bugün
- falıma bakmak isteyen var mı20
- kemal kılıçdaroğlu14
- bir çift bacak arasında boğulmak4
- aylık 307 bin lira iyi para mıdır sorunsalı5
- arap gibi giyinerek sevap kazandığını sanan tip4
- chp'li 17 belediye başkanının akp'ye geçmesi9
- sabah kahvesi eşliğinde sohbet etmek4
- bir scottish fold sahibi olmadan ölüp gitmek3
- aldım kabul ettim9
- sıkıldım ulan sıkıldım anlıyor musun sıkıldım5
- özel okul öğretmenleri açlık grevinde10
- benim gibisi bir iki senede bir gelir4
- sokak köpekleri sorununun çözümü5
- yaz aşkı bulamamak7
- göğüs dekoltesi olan erkek7
- romanya romanı3
- iş flörtü5
- yazarların hastalıkları2
- erkek erkeğe açık oylaşmak11
- jojo tarzı sözlük yazarları2
- paraya ip bağlayıp komşu fakir ülkeye atıp çekmek4
- ısır diyor şu güvercin ayakları2
- itperestler yüzünden kuduzdan ölümlerin başlaması2
- chp izmir il örgütünü basan hırsızlık hükümlüsü4
- düşünürken tavana bakmak4
- herbokolog4
- ofis masasında pörsüyen mandalina3
- müşriklerin esasında putlara tapmaması7
- kalamar ızgara3
- beyler gammazlandım3
- bu saatte teyzesinde olduğunu söyleyen kız5
- ona bir şey söyle8
- anormal intikamlar2
- kurban2
- su içmekten göbeğin çıkması4
- chp den akp'ye jet geçiş5
- tembellik hakkı4
- pelin gümüşdağ2
- biraz osursak mı3
- yastığın soğuk tarafı2
- meme mutluluk getirir mi getirmez mi sorunsalı15
- arkadaş kafayı mı yedin sen2
- para mutluluk getirir mi getirmez mi sorunsalı16
- kadınlar neden aldatır17
- ayrılığın 7 aşaması4
- gece 23'ten sonra sözlüğe giren erkek10
- erkek aldatabilir ama kadın aldatamaz14
- iran la ilgili endişe ortaya çıktı2
- ibrahim hacıosmanoğlu6
- 23 haziran 2026 portekiz özbekistan maçı12
Ece Temelkuran'ın harika kitabı. Kitaptan en çok etkileyen bölüm:
Sen bir rota çizmiş olsan da kesinkes, yolun hep bir planı vardır senin hakkında. Yolları yolculuk, yola çıkanı yolcu yapan budur. Aldanmazsan, kapılmaz ve yanılmazsan varamazsın yolun gideceği yere. Yolculuğun gizi budur: Kaybetmezsen yolunu bulmazsın aslında.
Bir sorun olmalı mutlaka. O soruyu sormalısın, kimsenin anlamadığı bir dilde konuşan ve hep aynı cümleyi tekrar eden bir derviş gibi döne döne aynı soruyu sormalısın. Cevap, başlangıçta tahmin ettiğinden ne kadar uzakta ise gerçeğe o kadar yakındır. Sarsılmamışsan, soru’nu kaybetmekten korkmuşsan, hiçbir yere gitmemişsindir aslında.
Düzenin bozulmalı. Evden çıkmak budur aslında yolculuk bir düşmek ve kalkmak meselesidir. Eve yaralarla dönülmüyorsa hiç gidilmemiştir…
Sadece uzaklardan gelenler bilirler evlerin kokusunu. Yollara, evlerimizi anlamak için çıkılır. Fakat yolda bulduğun cevaplar eve geldiğinde, yakalanmış kelebeğin renklerinin sönmesi gibi parça parça dağılır. Yola ait cümleler yazıktır ki hep yolda kalır. Onlar yolun cevaplarıdır. Döndüğünde anlatacağın hep biraz renksiz bir hikâyedir. Cevaplar, suyun altında çok renkli görünen ama sudan çıkarıp kuruduğunda renkleri sönen çakıl taşları gibidir. Bu, sana böyle gelir. Oysa yeni çocukların yeni yollara çıkması için o çakıl taşlarını getirmek, sözün büyülü suyuyla yeniden ıslatmak, renklerini yeniden canlandırmak gerekir.
Göz doyar mı? Ne kadar görse doyar? Bazı gözlerin ne görse öğüten bir bakışı vardır; doymaz kapanana kadar. Akıl kaç soruyu cevapladığında soru sormaz artık? Belki akıl cevapladıkça çoğaltır soruları. Kaç yüz gördüğünde görmüş olursun bütün yüzleri? Kaç tanışma sona erdirir şaşırmayı? Göğüs ne zaman sonuna kadar dolmuş olur aldığı nefeslerden? Son nefesini verdiğinde mi?..
Bazısı insanların, durulmadan ölür. Kimisi yosun tutmaz hiç. Dünya ve insanlık, o insanların hayalleriyle iyileşir.
9 Ağustos 2005
Caracas, Hotel Tamanaco,05.00
Sen bir rota çizmiş olsan da kesinkes, yolun hep bir planı vardır senin hakkında. Yolları yolculuk, yola çıkanı yolcu yapan budur. Aldanmazsan, kapılmaz ve yanılmazsan varamazsın yolun gideceği yere. Yolculuğun gizi budur: Kaybetmezsen yolunu bulmazsın aslında.
Bir sorun olmalı mutlaka. O soruyu sormalısın, kimsenin anlamadığı bir dilde konuşan ve hep aynı cümleyi tekrar eden bir derviş gibi döne döne aynı soruyu sormalısın. Cevap, başlangıçta tahmin ettiğinden ne kadar uzakta ise gerçeğe o kadar yakındır. Sarsılmamışsan, soru’nu kaybetmekten korkmuşsan, hiçbir yere gitmemişsindir aslında.
Düzenin bozulmalı. Evden çıkmak budur aslında yolculuk bir düşmek ve kalkmak meselesidir. Eve yaralarla dönülmüyorsa hiç gidilmemiştir…
Sadece uzaklardan gelenler bilirler evlerin kokusunu. Yollara, evlerimizi anlamak için çıkılır. Fakat yolda bulduğun cevaplar eve geldiğinde, yakalanmış kelebeğin renklerinin sönmesi gibi parça parça dağılır. Yola ait cümleler yazıktır ki hep yolda kalır. Onlar yolun cevaplarıdır. Döndüğünde anlatacağın hep biraz renksiz bir hikâyedir. Cevaplar, suyun altında çok renkli görünen ama sudan çıkarıp kuruduğunda renkleri sönen çakıl taşları gibidir. Bu, sana böyle gelir. Oysa yeni çocukların yeni yollara çıkması için o çakıl taşlarını getirmek, sözün büyülü suyuyla yeniden ıslatmak, renklerini yeniden canlandırmak gerekir.
Göz doyar mı? Ne kadar görse doyar? Bazı gözlerin ne görse öğüten bir bakışı vardır; doymaz kapanana kadar. Akıl kaç soruyu cevapladığında soru sormaz artık? Belki akıl cevapladıkça çoğaltır soruları. Kaç yüz gördüğünde görmüş olursun bütün yüzleri? Kaç tanışma sona erdirir şaşırmayı? Göğüs ne zaman sonuna kadar dolmuş olur aldığı nefeslerden? Son nefesini verdiğinde mi?..
Bazısı insanların, durulmadan ölür. Kimisi yosun tutmaz hiç. Dünya ve insanlık, o insanların hayalleriyle iyileşir.
9 Ağustos 2005
Caracas, Hotel Tamanaco,05.00
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar