bugün
- sözlük yazarlarının gerçek adları23
- arkadaşlar bakar mısınız14
- ktç'nin küçükken sarışın yeşil gözlü olması9
- mazotun litresi 101 lira33
- kahvaltıda sevgilinizden nasıl çay istersiniz10
- benim dedem çok fakirmiş diyen olmaması8
- apoya statü verilen dönem5
- doktor kadın çöpçü erkek evliliği4
- kıbrıs barış harekatını ecevit'e mal etmek19
- ekonomi iyiken de akpye oy vermeyenler25
- g i l d e d l i l y27
- sözlüğün en anonim yazarı4
- hasan atilla uğur3
- orman yangınlarını akp çıkarıyor zannetmek5
- mühendis erkek subay kadın evliliği5
- erkekler açılsın5
- terminator gerçek mi oluyor9
- 38 yaşında olup 20 liklere çıtır gözüyle bakmak14
- erkek parfümü kullanan kadın7
- claudian clouds13
- kahvaltıda kaç zeytin yersiniz7
- bacağımın çok ağrıması2
- sözlükten hatun kaldırmak3
- sözlüğün sarması3
- ioçk'nin damak zevki4
- sözlükte her gün bir yazarı şımartıyoruz44
- sözlükteki kaliteli yazarlar41
- domates çorbanıza size sormadan kaşar atılması5
- kendinden büyük kadınla evlenmek7
- rüyada inception filmini görmek2
- yaşlılığı kabullenemeyen insan5
- heybeliada ruhban okulu2
- eve gelen misafirin git sinyallerini okuyamaması7
- avrupa'nın en ucuz akaryakıt fiyatları34
- sıkıldım11
- mühendis erkek hemşire kadın evliliği4
- aç değilim ya senin tabağından atıştırırım3
- sözlük yazarlarının bitki çayları3
- intihar etmek2
- lümpen sosyalizm ve slogan milliyetçiliği3
- yürüyen merdivende sol tarafta duran kişi5
- gammazlar çetesi3
- yüz kırışığı için öneriler2
- chpli biriyle siyaset tartışmak8
- sözlük yazarlarının kudurtan kombinleri14
- küs olduğun birine yanlışlıkla selam vermek6
- dünyada akademinin durumu2
- evde tek başına dans etmek4
- çok açık giyinen kadınların evlilik hayali kurması30
- sözlükteki dedikodu gruplarına dahil olmak5
Ölüm...
Aslında bakarsanız çok fazla abartılıyor ölüm. Doğada her canlı gibi insanlarda doğarlar, büyürler ve ölürler. Nasılsa doğarken canlıların fikri sorulmadıysa ölürkende " eee artık yeter çok yaşadın sen artık öl sen." demezler. Ama burda not düşmeliyim olayın dinsel kısmına girmiyorum.(Azrail, beyaz ışık, göte pamuk..vb.)Benim burda üzerinde durduğum ve duracağım nokta ölümün üzerine yüklediğimiz anlamlar.Yer yer bana katılıp yer yer ne diyor bu emmomemmo diyebilirsiniz.Tamamen kişisel düşüncelerim bunlar. Ölümü ciddiye alma işi hep ertelenir ileri ki yaşlara. Çünkü gençsiniz ve dünya iken yapıcağınız okadar çok gerekli(!) şeyler vardır ki ölüm aklınıza bile gelmez. Bu bizlerin suçu değil insanlar bize birer misyon yüklediklerinden ölüm aslında daha çok gereksizdir literatürünüzde yoktur.i
Gelin 20 sene çalışmış bir adamı ele alalım. Bu adam ne tatil yapmış adam akıllı nede krallar gibi yaşamış(Hadi ama itiraf edelim krallar gibi yaşamak o kadarda kolay değil.)Sürekli çalışmış çalışmış fakat ne için? Kendi ihtiyaçlarını geçindirmek için mi ? Tabikide.Ama başka bir neden var daha fazla şeylerede sahip olmak için çalışmış. Kendinden ödün vermiş hatta çoğu zaman kendini hiçe saymış. Bu durum sadece iş hayatında değil kişisel yaşantımızda ilişkilermizde de bu var. Biz hep fazlasını istedikçe kendimizden ödün veririz. Ve kabul edelim yarımızdan fazlası bu durumda olcak yani birşeyler elde etmek için ve daha fazlasını almak için.Bu durumda insanların aklına ölüm gelmez. Hayatımız ister iyi olsun ister sefalet içinde olsun yinede gelmez ölüm aklımıza.Korkarız belki belkide ciddiye almayız. Ama öyle bir şey var ki eminim içinizde düşünmeyeniniz çok azdır."Nasıl ölüceğim?" ve "Ne hissedicem?" illa bi kere düşünmüssünüzdür.En kötü olanı söylüyeyim.Ölüceğiniz anladığınız zaman. Yani ölümden belki 1-2 dakika önce ki anlarınızdan bahsediyorum. Bazı ölümler vardır aniden çıkıp gidersiziniz fakat dediğim ölümler süreç gerektiren ölümler yani boğulmak yada yanarak ölmek. O sırada geçirdiğiniz 1-2 dakika dünyanın en berbat şeyidir belkide.Bir nefes daha fazla almak için verdiğiniz çabayı gözünün önüne getirin. Nefessizlikten morarmış dudaklar, yuvalarından delice bakan gözler ve bir nefes daha sadece bir nefes daha almak için debelenen elleriniz ve ayaklarınız ve sürekli olarak kasılmakta olan ve ritmiş yavaşlamış bedeninizi hayal edin.Bundan daha kötüsü olamaz herhalde.
Ama gelin ki size friedrich nietzsche ölümle ilgili söylediği sözü yazayım ; " Ölümün en iyi yanı, bir daha yaşanmayacak olmasıdır.". Ne kadar doğru ve yerinde bir söz tam anlamıyla açıklıyor ölümü.Simsiyah bir yer düşünün ne ışık var nede ses en ufak bir şey yok uzaydan da kara ve boş biyer düşünün.Yerimiz ora işte hissizlik ve soğuğun baş gösterdiği yerde, tek başımıza olucacağız. Ve en önemlisi bir daha asla yaşamıcağız bu hissi bir daha yaşamıcağız bu korkuyu. Ölene kadar yaşadığımız onca şey mutluluklar, sevinçler, kazanımlar hepsi boşuna gereksiz olucak çünkü bir anlamı olmuyacak sen yoksun orda. Yaşadığın eziyet,üzüntü,keder,ayrılmalar,aldatılmalar, hepsi ama hepsi gidicek hayatından çünkü sende gidiceksin sevdikleriz arkada kalıcaklar. Hoş onlarda seni bir yerden sonra seni unutacaklar. Çünkü onlarda senin yaşadığın hayatın aynısını yaşıyacaklar didincekler uğraşacaklar çabalıyacaklar.Ölüme 1-2 dakika kalada anlıyıcaklar durumları. Belki o ara akıllarına geliriz. Belki o ara anlarlar uğraştıklarmız şeylerin ne kadarda gereksiz olduğunu kim bilir..
Bana katılıp yada katılmaya bilirsiniz dediğim kendi kişisel görüşlerim bunlar.Ama elbet haklı olduğum bir kaç nokta vardır elbet..
Aslında bakarsanız çok fazla abartılıyor ölüm. Doğada her canlı gibi insanlarda doğarlar, büyürler ve ölürler. Nasılsa doğarken canlıların fikri sorulmadıysa ölürkende " eee artık yeter çok yaşadın sen artık öl sen." demezler. Ama burda not düşmeliyim olayın dinsel kısmına girmiyorum.(Azrail, beyaz ışık, göte pamuk..vb.)Benim burda üzerinde durduğum ve duracağım nokta ölümün üzerine yüklediğimiz anlamlar.Yer yer bana katılıp yer yer ne diyor bu emmomemmo diyebilirsiniz.Tamamen kişisel düşüncelerim bunlar. Ölümü ciddiye alma işi hep ertelenir ileri ki yaşlara. Çünkü gençsiniz ve dünya iken yapıcağınız okadar çok gerekli(!) şeyler vardır ki ölüm aklınıza bile gelmez. Bu bizlerin suçu değil insanlar bize birer misyon yüklediklerinden ölüm aslında daha çok gereksizdir literatürünüzde yoktur.i
Gelin 20 sene çalışmış bir adamı ele alalım. Bu adam ne tatil yapmış adam akıllı nede krallar gibi yaşamış(Hadi ama itiraf edelim krallar gibi yaşamak o kadarda kolay değil.)Sürekli çalışmış çalışmış fakat ne için? Kendi ihtiyaçlarını geçindirmek için mi ? Tabikide.Ama başka bir neden var daha fazla şeylerede sahip olmak için çalışmış. Kendinden ödün vermiş hatta çoğu zaman kendini hiçe saymış. Bu durum sadece iş hayatında değil kişisel yaşantımızda ilişkilermizde de bu var. Biz hep fazlasını istedikçe kendimizden ödün veririz. Ve kabul edelim yarımızdan fazlası bu durumda olcak yani birşeyler elde etmek için ve daha fazlasını almak için.Bu durumda insanların aklına ölüm gelmez. Hayatımız ister iyi olsun ister sefalet içinde olsun yinede gelmez ölüm aklımıza.Korkarız belki belkide ciddiye almayız. Ama öyle bir şey var ki eminim içinizde düşünmeyeniniz çok azdır."Nasıl ölüceğim?" ve "Ne hissedicem?" illa bi kere düşünmüssünüzdür.En kötü olanı söylüyeyim.Ölüceğiniz anladığınız zaman. Yani ölümden belki 1-2 dakika önce ki anlarınızdan bahsediyorum. Bazı ölümler vardır aniden çıkıp gidersiziniz fakat dediğim ölümler süreç gerektiren ölümler yani boğulmak yada yanarak ölmek. O sırada geçirdiğiniz 1-2 dakika dünyanın en berbat şeyidir belkide.Bir nefes daha fazla almak için verdiğiniz çabayı gözünün önüne getirin. Nefessizlikten morarmış dudaklar, yuvalarından delice bakan gözler ve bir nefes daha sadece bir nefes daha almak için debelenen elleriniz ve ayaklarınız ve sürekli olarak kasılmakta olan ve ritmiş yavaşlamış bedeninizi hayal edin.Bundan daha kötüsü olamaz herhalde.
Ama gelin ki size friedrich nietzsche ölümle ilgili söylediği sözü yazayım ; " Ölümün en iyi yanı, bir daha yaşanmayacak olmasıdır.". Ne kadar doğru ve yerinde bir söz tam anlamıyla açıklıyor ölümü.Simsiyah bir yer düşünün ne ışık var nede ses en ufak bir şey yok uzaydan da kara ve boş biyer düşünün.Yerimiz ora işte hissizlik ve soğuğun baş gösterdiği yerde, tek başımıza olucacağız. Ve en önemlisi bir daha asla yaşamıcağız bu hissi bir daha yaşamıcağız bu korkuyu. Ölene kadar yaşadığımız onca şey mutluluklar, sevinçler, kazanımlar hepsi boşuna gereksiz olucak çünkü bir anlamı olmuyacak sen yoksun orda. Yaşadığın eziyet,üzüntü,keder,ayrılmalar,aldatılmalar, hepsi ama hepsi gidicek hayatından çünkü sende gidiceksin sevdikleriz arkada kalıcaklar. Hoş onlarda seni bir yerden sonra seni unutacaklar. Çünkü onlarda senin yaşadığın hayatın aynısını yaşıyacaklar didincekler uğraşacaklar çabalıyacaklar.Ölüme 1-2 dakika kalada anlıyıcaklar durumları. Belki o ara akıllarına geliriz. Belki o ara anlarlar uğraştıklarmız şeylerin ne kadarda gereksiz olduğunu kim bilir..
Bana katılıp yada katılmaya bilirsiniz dediğim kendi kişisel görüşlerim bunlar.Ama elbet haklı olduğum bir kaç nokta vardır elbet..
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar