bugün
- 1948 arap israil savaşı8
- 22 ağustos 2026 fenerbahçe konyaspor maçı9
- yavudilerde cin peri hayalet öcü hortlak olmaması12
- bira6
- sözlük erkeklerinin yaptığı yemekler4
- arap ismail3
- acı acı osurmak4
- tai lung26
- fenerbahçe19
- türkiye de emeklilik3
- üniversite okumanın gereksiz olması4
- cinlerden yardım alan platformlar3
- en sevdiği film pulp fiction olan erkek2
- su bardağı ile çay içmek7
- shaun murphy2
- gece vakti içerisinde ahmet kaya çalan siyah araba3
- osuruktan şiirler89
- tüm erkeklerin old money giyinmesi11
- kainatın insanların keşfi için yaratılması4
- nervio varıdı nerede o8
- ilgi alanına göre konuşmalık insan veritabanı7
- anderson talisca6
- askerden sonra dikkat çekmek4
- ismet gurbuz 202411
- ismail kartal18
- muskadan medet uman müslümanlar3
- bütün dinlere inanmamak3
- sözlük dayısı dövmek6
- dolar isterse 100 olsun41
- 21 ağustos 2026 erzurumspor galatasaray maçı27
- şile de ceyda yakova'nın öldüğü motosiklet kazası6
- victor osimhen19
- kadının kalbine giden yol4
- anın görüntüsü20
- psikolojik hastalığı olmayan sözlük kızı5
- çıplaklıktan tahrik olanlar sapıktır2
- bir zihinden diğer zihne sirayet eden algı3
- dilek imamoğlunun ateş eden mayosu25
- gece yarısı evde yarasa uçarken uyanmak3
- kadınların muhabbet etmeyi sevdiği erkek olmak4
- hiç hakiki sarışın kız görmemek5
- corpus hermeticus4
- muslettin amca10
- burç soran kadının flörtleşmeye çalışıyor olması5
- game of thrones taki kerhaneci'nin annesi20
- kıyamet2
- hoşlanılan kızı çorbacıya götürmek4
- steam arkadaşı aranıyor5
- commodore 642
- yemeksepeti4
fin destanidir.
fin ve karelian halk siirlerinin toplandigi bir derlemenin de adidir ayni zamanda.
nasil ki turk kulturunde ergenekon hem bir destan hem simge hem siirler butunu ise bu da finliler icin oyledir.
m.ö. 2000'li yıllarda yazıldığı sanılmaktadir, 1835 yılında elias lönnrot tarafından derlenmistir.
ilk bolumu su sekilde turkceye cevrilmistir.
kaynak: http://www.yuzuklerinefen....com/article.php?sid=1481
kuzeyin güzel hanımı,
toprağın suyu, suyun nuru,
gökyüzünün bir yakasına oturdu,
cennet geçidine doğru.
temiz teni içinde parlıyor,
beyaz giysileriyle ışıldıyordu.
altından elbiseler dokuyor, altın iğnesiyle,
gümüşten sazları dikiyordu gümüşle.
tam o sırada,
bilge ve çetin, vainamoinen
geliyodu karşıdan.
karanlık kuzey toprakları berisinde
kasvetli sarioladan.
az bir yol katetmişti ki,
duydu gökyüzündeki sazların sesini
başının üstünde,
gözleri takıldı cennete.
cennet geçidi çok güzel görünüyordu gökyüzünde,
ve onun yamacında oturan hanım da öyle.
altından elbiseler dokuyor, altın iğnesiyle,
gümüşten sazları dikiyordu gümüşle.
bilge ve çetin, vainamoinen
durdurdu atını aniden,
kelimeler şöyle döküldü ağzından:
gel hanımım benim yanıma,
nur ayağını bas kızağıma!
hanım baktı aşağı,
kelimeler şöyle döküldü ağzından:
neden bir hanım gelsin yanına?
neden bir kız binsin kızağına?
bilge ve çetin, vainamoinen
cevap verdi buna:
neden bir hanım gelsin yanıma?
neden bir kız binsin kızağıma?
çünkü ballı ekmek pişirebilir
bira yapabilir
bahçelerde şarkı söyler
mutluluk dağıtır pencereler,
vaino-ülkesinin tarlalarında
kalevalanin kırlarında.
hanım cevap verdi buna,
kelimeler şöyle döküldü ağzından:
dün dolaşırken yeşil boyalı kırlarda,
sarı fundalıkları geçtiğim sırada
akşam çökmek üzereyken tam,
korulukta cıvıldayan bir kuş vardı.
bir tarlakuşu şarkı söylüyordu,
bir kız çocuğun ne hissettiği,
ve bir eşin ne hissettiğini.
söylemem gerekiyordu söyledim,
kuşa şöyle dedim:
küçük tarlakuşu söyle bana,
kulaklarım duyacak şekilde ama,
kimin yeri daha büyüktür,
kimin gönlü daha doludur,
babasının evinde bir kızın mı?
yoksa kocasının evinde bir hanımın mı?
buna cevap verdi tarlakuşu şakıyarak:
bir yaz günü parlaktır,
ama bir hanımın kaderi daha berraktır;
buzdaki kılıç soğuktur,
ama bir eşin durumu daha soğuktur.
bir kız, babasının evinde,
güzel bir tarlada bir böğürtlen gibidir;
kocasının evinde bir eş ise,
zincirlenmiş bir köpek gibidir.
nadiren bir köle mutlulukla ödüllendirilir;
bir eş ise hiçbir zaman.
yine de çağırdı hanımı yanına,
bilge ve çetin, vainamoinen
çağırdı onu kızağına.
hanım ona cevap verdi hemen,
kelimeler şöyle döküldü ağzından:
belki evlenirdim,
bir gemi yapabilen biriyle,
benim kargılarımla
ve benim gemici bıçağımla,
vurabilirse o gemiyi sulara
onun dizleri sağlamdır,
onun yumruğu gururludur,
onun kolları sabittir,
onun elleri uzanmaz heryere.
bilge ve çetin, vainamoinen
şöyle konuştu bu sefer:
ne yerde, ne gökte,
ne de tüm gökyüzünün maiyetinde
var mıdır benim gibi bir oymacı,
var mıdır bir gemiyapımcısı?
ağaçlardan kalaslar yaptı,
kargılarla oymalar oydu,
başladı bir gemiyi yontmaya,
yüz kişi alabilecek bir gemi yapmaya.
çelikten bir dağın üzerinden de
demirden bir tepenin üzerinden de gidecekti.
bir gün ve iki gün çalıştı,
üçüncü gün bir gemi olup çıkmıştı.
baltası taşa hiç vurmadı,
bıçağı tepenin eteklerine değmedi.
üçüncü ve en son günde,
iblis geldi gemiye,
şeytan aldı bıçağı eline,
güvertede baştan sona koştu,
baltayı taşa vurdu.
tepenin yamacına geldi
bilge çocuğun kaldığı yere,
bıçağı daldırdı ete,
kıymetli çocuğun tenine,
vainomoinenin etine.
fin ve karelian halk siirlerinin toplandigi bir derlemenin de adidir ayni zamanda.
nasil ki turk kulturunde ergenekon hem bir destan hem simge hem siirler butunu ise bu da finliler icin oyledir.
m.ö. 2000'li yıllarda yazıldığı sanılmaktadir, 1835 yılında elias lönnrot tarafından derlenmistir.
ilk bolumu su sekilde turkceye cevrilmistir.
kaynak: http://www.yuzuklerinefen....com/article.php?sid=1481
kuzeyin güzel hanımı,
toprağın suyu, suyun nuru,
gökyüzünün bir yakasına oturdu,
cennet geçidine doğru.
temiz teni içinde parlıyor,
beyaz giysileriyle ışıldıyordu.
altından elbiseler dokuyor, altın iğnesiyle,
gümüşten sazları dikiyordu gümüşle.
tam o sırada,
bilge ve çetin, vainamoinen
geliyodu karşıdan.
karanlık kuzey toprakları berisinde
kasvetli sarioladan.
az bir yol katetmişti ki,
duydu gökyüzündeki sazların sesini
başının üstünde,
gözleri takıldı cennete.
cennet geçidi çok güzel görünüyordu gökyüzünde,
ve onun yamacında oturan hanım da öyle.
altından elbiseler dokuyor, altın iğnesiyle,
gümüşten sazları dikiyordu gümüşle.
bilge ve çetin, vainamoinen
durdurdu atını aniden,
kelimeler şöyle döküldü ağzından:
gel hanımım benim yanıma,
nur ayağını bas kızağıma!
hanım baktı aşağı,
kelimeler şöyle döküldü ağzından:
neden bir hanım gelsin yanına?
neden bir kız binsin kızağına?
bilge ve çetin, vainamoinen
cevap verdi buna:
neden bir hanım gelsin yanıma?
neden bir kız binsin kızağıma?
çünkü ballı ekmek pişirebilir
bira yapabilir
bahçelerde şarkı söyler
mutluluk dağıtır pencereler,
vaino-ülkesinin tarlalarında
kalevalanin kırlarında.
hanım cevap verdi buna,
kelimeler şöyle döküldü ağzından:
dün dolaşırken yeşil boyalı kırlarda,
sarı fundalıkları geçtiğim sırada
akşam çökmek üzereyken tam,
korulukta cıvıldayan bir kuş vardı.
bir tarlakuşu şarkı söylüyordu,
bir kız çocuğun ne hissettiği,
ve bir eşin ne hissettiğini.
söylemem gerekiyordu söyledim,
kuşa şöyle dedim:
küçük tarlakuşu söyle bana,
kulaklarım duyacak şekilde ama,
kimin yeri daha büyüktür,
kimin gönlü daha doludur,
babasının evinde bir kızın mı?
yoksa kocasının evinde bir hanımın mı?
buna cevap verdi tarlakuşu şakıyarak:
bir yaz günü parlaktır,
ama bir hanımın kaderi daha berraktır;
buzdaki kılıç soğuktur,
ama bir eşin durumu daha soğuktur.
bir kız, babasının evinde,
güzel bir tarlada bir böğürtlen gibidir;
kocasının evinde bir eş ise,
zincirlenmiş bir köpek gibidir.
nadiren bir köle mutlulukla ödüllendirilir;
bir eş ise hiçbir zaman.
yine de çağırdı hanımı yanına,
bilge ve çetin, vainamoinen
çağırdı onu kızağına.
hanım ona cevap verdi hemen,
kelimeler şöyle döküldü ağzından:
belki evlenirdim,
bir gemi yapabilen biriyle,
benim kargılarımla
ve benim gemici bıçağımla,
vurabilirse o gemiyi sulara
onun dizleri sağlamdır,
onun yumruğu gururludur,
onun kolları sabittir,
onun elleri uzanmaz heryere.
bilge ve çetin, vainamoinen
şöyle konuştu bu sefer:
ne yerde, ne gökte,
ne de tüm gökyüzünün maiyetinde
var mıdır benim gibi bir oymacı,
var mıdır bir gemiyapımcısı?
ağaçlardan kalaslar yaptı,
kargılarla oymalar oydu,
başladı bir gemiyi yontmaya,
yüz kişi alabilecek bir gemi yapmaya.
çelikten bir dağın üzerinden de
demirden bir tepenin üzerinden de gidecekti.
bir gün ve iki gün çalıştı,
üçüncü gün bir gemi olup çıkmıştı.
baltası taşa hiç vurmadı,
bıçağı tepenin eteklerine değmedi.
üçüncü ve en son günde,
iblis geldi gemiye,
şeytan aldı bıçağı eline,
güvertede baştan sona koştu,
baltayı taşa vurdu.
tepenin yamacına geldi
bilge çocuğun kaldığı yere,
bıçağı daldırdı ete,
kıymetli çocuğun tenine,
vainomoinenin etine.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar