bugün
- evliliği kurtarmak için çocuk yapmak11
- badem dolgulu kruvasan3
- kabızlık nasıl geçer3
- ingiltere8
- fransa7
- bir kız tecavüze uğrarken onu izleyen tanrı4
- sözlük erkeklerinin bugünkü kombinleri3
- 19 temmuz 2026 fransa ingiltere maçı6
- trakya ve istanbul da çekirge istilası3
- bugün sağlığın için ne yaptın9
- dünya9
- 2026 dünya kupası13
- futbol3
- bugün ispanya arjantin maçı saat 22 de trt 1 de3
- 40 yaş üstü kel sözlük yazarı12
- dünyanın en güzel tatlısı11
- vantilatörü kendine çevirmek10
- michael olise2
- geceye hayatta öğrendiğin bir şey bırak5
- kalp kırmak2
- iyiliğe sormuşlar nereye gidiyorsun diye3
- antipanik hanımın elleri2
- türklerin ileri olduğu konular21
- thomas tuchel6
- ürdün de iki abd askerinin öldürülmesi3
- dinsize inanır mısın17
- yunan adalarına tatile gidenin vatan haini olması3
- en gey özelliğiniz8
- haluk levent bahis yazışmaları2
- yazarların çektiği manzara fotoğrafları9
- chatgptye penis fotoğrafını atmak18
- çırçıplak yatmak9
- bilgisayardan anlıyorum hareketleri2
- kahvaltı2
- en son alınan hediye7
- soğuğu sıcağından daha iyi olan şeyler7
- burçlara inanan erkek15
- bir kadının en güzel bölgesi8
- 19 temmuz 2026 ispanya arjantin maçı17
- erkeksii bayan buse'nin elleri2
- true nickli yazar11
- 17 temmuz 2026 bahis operasyonu gözaltıları30
- gol bağıra bağıra geliyordunun ingilizcesi2
- ressam tatiana kirillova barış manço tablosu2
- nervio yu çok seviyorum ne yapmalıyım7
- bir insanda en sevilen özellik4
- ufo2
- ona bir şey söyle12
- caner taslaman7
- allah'ın bütün gün insanları izlemesi2
Adam bunları anlatırken bir homurtu oldu otobüste, yapılır mı bu diyordu bir kısmı, diğer yandan niye olmasın diyordu arka taraftakiler. Otobüs Karadenize paralel virajları ala ala, saatler sabaha karşı Vakfıkebire ulaşmışlardı. Adam devam etti, "Onunla evlendim. Beşiktaş'ta ev tuttuk.
Mehdi'den haber yoktu. işsizdim. Zor geçiniyorduk. Özal zamanına çabuk uymuştu koğuş arkadaşlarım. Reklamcı oldular, gazetelerde yazar oldular, hepsi yolunu buldu. Mehdi geliyordu aklıma ve söyledikleri. Hani o benlik bencilliğe dönmesi, aşkı, sevdası. Nerede kalmıştı o yüce teoriler. Hepsini bir çırpıda silmişti mahpus dostlarım. Çocuğuz da oldu bu sıkışıklıkta, adını koymakta tereddüt etmedik.
" Mehdi"
Onun alışkanlıkları bana geçmişti sanki. Tribün tayfası olmuştum, bir iş buldum sonraları. Kalem katipliği gibi birşey belediyede. Yıllar geçti, Mehdi'den haber yoktu. Kimileri gördüğüne yemin ediyordu, yeni açıkta. Ama ben görmedim. izini sürmeyi bıraktım. Yıllar geçti aradan. Bu sene bir maçta yeni açıkta bayrağını siyahbeyaza çeviren partililerin arasında görür gibi oldum sanki . Saçları beyazlamış bir adam peşinden koştum, yetişemedim. O muydu, değilmiydi, çok kuşkulandım. Tekrar aklıma düştü Mehdi.
Araştırmaya koyuldum ve buldum onu. Dosyasını çabuk çabuk okudum. Mardinde, Antepte, Bingölde yatmış. Hastalanmış. Yaralanmış. Önceden suç işlediği maddeler Avrupa Birliği uyum yasalarıyla ortadan kalkmasıyla suçlarıda ortadan kalkmış, sonrada Rahşan Hanım affından salıverilmiş.
Demek doğruymuş, oymuş. Sonra muhtarlıkları dolaşıp kaydını aradım. Bulamadım. Ta ki geçen haftaya kadar.
Uyku çökmüştü otobüse. Artvin gözüküyordu ama viraj, viraj, viraj.
Ulaşılamayan bir kartal yuvasını andırıyordu Artvin. Adam yorgunluktan kısılan sesi ile bitiriyordu hikayesini.
Geçen hafta iki polis geldi evime. Polis gelince bir korku aldı beni , mahpusluktan kalma alışkanlıkla. Bir kağıt tutuşturdular elime. istinye Devlet hastanesinden çağırıyorlardı beni. Ne için diye sordum, tesbit dediler. Ceketimi aldım çıktık. Hastanenin bodrum katına indirdiler beni. Morg odasına bir sürgü açılmış, beyaz bir çarşafın başında bekliyordu morg bekçisi beni. Çarşafı kaldırdı, yatan Mehdi'ydi. Öylesine yaşlanmış, saçları beyaz, mutlu ve ihtiyar ceset yatıyordu sedyede.
"Başınız sağolsun, giriş kaydına sizin isminizi yazmış yakını olarak, kardeşinizmiş, Allah sabırlar versin"
Morg kadar soğumuştu damarlarımdaki kan. Yıllardır aradığım adam karşımdaydı, sarıldım ona çaresiz . Evrakları hazırladılar, işlemleri yaptırdım. Ben ve bir tabut gecenin yarısı başbaşa kalmıştık. Doğum yeri gözüme çarptı Mehdi'nin. Artvin. Ertesi gün onu Artvin'e götürüp gömmeye karar verdim.
"Peki kimi kimsesi kalmamış mı garibin istanbul'da" dedi muavin.
"Yok, ölmüş hepsi, eniştesi de devlet memuru olduğundan başım belaya girmesin diye bulaşmadı cenazeye" diye cevap verdi adam.
Artvin otogarına girdi otobüs. Omuzlar üzerine alındı Mehdi. Yukarı mahallede bir camiye götürdüler. Otobüs yolcuları cemaat olmuştu. imam sordu, "Nasıl bilirdiniz? " Hepbir ağızdan "iyi bilirdik" sesi yankılandı.
Yalçın bir kayalık gibi mezarlıkta, kartal yuvasında buluştu toprakla Mehdi. Ama aşkı hiç ölmedi.
not: alıntıdır...
Mehdi'den haber yoktu. işsizdim. Zor geçiniyorduk. Özal zamanına çabuk uymuştu koğuş arkadaşlarım. Reklamcı oldular, gazetelerde yazar oldular, hepsi yolunu buldu. Mehdi geliyordu aklıma ve söyledikleri. Hani o benlik bencilliğe dönmesi, aşkı, sevdası. Nerede kalmıştı o yüce teoriler. Hepsini bir çırpıda silmişti mahpus dostlarım. Çocuğuz da oldu bu sıkışıklıkta, adını koymakta tereddüt etmedik.
" Mehdi"
Onun alışkanlıkları bana geçmişti sanki. Tribün tayfası olmuştum, bir iş buldum sonraları. Kalem katipliği gibi birşey belediyede. Yıllar geçti, Mehdi'den haber yoktu. Kimileri gördüğüne yemin ediyordu, yeni açıkta. Ama ben görmedim. izini sürmeyi bıraktım. Yıllar geçti aradan. Bu sene bir maçta yeni açıkta bayrağını siyahbeyaza çeviren partililerin arasında görür gibi oldum sanki . Saçları beyazlamış bir adam peşinden koştum, yetişemedim. O muydu, değilmiydi, çok kuşkulandım. Tekrar aklıma düştü Mehdi.
Araştırmaya koyuldum ve buldum onu. Dosyasını çabuk çabuk okudum. Mardinde, Antepte, Bingölde yatmış. Hastalanmış. Yaralanmış. Önceden suç işlediği maddeler Avrupa Birliği uyum yasalarıyla ortadan kalkmasıyla suçlarıda ortadan kalkmış, sonrada Rahşan Hanım affından salıverilmiş.
Demek doğruymuş, oymuş. Sonra muhtarlıkları dolaşıp kaydını aradım. Bulamadım. Ta ki geçen haftaya kadar.
Uyku çökmüştü otobüse. Artvin gözüküyordu ama viraj, viraj, viraj.
Ulaşılamayan bir kartal yuvasını andırıyordu Artvin. Adam yorgunluktan kısılan sesi ile bitiriyordu hikayesini.
Geçen hafta iki polis geldi evime. Polis gelince bir korku aldı beni , mahpusluktan kalma alışkanlıkla. Bir kağıt tutuşturdular elime. istinye Devlet hastanesinden çağırıyorlardı beni. Ne için diye sordum, tesbit dediler. Ceketimi aldım çıktık. Hastanenin bodrum katına indirdiler beni. Morg odasına bir sürgü açılmış, beyaz bir çarşafın başında bekliyordu morg bekçisi beni. Çarşafı kaldırdı, yatan Mehdi'ydi. Öylesine yaşlanmış, saçları beyaz, mutlu ve ihtiyar ceset yatıyordu sedyede.
"Başınız sağolsun, giriş kaydına sizin isminizi yazmış yakını olarak, kardeşinizmiş, Allah sabırlar versin"
Morg kadar soğumuştu damarlarımdaki kan. Yıllardır aradığım adam karşımdaydı, sarıldım ona çaresiz . Evrakları hazırladılar, işlemleri yaptırdım. Ben ve bir tabut gecenin yarısı başbaşa kalmıştık. Doğum yeri gözüme çarptı Mehdi'nin. Artvin. Ertesi gün onu Artvin'e götürüp gömmeye karar verdim.
"Peki kimi kimsesi kalmamış mı garibin istanbul'da" dedi muavin.
"Yok, ölmüş hepsi, eniştesi de devlet memuru olduğundan başım belaya girmesin diye bulaşmadı cenazeye" diye cevap verdi adam.
Artvin otogarına girdi otobüs. Omuzlar üzerine alındı Mehdi. Yukarı mahallede bir camiye götürdüler. Otobüs yolcuları cemaat olmuştu. imam sordu, "Nasıl bilirdiniz? " Hepbir ağızdan "iyi bilirdik" sesi yankılandı.
Yalçın bir kayalık gibi mezarlıkta, kartal yuvasında buluştu toprakla Mehdi. Ama aşkı hiç ölmedi.
not: alıntıdır...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar