bugün
- milliyetçi faşistlerin pkk biter korkusu14
- akp iktidarının yaptığı en önemli hizmet5
- mel melin palavra sıkması8
- ismet'in domuz çukulatası getirmesi8
- mantıklı mantıklı konuşup can sıkmak5
- ihtiyar yazar6
- ırkınızı seçme şansınız olsaydı3
- türkiyeye gelmiş en iyi yabancı kaleci6
- herkesle iyi geçinmek8
- yazilimcilarin flort sorunu3
- çerçeve yasa18
- abdullah öcalan'ı paşa yapmak6
- en güzel reçel6
- nihoş4
- ekonomisi kötü olan ülkelerde ahlaksızlık artar3
- poğaca ile kahvaltı yapmak8
- türkiyeye gelmiş en büyük yıldız5
- game of thrones taki kerhaneci4
- gelecekten entry3
- ultravesti tiribün liderinin gözaltına alınması2
- ismail alpen vs muhammed salah2
- my name is buck2
- ulusalcı türkçü ve beton kemalist tayfa2
- romatizmaya iyi gelen şeyler2
- birikim3
- yaşlı almanın altını almak2
- anın görüntüsü12
- 80 yaşında sözlük yazarı olmaz4
- apo piçtir piç kalacak6
- çerçeve yasaya hayır diyenler askerliğe alınsın4
- özgür özel11
- adana3
- özgürlük3
- yaşlı izlenimi veren isimler5
- yalçın çakır3
- gitme isteği2
- abdullah öcalan'ın paşa olmasını isteyen akp li2
- türkiyeye gelmiş en kariyerli futbolcu2
- velvet'in fotoğrafları3
- sözlük profiline fotoğraf koyan yazarın asıl amacı2
- ümit özdağ yavuz ağıralioğlu müsavat dervişoğlu2
- 11 ağustos 20263
- kolombiya da 7 4 büyüklüğünde deprem3
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları17
- canın et şiş dürüm çekmesi3
- iki arada bir derede kalmak4
- yeni partinin çerçeve yasa kararı15
- bir şeyler söyle2
- arabayla almanya'dan türkiye'ye gitmek11
- perk up coffee2
herkesin nedense kötü hatırladığı kişi.
ne lan bu? facebook, twitter eski sevgili iletilerinden geçilmiyor. herkes bitti, takmıyorum ayağı yapıyor. sanki her şeyi unutmuş gibi yoluna devam ediyor.
bende durum farklı ama bak. hayatımda bir kere aşık oldum ben, tek. ilk kez onu öptüm, ilk kez onun boynunun kokusunu çektim içime, ilk kez onun saçlarını okşadım, ilk kez ona içimden gelen upuzun mesajlar yazdım. ilk kez onun için ağladım.
olayın terk etme, ayrılma, bırakıp gitme boyutunda değilim. o kuyruk acısı yüzünden zaten kötü hatırlanıyor eski sevgili. güzel bir söz vardır:
"insan ayrıldıktan sonra kendini içkiye vereceğine sodaya verse daha faydalı olur; zira sorun unutmak değil, hazmetmek."
halbuki benim yaşadıklarım aklıma geldikçe gülümsüyorum. arada özlüyorum. yaşadıklarımı da, onu da. eskisi gibi aşık değilim belki ama hine de özlüyorum. gözlerim dolar gibi oluyor. sezen aksu ve bomonti eşliğinde yad ediyorum onu. suçu kendimde arıyorum.
bir hafta önce mesaj yazmak geldi içimden, yazdım da bir şeyler. numarası telefonda yok ama ezberimde hala. yolladım. bekledim, gitmemiş. numarası değişmiş sanırım, iyi ki de gitmemiş belki de. %99 cevap atmayacaktı. belki de atardı, bilmiyorum.
özlemenin yanında sahiplenme, aidiyet, tam anlamıyla unutamama gibi şeyler olayı farklı yere çekiyor. başkasıyla fotoğraf çektirirken, dans ederken için bir sızlıyor böyle. kaldıramayacak gibi oluyorsun. gözlerin kararıyor. hak etmedim ben bunu diye hayıflanıyorsun biraz. ama aşk acısından tamamen bağımsız bir duygu bu, dur bir şey anlatayım bak.
geçen sene sümela'nın şifresi diye sikimsonik bir film çıkmıştı Hatırlarsan. arkadaşlarla komple o filme gitmiştik, o da vardı. sinemanın bir sırası komple bizim grup olmuştu nerdeyse. o uzağımda kalmıştı ama öne çıkınca görüyordum sevdiceğimi. zaten gözlerim iki saniyede bir ona kayıyordu istemsiz. her neyse, bu filmde alper kul bir karakter canlandırıyo, temel diye. bu bir kızı seviyo, kavuşamıyo falan. şimdi izlesem gülüp geçeceğim basitçe çekilmiş sahnelerde öyle bir garip oluyorum ki. o sahneleri izlerken bile gözlerim doluyordu benim, ona bakıyordum ama o pek oralı değildi. abi sümela'nın şifresi diyorum bak. dünyanın belki de en trişka komedi filminde 30 saniyelik sikindirik aşk sahnesinde ona bakıp ağlayacak gibi oluyordum.
serdar ortaç, tan gibi isimlerin slow şarkılarıyla duygusal komaya giriyordum.
şimdiki ise garip bir sızı. kaldıramama belki de. ona uzak olmaya katlanamama. onu hak ettiğini düşünme. kızlar ne kadar "yakışıklısın, tatlısın, sempatiksin" dese de, onu kendine bağlayamadığın için yaşadığın bir burukluk.
hayatı komple yaşamadan genellemelere inanmam, hayatın insana ne getireceği belli olmaz çünkü. ama klasik geyikler vardır ya hani; "ilk aşk unutulmaz" ya da "insan hayatında bir kez aşık olur, diğerleri onun benzerleridir" gibisinden. ben buna inanıyorum. kimse anlamasa da, ciddiye almasa da hissediyorum. birlikteyken ona "ilerde sana kesin evlenme teklif ederim ben" dediğimde "bana olan duyguların o kadar keskin mi?" demişti. evet keskin demiştim ama o anki ruh halimle tam anlayamamıştım durumu. şimdi az buçuk çakıyorum ama, ona olan duygularım aşk bitmesine rağmen içimde bir şeyleri hareketlendirecek kadar keskin, başka bir erkekle görünce sinirlendirecek kadar yoğunmuş.
aşkım bitti diyorum ya hani. belki de kendimi kandırıyorum. ona hala aşık olduğumu kendime itiraf edemiyorum. sadece önceki hissettiklerimle şimdikileri kıyaslayıp aşk acısı değildir bu diyorum, bir tür vicdan rahatlatıyorum.
şu an onun hayatında çalışma masasındaki silgi tozu kadar bile etkiye sahip değilim belki ama o benim için hala çok önemli. eskiden olsa okurdu burayı, şimdi okumuyordur. sağlık olsun, canı sağolsun. varsın o hep mutlu olsun.
ne lan bu? facebook, twitter eski sevgili iletilerinden geçilmiyor. herkes bitti, takmıyorum ayağı yapıyor. sanki her şeyi unutmuş gibi yoluna devam ediyor.
bende durum farklı ama bak. hayatımda bir kere aşık oldum ben, tek. ilk kez onu öptüm, ilk kez onun boynunun kokusunu çektim içime, ilk kez onun saçlarını okşadım, ilk kez ona içimden gelen upuzun mesajlar yazdım. ilk kez onun için ağladım.
olayın terk etme, ayrılma, bırakıp gitme boyutunda değilim. o kuyruk acısı yüzünden zaten kötü hatırlanıyor eski sevgili. güzel bir söz vardır:
"insan ayrıldıktan sonra kendini içkiye vereceğine sodaya verse daha faydalı olur; zira sorun unutmak değil, hazmetmek."
halbuki benim yaşadıklarım aklıma geldikçe gülümsüyorum. arada özlüyorum. yaşadıklarımı da, onu da. eskisi gibi aşık değilim belki ama hine de özlüyorum. gözlerim dolar gibi oluyor. sezen aksu ve bomonti eşliğinde yad ediyorum onu. suçu kendimde arıyorum.
bir hafta önce mesaj yazmak geldi içimden, yazdım da bir şeyler. numarası telefonda yok ama ezberimde hala. yolladım. bekledim, gitmemiş. numarası değişmiş sanırım, iyi ki de gitmemiş belki de. %99 cevap atmayacaktı. belki de atardı, bilmiyorum.
özlemenin yanında sahiplenme, aidiyet, tam anlamıyla unutamama gibi şeyler olayı farklı yere çekiyor. başkasıyla fotoğraf çektirirken, dans ederken için bir sızlıyor böyle. kaldıramayacak gibi oluyorsun. gözlerin kararıyor. hak etmedim ben bunu diye hayıflanıyorsun biraz. ama aşk acısından tamamen bağımsız bir duygu bu, dur bir şey anlatayım bak.
geçen sene sümela'nın şifresi diye sikimsonik bir film çıkmıştı Hatırlarsan. arkadaşlarla komple o filme gitmiştik, o da vardı. sinemanın bir sırası komple bizim grup olmuştu nerdeyse. o uzağımda kalmıştı ama öne çıkınca görüyordum sevdiceğimi. zaten gözlerim iki saniyede bir ona kayıyordu istemsiz. her neyse, bu filmde alper kul bir karakter canlandırıyo, temel diye. bu bir kızı seviyo, kavuşamıyo falan. şimdi izlesem gülüp geçeceğim basitçe çekilmiş sahnelerde öyle bir garip oluyorum ki. o sahneleri izlerken bile gözlerim doluyordu benim, ona bakıyordum ama o pek oralı değildi. abi sümela'nın şifresi diyorum bak. dünyanın belki de en trişka komedi filminde 30 saniyelik sikindirik aşk sahnesinde ona bakıp ağlayacak gibi oluyordum.
serdar ortaç, tan gibi isimlerin slow şarkılarıyla duygusal komaya giriyordum.
şimdiki ise garip bir sızı. kaldıramama belki de. ona uzak olmaya katlanamama. onu hak ettiğini düşünme. kızlar ne kadar "yakışıklısın, tatlısın, sempatiksin" dese de, onu kendine bağlayamadığın için yaşadığın bir burukluk.
hayatı komple yaşamadan genellemelere inanmam, hayatın insana ne getireceği belli olmaz çünkü. ama klasik geyikler vardır ya hani; "ilk aşk unutulmaz" ya da "insan hayatında bir kez aşık olur, diğerleri onun benzerleridir" gibisinden. ben buna inanıyorum. kimse anlamasa da, ciddiye almasa da hissediyorum. birlikteyken ona "ilerde sana kesin evlenme teklif ederim ben" dediğimde "bana olan duyguların o kadar keskin mi?" demişti. evet keskin demiştim ama o anki ruh halimle tam anlayamamıştım durumu. şimdi az buçuk çakıyorum ama, ona olan duygularım aşk bitmesine rağmen içimde bir şeyleri hareketlendirecek kadar keskin, başka bir erkekle görünce sinirlendirecek kadar yoğunmuş.
aşkım bitti diyorum ya hani. belki de kendimi kandırıyorum. ona hala aşık olduğumu kendime itiraf edemiyorum. sadece önceki hissettiklerimle şimdikileri kıyaslayıp aşk acısı değildir bu diyorum, bir tür vicdan rahatlatıyorum.
şu an onun hayatında çalışma masasındaki silgi tozu kadar bile etkiye sahip değilim belki ama o benim için hala çok önemli. eskiden olsa okurdu burayı, şimdi okumuyordur. sağlık olsun, canı sağolsun. varsın o hep mutlu olsun.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar