bugün
- şort giyen genç kıza saldıran yaşlı kadın31
- behlül ün bihter den ayrılma nedenleri6
- gece iki de tam ekmek tavuk döner ve bira yemek3
- öfkeli genç adamlar kuşağı3
- para5
- insan doğru olanı seçerek mutlu olabilir mi6
- dünyanın tersine dönmesi5
- 9 ağustos uluslararası dünya yerli halklar günü2
- kadınlar neden kötü araba kullanır sorunsalı14
- altın şafak hermetik cemiyeti2
- tavuk sevmemek5
- sözlük yazarlarının tatlıları14
- yorgun mermi19
- cansever4
- gıyasettin nerede sorusu3
- hangi manifest kızısın4
- türk mutfağının en uyduruk kaydırık yemeği7
- 9 ağustos 20262
- superman ile venom birleşse3
- birader yazar beyler bay bey biraderdirler3
- dolar3
- gece gece arayan dolandırıcı3
- fairuz3
- galatasaray10
- sözlüğün içinden geçmek2
- galatasaray neden transfer yapamıyor16
- bikbik hanfendi3
- muşlettin amca4
- etek giyen erkek10
- meltem mi daha güzel gönül mü sorunsalı6
- sürekli dizi6
- 20192
- karadağ2
- güzel kadın3
- beyoğlunun arka sokaklarında arka sokaklar izlemek2
- gece kedilerin suyunu içen 5 metre yılan görmek2
- yeni zelanda ya gitmek5
- sözlük yazarlarını evlendirmek12
- dünya3
- laptop4
- durmaması gereken yerde duran insan2
- birol güven2
- bir bayanı kötü adamların elinden kurtarmak3
- milli piyade tüfeği2
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları12
- futbol6
- anın fotoğrafı14
- otostopçuya içini dökmek2
- lionel messi5
- waffle4
edip cansever şiiri.
baksan
ben geldim sanki
yaz ustalarına kış resmi.
duysan
bilmediğin bir sevgiyle mi seveceklerdi seni
sen
taşlıklarda sızlanan yaşlık
sonbaharla kapanan kapılarda
unutulmuş ürpertiler gibisin
toplarsın dalıp dalıp gitmelerini bir daha
soğuk kış filelerinden ılık kış gazozlarına
su geçirmez gölgeleri tepelerin.
ben uzakları iyi bilen bir adamın yakın elleriyim
çürük bir elmanın pembemsi gerinişinde
hiçbir göğün gelip gelip götüremediği
çünkü her şey beyaz bir örtüde görünürde
bembeyaz bir örtüde birkaç çilek lekesi gibi
dinliyor musun
dinlemesen de
olunca birdenbire oluyor bu
bütün yıllar bütünleşiyor içimde
birleşip bütünleşiyorlar
anımsayamıyorum tek tek hiçbirini
zaten
duymuyorum böyle bir gereksinmeyi de
bir alaşım halinde olup bitenleri
acılar, ölümler ve bütün sevgisizlikler
ve ödetilmesi bütün bunların
sana söylüyorum ey gereksiz kış vakti
boynumsa bu benim nerdeyse nerde.
bir yalnızlık üç diş ediyor dudaklarıma değdiği yerde
dudaklarım ki kuru
sakallarımsa hırçın
portakallar soğuk, lokantalar gösterişsiz
ve orda burda buruk buruk duran birinin
gövdesinden
bu kış öğlesinin ayrıntılı içeriğinde
uzakları iyi bilen bir adamın elleriyim.
kızgın bir sarmaşık gibi
dolaysız ve anlaşılan
özlemli ve sevgili
ey toprağın güneşi, toprağın ıslak güneşi
döndürdükçe sen başımı böyle
takılıp kalıyor öyleyse neden
gözlerim biliyor musun
parıltısıyla
bir bıçaktan hıncını alana kadar.
yalnızsam böyle yalnızım bana çok azı kaldı
çevirip göğsüme çoktan
yalan mı yitirdiğim işaret parmağımı.
baksan
ben geldim sanki
yaz ustalarına kış resmi.
duysan
bilmediğin bir sevgiyle mi seveceklerdi seni
sen
taşlıklarda sızlanan yaşlık
sonbaharla kapanan kapılarda
unutulmuş ürpertiler gibisin
toplarsın dalıp dalıp gitmelerini bir daha
soğuk kış filelerinden ılık kış gazozlarına
su geçirmez gölgeleri tepelerin.
ben uzakları iyi bilen bir adamın yakın elleriyim
çürük bir elmanın pembemsi gerinişinde
hiçbir göğün gelip gelip götüremediği
çünkü her şey beyaz bir örtüde görünürde
bembeyaz bir örtüde birkaç çilek lekesi gibi
dinliyor musun
dinlemesen de
olunca birdenbire oluyor bu
bütün yıllar bütünleşiyor içimde
birleşip bütünleşiyorlar
anımsayamıyorum tek tek hiçbirini
zaten
duymuyorum böyle bir gereksinmeyi de
bir alaşım halinde olup bitenleri
acılar, ölümler ve bütün sevgisizlikler
ve ödetilmesi bütün bunların
sana söylüyorum ey gereksiz kış vakti
boynumsa bu benim nerdeyse nerde.
bir yalnızlık üç diş ediyor dudaklarıma değdiği yerde
dudaklarım ki kuru
sakallarımsa hırçın
portakallar soğuk, lokantalar gösterişsiz
ve orda burda buruk buruk duran birinin
gövdesinden
bu kış öğlesinin ayrıntılı içeriğinde
uzakları iyi bilen bir adamın elleriyim.
kızgın bir sarmaşık gibi
dolaysız ve anlaşılan
özlemli ve sevgili
ey toprağın güneşi, toprağın ıslak güneşi
döndürdükçe sen başımı böyle
takılıp kalıyor öyleyse neden
gözlerim biliyor musun
parıltısıyla
bir bıçaktan hıncını alana kadar.
yalnızsam böyle yalnızım bana çok azı kaldı
çevirip göğsüme çoktan
yalan mı yitirdiğim işaret parmağımı.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar