiret üyelerine üstünlüğünü kabul ettirerek tahta çıktı. Ama hasımlarının fısıltı halinde yaydığı bir söylenti peşini hiç bırakmayacaktı: Kısır olan Tuğrul'un doymak bilmez bir erkekliği olduğu rivayet edilirken dokuz çocuk babası Alparslanın, cins-i latifle pek ilgilenmeyen bir adam olduğu anlatılırdı. Düşmanları ona karı kılıklı lakabını takmışlardı; maiyetindekiler de konuşmaların böyle baş ağrıtıcı bir konuya doğru kaymamasına özen gösterirlerdi. Kendisine haklı veya haksız olarak yakıştırılan bu san, saltanatının zirvesinde onun ölümüne neden olacaktır.
Semerkant'a doğru ilerleyen Selçuklu ordusu önlerine çıkan bir kaleyi alarak arkalarını güvene almak istemişlerdi. Bu doğrultuda Alparslan saldırı emri verdi. Bu kalenin kumandanı Harezmli Yusuf Alparslan'ın sayıca üstün ordusu (yaklaşık 200 bin) karşısında inanılmaz bir direniş göstermiştir. Nitekim sonunda Alparslan'ın ordusunun sayıca üstünlüğe ağır basmış ve kale alınmıştı.
Bu arada yakalanan kale kumandanı Harezmli Yusuf Alparslan'ın huzuruna getirildi. Sultan yere dört kazık çakılıp Harezmli Yusuf'u bu kazıklara bağlayarak dört parçaya alınması emrini verdi.
-Yusuf aşağılayan bir tavırla haykırır:
-Erkek gibi savaşmış birine böyle muamele reva görülür mü ?
Alparslan cevap bile vermeden başını çevirir. Tutsak tekrar Sultan'ı azarlar gibi seslenir:
-Hey karı kılıklı sana söylüyorum!
Sultan bir anda sanki akrep sokmuş gibi yerinden sıçradı. Yayını kaptı, bir ok çekip taktı ve fırlatmadan önce muhafızlarına tutsağı bırakmalrını emretti. Çünkü onları da yaralayabilirdi. Gerçi o güne kadar hedefini hiç ıskalamamıştı.
Aşırı sinirlendiği için mi, aceleden mi, çok kısa mesafeye ok atmanın zorluğundan mı, nedendir bilinmez , Yusu'u vuramadı ve Sultan ikinci bir oka uzanmaya fırsat bulamadan tutsak üzerine atıldı. Alparslan kurtulmaya çalışırken ayağı bir mindere takılıp sendeledi ve yere devrildi. Yusuf üzerine çökmüştü bile, elinde giysilerinin içinde sakladığı bir hançer vardı. Kafasına bir gürz yemeden önce Sultanın böğrünü deşecek zamanı buldu yine de. Askerler Yusuf'u oracıkta lime lime ettiler.
Sultan Alparslan dört gün can çekiştikten sonra öldü. Dönemin vakanüvisleri sultanın son sözlerini şöyle naklettiler: 'Daha dün bir tepenin üstünden birliklerimi teftiş ediyordum, onların adımlarının altında yerin sarsıldığını hissettim ve kendi kendime, Şu cihanın hakimiyim! Benimle kim boy ölçüşebilir ? dedim. Allah bu kibirime bu böbürlenmeme karşı, insanların en sefilini , yenilmiş, esir düşmüş bir adamı, bir idam mahkumunu saldı üzerime ; o benden daha güçlü çıktı, vurdu devirdi beni tahtımdan, aldı canımı.'
Ömer Hayyam belki de bu dramın ardından kitabına şu rubaiyi kaydetmişti:
Her gün biri çıkar, başlar, benim ben demeye,
Altınları, gümüşleriyle övünmeye.
Tam işleri dilediği düzene girer,
Ecel çıkıverir pusudan: Benim ben, diye.''
''Selçuklu Sultanı Tuğrul Bey kısır olduğundan dolayı öldüğünde bir varis bırakmamıştı. Türklerde ne soyun en yaşlısının tahta çıkmaı kuralı ne de herhangi bir saltanat veraseti usulü vardı.
Sultan Alp arslan diğer rakiplerinden daha ön plana çıkarak aşiret üyelerine üstünlüğünü kabul ettirerek tahta çıktı. Ama hasımlarının fısıltı halinde yaydığı bir söylenti peşini hiç bırakmayacaktı: Kısır olan Tuğrul'un doymak bilmez bir erkekliği olduğu rivayet edilirken dokuz çocuk babası Alparslanın, cins-i latifle pek ilgilenmeyen bir adam olduğu anlatılırdı. Düşmanları ona karı kılıklı lakabını takmışlardı; maiyetindekiler de konuşmaların böyle baş ağrıtıcı bir konuya doğru kaymamasına özen gösterirlerdi. Kendisine haklı veya haksız olarak yakıştırılan bu san, saltanatının zirvesinde onun ölümüne neden olacaktır.
Semerkant'a doğru ilerleyen Selçuklu ordusu önlerine çıkan bir kaleyi alarak arkalarını güvene almak istemişlerdi. Bu doğrultuda Alparslan saldırı emri verdi. Bu kalenin kumandanı Harezmli Yusuf Alparslan'ın sayıca üstün ordusu (yaklaşık 200 bin) karşısında inanılmaz bir direniş göstermiştir. Nitekim sonunda Alparslan'ın ordusunun sayıca üstünlüğe ağır basmış ve kale alınmıştı.
Bu arada yakalanan kale kumandanı Harezmli Yusuf Alparslan'ın huzuruna getirildi. Sultan yere dört kazık çakılıp Harezmli Yusuf'u bu kazıklara bağlayarak dört parçaya alınması emrini verdi.
-Yusuf aşağılayan bir tavırla haykırır:
-Erkek gibi savaşmış birine böyle muamele reva görülür mü ?
Alparslan cevap bile vermeden başını çevirir. Tutsak tekrar Sultan'ı azarlar gibi seslenir:
-Hey karı kılıklı sana söylüyorum!
Sultan bir anda sanki akrep sokmuş gibi yerinden sıçradı. Yayını kaptı, bir ok çekip taktı ve fırlatmadan önce muhafızlarına tutsağı bırakmalrını emretti. Çünkü onları da yaralayabilirdi. Gerçi o güne kadar hedefini hiç ıskalamamıştı.
Aşırı sinirlendiği için mi, aceleden mi, çok kısa mesafeye ok atmanın zorluğundan mı, nedendir bilinmez , Yusu'u vuramadı ve Sultan ikinci bir oka uzanmaya fırsat bulamadan tutsak üzerine atıldı. Alparslan kurtulmaya çalışırken ayağı bir mindere takılıp sendeledi ve yere devrildi. Yusuf üzerine çökmüştü bile, elinde giysilerinin içinde sakladığı bir hançer vardı. Kafasına bir gürz yemeden önce Sultanın böğrünü deşecek zamanı buldu yine de. Askerler Yusuf'u oracıkta lime lime ettiler.
Sultan Alparslan dört gün can çekiştikten sonra öldü. Dönemin vakanüvisleri sultanın son sözlerini şöyle naklettiler: 'Daha dün bir tepenin üstünden birliklerimi teftiş ediyordum, onların adımlarının altında yerin sarsıldığını hissettim ve kendi kendime, Şu cihanın hakimiyim! Benimle kim boy ölçüşebilir ? dedim. Allah bu kibirime bu böbürlenmeme karşı, insanların en sefilini , yenilmiş, esir düşmüş bir adamı, bir idam mahkumunu saldı üzerime ; o benden daha güçlü çıktı, vurdu devirdi beni tahtımdan, aldı canımı.'
Ömer Hayyam belki de bu dramın ardından kitabına şu rubaiyi kaydetmişti:
Her gün biri çıkar, başlar, benim ben demeye,
Altınları, gümüşleriyle övünmeye.
Tam işleri dilediği düzene girer,
Ecel çıkıverir pusudan: Benim ben, diye.''
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar