bugün
- beyazsemsiyeliyabanci43
- 7 haziran 2026 aziz yıldırım'ın başkan seçilmesi2
- yorgun mermi26
- 7 haziran 2026 büyük sözlük ifşası32
- sözlükte erkekleri istemiyoruz8
- gammazlama yapmamak13
- 8 haziran 20262
- hangi yazarla evlenmek isterdiniz10
- aziz yıldırım11
- aşık olmak9
- haysenin1212
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle63
- gammaz beni çaylak yapmaz ki gammaz beni çsy9
- satranç haram yasaklansın7
- gina carano13
- kızının düğününde oynayan baba5
- bu köyden olsam ne olacak8
- diamond bosphorus'un tüm sözlüğe yürümesi6
- sözlükteki deliler3
- güzel ayaklı bir kızla evlenebilirim4
- ölüm4
- doktorlara saygının kalmamasının temel nedenleri7
- kabalcı3
- yapay zeka moderatörü15
- vurdurmayan sözlük yazarları3
- sözlüğe messi trasfer olmuş5
- en gey özelliğiniz15
- çağrı isimli yazar4
- sözlükteki vatan hainleri4
- mılli yazılım f-16 ların kabiliyetini artıracak9
- rahmi koç3
- anın görüntüsü21
- onu seviyor muyum yoksa silkmek mi istiyorum2
- evlenilecek erkek nasıl anlaşılır3
- sevişmek istediğiniz kadın yazarlar7
- diamond bosphoruss denen yazar7
- togg'a lpg taktırmak2
- einstein'ın karısı2
- yaz geceleri4
- sözlük yazarlarının ölüme bakış açısı20
- katatespizartmasi15
- uludağ sözlükteki sıcak ve samimi aile ortamı8
- arda güler6
- omurgasız tekerlek5
- hatırlanan en eski reklam sloganı5
- para amaç değil araçtır2
- sözlüğün kırbacı8
- uysaljakoben31
- buddy dude17
- rte tanrı değildir2
fin destanidir.
fin ve karelian halk siirlerinin toplandigi bir derlemenin de adidir ayni zamanda.
nasil ki turk kulturunde ergenekon hem bir destan hem simge hem siirler butunu ise bu da finliler icin oyledir.
m.ö. 2000'li yıllarda yazıldığı sanılmaktadir, 1835 yılında elias lönnrot tarafından derlenmistir.
ilk bolumu su sekilde turkceye cevrilmistir.
kaynak: http://www.yuzuklerinefen....com/article.php?sid=1481
kuzeyin güzel hanımı,
toprağın suyu, suyun nuru,
gökyüzünün bir yakasına oturdu,
cennet geçidine doğru.
temiz teni içinde parlıyor,
beyaz giysileriyle ışıldıyordu.
altından elbiseler dokuyor, altın iğnesiyle,
gümüşten sazları dikiyordu gümüşle.
tam o sırada,
bilge ve çetin, vainamoinen
geliyodu karşıdan.
karanlık kuzey toprakları berisinde
kasvetli sarioladan.
az bir yol katetmişti ki,
duydu gökyüzündeki sazların sesini
başının üstünde,
gözleri takıldı cennete.
cennet geçidi çok güzel görünüyordu gökyüzünde,
ve onun yamacında oturan hanım da öyle.
altından elbiseler dokuyor, altın iğnesiyle,
gümüşten sazları dikiyordu gümüşle.
bilge ve çetin, vainamoinen
durdurdu atını aniden,
kelimeler şöyle döküldü ağzından:
gel hanımım benim yanıma,
nur ayağını bas kızağıma!
hanım baktı aşağı,
kelimeler şöyle döküldü ağzından:
neden bir hanım gelsin yanına?
neden bir kız binsin kızağına?
bilge ve çetin, vainamoinen
cevap verdi buna:
neden bir hanım gelsin yanıma?
neden bir kız binsin kızağıma?
çünkü ballı ekmek pişirebilir
bira yapabilir
bahçelerde şarkı söyler
mutluluk dağıtır pencereler,
vaino-ülkesinin tarlalarında
kalevalanin kırlarında.
hanım cevap verdi buna,
kelimeler şöyle döküldü ağzından:
dün dolaşırken yeşil boyalı kırlarda,
sarı fundalıkları geçtiğim sırada
akşam çökmek üzereyken tam,
korulukta cıvıldayan bir kuş vardı.
bir tarlakuşu şarkı söylüyordu,
bir kız çocuğun ne hissettiği,
ve bir eşin ne hissettiğini.
söylemem gerekiyordu söyledim,
kuşa şöyle dedim:
küçük tarlakuşu söyle bana,
kulaklarım duyacak şekilde ama,
kimin yeri daha büyüktür,
kimin gönlü daha doludur,
babasının evinde bir kızın mı?
yoksa kocasının evinde bir hanımın mı?
buna cevap verdi tarlakuşu şakıyarak:
bir yaz günü parlaktır,
ama bir hanımın kaderi daha berraktır;
buzdaki kılıç soğuktur,
ama bir eşin durumu daha soğuktur.
bir kız, babasının evinde,
güzel bir tarlada bir böğürtlen gibidir;
kocasının evinde bir eş ise,
zincirlenmiş bir köpek gibidir.
nadiren bir köle mutlulukla ödüllendirilir;
bir eş ise hiçbir zaman.
yine de çağırdı hanımı yanına,
bilge ve çetin, vainamoinen
çağırdı onu kızağına.
hanım ona cevap verdi hemen,
kelimeler şöyle döküldü ağzından:
belki evlenirdim,
bir gemi yapabilen biriyle,
benim kargılarımla
ve benim gemici bıçağımla,
vurabilirse o gemiyi sulara
onun dizleri sağlamdır,
onun yumruğu gururludur,
onun kolları sabittir,
onun elleri uzanmaz heryere.
bilge ve çetin, vainamoinen
şöyle konuştu bu sefer:
ne yerde, ne gökte,
ne de tüm gökyüzünün maiyetinde
var mıdır benim gibi bir oymacı,
var mıdır bir gemiyapımcısı?
ağaçlardan kalaslar yaptı,
kargılarla oymalar oydu,
başladı bir gemiyi yontmaya,
yüz kişi alabilecek bir gemi yapmaya.
çelikten bir dağın üzerinden de
demirden bir tepenin üzerinden de gidecekti.
bir gün ve iki gün çalıştı,
üçüncü gün bir gemi olup çıkmıştı.
baltası taşa hiç vurmadı,
bıçağı tepenin eteklerine değmedi.
üçüncü ve en son günde,
iblis geldi gemiye,
şeytan aldı bıçağı eline,
güvertede baştan sona koştu,
baltayı taşa vurdu.
tepenin yamacına geldi
bilge çocuğun kaldığı yere,
bıçağı daldırdı ete,
kıymetli çocuğun tenine,
vainomoinenin etine.
fin ve karelian halk siirlerinin toplandigi bir derlemenin de adidir ayni zamanda.
nasil ki turk kulturunde ergenekon hem bir destan hem simge hem siirler butunu ise bu da finliler icin oyledir.
m.ö. 2000'li yıllarda yazıldığı sanılmaktadir, 1835 yılında elias lönnrot tarafından derlenmistir.
ilk bolumu su sekilde turkceye cevrilmistir.
kaynak: http://www.yuzuklerinefen....com/article.php?sid=1481
kuzeyin güzel hanımı,
toprağın suyu, suyun nuru,
gökyüzünün bir yakasına oturdu,
cennet geçidine doğru.
temiz teni içinde parlıyor,
beyaz giysileriyle ışıldıyordu.
altından elbiseler dokuyor, altın iğnesiyle,
gümüşten sazları dikiyordu gümüşle.
tam o sırada,
bilge ve çetin, vainamoinen
geliyodu karşıdan.
karanlık kuzey toprakları berisinde
kasvetli sarioladan.
az bir yol katetmişti ki,
duydu gökyüzündeki sazların sesini
başının üstünde,
gözleri takıldı cennete.
cennet geçidi çok güzel görünüyordu gökyüzünde,
ve onun yamacında oturan hanım da öyle.
altından elbiseler dokuyor, altın iğnesiyle,
gümüşten sazları dikiyordu gümüşle.
bilge ve çetin, vainamoinen
durdurdu atını aniden,
kelimeler şöyle döküldü ağzından:
gel hanımım benim yanıma,
nur ayağını bas kızağıma!
hanım baktı aşağı,
kelimeler şöyle döküldü ağzından:
neden bir hanım gelsin yanına?
neden bir kız binsin kızağına?
bilge ve çetin, vainamoinen
cevap verdi buna:
neden bir hanım gelsin yanıma?
neden bir kız binsin kızağıma?
çünkü ballı ekmek pişirebilir
bira yapabilir
bahçelerde şarkı söyler
mutluluk dağıtır pencereler,
vaino-ülkesinin tarlalarında
kalevalanin kırlarında.
hanım cevap verdi buna,
kelimeler şöyle döküldü ağzından:
dün dolaşırken yeşil boyalı kırlarda,
sarı fundalıkları geçtiğim sırada
akşam çökmek üzereyken tam,
korulukta cıvıldayan bir kuş vardı.
bir tarlakuşu şarkı söylüyordu,
bir kız çocuğun ne hissettiği,
ve bir eşin ne hissettiğini.
söylemem gerekiyordu söyledim,
kuşa şöyle dedim:
küçük tarlakuşu söyle bana,
kulaklarım duyacak şekilde ama,
kimin yeri daha büyüktür,
kimin gönlü daha doludur,
babasının evinde bir kızın mı?
yoksa kocasının evinde bir hanımın mı?
buna cevap verdi tarlakuşu şakıyarak:
bir yaz günü parlaktır,
ama bir hanımın kaderi daha berraktır;
buzdaki kılıç soğuktur,
ama bir eşin durumu daha soğuktur.
bir kız, babasının evinde,
güzel bir tarlada bir böğürtlen gibidir;
kocasının evinde bir eş ise,
zincirlenmiş bir köpek gibidir.
nadiren bir köle mutlulukla ödüllendirilir;
bir eş ise hiçbir zaman.
yine de çağırdı hanımı yanına,
bilge ve çetin, vainamoinen
çağırdı onu kızağına.
hanım ona cevap verdi hemen,
kelimeler şöyle döküldü ağzından:
belki evlenirdim,
bir gemi yapabilen biriyle,
benim kargılarımla
ve benim gemici bıçağımla,
vurabilirse o gemiyi sulara
onun dizleri sağlamdır,
onun yumruğu gururludur,
onun kolları sabittir,
onun elleri uzanmaz heryere.
bilge ve çetin, vainamoinen
şöyle konuştu bu sefer:
ne yerde, ne gökte,
ne de tüm gökyüzünün maiyetinde
var mıdır benim gibi bir oymacı,
var mıdır bir gemiyapımcısı?
ağaçlardan kalaslar yaptı,
kargılarla oymalar oydu,
başladı bir gemiyi yontmaya,
yüz kişi alabilecek bir gemi yapmaya.
çelikten bir dağın üzerinden de
demirden bir tepenin üzerinden de gidecekti.
bir gün ve iki gün çalıştı,
üçüncü gün bir gemi olup çıkmıştı.
baltası taşa hiç vurmadı,
bıçağı tepenin eteklerine değmedi.
üçüncü ve en son günde,
iblis geldi gemiye,
şeytan aldı bıçağı eline,
güvertede baştan sona koştu,
baltayı taşa vurdu.
tepenin yamacına geldi
bilge çocuğun kaldığı yere,
bıçağı daldırdı ete,
kıymetli çocuğun tenine,
vainomoinenin etine.
Gündemdeki Haberler
güncel Önemli Başlıklar
