bugün
- hesabı siliyorum sözlük bir şey diyor musun18
- yemek yedikten sonra kusmak8
- bir erkeğe ilk adım nasıl atılır16
- kafayı parayla bozmuş kadınlar5
- nervionun beni engellemesi9
- kemalizm neden çöktü5
- popüler bir yazar olmanın zorlukları6
- arkadaşlar sizce neyimi düşüreyim14
- sözlükte eleştiri kaldıramayan küçük krallık19
- bakıp bakıp adım atmayan erkek17
- roman karakteri olsaydınız hangisi olurdunuz16
- arkadaşlar buldum9
- kemalizmin çöküşü8
- kremalı tavuklu makarna vs salçalı makarna7
- berna laçin'in gözaltına alınması40
- iremganın anısına3
- şükürcülük9
- büyük oyunu görmek9
- arkadaşla ben vazgeçtim5
- biraz erkekleri kötüleyinsene7
- boğaz ağrısına iyi gelecek şeyler8
- ucan tekme atan hipopotam43
- frank lucas'a bir mesaj bırak4
- dedemi astılar diye ağlamak4
- hayatın sırrını sözlükte aramak7
- izmir7
- diş sıkmak5
- maltepe'deki çöken binanın kaçak katları13
- maaşınızla nasıl yatırım yapıyorsunuz11
- cumadan bir gün önceki gün bugün perşembe8
- recep tayyip erdoğan12
- sinek as2
- kadere inanıyor musunuz4
- son entrime bakın2
- saçları permalı sözlük kızı10
- üzgün olunca yapılabilecek kafa dağıtma yöntemleri2
- persona değişikliği4
- bütün mal varlığını sözlük kızlarına bağışlamak7
- bodrum daki kırolar4
- ben bazen sözlükte ne yapıyorum hissi2
- ben küfür etmedim adı altında küfür etmek10
- havanın uykuyu getirmesi4
- yazar fake mi diye arkadaşlarına mesaj atmak35
- profil fotoğrafı olmayan az takipçili erkek4
- 2026 ekim ayı nasıl geçiyor4
- dijital modern meyhane vs yeni nesil meyhane3
- iki aylık hesapların şüphe uyandırması4
- kenya3
- tuvalet aynası karşısında fotoğraf çeken nesil3
- fal bakmayı bilen hipopotamlar4
fin destanidir.
fin ve karelian halk siirlerinin toplandigi bir derlemenin de adidir ayni zamanda.
nasil ki turk kulturunde ergenekon hem bir destan hem simge hem siirler butunu ise bu da finliler icin oyledir.
m.ö. 2000'li yıllarda yazıldığı sanılmaktadir, 1835 yılında elias lönnrot tarafından derlenmistir.
ilk bolumu su sekilde turkceye cevrilmistir.
kaynak: http://www.yuzuklerinefen....com/article.php?sid=1481
kuzeyin güzel hanımı,
toprağın suyu, suyun nuru,
gökyüzünün bir yakasına oturdu,
cennet geçidine doğru.
temiz teni içinde parlıyor,
beyaz giysileriyle ışıldıyordu.
altından elbiseler dokuyor, altın iğnesiyle,
gümüşten sazları dikiyordu gümüşle.
tam o sırada,
bilge ve çetin, vainamoinen
geliyodu karşıdan.
karanlık kuzey toprakları berisinde
kasvetli sarioladan.
az bir yol katetmişti ki,
duydu gökyüzündeki sazların sesini
başının üstünde,
gözleri takıldı cennete.
cennet geçidi çok güzel görünüyordu gökyüzünde,
ve onun yamacında oturan hanım da öyle.
altından elbiseler dokuyor, altın iğnesiyle,
gümüşten sazları dikiyordu gümüşle.
bilge ve çetin, vainamoinen
durdurdu atını aniden,
kelimeler şöyle döküldü ağzından:
gel hanımım benim yanıma,
nur ayağını bas kızağıma!
hanım baktı aşağı,
kelimeler şöyle döküldü ağzından:
neden bir hanım gelsin yanına?
neden bir kız binsin kızağına?
bilge ve çetin, vainamoinen
cevap verdi buna:
neden bir hanım gelsin yanıma?
neden bir kız binsin kızağıma?
çünkü ballı ekmek pişirebilir
bira yapabilir
bahçelerde şarkı söyler
mutluluk dağıtır pencereler,
vaino-ülkesinin tarlalarında
kalevalanin kırlarında.
hanım cevap verdi buna,
kelimeler şöyle döküldü ağzından:
dün dolaşırken yeşil boyalı kırlarda,
sarı fundalıkları geçtiğim sırada
akşam çökmek üzereyken tam,
korulukta cıvıldayan bir kuş vardı.
bir tarlakuşu şarkı söylüyordu,
bir kız çocuğun ne hissettiği,
ve bir eşin ne hissettiğini.
söylemem gerekiyordu söyledim,
kuşa şöyle dedim:
küçük tarlakuşu söyle bana,
kulaklarım duyacak şekilde ama,
kimin yeri daha büyüktür,
kimin gönlü daha doludur,
babasının evinde bir kızın mı?
yoksa kocasının evinde bir hanımın mı?
buna cevap verdi tarlakuşu şakıyarak:
bir yaz günü parlaktır,
ama bir hanımın kaderi daha berraktır;
buzdaki kılıç soğuktur,
ama bir eşin durumu daha soğuktur.
bir kız, babasının evinde,
güzel bir tarlada bir böğürtlen gibidir;
kocasının evinde bir eş ise,
zincirlenmiş bir köpek gibidir.
nadiren bir köle mutlulukla ödüllendirilir;
bir eş ise hiçbir zaman.
yine de çağırdı hanımı yanına,
bilge ve çetin, vainamoinen
çağırdı onu kızağına.
hanım ona cevap verdi hemen,
kelimeler şöyle döküldü ağzından:
belki evlenirdim,
bir gemi yapabilen biriyle,
benim kargılarımla
ve benim gemici bıçağımla,
vurabilirse o gemiyi sulara
onun dizleri sağlamdır,
onun yumruğu gururludur,
onun kolları sabittir,
onun elleri uzanmaz heryere.
bilge ve çetin, vainamoinen
şöyle konuştu bu sefer:
ne yerde, ne gökte,
ne de tüm gökyüzünün maiyetinde
var mıdır benim gibi bir oymacı,
var mıdır bir gemiyapımcısı?
ağaçlardan kalaslar yaptı,
kargılarla oymalar oydu,
başladı bir gemiyi yontmaya,
yüz kişi alabilecek bir gemi yapmaya.
çelikten bir dağın üzerinden de
demirden bir tepenin üzerinden de gidecekti.
bir gün ve iki gün çalıştı,
üçüncü gün bir gemi olup çıkmıştı.
baltası taşa hiç vurmadı,
bıçağı tepenin eteklerine değmedi.
üçüncü ve en son günde,
iblis geldi gemiye,
şeytan aldı bıçağı eline,
güvertede baştan sona koştu,
baltayı taşa vurdu.
tepenin yamacına geldi
bilge çocuğun kaldığı yere,
bıçağı daldırdı ete,
kıymetli çocuğun tenine,
vainomoinenin etine.
fin ve karelian halk siirlerinin toplandigi bir derlemenin de adidir ayni zamanda.
nasil ki turk kulturunde ergenekon hem bir destan hem simge hem siirler butunu ise bu da finliler icin oyledir.
m.ö. 2000'li yıllarda yazıldığı sanılmaktadir, 1835 yılında elias lönnrot tarafından derlenmistir.
ilk bolumu su sekilde turkceye cevrilmistir.
kaynak: http://www.yuzuklerinefen....com/article.php?sid=1481
kuzeyin güzel hanımı,
toprağın suyu, suyun nuru,
gökyüzünün bir yakasına oturdu,
cennet geçidine doğru.
temiz teni içinde parlıyor,
beyaz giysileriyle ışıldıyordu.
altından elbiseler dokuyor, altın iğnesiyle,
gümüşten sazları dikiyordu gümüşle.
tam o sırada,
bilge ve çetin, vainamoinen
geliyodu karşıdan.
karanlık kuzey toprakları berisinde
kasvetli sarioladan.
az bir yol katetmişti ki,
duydu gökyüzündeki sazların sesini
başının üstünde,
gözleri takıldı cennete.
cennet geçidi çok güzel görünüyordu gökyüzünde,
ve onun yamacında oturan hanım da öyle.
altından elbiseler dokuyor, altın iğnesiyle,
gümüşten sazları dikiyordu gümüşle.
bilge ve çetin, vainamoinen
durdurdu atını aniden,
kelimeler şöyle döküldü ağzından:
gel hanımım benim yanıma,
nur ayağını bas kızağıma!
hanım baktı aşağı,
kelimeler şöyle döküldü ağzından:
neden bir hanım gelsin yanına?
neden bir kız binsin kızağına?
bilge ve çetin, vainamoinen
cevap verdi buna:
neden bir hanım gelsin yanıma?
neden bir kız binsin kızağıma?
çünkü ballı ekmek pişirebilir
bira yapabilir
bahçelerde şarkı söyler
mutluluk dağıtır pencereler,
vaino-ülkesinin tarlalarında
kalevalanin kırlarında.
hanım cevap verdi buna,
kelimeler şöyle döküldü ağzından:
dün dolaşırken yeşil boyalı kırlarda,
sarı fundalıkları geçtiğim sırada
akşam çökmek üzereyken tam,
korulukta cıvıldayan bir kuş vardı.
bir tarlakuşu şarkı söylüyordu,
bir kız çocuğun ne hissettiği,
ve bir eşin ne hissettiğini.
söylemem gerekiyordu söyledim,
kuşa şöyle dedim:
küçük tarlakuşu söyle bana,
kulaklarım duyacak şekilde ama,
kimin yeri daha büyüktür,
kimin gönlü daha doludur,
babasının evinde bir kızın mı?
yoksa kocasının evinde bir hanımın mı?
buna cevap verdi tarlakuşu şakıyarak:
bir yaz günü parlaktır,
ama bir hanımın kaderi daha berraktır;
buzdaki kılıç soğuktur,
ama bir eşin durumu daha soğuktur.
bir kız, babasının evinde,
güzel bir tarlada bir böğürtlen gibidir;
kocasının evinde bir eş ise,
zincirlenmiş bir köpek gibidir.
nadiren bir köle mutlulukla ödüllendirilir;
bir eş ise hiçbir zaman.
yine de çağırdı hanımı yanına,
bilge ve çetin, vainamoinen
çağırdı onu kızağına.
hanım ona cevap verdi hemen,
kelimeler şöyle döküldü ağzından:
belki evlenirdim,
bir gemi yapabilen biriyle,
benim kargılarımla
ve benim gemici bıçağımla,
vurabilirse o gemiyi sulara
onun dizleri sağlamdır,
onun yumruğu gururludur,
onun kolları sabittir,
onun elleri uzanmaz heryere.
bilge ve çetin, vainamoinen
şöyle konuştu bu sefer:
ne yerde, ne gökte,
ne de tüm gökyüzünün maiyetinde
var mıdır benim gibi bir oymacı,
var mıdır bir gemiyapımcısı?
ağaçlardan kalaslar yaptı,
kargılarla oymalar oydu,
başladı bir gemiyi yontmaya,
yüz kişi alabilecek bir gemi yapmaya.
çelikten bir dağın üzerinden de
demirden bir tepenin üzerinden de gidecekti.
bir gün ve iki gün çalıştı,
üçüncü gün bir gemi olup çıkmıştı.
baltası taşa hiç vurmadı,
bıçağı tepenin eteklerine değmedi.
üçüncü ve en son günde,
iblis geldi gemiye,
şeytan aldı bıçağı eline,
güvertede baştan sona koştu,
baltayı taşa vurdu.
tepenin yamacına geldi
bilge çocuğun kaldığı yere,
bıçağı daldırdı ete,
kıymetli çocuğun tenine,
vainomoinenin etine.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar