bugün
- türk vatandaşları türktür8
- true'nin acile kaldırılması8
- iyi bir insanın kötü bir insana dönüşme süreci7
- ibadethanelerin ürkünç olması10
- sözlük yazarlarının kombinleri8
- canımın yubari kavunu çekmesi8
- ilk öpüştüğüm kız6
- giysi fiyatlarının uçması2
- eczacının sağlıklı günler demesi5
- türkiyeli olmak2
- şeriatçıların başarılı olduğu şeyler3
- almanyada çok insan öldü haklı mıydı4
- rus milfi3
- bebek katili4
- gogo yubari ile okul gezisinde yanyana düşmek2
- putin türkmüş2
- koreli ucube ile evlenen kadın3
- mahalle kültürünün yok olması2
- 18 ağustos 2026 fenerbahçe lyon maçı20
- osuruktan şiirler41
- burası instagram değil sözlük4
- adana kebap10
- dünya asla vazgeçme günü4
- hepsi rüyaymış diye 10 yaşında uyanmak2
- rusya'dan ingiltere'ye iha tehdidi2
- haftanın gammazları listesi26
- akrabayı engelleme havası2
- şu an sizi ne mutlu ederdi3
- gece pencereyi açık unutup yatmak5
- muadil ilaç2
- ince memed3
- türkiyenin ukraynaya füze satışına putin uyardı3
- uzaylılara açıklamakta zorlanacağımız şeyler2
- günün tweeti2
- tulumba tatlısı6
- zeynep bastık'ın beyaz külodu2
- devlet eliyle eğitim zorunluluğu2
- arkadaşlar sizce bu balık mı rihanna mı3
- içimi dostuma döktüm umarım başkalarına anlatmaz2
- dünyanın sonunun fon müziği2
- her şeyi hatırlayan insan2
- eyvah karakollara düştük2
- bir şeyler söyle6
- insanın ilkel olduğunu kanıtlayan hede2
- kimi yahudiler2
- kanal ayarlama 1500 lira11
- ben geldim kerkenezler18
- başa dönüp aynı hataları yine ama daha iyi yapmak2
- sözlükten soğuma nedenleri17
- irfan can kahveci4
50 liraya düzeltilen pantolon paçası gibi 'eften püften' bir konudan bir film çıkar mı? Niyetiniz göz boyamak değilse, içtenliğinizi korursanız çıkar. 'Kasaba' bunun iyi bir örneği
Üç dört yıllık kısa film geçmişim boyunca Türk Sineması'nın tek sorununun 'samimiyetsizlik'ten kaynaklandığını söyleyip durdum. Yabancı mahallede, bir anda nereden peydah olduğuna kimsenin akıl erdiremediği bir sinemacının, üstelik 'kısa filmci' bir sinemacının 'samimiyet'ten söz etmesini kimileri duymazlıktan geldi. Bilmem kaç filmlik 'fiyaskografisinde' dişe dokunur tek filmi bile bulunmayan kimileri de dişlerini gösterdi. Onara göre sinemanın sorunu, para ve teknolojik sorunlardı. Bahaneleri buydu.
Çocukluğumda anam, ayna denen nesneyi görmediği için, kendini prensesler gibi güzel sanan bir çoban kızının öyküsünü anlatırdı. Gün gelir, kırda bir kırık ayna bulur bu kızcağız. Kırık aynaya bakınca dünyası yıkılır. Çirkin mi çirkin bir yüzü vardır zavallının. Kaderine boyun eğer, kabullenir. Bahaneler bulmaz. Ni bileyim, bulduğu aynanın optik kusurluğu olduğunu söylemek gibi gaflette bulunmaz. Savunma mekanizmaları geliştirmek, yalnızca bizim aydınımıza özgü bir şeydir çünkü. Para ve teknoloji sorununu bir anlamda aşmış bulunan sinemacımız, içimize sımsıcak dolan, bizi kucaklayan bir Türk filminin hâlâ ortalıkta görünmemesi karşısında hangi bahanenin ardına sığınacaktır, doğrusu merak ediyorum.
Basiret sahiplerinin 34. Antalya Film Festivali'nde, Türk Sineması'nın tek sorununun hâlâ 'samimiyetsizlik' olduğu gerçeğini bir kez daha gördüklerini sanıyorum.
Nuri Bilge Ceylan'ın 'Kasaba'sı, Antalya'daki iyi filmlerden biriydi. Elinizde bir büyüteç yoksa adına haritada kolayca bulamayacağınız bir kasabada çekilmişti 'Kasaba'. Mütevazı bir bütçeyle, yaygara etmeden. Oyuncularının adı Hülya değildi örneğin. Volkan, Tarkan, Tarık ne bileyim, Tanju filan da değildi. Örneğin Havva'ydı, Mehmet Emin'di. 60'larında bir ana, 70'lerinde bir babaydı. Teyze oğlu Saffet'ti. Bir okul müsameresi dahi görmemiş cıvıl cıvıl kasaba çocuklarıydı. imaj Çağı'nda, 'imaj'ın kıçına tekmeyi vurmuştu filmin yönetmeni. Göz boyama, seyirci avlama adına alçalmıyordu 'Kasaba'.
'Kasaba'da ne vardı biliyor musunuz? Tertemiz, saf bir sinema. 70'lik amca, pantalonunun paçasını düzeltsin diye, torununu terziye yollar. insafsız terzi, bu iş karşılığında 50 lira istemektedir. Düşünün 50 lira! "insafsız adam: 50 lirayı o versin, pantolon onun olsun!.." Böylesine 'eften püften' şeylerden sinema çıkar mı hiç? Çıkıyordu işte. Bizim azgelişmiş ülkemizin çok gelişmiş sinemacıları yüksek fikirlerle, 'müthiş' zekâ oyunlarıyla ürettikleri 'paradokslarla' oynaya dursun, alçakgönüllü 'Kasaba', yeni bir damar yakalıyor, nerdeyse bir manifesto olup çıkıyordu. Üstelik, Eisenstein'ın figüran yüzleri gibi belleklerden uzun süre silinmeyecek görüntülerle yapıyordu bunu.
Giderek 'Altın Portakal'ı yerine 'Tecavüzcü Coşkun'uyla simgeleneceğinden korktuğum Antalya Film Festivali'nde kendini popülist değerlerden uzak tutan, soylu bir sinema etiğine sahip olan 'Kasaba', ödüllendirilemezdi. Ödülsüz de bırakılamazdı, görmezden gelinemezdi. Kategoriler dışında bir ödül verildi 'Kasaba'ya: En iyi Yönetmen dalında mansiyon. Namuslu bir jürinin elinden daha fazlası gelmiyordu çünkü. Bence 'Kasaba' aldı en büyük ödülü.
Kentli çok bilmişliğimizi, kentli kendini beğenmişliğimizi bir günlüğüne bir kenara koyalım. 'Kasaba', bir çocuğun gözleriyle seyredilebilecek bir film.
Ahmet Uluçay
Üç dört yıllık kısa film geçmişim boyunca Türk Sineması'nın tek sorununun 'samimiyetsizlik'ten kaynaklandığını söyleyip durdum. Yabancı mahallede, bir anda nereden peydah olduğuna kimsenin akıl erdiremediği bir sinemacının, üstelik 'kısa filmci' bir sinemacının 'samimiyet'ten söz etmesini kimileri duymazlıktan geldi. Bilmem kaç filmlik 'fiyaskografisinde' dişe dokunur tek filmi bile bulunmayan kimileri de dişlerini gösterdi. Onara göre sinemanın sorunu, para ve teknolojik sorunlardı. Bahaneleri buydu.
Çocukluğumda anam, ayna denen nesneyi görmediği için, kendini prensesler gibi güzel sanan bir çoban kızının öyküsünü anlatırdı. Gün gelir, kırda bir kırık ayna bulur bu kızcağız. Kırık aynaya bakınca dünyası yıkılır. Çirkin mi çirkin bir yüzü vardır zavallının. Kaderine boyun eğer, kabullenir. Bahaneler bulmaz. Ni bileyim, bulduğu aynanın optik kusurluğu olduğunu söylemek gibi gaflette bulunmaz. Savunma mekanizmaları geliştirmek, yalnızca bizim aydınımıza özgü bir şeydir çünkü. Para ve teknoloji sorununu bir anlamda aşmış bulunan sinemacımız, içimize sımsıcak dolan, bizi kucaklayan bir Türk filminin hâlâ ortalıkta görünmemesi karşısında hangi bahanenin ardına sığınacaktır, doğrusu merak ediyorum.
Basiret sahiplerinin 34. Antalya Film Festivali'nde, Türk Sineması'nın tek sorununun hâlâ 'samimiyetsizlik' olduğu gerçeğini bir kez daha gördüklerini sanıyorum.
Nuri Bilge Ceylan'ın 'Kasaba'sı, Antalya'daki iyi filmlerden biriydi. Elinizde bir büyüteç yoksa adına haritada kolayca bulamayacağınız bir kasabada çekilmişti 'Kasaba'. Mütevazı bir bütçeyle, yaygara etmeden. Oyuncularının adı Hülya değildi örneğin. Volkan, Tarkan, Tarık ne bileyim, Tanju filan da değildi. Örneğin Havva'ydı, Mehmet Emin'di. 60'larında bir ana, 70'lerinde bir babaydı. Teyze oğlu Saffet'ti. Bir okul müsameresi dahi görmemiş cıvıl cıvıl kasaba çocuklarıydı. imaj Çağı'nda, 'imaj'ın kıçına tekmeyi vurmuştu filmin yönetmeni. Göz boyama, seyirci avlama adına alçalmıyordu 'Kasaba'.
'Kasaba'da ne vardı biliyor musunuz? Tertemiz, saf bir sinema. 70'lik amca, pantalonunun paçasını düzeltsin diye, torununu terziye yollar. insafsız terzi, bu iş karşılığında 50 lira istemektedir. Düşünün 50 lira! "insafsız adam: 50 lirayı o versin, pantolon onun olsun!.." Böylesine 'eften püften' şeylerden sinema çıkar mı hiç? Çıkıyordu işte. Bizim azgelişmiş ülkemizin çok gelişmiş sinemacıları yüksek fikirlerle, 'müthiş' zekâ oyunlarıyla ürettikleri 'paradokslarla' oynaya dursun, alçakgönüllü 'Kasaba', yeni bir damar yakalıyor, nerdeyse bir manifesto olup çıkıyordu. Üstelik, Eisenstein'ın figüran yüzleri gibi belleklerden uzun süre silinmeyecek görüntülerle yapıyordu bunu.
Giderek 'Altın Portakal'ı yerine 'Tecavüzcü Coşkun'uyla simgeleneceğinden korktuğum Antalya Film Festivali'nde kendini popülist değerlerden uzak tutan, soylu bir sinema etiğine sahip olan 'Kasaba', ödüllendirilemezdi. Ödülsüz de bırakılamazdı, görmezden gelinemezdi. Kategoriler dışında bir ödül verildi 'Kasaba'ya: En iyi Yönetmen dalında mansiyon. Namuslu bir jürinin elinden daha fazlası gelmiyordu çünkü. Bence 'Kasaba' aldı en büyük ödülü.
Kentli çok bilmişliğimizi, kentli kendini beğenmişliğimizi bir günlüğüne bir kenara koyalım. 'Kasaba', bir çocuğun gözleriyle seyredilebilecek bir film.
Ahmet Uluçay
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar