bugün
- uludağ sözlük acil ilgi hattı15
- akrabaların içindeki en zengin insan14
- ithal kürtler4
- 13 ekim 2026 galatasaray barcelona maçı86
- sözlükte takılan evli barklı yazarların amacı28
- yeni parti'nin halk tv protestosu9
- nişanlı biriyle öpüşmek5
- ankara abisi iyilik derneği9
- 14 ekim 2026 istanbul yağmuru7
- yağmurdan nefret etmeye başlamak4
- erkeği karizmatik gösteren şeyler25
- açık ilişki7
- enayimiknatisii25
- ilkokul bebesine türbanı savunmak33
- laptopun su çekmesi6
- nervionun beni reddetmesi4
- tutuklandı kayyum atandı gözaltına alındı5
- uludağ sözlükte yakışıklı erkek olmaması3
- insanı cinsel açıdan çekici yapan tuhaf ayrıntılar3
- biz kadınlar neden bu kadar masumuz10
- moğolların araplara saldırma nedeni14
- yağmurlu havada beyaz pantolon giyen insan2
- 14 ekim 202610
- yazılımcıların ilk buluşmada kod konuşması3
- birisi bakarken işeyememek9
- sözlükteki seks tarikatı10
- tavukların pişmesi4
- seks neden ayıptır11
- komünizm geldiğinde villalarda kim oturacak5
- alpay4
- arı alerjisi3
- 007 dayı12
- 14 ekim 2026 halk tv polis baskını27
- dün gece intihar eden sözlük yazarı13
- tarih çalışmak6
- israilin husilere karşı suudilere katılması11
- yogartiksen17
- carlsberg biranın fiyat tutarsızlığı3
- kadıköy oğlanı2
- arkadaşlar size bi soru sorucam45
- aliyev hükümetine başörtüsü protestoları4
- uzaylılarda üreme nasıl gerçekleşiyor5
- sözlüğü dayılar bastı5
- dede nine isimleri7
- dizi izlerken entry giren yazar2
- arkadaşlar hepinizden nefret ediyorum11
- ben gidiyorum3
- esra'yı aç esra'yı3
- dem terör partisi22
- diktatör erdoğan18
öncelikle neo rolü keanu reeves ten önce brad pitt e değil jet li ye önerilmiştir. oldukça yüksek bir rakam* önerilmiş olmasına rağmen jet li "beyler bu film iş yapmaz."* diyerekten reddetmiştir. wachowski biraderler de sen bilirsin diyip bilimkurgu filmlerinin en kral oyuncusu seçilen keanu reeves e teklifi götürmüş ve olumlu yanıt almıştır.
the matrix serisine bakarsak her filmde, neo, farklı bir profil çizmektedir. en sevimlisi ve hassas olanı (daha doğrusu türk insanına en yakın olanı) ilk filmdeki neo dur. sanal dünyada alemin kralıyken bilgisayarına giren bir adam yüzünden tüm hayatı değişir. gerçek ile sanal arasındaki farkı keşfeder. olaya çabuk adapte olur. arkadaşları ile hızlı kaynaşır. kaptanına karşı sevgisi ve bağlılığı sonsuz olduğu gibi üstü olan trinity e de aşık olur. ilk filmin son kısmındaki metro istasyonundaki dövüş sahnesinde ise "herşeye rağmen ayaktayım ve inanıyorum" mesajını verir izleyiciye adeta. (ki zaten matrix serisinin mottosu inanmaktır)
ikinci filmde daha olgun, daha kendine güvenen o günlük halden çıkıp da daha bir cool tavra bürünen bir neo vardır. bu konuşmasına bile yansır ki ajanlara "hiya fellas!" diye seslenip onlarla "hıh! upgrades!" diye dalga geçer. gereksiz bir filmde elinden geleni yapan, sanal dünyaya iyice adapte olmuş ancak artık gerçek dünyada da güçlerinin farkına varmaya başlamış bir neo görünür.
son filmdeki neo ise tanımsızdır. ne doğru ne yanlış belli değildir onun için ki zaten film defalarca izlense de seyircinin aklında soru işaretleri bırakır; "yahu neo ne yapmaya çalışıyor? bu adam neden net konuşmuyor? amacın ne lan!?!"
peki ne olur sonra? ikinci filmdeki sktiriboktan anahtarcı muhabbetinin üstüne burda da ayrı "dünyalara sıkışmış neo" muhabbeti girer.
filmin sonuna doğru neo nun inanmaya başladığı şeyin aslında ne olduğu fark edilir. neo ne zion un insanları için çarpışmaktadır, ne de trinity için. neo "özgürlük" için savaşmaktadır. ruhunu saran kokuşan, buruşan, kanayan et parçasından bir kurtuluştur neo nun aradığı şey. bunun için savaşmalıdır "zion" kisvesi altında. bunu da ikizi sayılabilecek ajan smith e karşı yapar. kaybetti gibi görünse de kazanır. vücudundan çıkar, serbest kalır.
normalde matrix içindeki insanların bedenlerinden kurtulup gerçek hayata döndüğü savunulur. bu insanlar özel insanlardır. neo ise gerçek hayatta bunu başarabilmiş kişidir. bu da onun gerçek dünyadaki makinalara karşı olan gücünün açıklamasıdır.
the matrix serisine bakarsak her filmde, neo, farklı bir profil çizmektedir. en sevimlisi ve hassas olanı (daha doğrusu türk insanına en yakın olanı) ilk filmdeki neo dur. sanal dünyada alemin kralıyken bilgisayarına giren bir adam yüzünden tüm hayatı değişir. gerçek ile sanal arasındaki farkı keşfeder. olaya çabuk adapte olur. arkadaşları ile hızlı kaynaşır. kaptanına karşı sevgisi ve bağlılığı sonsuz olduğu gibi üstü olan trinity e de aşık olur. ilk filmin son kısmındaki metro istasyonundaki dövüş sahnesinde ise "herşeye rağmen ayaktayım ve inanıyorum" mesajını verir izleyiciye adeta. (ki zaten matrix serisinin mottosu inanmaktır)
ikinci filmde daha olgun, daha kendine güvenen o günlük halden çıkıp da daha bir cool tavra bürünen bir neo vardır. bu konuşmasına bile yansır ki ajanlara "hiya fellas!" diye seslenip onlarla "hıh! upgrades!" diye dalga geçer. gereksiz bir filmde elinden geleni yapan, sanal dünyaya iyice adapte olmuş ancak artık gerçek dünyada da güçlerinin farkına varmaya başlamış bir neo görünür.
son filmdeki neo ise tanımsızdır. ne doğru ne yanlış belli değildir onun için ki zaten film defalarca izlense de seyircinin aklında soru işaretleri bırakır; "yahu neo ne yapmaya çalışıyor? bu adam neden net konuşmuyor? amacın ne lan!?!"
peki ne olur sonra? ikinci filmdeki sktiriboktan anahtarcı muhabbetinin üstüne burda da ayrı "dünyalara sıkışmış neo" muhabbeti girer.
filmin sonuna doğru neo nun inanmaya başladığı şeyin aslında ne olduğu fark edilir. neo ne zion un insanları için çarpışmaktadır, ne de trinity için. neo "özgürlük" için savaşmaktadır. ruhunu saran kokuşan, buruşan, kanayan et parçasından bir kurtuluştur neo nun aradığı şey. bunun için savaşmalıdır "zion" kisvesi altında. bunu da ikizi sayılabilecek ajan smith e karşı yapar. kaybetti gibi görünse de kazanır. vücudundan çıkar, serbest kalır.
normalde matrix içindeki insanların bedenlerinden kurtulup gerçek hayata döndüğü savunulur. bu insanlar özel insanlardır. neo ise gerçek hayatta bunu başarabilmiş kişidir. bu da onun gerçek dünyadaki makinalara karşı olan gücünün açıklamasıdır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar