bugün
- mhp'nin atatürk'ü sevmemesi7
- ismetin ciddi sıkıntıları olması7
- teomancalmasur23
- jeffrey epstein12
- herzevekil7
- simko38
- türk solu15
- ukrayna rusya belarus kadınları6
- gram altın3
- halloween kutlamayı yasaklamak6
- nevşehir2
- türkiyeliyim ve mutluyum16
- true mi döver gocu mu5
- fes takıp kemalist hoplatmak2
- ekrem imamoğlu'nun istanbul'a 10 metro yapması5
- atam tayyip erdoğan'ı eleştirip prim kasmak6
- kim cha eon6
- yeni parti7
- ekşi sözlük toplu alım bitti3
- şeker bey birader dönsün kampanyası3
- tek türkçe padişah adı4
- köy kahvesi3
- fenerbahçe göztepe2
- 29 ekim 2026 aliyev'in türkiye'ye gelmemesi22
- zamanın ruhu2
- flört etmeme ilkesi5
- sözlükte aksiyon ve sataşma6
- 29 ekim 2026 kapadokya peribacasının çökmesi5
- noodle2
- ak partiyi savunan dayılar10
- kudüs üç semavi din için önemlidir11
- erzurumspor çorumspor2
- 2028 cumhurbaşkanı recep tayyip erdoğan2
- nervio12
- tarih dizileri6
- kel ve at kuyruklu kötü adam6
- 30 ekim 2026 konyaspor galatasaray maçı2
- sözlükçü erkeklerin zevksiz olması3
- mevsim değişmesinin kombinlere etkisi5
- aliyev'in türk devletleri zirvesi ne katılmaması6
- nutellayı memelerine sürüp ikram eden kız14
- kemal kılıçdaroğlu2
- okulda zil çalmasının gereksizliği4
- esra'yı aç esra'yı5
- kızların yara izi olan erkeklere bayılması4
- airfryer alanlar şimdi ne yapıyor19
- eli üşüyen kızın elini nasıl ısıtırsın17
- üçler yediler kırklar11
- bir kızın peşinde koşan erkek sayısı5
- yemen3
nerde bir biblo görsem aklıma bir anım gelir.
ilk okul 4. sınıftayım, yılbaşı yaklaşıyordu. çekiliş yaptık bana hoşlandığım çocuk çıkmıştı. nasıl muyluyum ama anlatamam o anı. hemen düşünmeye başladım, ne alsam acaba diye. anneme söyledim; bak bana çıktı ama ne alcam bilmiyorum. tamam çarşıya çıkarız beraber seçersin dedi.
her gece düşünüyorum yatmadan önce ne almalıyım diye.
o da sınıfta herkese soruyor ''ben sana mı çıktım?'' tabi söylemek yasak, kimse ne evet ne de hayır diyor. onun bana çıktığını bir tek en yakın arkadaşım biliyor o da farklı sınıfta zaten sorun olmaz. neyse öğle arasından sonra geldi yanıma;
-pangea, nasılsın?
+ben mi? i-iyiyim sen nasılsın?
-ben de iyiyim de şey dicektim ya yılbaşı çekilişinde ben sana mı çıktım?
+yoo, ne alaka.
-hmmm, ya herkese sordum kimse söylemiyo ben de sana soruyim dedim.
+hehe bana mı...
o an mutluluktan uçabilirdim, bana sormak istemiş, özellikle gelmiş bana...
-* neyse, dersten sonra konuşuruz.
+tamam...
tamam diyorum ama sanki bulutların üstünden konuşuyorum, ağzım kulaklarımı da geçti ensemde birleştiler artık. dersi dinleyemiyorum bile. ben orta bölümde 4. sırada oturuyorum, o da duvar kenarında 3. sırada oturuyor. bütün ders gülümseyerek onu izlemişimdir. sarıya yakın kahverengi saçları, koyu kahverengi gözleri, buğday teniyle tam karşımda.
zil çaldı, ben de hemen düzeldim tabi yanıma gelmesini bekliyorum. eşyalarını topladı bana doğru döndü, o an kalbim sanki sınıfta tahtaya çarpıp geri dönüyor. önümde bir kız oturuyodu, adı da şermindi sanırım, hatta sınıfta bitlenmeyen tek şermin ve ben vardım. bu yüzden ikimizi yan yana oturtmuşlardı bir ara.
-şermin, kalk.
*niye yaa.
+(kalksana yaaa.)
-kızım kalk, pangeayla konuşcaz.
*iyi be öf.
-ee okuldan sonra napcan?
+hiç, eve giderim herhalde.
-sizin serviste* yer varsa ben gelebilirim dimi?
+tabi ki, hep yer olur.
-tamam okuldan sonra beni bekle beraber gidelim.
+tamamm.
okuldan sonra yanıma geldi, en yakın arkadaşım, ben ve o. beraber servise bindik, o önümüzdeki koltukta oturuyor, benim yanımda da arkadaşım var. kalktı yanımızdaki koltuğa oturdu. yarım saat boyunca konuşarak gittik, yolda bana neleri sevdiğimi falan soruyor. en sevdiğim renk ne? hangi takımı tutuyorum? aslen nereliyim? hepsini sordu.
o gün annemle çarşıya çıktık. hediye almaya, bana serviste söylemişti, ''hatırası olan şeyleri severim.'' bir dükkandan beyaz bir biblo aldım. iki tane kuş var yan yana, bunların arkasında çiçekler var, tepesinde de para koymak için bölmesi var.
yılbaşı günü geldik okula, hediyeler dağıtılcak. ben elimde biblom adımın söylenmesini bekliyorum. çıktım tahtaya, öğretmen sordu,
/ee pangea'cım, sana kim çıktı?
+ıı şey öğretmenim bana can çıktı.
geldi tahtaya, şaşkın şaşkın, ben sana sormuştum ama der gibi bakıyor. hediyesini aldı. oturduk yerlerimize. sonra öğretmen onu çağırdı,
/ee, can cana kim çıktı?
-şey, öğretmenim, bana da pangea çıktı. demez mi?
benim gözlerim kocaman oldu öğretmen aa şansa bak birbirinize çıkmışsınız diyor gülerek. tahtaya çıktım ürkek bir şekilde hediyemi aldım. yerime oturdum.
sonraki tenefüs hediyeleri açmaya geldi sıra. paketi yavaş yavaş açtım. karşıma mavi, bir yunus biblosu çıktı.
+gözlerin mavi olduğu için mavi aldım. dedi.
-çok güzelmiş, teşekkür ederim.
o da açtı hediyesini,
-beğendin mi? diye sordum.
+beğenmek mi? bayıldım kızım ben buna!
o an beni kaldırdı, sarıldı bana. içim içime sığmıyor mutluluktan bana sarıldı! bana!
tabi sonra sınıfta ikimizin sevgili olduğuna dair dedikodular çıktı falan falan...
-gerçekten beğendin mi? diye sordum sonraki tenefüs.
+gerçekten çok beğendim.
-ben de senin hediyeni çok beğendim. *
+sağol.
serviste arkadaşıma gösterdim hediyemi, anlattım ben de ona çıkmışım inanabiliyo musun? ikimiz servise kocaman bir çığlık attık. hediyemi gösterdim, o da bana hediyesini gösterdi, onun hediyesi pembe peluş bir ayı.
ertesi gün okulda, sabah kapının önünde can'la karşılaştım. yanıma geldi,
+şey, pangea bir şey sorabilir miyim?
-evet?
+yanında harun oturuyordu ya hani, ben ona söyledim tamam dedi bundan sonra ikimiz yan yana otursak ya?
-tamam neden olmasın.
+tamam...
böylece, can benim ilk sevgilim oldu.
o biblo ne mi oldu?
kırıldı, tıpkı onun beni kırdığı gibi...
ilk okul 4. sınıftayım, yılbaşı yaklaşıyordu. çekiliş yaptık bana hoşlandığım çocuk çıkmıştı. nasıl muyluyum ama anlatamam o anı. hemen düşünmeye başladım, ne alsam acaba diye. anneme söyledim; bak bana çıktı ama ne alcam bilmiyorum. tamam çarşıya çıkarız beraber seçersin dedi.
her gece düşünüyorum yatmadan önce ne almalıyım diye.
o da sınıfta herkese soruyor ''ben sana mı çıktım?'' tabi söylemek yasak, kimse ne evet ne de hayır diyor. onun bana çıktığını bir tek en yakın arkadaşım biliyor o da farklı sınıfta zaten sorun olmaz. neyse öğle arasından sonra geldi yanıma;
-pangea, nasılsın?
+ben mi? i-iyiyim sen nasılsın?
-ben de iyiyim de şey dicektim ya yılbaşı çekilişinde ben sana mı çıktım?
+yoo, ne alaka.
-hmmm, ya herkese sordum kimse söylemiyo ben de sana soruyim dedim.
+hehe bana mı...
o an mutluluktan uçabilirdim, bana sormak istemiş, özellikle gelmiş bana...
-* neyse, dersten sonra konuşuruz.
+tamam...
tamam diyorum ama sanki bulutların üstünden konuşuyorum, ağzım kulaklarımı da geçti ensemde birleştiler artık. dersi dinleyemiyorum bile. ben orta bölümde 4. sırada oturuyorum, o da duvar kenarında 3. sırada oturuyor. bütün ders gülümseyerek onu izlemişimdir. sarıya yakın kahverengi saçları, koyu kahverengi gözleri, buğday teniyle tam karşımda.
zil çaldı, ben de hemen düzeldim tabi yanıma gelmesini bekliyorum. eşyalarını topladı bana doğru döndü, o an kalbim sanki sınıfta tahtaya çarpıp geri dönüyor. önümde bir kız oturuyodu, adı da şermindi sanırım, hatta sınıfta bitlenmeyen tek şermin ve ben vardım. bu yüzden ikimizi yan yana oturtmuşlardı bir ara.
-şermin, kalk.
*niye yaa.
+(kalksana yaaa.)
-kızım kalk, pangeayla konuşcaz.
*iyi be öf.
-ee okuldan sonra napcan?
+hiç, eve giderim herhalde.
-sizin serviste* yer varsa ben gelebilirim dimi?
+tabi ki, hep yer olur.
-tamam okuldan sonra beni bekle beraber gidelim.
+tamamm.
okuldan sonra yanıma geldi, en yakın arkadaşım, ben ve o. beraber servise bindik, o önümüzdeki koltukta oturuyor, benim yanımda da arkadaşım var. kalktı yanımızdaki koltuğa oturdu. yarım saat boyunca konuşarak gittik, yolda bana neleri sevdiğimi falan soruyor. en sevdiğim renk ne? hangi takımı tutuyorum? aslen nereliyim? hepsini sordu.
o gün annemle çarşıya çıktık. hediye almaya, bana serviste söylemişti, ''hatırası olan şeyleri severim.'' bir dükkandan beyaz bir biblo aldım. iki tane kuş var yan yana, bunların arkasında çiçekler var, tepesinde de para koymak için bölmesi var.
yılbaşı günü geldik okula, hediyeler dağıtılcak. ben elimde biblom adımın söylenmesini bekliyorum. çıktım tahtaya, öğretmen sordu,
/ee pangea'cım, sana kim çıktı?
+ıı şey öğretmenim bana can çıktı.
geldi tahtaya, şaşkın şaşkın, ben sana sormuştum ama der gibi bakıyor. hediyesini aldı. oturduk yerlerimize. sonra öğretmen onu çağırdı,
/ee, can cana kim çıktı?
-şey, öğretmenim, bana da pangea çıktı. demez mi?
benim gözlerim kocaman oldu öğretmen aa şansa bak birbirinize çıkmışsınız diyor gülerek. tahtaya çıktım ürkek bir şekilde hediyemi aldım. yerime oturdum.
sonraki tenefüs hediyeleri açmaya geldi sıra. paketi yavaş yavaş açtım. karşıma mavi, bir yunus biblosu çıktı.
+gözlerin mavi olduğu için mavi aldım. dedi.
-çok güzelmiş, teşekkür ederim.
o da açtı hediyesini,
-beğendin mi? diye sordum.
+beğenmek mi? bayıldım kızım ben buna!
o an beni kaldırdı, sarıldı bana. içim içime sığmıyor mutluluktan bana sarıldı! bana!
tabi sonra sınıfta ikimizin sevgili olduğuna dair dedikodular çıktı falan falan...
-gerçekten beğendin mi? diye sordum sonraki tenefüs.
+gerçekten çok beğendim.
-ben de senin hediyeni çok beğendim. *
+sağol.
serviste arkadaşıma gösterdim hediyemi, anlattım ben de ona çıkmışım inanabiliyo musun? ikimiz servise kocaman bir çığlık attık. hediyemi gösterdim, o da bana hediyesini gösterdi, onun hediyesi pembe peluş bir ayı.
ertesi gün okulda, sabah kapının önünde can'la karşılaştım. yanıma geldi,
+şey, pangea bir şey sorabilir miyim?
-evet?
+yanında harun oturuyordu ya hani, ben ona söyledim tamam dedi bundan sonra ikimiz yan yana otursak ya?
-tamam neden olmasın.
+tamam...
böylece, can benim ilk sevgilim oldu.
o biblo ne mi oldu?
kırıldı, tıpkı onun beni kırdığı gibi...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar