bugün
- şort giyen genç kıza saldıran yaşlı kadın7
- galatasaray neden transfer yapamıyor16
- sözlük yazarlarını evlendirmek12
- kadınların erkeklerde çok fazla kriter araması8
- sevgilisinin regl gunlerini hesaplayan erkek8
- yemek yapmayı bilmeyen kadın6
- kotor6
- devalüasyon yakın mı9
- mekke anlaşması6
- günlük tutan erkek9
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları12
- israil3
- düğün dernekle evlenir kimseye duyurmadan boşanır11
- anın görüntüsü12
- hurdacılık2
- velvet hanım çay içelim mi6
- kadın kocasının hizmetkarıdır4
- yavrum diye hitap eden erkek7
- filtreli fotoğraf paylaşan erkek8
- sözlüğün en tipsiz kız yazarı2
- efesle tuborgu karıştırıp içmek8
- ülkücüleri ciddiye almak3
- eğitiyorum ayağına işkence eden sensei4
- ümmetçilerin azerbaycan düşmanlığı2
- ortega sedat3
- bir günde 100 bayana merhaba demek3
- mesajlara hızlı cevap vermek9
- cedicader'i gsli yapıyoruz kampanyası2
- burunla blok flüt çalabilmek6
- 07 08 2026 mekke ortak savunma anlaşması13
- sezgin tanrıkulu2
- cersei lannister'in dincileri patlatması3
- arkadaşlar lütfen bilgi içerikli entry girelim5
- kadın yazar çekme başlıkları6
- fenerbahçe de romelu lukaku gelişmesi2
- üniversiteye kızlar cinsellik yaşamak için gidiyor10
- artı oy veren kişinin erkek yazar olması3
- mohamed salah ghaly14
- sözlüğü anı defteri gibi kullanmak6
- geldimgittim5
- sözlük yazarlarından aforizmalar3
- gençler iş beğenmiyor diyen genç patron5
- şeyhine karısını sunarak evliya olmak2
- sevgilim popomun arasından kredi kartı çekti3
- başka sözlükten yazarlık teklifi gelmesi2
- dar kot pantolon ile uyumak3
- trafikte hanımının yanında artistlik yapsalar6
- kale3112 entry ni beğendi3
- türk türk olduğu için soyludur2
- tai lung12
Ece Temelkuran'ın harika kitabı. Kitaptan en çok etkileyen bölüm:
Sen bir rota çizmiş olsan da kesinkes, yolun hep bir planı vardır senin hakkında. Yolları yolculuk, yola çıkanı yolcu yapan budur. Aldanmazsan, kapılmaz ve yanılmazsan varamazsın yolun gideceği yere. Yolculuğun gizi budur: Kaybetmezsen yolunu bulmazsın aslında.
Bir sorun olmalı mutlaka. O soruyu sormalısın, kimsenin anlamadığı bir dilde konuşan ve hep aynı cümleyi tekrar eden bir derviş gibi döne döne aynı soruyu sormalısın. Cevap, başlangıçta tahmin ettiğinden ne kadar uzakta ise gerçeğe o kadar yakındır. Sarsılmamışsan, soru’nu kaybetmekten korkmuşsan, hiçbir yere gitmemişsindir aslında.
Düzenin bozulmalı. Evden çıkmak budur aslında yolculuk bir düşmek ve kalkmak meselesidir. Eve yaralarla dönülmüyorsa hiç gidilmemiştir…
Sadece uzaklardan gelenler bilirler evlerin kokusunu. Yollara, evlerimizi anlamak için çıkılır. Fakat yolda bulduğun cevaplar eve geldiğinde, yakalanmış kelebeğin renklerinin sönmesi gibi parça parça dağılır. Yola ait cümleler yazıktır ki hep yolda kalır. Onlar yolun cevaplarıdır. Döndüğünde anlatacağın hep biraz renksiz bir hikâyedir. Cevaplar, suyun altında çok renkli görünen ama sudan çıkarıp kuruduğunda renkleri sönen çakıl taşları gibidir. Bu, sana böyle gelir. Oysa yeni çocukların yeni yollara çıkması için o çakıl taşlarını getirmek, sözün büyülü suyuyla yeniden ıslatmak, renklerini yeniden canlandırmak gerekir.
Göz doyar mı? Ne kadar görse doyar? Bazı gözlerin ne görse öğüten bir bakışı vardır; doymaz kapanana kadar. Akıl kaç soruyu cevapladığında soru sormaz artık? Belki akıl cevapladıkça çoğaltır soruları. Kaç yüz gördüğünde görmüş olursun bütün yüzleri? Kaç tanışma sona erdirir şaşırmayı? Göğüs ne zaman sonuna kadar dolmuş olur aldığı nefeslerden? Son nefesini verdiğinde mi?..
Bazısı insanların, durulmadan ölür. Kimisi yosun tutmaz hiç. Dünya ve insanlık, o insanların hayalleriyle iyileşir.
9 Ağustos 2005
Caracas, Hotel Tamanaco,05.00
Sen bir rota çizmiş olsan da kesinkes, yolun hep bir planı vardır senin hakkında. Yolları yolculuk, yola çıkanı yolcu yapan budur. Aldanmazsan, kapılmaz ve yanılmazsan varamazsın yolun gideceği yere. Yolculuğun gizi budur: Kaybetmezsen yolunu bulmazsın aslında.
Bir sorun olmalı mutlaka. O soruyu sormalısın, kimsenin anlamadığı bir dilde konuşan ve hep aynı cümleyi tekrar eden bir derviş gibi döne döne aynı soruyu sormalısın. Cevap, başlangıçta tahmin ettiğinden ne kadar uzakta ise gerçeğe o kadar yakındır. Sarsılmamışsan, soru’nu kaybetmekten korkmuşsan, hiçbir yere gitmemişsindir aslında.
Düzenin bozulmalı. Evden çıkmak budur aslında yolculuk bir düşmek ve kalkmak meselesidir. Eve yaralarla dönülmüyorsa hiç gidilmemiştir…
Sadece uzaklardan gelenler bilirler evlerin kokusunu. Yollara, evlerimizi anlamak için çıkılır. Fakat yolda bulduğun cevaplar eve geldiğinde, yakalanmış kelebeğin renklerinin sönmesi gibi parça parça dağılır. Yola ait cümleler yazıktır ki hep yolda kalır. Onlar yolun cevaplarıdır. Döndüğünde anlatacağın hep biraz renksiz bir hikâyedir. Cevaplar, suyun altında çok renkli görünen ama sudan çıkarıp kuruduğunda renkleri sönen çakıl taşları gibidir. Bu, sana böyle gelir. Oysa yeni çocukların yeni yollara çıkması için o çakıl taşlarını getirmek, sözün büyülü suyuyla yeniden ıslatmak, renklerini yeniden canlandırmak gerekir.
Göz doyar mı? Ne kadar görse doyar? Bazı gözlerin ne görse öğüten bir bakışı vardır; doymaz kapanana kadar. Akıl kaç soruyu cevapladığında soru sormaz artık? Belki akıl cevapladıkça çoğaltır soruları. Kaç yüz gördüğünde görmüş olursun bütün yüzleri? Kaç tanışma sona erdirir şaşırmayı? Göğüs ne zaman sonuna kadar dolmuş olur aldığı nefeslerden? Son nefesini verdiğinde mi?..
Bazısı insanların, durulmadan ölür. Kimisi yosun tutmaz hiç. Dünya ve insanlık, o insanların hayalleriyle iyileşir.
9 Ağustos 2005
Caracas, Hotel Tamanaco,05.00
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar