bugün

deniz gezmiş

68 neslinin efsanevi tanığı, onun için yazdığım birkaç satır buyrun
üzerimize düşen görevin bu denli ağır olduğunu ilk başta farketmemiştik tabii olarak. çocukluk yıllarında dışarda oynarken ne alırsan al paylaşmak zorundasın gibi hissiyle aşılandı sosyalizm olgusu. belkide şirinleri o kadar çizgi film arasında neden bu kadar sevdiğimizin kanıtı, ve maç yapmak için kurduğumuz kaleleri yıkıp geçendi belkide kapitalist arabalar bu yüzden arkasından yaptığımız isyanın ilerki yıllarda reele dönüşen bir anarşizm olduğunu bilmiyorduk elbette. habersizdik kitaplardan, dergilerden sadece önünden geçtiğimiz kahvehanelerde mırıldanılan ne olucak bu memleketin hali lafını sık sık duyar anlam veremezdik çünkü o an tek derdimiz oyunda kaç cilli kaybettiğimizdi. daha sonra lise yıllarında tanıştık siyasetle ilkokulda da pek birşey yoktu haliyle beden eğitimi dersi herzaman bir adım önde gibiydi. ağbilerimizden öğrendik eli yumruk yapıp havaya doğru yükseltmeyi anlam veremesekte dilimize dolanmıştı etrafa umutla söyledikleri sloganlar. pek parlak sayılmazdı derslerimiz hele matematik vardı ki hiç çakmazdık zaten derste çalışmazdık çok kitap okurduk deli gibi bu yüzdendir çalışmadan 5 aldığımız edebiyat ve tarih. bazı hocalar vardı ki isyanımızı anlar gibi şefkatti bizlere işte onlardı sadece bizim değil geleceğin düşünen adamlarını eğiten insanlar çünkü bir başka okurduk nazımın şiirlerini anlaşılırdık hemen bakışlardan, sohbetten, kitaplardan ve deniz ağbinin devrim montundan. sevmezdik pek kışları kar yağarken lüks bir kafede sahlep içen sinek kaydı kravatlı adamlardan da pek hoşlanmazdık zaten. bizim derdimiz dışarıda soğukta ellerini ovalayan işçi donmadan topladığı kartonları eve götürmeye çalışan çocuk oldu işte bu yüzden aşıktık ilkbahara grup yorum dinlerken gelen bahar güneş doğacak açacak çiçek diyordu sessizce çalan bir devrimcinin kulaklığında ne güzeldi ki düşünen bir gençlik hayali işte bu yüzden gece yattığımızda bir kadın değildi düşüncemiz toplumdu, düzendi, ezilenlerdi. benim gibi düşünen çok insan vardı hayali olan düzen hayal eden, çalışan, sadece hakkını isteyen ama biri kardeş gibiydi candı, sohbetlerinden keyif aldığım, sabaha kadar şakalaşmaktan bıkmadığım, kitaplarını verdiği omzumda bir eldi serkandı. bir diğer elde efeydi. denizi sevdik biz, ilkbaharları, kırlangıçları. çoğu zaman tahta taburelerde çay içerken duyulan huzurdu gelecek. yan tarafta edilen muhabbetin anakonusuydu memleket hali geleceğe duyulan endişeydi, alnın kırışmasıydı efkarla çekilen sigaranın dumanı. sezen çalardı bir taraftan yırtık bir afiş seni gördüm duvarda diyordu oda devrimi anlatıyordu. kaldırımlar biliyordu bir devir muhteşemlerdi ve bizde bir devir muhteşemdik, güz güneşinden hüzünlü ilkyazdan şendik, bizi düşündüren memleket haliydi okuduklarımızdı 20 yaşında bana ve bize bunları yazdıran düşündüren sokağa döktüren. anarşist bunlar deyip bize vatan haini gibi bakanlara, geleceği düşünmeyenlere her gelen güçlü iktidara razı olanlara karşı pek birşeyde söylemedik okuduk yazdık okuttuk. bizim gençliğimize anlam katan buydu. bir fikir, bir nesildik, kardeşlik oku çocuk, soran olursa denizdendir denizden.