bugün
- fatma betül sayan kaya'nın tmsf'ye iadesi28
- 6 ekim 2026 istanbul imam hatip bıçaklı kavgası8
- nervio'nun erkek olması26
- izmir bombası10
- iltica33
- arapperest gürcüler4
- game of thrones taki kerhaneci20
- türkiye vs azerbaycan4
- yazarların çektiği günbatımı fotoğrafları3
- pastırma yazı2
- yolsuzluk3
- sözlük erkeklerinin karın kası fotoğrafları11
- seküler milliyetçiler2
- çalışarak zengin olmak2
- bulgur pilavı vs pirinç pilavı8
- a milli takım'ın 38 yıl sonraki yenilgi serisi3
- 4 ekim 2026 bursa da öldürülen kız4
- özelden muzunu atan yazar14
- true'nun gündem hakkındaki açıklamaları4
- sözlükteki anaerkil düzen4
- müge anlı ile tatlı sert2
- 6 ekim büyük ulu sözlük olayı12
- italya 3 türkiye 12
- çalışırken birden gelen eve gitme isteği2
- gece sokakta halı taşıyan iki adam görmek8
- rusya da laboratuvar faciası veba paniği5
- belediyede çalışan temizlik işçisinin aldığı maaş5
- 5 ekim 2026 italya türkiye maçı9
- kıymalı börek5
- anın görüntüsü27
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı16
- sevgilinin eski sevgililerini anlatması10
- tokatlanmak2
- fondan 20 milyar tl vurgun yapan bürokrat4
- 6 ekim istanbul un kurtuluşu3
- aile evinde yaşayıp 147 bin tl maaşa yetmiyo demek6
- günün sözü3
- istanbul'a formula 2 ve formula 3 müjdesi3
- kılık kıyafetle uğraşan zihniyet17
- bana onu sormayin15
- sevgilisine zaman ayırmayan kız9
- sözlükte tanıdığınız en iyi kişi24
- etli nohut vs kuru fasulye7
- dede bu saate niye aktif ki8
- parcalandim toparlanamiyorum38
- ciddi ciddi yulaf yiyen insan10
- fatma betül sayan kaya41
- yazarların duşta geçirdikleri süre9
- nervionun sevgili yapması8
- bana onu sormayin tatlışlığı11
semerkant kitabından:
''Selçuklu Sultanı Tuğrul Bey kısır olduğundan dolayı öldüğünde bir varis bırakmamıştı. Türklerde ne soyun en yaşlısının tahta çıkmaı kuralı ne de herhangi bir saltanat veraseti usulü vardı.
Sultan Alp arslan diğer rakiplerinden daha ön plana çıkarak aşiret üyelerine üstünlüğünü kabul ettirerek tahta çıktı. Ama hasımlarının fısıltı halinde yaydığı bir söylenti peşini hiç bırakmayacaktı: Kısır olan Tuğrul'un doymak bilmez bir erkekliği olduğu rivayet edilirken dokuz çocuk babası Alparslanın, cins-i latifle pek ilgilenmeyen bir adam olduğu anlatılırdı. Düşmanları ona karı kılıklı lakabını takmışlardı; maiyetindekiler de konuşmaların böyle baş ağrıtıcı bir konuya doğru kaymamasına özen gösterirlerdi. Kendisine haklı veya haksız olarak yakıştırılan bu san, saltanatının zirvesinde onun ölümüne neden olacaktır.
Semerkant'a doğru ilerleyen Selçuklu ordusu önlerine çıkan bir kaleyi alarak arkalarını güvene almak istemişlerdi. Bu doğrultuda Alparslan saldırı emri verdi. Bu kalenin kumandanı Harezmli Yusuf Alparslan'ın sayıca üstün ordusu (yaklaşık 200 bin) karşısında inanılmaz bir direniş göstermiştir. Nitekim sonunda Alparslan'ın ordusunun sayıca üstünlüğe ağır basmış ve kale alınmıştı.
Bu arada yakalanan kale kumandanı Harezmli Yusuf Alparslan'ın huzuruna getirildi. Sultan yere dört kazık çakılıp Harezmli Yusuf'u bu kazıklara bağlayarak dört parçaya alınması emrini verdi.
-Yusuf aşağılayan bir tavırla haykırır:
-Erkek gibi savaşmış birine böyle muamele reva görülür mü ?
Alparslan cevap bile vermeden başını çevirir. Tutsak tekrar Sultan'ı azarlar gibi seslenir:
-Hey karı kılıklı sana söylüyorum!
Sultan bir anda sanki akrep sokmuş gibi yerinden sıçradı. Yayını kaptı, bir ok çekip taktı ve fırlatmadan önce muhafızlarına tutsağı bırakmalrını emretti. Çünkü onları da yaralayabilirdi. Gerçi o güne kadar hedefini hiç ıskalamamıştı.
Aşırı sinirlendiği için mi, aceleden mi, çok kısa mesafeye ok atmanın zorluğundan mı, nedendir bilinmez , Yusu'u vuramadı ve Sultan ikinci bir oka uzanmaya fırsat bulamadan tutsak üzerine atıldı. Alparslan kurtulmaya çalışırken ayağı bir mindere takılıp sendeledi ve yere devrildi. Yusuf üzerine çökmüştü bile, elinde giysilerinin içinde sakladığı bir hançer vardı. Kafasına bir gürz yemeden önce Sultanın böğrünü deşecek zamanı buldu yine de. Askerler Yusuf'u oracıkta lime lime ettiler.
Sultan Alparslan dört gün can çekiştikten sonra öldü. Dönemin vakanüvisleri sultanın son sözlerini şöyle naklettiler: 'Daha dün bir tepenin üstünden birliklerimi teftiş ediyordum, onların adımlarının altında yerin sarsıldığını hissettim ve kendi kendime, Şu cihanın hakimiyim! Benimle kim boy ölçüşebilir ? dedim. Allah bu kibirime bu böbürlenmeme karşı, insanların en sefilini , yenilmiş, esir düşmüş bir adamı, bir idam mahkumunu saldı üzerime ; o benden daha güçlü çıktı, vurdu devirdi beni tahtımdan, aldı canımı.'
Ömer Hayyam belki de bu dramın ardından kitabına şu rubaiyi kaydetmişti:
Her gün biri çıkar, başlar, benim ben demeye,
Altınları, gümüşleriyle övünmeye.
Tam işleri dilediği düzene girer,
Ecel çıkıverir pusudan: Benim ben, diye.''
''Selçuklu Sultanı Tuğrul Bey kısır olduğundan dolayı öldüğünde bir varis bırakmamıştı. Türklerde ne soyun en yaşlısının tahta çıkmaı kuralı ne de herhangi bir saltanat veraseti usulü vardı.
Sultan Alp arslan diğer rakiplerinden daha ön plana çıkarak aşiret üyelerine üstünlüğünü kabul ettirerek tahta çıktı. Ama hasımlarının fısıltı halinde yaydığı bir söylenti peşini hiç bırakmayacaktı: Kısır olan Tuğrul'un doymak bilmez bir erkekliği olduğu rivayet edilirken dokuz çocuk babası Alparslanın, cins-i latifle pek ilgilenmeyen bir adam olduğu anlatılırdı. Düşmanları ona karı kılıklı lakabını takmışlardı; maiyetindekiler de konuşmaların böyle baş ağrıtıcı bir konuya doğru kaymamasına özen gösterirlerdi. Kendisine haklı veya haksız olarak yakıştırılan bu san, saltanatının zirvesinde onun ölümüne neden olacaktır.
Semerkant'a doğru ilerleyen Selçuklu ordusu önlerine çıkan bir kaleyi alarak arkalarını güvene almak istemişlerdi. Bu doğrultuda Alparslan saldırı emri verdi. Bu kalenin kumandanı Harezmli Yusuf Alparslan'ın sayıca üstün ordusu (yaklaşık 200 bin) karşısında inanılmaz bir direniş göstermiştir. Nitekim sonunda Alparslan'ın ordusunun sayıca üstünlüğe ağır basmış ve kale alınmıştı.
Bu arada yakalanan kale kumandanı Harezmli Yusuf Alparslan'ın huzuruna getirildi. Sultan yere dört kazık çakılıp Harezmli Yusuf'u bu kazıklara bağlayarak dört parçaya alınması emrini verdi.
-Yusuf aşağılayan bir tavırla haykırır:
-Erkek gibi savaşmış birine böyle muamele reva görülür mü ?
Alparslan cevap bile vermeden başını çevirir. Tutsak tekrar Sultan'ı azarlar gibi seslenir:
-Hey karı kılıklı sana söylüyorum!
Sultan bir anda sanki akrep sokmuş gibi yerinden sıçradı. Yayını kaptı, bir ok çekip taktı ve fırlatmadan önce muhafızlarına tutsağı bırakmalrını emretti. Çünkü onları da yaralayabilirdi. Gerçi o güne kadar hedefini hiç ıskalamamıştı.
Aşırı sinirlendiği için mi, aceleden mi, çok kısa mesafeye ok atmanın zorluğundan mı, nedendir bilinmez , Yusu'u vuramadı ve Sultan ikinci bir oka uzanmaya fırsat bulamadan tutsak üzerine atıldı. Alparslan kurtulmaya çalışırken ayağı bir mindere takılıp sendeledi ve yere devrildi. Yusuf üzerine çökmüştü bile, elinde giysilerinin içinde sakladığı bir hançer vardı. Kafasına bir gürz yemeden önce Sultanın böğrünü deşecek zamanı buldu yine de. Askerler Yusuf'u oracıkta lime lime ettiler.
Sultan Alparslan dört gün can çekiştikten sonra öldü. Dönemin vakanüvisleri sultanın son sözlerini şöyle naklettiler: 'Daha dün bir tepenin üstünden birliklerimi teftiş ediyordum, onların adımlarının altında yerin sarsıldığını hissettim ve kendi kendime, Şu cihanın hakimiyim! Benimle kim boy ölçüşebilir ? dedim. Allah bu kibirime bu böbürlenmeme karşı, insanların en sefilini , yenilmiş, esir düşmüş bir adamı, bir idam mahkumunu saldı üzerime ; o benden daha güçlü çıktı, vurdu devirdi beni tahtımdan, aldı canımı.'
Ömer Hayyam belki de bu dramın ardından kitabına şu rubaiyi kaydetmişti:
Her gün biri çıkar, başlar, benim ben demeye,
Altınları, gümüşleriyle övünmeye.
Tam işleri dilediği düzene girer,
Ecel çıkıverir pusudan: Benim ben, diye.''
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar