bugün
- duanın bir şeye yaramaması22
- sözlük erkeklerinin bicepsleri69
- neden 50 tane arap devleti var9
- izmirbeyefendisi'nin yakışıklı olması11
- akşamki tantana15
- saatlerce sözlükte gezip entry girmeyen yazar7
- fon vurgunu47
- bugün uyuyakalmışım11
- sözlük yazarlarının seksi yaprakları5
- 9 5 çalışan ipneler12
- 21 ekim dünya diyarbakırlılar günü3
- fransa da kısmi sokağa çıkma yasağının uzatılması6
- terlikle döven anne13
- cenazende kötü bilirdik denmesi12
- sözlük kızlarının pek azgın olması3
- karın seni çok üzüyor diyen metres3
- yan sen derdine benden ala mal yok yine sana9
- dinden uzaklaşan avrupa'nın çöküşü2
- karısını aldatan yazarlar4
- müşekkel3
- arap neferler9
- türküm doğruyum çalışkanım16
- güne yulaf ezmesi ve kahve ile başlamak4
- tavuk olmasa bu kadar insan ne yiyecekti2
- açtığınız başlığa entry girilmemesi7
- sözlükten bir yazarın cenazesine gitmek4
- aykirikadin2
- fatma betül sayan kaya17
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı22
- uludede ile camiye gitmek5
- ideal koca4
- hesabını gizleyen erkek yazar8
- bismillahirahmanirahim2
- alevilerin camiye gitmemesi3
- kürtaj hak mıdır sorunsalı2
- uludağ sözlük ün insana hiçbir şey kazandırmaması16
- türkiye libya anlaşmasının yunanistan da yankısı3
- gammazların gizli hesapları görebilmesi6
- poğaça yiyen kız6
- umreye giden arkadaş2
- evlenilecek kıza ayak fetişisti olduğunu söylemek2
- dolarla sigarasini yakan ogrenci3
- evliliğin süper bir şey olması5
- avrupa5
- kokoreç10
- kargaların insanları fişlemesi5
- ayak fetişi istemeyen kadından boşanılır mı2
- sözlük yazarlarının şekerleri2
- köftenin insandan çok güven vermesi5
- sözlük yazarlarının tatlıları18
sene 1992, lisedeyiz o vakit.
kız lisesinden iki hatun yapmışız iki arkadaş. o zamanlar heykel'in tam karşısında city burger diye bir yer vardı. öğlenleri oraya takılırdık. delikanlıyız tabi, kanımız kaynıyor o vakitler.
bir hafta, iki hafta, bir ay derken kızın elini bile tutamadık.
her gün buluş, gez dolaş, akşam belediye otobüsüne bindir evine gönder. öpmeyi bırak elini bile tutama. olacak iş mi?
bizim kanka kendi manitasını ayıklıyor bu arada. gözümüzün önünde el ele, diz dize, yanak yanağa.
bizimkisi ise ihsaniye köyünden. hani şu şimdiki nilüfer'in en gözde muhiti olan yer.
arkadaşa açtım kendimi. dedim "hacı ne olacak bu iş?" kız bizi çok seviyor, hatta aşık. ama biz de genciz yahu, öpelim koklayalım falan, kanımız kaynıyor.
arkadaş acı gerçeği vurdu yüzüme;
"olm senin kız köylü kızı, bu işlere gelmez."
tam 5 ay çıktım kızla. 5. ay sonunda otobüse bindirirken yanaktan öpebildim sadece. ha el ele de tutuşuyorduk.
derken çınar lisesinden bir arnavut kızı ile çıkmaya başladım. o daha moderndi. her türlü işimiz görülüyordu sağolsun.
tabi bizim köylü kızından ayrıldım, araya soğukluk girdi. "allah yolunu açık etsin" dedim. kız ağladı, içim burkuldu. tokalaştık ve ayrıldık.
gel zaman git zaman aradan yıllar yıllar geçti. yıllar derken tam 20 yıl olmuş.
ayıp söylemesi fsm bulvarı civarında bir restoranda öğle yemeği yiyorum cumartesi günü. siyah kıvırcık saçlı, kömür gözlü, esmer ve güzel bir bayan geldi yanıma, "volkan?" diye seslendi kısık bir sesle.
evet tahmin ettiğiniz üzre oydu.
bizim köylü kızı.
tokalaştık, yanağımdan öptü belli belirsiz. 20 sene önce ayrılırken öpmediği yanağımı, tam 20 sene sonra öpüyordu.
oturduk birlikte, sohbet muhabbet. o da evlenmiş, çoluk çocuğa karışmış, birbirimize çocukların resimlerini gösterdik. "karın çok güzelmiş" dedi bana, bense aynı şeyi kocası için söyleyemedim. eleman tam bir hödüktü zira.
sonra laf lafı kovaladı, iki saat muhabbet ettik.
zamanında öptürmüyor diye beğenmediğimiz köylü kızının babasının arazilerine müteahhitler, kooperatifler girmiş, bunlar zaten iki kız kardeşti, şimdi her birinde 40'ar tane daire varmış. hem de ihsaniye'de, hem de nilüfer'de. daha ata bulvarında en az 100 dairelik yerleri varmış.
neyse, ayrılırken yeniden tokalaştık, yine yanağımdan öptü.
son model passat'ına binerek ayrıldı restorandan.
dairelerin hesabını kitabını yapmaya biraz ara verip el salladım ardından.
vay amına koyduğum hayatı. ne garip, vapurlar falan...
kız lisesinden iki hatun yapmışız iki arkadaş. o zamanlar heykel'in tam karşısında city burger diye bir yer vardı. öğlenleri oraya takılırdık. delikanlıyız tabi, kanımız kaynıyor o vakitler.
bir hafta, iki hafta, bir ay derken kızın elini bile tutamadık.
her gün buluş, gez dolaş, akşam belediye otobüsüne bindir evine gönder. öpmeyi bırak elini bile tutama. olacak iş mi?
bizim kanka kendi manitasını ayıklıyor bu arada. gözümüzün önünde el ele, diz dize, yanak yanağa.
bizimkisi ise ihsaniye köyünden. hani şu şimdiki nilüfer'in en gözde muhiti olan yer.
arkadaşa açtım kendimi. dedim "hacı ne olacak bu iş?" kız bizi çok seviyor, hatta aşık. ama biz de genciz yahu, öpelim koklayalım falan, kanımız kaynıyor.
arkadaş acı gerçeği vurdu yüzüme;
"olm senin kız köylü kızı, bu işlere gelmez."
tam 5 ay çıktım kızla. 5. ay sonunda otobüse bindirirken yanaktan öpebildim sadece. ha el ele de tutuşuyorduk.
derken çınar lisesinden bir arnavut kızı ile çıkmaya başladım. o daha moderndi. her türlü işimiz görülüyordu sağolsun.
tabi bizim köylü kızından ayrıldım, araya soğukluk girdi. "allah yolunu açık etsin" dedim. kız ağladı, içim burkuldu. tokalaştık ve ayrıldık.
gel zaman git zaman aradan yıllar yıllar geçti. yıllar derken tam 20 yıl olmuş.
ayıp söylemesi fsm bulvarı civarında bir restoranda öğle yemeği yiyorum cumartesi günü. siyah kıvırcık saçlı, kömür gözlü, esmer ve güzel bir bayan geldi yanıma, "volkan?" diye seslendi kısık bir sesle.
evet tahmin ettiğiniz üzre oydu.
bizim köylü kızı.
tokalaştık, yanağımdan öptü belli belirsiz. 20 sene önce ayrılırken öpmediği yanağımı, tam 20 sene sonra öpüyordu.
oturduk birlikte, sohbet muhabbet. o da evlenmiş, çoluk çocuğa karışmış, birbirimize çocukların resimlerini gösterdik. "karın çok güzelmiş" dedi bana, bense aynı şeyi kocası için söyleyemedim. eleman tam bir hödüktü zira.
sonra laf lafı kovaladı, iki saat muhabbet ettik.
zamanında öptürmüyor diye beğenmediğimiz köylü kızının babasının arazilerine müteahhitler, kooperatifler girmiş, bunlar zaten iki kız kardeşti, şimdi her birinde 40'ar tane daire varmış. hem de ihsaniye'de, hem de nilüfer'de. daha ata bulvarında en az 100 dairelik yerleri varmış.
neyse, ayrılırken yeniden tokalaştık, yine yanağımdan öptü.
son model passat'ına binerek ayrıldı restorandan.
dairelerin hesabını kitabını yapmaya biraz ara verip el salladım ardından.
vay amına koyduğum hayatı. ne garip, vapurlar falan...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar