bugün
- kıvırcık saç7
- bir bela geliyor11
- guendouzi ve greenwooda uefa disiplin süreci18
- sibel canın 35 senedir 35 yaşında gibi görünmesi3
- türklerin yoğurt dışında icadının olmadığı gerçeği3
- serhat kılıç19
- rennie4
- sağlıklı beslenmek2
- filenin sultanları7
- tung tung tung sahur2
- sözlüğü 2000 ve sonrası doğumluların basması5
- deccal internetten çıkacak10
- italyan mutfağı2
- en sevmediğin insan tipleri9
- yazarların 80 lerde nasıl göründüğü12
- yalnızlık edebiyatı13
- ikinci defa askere gitmek8
- tai lung42
- 6 eylül 2026 türkiye italya voleybol maçı18
- dur bakalım kimin elinde kalacak2
- ahmet hakan'ın kalkan topuk analizi2
- namaz kıl rahatla yoga yap rahat batsın2
- ey insan4
- 5 eylül 2026 fenerbahçe beşiktaş maçı42
- kurusıkı3
- bu koyden olsam ne olacak ve sarı şeker12
- namazlarınızın yaradan için hiçbir kıymeti yok11
- kin tutmayı beceremeyen insan9
- sözlükte psikolojik delilerin olması10
- özbek kadınlar14
- ciddi ciddi voleybol maçı izleyen insan olması9
- en sevdiğiniz sözlük yazarı9
- claudian clouds22
- bir viski doldurup kızların final maçını izlemek12
- askerliğin gençler için faydalı olması7
- sözlük whatsapp grupları13
- bir kızla dalga geçmek6
- cop316
- mavi göz7
- sarapci koala45
- 9 eylül 2026 sporting lizbon galatasaray maçı17
- gizli hesap6
- friedrich hegel la bi cay icek12
- uludağ itiraf10
- iğrenme eşiği olmayan erkek9
- göğüs uçlarını birbirine değdirebilen kadın11
- sözlüğün en hamarat yazarı8
- enayimiknatisii32
- yarın kpssye girecek yazarlar15
- melissa vargas7
Seçimler öncesi chpye zarar vermemek için bildiğim birçok konuyu içime gömerek sustum, bundan sonra da bu parti ve liderine ilişkin hiçbir şey yazmayacağım. Çünkü bir faydası olacağına inanmıyorum.
Ama bu konudaki son yazımda size bir tanıklığımı aktarmak zorundayım. Bunu bir borç olarak görüyorum.
iKi AY DAYANAMAZ DEMiŞTiNiZ
Deniz Bey lütfen hatırlayın: 19 Aralık 2002 tarihinde karlı bir Ankara gününün akşamında Mehmet Sevigenin evindeydik.
Ben Cumhurbaşkanı ile görüşmeden geliyordum. Abdullah Gül başbakandı, Tayyip Erdoğanın ise Meclis e girme umudu kalmamıştı.
Cumhurbaşkanı Sezer bir gün önce, Tayyip Erdoğanın milletvekili olmadan başbakan olma önerisini reddetmişti. Türkiyenin kaderi o akşam o evde değişti, çünkü siz “Tayyip Erdoğan başbakan olacak diye tutturdunuz.
Sizi Çok tehlikeli bir oyun bu diye uyaran parti dışından önemli şahsiyetlere kızdınız, Hayır! dediniz iki ay dayanamaz. Göreceksiniz iki ay dayanamaz.
Sizin bu iddianıza karşılık ben ne dedim: Erdoğan herhangi bir kişi değil, bütün tarikatların birleşerek Erbakan ın yerine seçtiği siyasetçi; arkasında Amerika, Avrupa desteği de var. Program Türkiyeyi ılımlı islam cumhuriyeti yapma programı. Sizin dediğiniz gibi iki ayda gitmeyecek; tam tersine, bu odada bulunan herkesin siyasi hayatını bitirecek
iki ay dayanamaz iddianızı, Görüşleri gereği IMF ile anlaşma yapmaz, ekonomiyi zora sokar ve dayanamazlar tezine oturttunuz.
Ama bunların hepsi bahaneydi çünkü siz iki partili rejimin işinize yaradığını anlamış ve seçim sonuçlarına sevinmiştiniz. Çünkü size ana muhalefet partisi lideri olmak ve soldaki rakiplerinizi yok etmek yetiyordu. Bu iş birliğini daha sonra da sürdürdünüz.
O zaman ben sizin Tayyip Erdoğanla seçim öncesinde Beylerbeyinde gizlice buluştuğunuzu ve bir anlaşma yaptığınızı bilmiyordum.
Bu gecenin tanıkları var: Önder Sav, Eşref Erdem, Mehmet Sevigen, Bülent Tanla, Yaşar Nuri Öztürk.
Belki bazıları sizden korkar ve tanıklık etmez ama bir kısmı da bu sözlerin doğru olduğunu açıklar. Yani tanıklar var. Ötekiler de söylemese bile içten içe bunun doğru olduğunu bilir. Siz de bilirsiniz.
Tartışmanın sonunda dediniz ki: Bu gece birbirimizin fotoğrafını çektik. iki ay sonra çıkarıp bakalım. Ama rotuş yapmadan. Hangimiz haklı çıkmışız
ERDOĞANLA BEYLERBEYiNDE GiZLi BULUŞMA
Şimdi, 2007 seçimlerinin ardından o fotoğrafı cebinizden çıkarıp bakın Deniz Bey.
Ve düşünün; Meclis grubunda Erdoğanı başbakan yapıyor diyorlar. Evet yapıyorum. Var mı itirazı olan!” diye bas bas bağırmanıza değdi mi?
Erdoğanla Beylerbeyinde gizlice buluşmaya ve size oy veren milyonları hiçe sayarak gizli anlaşmalar yapmanıza değdi mi? (Deniz Bey, biliyorsunuz ki bu gizli buluşmanın da tanığı var.)
Başbakan olmak, elbette Erdoğanın demokratik hakkıdır. Ama bunun için olağanüstü çaba harcamak CHPnin birinci görevi değildir. Üstelik dokunulmazlık kaldırılmadan.
Bir milletvekilinin mazbatasını iptal ettirip, Anayasayı değiştirip, grubu baskı altına alıp, Siirt seçimlerini es geçip Erdoğanı meclise sokmak ve dokunulmazlık zırhına kavuşturmak için verdiğiniz canhıraş çabanın yüzde birini partiniz için verseydiniz sonuç bambaşka olurdu. Size o gün söylediğim gibi, Türkiyenin kaderini değiştirdiniz.
Deniz Bey; sözlerimde en ufak bir çarpıtma varsa çıkıp söyleyin. Öyle değildi. Böyle konuşmadık deyin.
Genel Sekreterinizin ve en yakınlarınızın tanık olduğu bu konuşmayı inkâr edin. Ya da başınızı önünüze eğin ve tarihin hakkınızda vereceği yargıyı düşünün.
Deniz Bey; çok ağır şeyler yazdığımın farkındayım. O akşamki tartışmaya kadar bir dostluğumuz vardı, bunları yazmak istemezdim.
Ama hem duruma doğru teşhis koyamamanız, hem de aşırı derecede inatçı olma huyunuz yüzünden hepimizi tehlikeye attınız.
YAKIN DOSTUNUZ MELiH GÖKÇEK
Tayyip Erdoğanın yüzde 34 oyla meclisin üçte ikisini ele geçirmesinin manivelası oldunuz.
Daha önce Refah Partisinin belediyeleri ele geçirmesi de sizin oyları bölmeniz sayesinde gerçekleşmişti..
Tayyip Erdoğanların ve yine çok yakın dostunuz olan Melih Gökçeklerin en büyük şansı sizdiniz. CHPnin ise en büyük şanssızlığı oldunuz.
Bu ülkenin sola şiddetle ihtiyaç duyduğu bir dönemde, bütün uyarılarımıza rağmen partiyi sağa çekmekte, Kürtlerden, Alevilerden, solculardan ayırmakta ısrarlı oldunuz.
Erdal inönü, Hikmet Çetin, Murat Karayalçın, Fikri Sağlar, Ercan Karakaş, Mehmet Moğultay, Seyfi Oktay, Celal Doğan ve daha birçok sosyal demokratla el ele tutuşup halkın karşısına çıkmanız gerekirken; eski MHPlileri, eski ANAPlıları, idamla yargılanmış sağcı militanları parti vitrinine çıkarmakta ısrar ettiniz.
Size defalarca Bir şeyin aslı varken kopyasına kimse bakmaz! dememize rağmen, sol politikaları değil, MHP çizgisini tercih ettiniz.
Sağcıları ve sekreterinizi Meclise sokarken, ismet Paşanın Avrupa Konseyinde komisyon başkanı olma başarısını gösteren torunu Gülsün Bilgehanı Meclis dışında bıraktınız.
inanın ki bunları yazarken samimi olarak üzülüyorum. Keşke haklı çıkmasaydım, keşke sizin tahminleriniz doğrulansaydı diyorum ama durum ortada.
Yazık oldu Deniz Bey, hem size, hem partinize, hem de size inanan temiz yürekli sosyal demokratlara.
Artık bundan sonra istifa etseniz de bir etmeseniz de. Bad-el harab-ül Basra!
http://www.ntvmsnbc.com/news/415149.asp
Ama bu konudaki son yazımda size bir tanıklığımı aktarmak zorundayım. Bunu bir borç olarak görüyorum.
iKi AY DAYANAMAZ DEMiŞTiNiZ
Deniz Bey lütfen hatırlayın: 19 Aralık 2002 tarihinde karlı bir Ankara gününün akşamında Mehmet Sevigenin evindeydik.
Ben Cumhurbaşkanı ile görüşmeden geliyordum. Abdullah Gül başbakandı, Tayyip Erdoğanın ise Meclis e girme umudu kalmamıştı.
Cumhurbaşkanı Sezer bir gün önce, Tayyip Erdoğanın milletvekili olmadan başbakan olma önerisini reddetmişti. Türkiyenin kaderi o akşam o evde değişti, çünkü siz “Tayyip Erdoğan başbakan olacak diye tutturdunuz.
Sizi Çok tehlikeli bir oyun bu diye uyaran parti dışından önemli şahsiyetlere kızdınız, Hayır! dediniz iki ay dayanamaz. Göreceksiniz iki ay dayanamaz.
Sizin bu iddianıza karşılık ben ne dedim: Erdoğan herhangi bir kişi değil, bütün tarikatların birleşerek Erbakan ın yerine seçtiği siyasetçi; arkasında Amerika, Avrupa desteği de var. Program Türkiyeyi ılımlı islam cumhuriyeti yapma programı. Sizin dediğiniz gibi iki ayda gitmeyecek; tam tersine, bu odada bulunan herkesin siyasi hayatını bitirecek
iki ay dayanamaz iddianızı, Görüşleri gereği IMF ile anlaşma yapmaz, ekonomiyi zora sokar ve dayanamazlar tezine oturttunuz.
Ama bunların hepsi bahaneydi çünkü siz iki partili rejimin işinize yaradığını anlamış ve seçim sonuçlarına sevinmiştiniz. Çünkü size ana muhalefet partisi lideri olmak ve soldaki rakiplerinizi yok etmek yetiyordu. Bu iş birliğini daha sonra da sürdürdünüz.
O zaman ben sizin Tayyip Erdoğanla seçim öncesinde Beylerbeyinde gizlice buluştuğunuzu ve bir anlaşma yaptığınızı bilmiyordum.
Bu gecenin tanıkları var: Önder Sav, Eşref Erdem, Mehmet Sevigen, Bülent Tanla, Yaşar Nuri Öztürk.
Belki bazıları sizden korkar ve tanıklık etmez ama bir kısmı da bu sözlerin doğru olduğunu açıklar. Yani tanıklar var. Ötekiler de söylemese bile içten içe bunun doğru olduğunu bilir. Siz de bilirsiniz.
Tartışmanın sonunda dediniz ki: Bu gece birbirimizin fotoğrafını çektik. iki ay sonra çıkarıp bakalım. Ama rotuş yapmadan. Hangimiz haklı çıkmışız
ERDOĞANLA BEYLERBEYiNDE GiZLi BULUŞMA
Şimdi, 2007 seçimlerinin ardından o fotoğrafı cebinizden çıkarıp bakın Deniz Bey.
Ve düşünün; Meclis grubunda Erdoğanı başbakan yapıyor diyorlar. Evet yapıyorum. Var mı itirazı olan!” diye bas bas bağırmanıza değdi mi?
Erdoğanla Beylerbeyinde gizlice buluşmaya ve size oy veren milyonları hiçe sayarak gizli anlaşmalar yapmanıza değdi mi? (Deniz Bey, biliyorsunuz ki bu gizli buluşmanın da tanığı var.)
Başbakan olmak, elbette Erdoğanın demokratik hakkıdır. Ama bunun için olağanüstü çaba harcamak CHPnin birinci görevi değildir. Üstelik dokunulmazlık kaldırılmadan.
Bir milletvekilinin mazbatasını iptal ettirip, Anayasayı değiştirip, grubu baskı altına alıp, Siirt seçimlerini es geçip Erdoğanı meclise sokmak ve dokunulmazlık zırhına kavuşturmak için verdiğiniz canhıraş çabanın yüzde birini partiniz için verseydiniz sonuç bambaşka olurdu. Size o gün söylediğim gibi, Türkiyenin kaderini değiştirdiniz.
Deniz Bey; sözlerimde en ufak bir çarpıtma varsa çıkıp söyleyin. Öyle değildi. Böyle konuşmadık deyin.
Genel Sekreterinizin ve en yakınlarınızın tanık olduğu bu konuşmayı inkâr edin. Ya da başınızı önünüze eğin ve tarihin hakkınızda vereceği yargıyı düşünün.
Deniz Bey; çok ağır şeyler yazdığımın farkındayım. O akşamki tartışmaya kadar bir dostluğumuz vardı, bunları yazmak istemezdim.
Ama hem duruma doğru teşhis koyamamanız, hem de aşırı derecede inatçı olma huyunuz yüzünden hepimizi tehlikeye attınız.
YAKIN DOSTUNUZ MELiH GÖKÇEK
Tayyip Erdoğanın yüzde 34 oyla meclisin üçte ikisini ele geçirmesinin manivelası oldunuz.
Daha önce Refah Partisinin belediyeleri ele geçirmesi de sizin oyları bölmeniz sayesinde gerçekleşmişti..
Tayyip Erdoğanların ve yine çok yakın dostunuz olan Melih Gökçeklerin en büyük şansı sizdiniz. CHPnin ise en büyük şanssızlığı oldunuz.
Bu ülkenin sola şiddetle ihtiyaç duyduğu bir dönemde, bütün uyarılarımıza rağmen partiyi sağa çekmekte, Kürtlerden, Alevilerden, solculardan ayırmakta ısrarlı oldunuz.
Erdal inönü, Hikmet Çetin, Murat Karayalçın, Fikri Sağlar, Ercan Karakaş, Mehmet Moğultay, Seyfi Oktay, Celal Doğan ve daha birçok sosyal demokratla el ele tutuşup halkın karşısına çıkmanız gerekirken; eski MHPlileri, eski ANAPlıları, idamla yargılanmış sağcı militanları parti vitrinine çıkarmakta ısrar ettiniz.
Size defalarca Bir şeyin aslı varken kopyasına kimse bakmaz! dememize rağmen, sol politikaları değil, MHP çizgisini tercih ettiniz.
Sağcıları ve sekreterinizi Meclise sokarken, ismet Paşanın Avrupa Konseyinde komisyon başkanı olma başarısını gösteren torunu Gülsün Bilgehanı Meclis dışında bıraktınız.
inanın ki bunları yazarken samimi olarak üzülüyorum. Keşke haklı çıkmasaydım, keşke sizin tahminleriniz doğrulansaydı diyorum ama durum ortada.
Yazık oldu Deniz Bey, hem size, hem partinize, hem de size inanan temiz yürekli sosyal demokratlara.
Artık bundan sonra istifa etseniz de bir etmeseniz de. Bad-el harab-ül Basra!
http://www.ntvmsnbc.com/news/415149.asp
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar