bugün
- sözlük kızlarının kombinleri45
- sözlük yazarlarının dehşetül vahşet kombinleri12
- kendini türk hisseden arap artığı24
- arkadaşlar toplanır mısınız konuşma yapacağım8
- içtim şarabı siktim arabı7
- firavun haklıydı10
- kıç arasını sürekli kaşıyan erkek4
- 12 ekim 2026 eyüpspor göztepe maçı7
- arkadaşlar biraz dertleşelim mi6
- kendini güzel sanan at suratlı kız7
- yahudi savunan kürt5
- arkadaşlar bunu hanginiz düşürdü3
- sevdim bir kürdü verdim küsküyü3
- nervio3
- sözlükteki gammaz özelliği11
- keşke deniz üzerlerine kapansaydı3
- gammaz sözlük kızları15
- sözlüğün en yakışıklı erkek yazarı43
- osmanlı4
- kale3112'in edinburgh kalesine çıkması2
- ilham aliyev7
- mutlu ama uzak olsun bey birader6
- yarın gs barcelona maçı saat 22 de trt 1 de2
- futbol8
- ateistleri sevmemek7
- süper lig4
- acı biber elleyip gözü kaşımak4
- zina yapmayan erkekle dalga geçilmesi9
- s'i l v'e r m'i s t15
- yarın nikahı basarım denilebilen kadın özellikleri11
- sözlükteki ilişki skandalı36
- renault 193
- başmeriç9
- claudian clouds9
- uludağ sözlük yardımlaşma ve dayanışma kulübü3
- elle pilav yemek4
- ilgi budalası sözlük kızı5
- benimki de pembe pembe diyen kız5
- oryantal6
- sözlük kızları tarafından zorbalanmak5
- diş temizletme7
- levent kırca11
- dm faresi6
- eskort gibi gi'yi nen muhafazkar ai le kizi7
- silvermist'e sataşıyorum öyleyse varım10
- aradın mı3
- muhafazakarlar9
- artık kürt sorunu yoktur14
- bir kıza alınabilecek en iyi hediye10
- barcelona nın galatasaray a döşeyeceği boru3
ortalama devlet okulundan gelen birisi için kapısından girildiğinde willy wonka'nın çikolata fabrikasına girmiş charlie etkisi yaratan şahane okul. ayrıca hayatımda sadece bir kere ziyaret edebildiğim ve bu ziyareti bir türlü unutmadığım yer.
seneler öncesinde robert kolej basket takımı ile maçımız vardı. okul takımı olarak üsküdardan minibüs tutup arnavutköye gittik. o maçı kim ayarlamıştı, nasıl bir bağlantı kuruldu bilmiyorum gerçekten. ilk sıkıntıyı okulu bulmaya çalışırken yaşadık. her yer ağaç, okul yok. bir bekçi klübesi gördük, robert koleji nerede? dedik
2 km ileride solda dedi.
okula vardığımızda film setinden içeri girmiş gibi olduk. spor salonu var. çim var. birbirine (eliyle hayalara vurma hareketi yapan ) erkekler yok? kızlar sanki daha uzun boylu, daha sarı?kıyafetler falan... çok değil iki saat önce üsküdar'da kravatın yamuk olduğu için müdür yardımcısından tokat yemişsin ve geldiğin yer bildiğin amerika!
elimde olmadan kendimi hesap yaparken yakalım. (parmaklarınla sayarak ve alt dudağını uzatarak)
kolej sınavında otuz soru daha çözmüş olsaydım
babamın maaşı sekiz kat falan fazla olsaydı
bir de ne bileyim biraz daha yakışıklı olsaydım
ben de bu okulda okuyabilirdim.
neden olmasın dı?
her neyse, maç yapmak için spor salonuna girdik.maddi, manevi her türlü kültür şoku devam ediyor. yerler bal dök yala. hepimiz için birer dolap var falan. ben şoku kendi içimde yaşıyorum ama arkadaşlardan birisi geliyor oğlum potalar cam pota lan diyor, ötekisi geliyor tribünde kızlar var lağn diyor
beyler biraz sakin olun biraz ayıp oluyor diyecekken tuvaletten bir ses geldi ;
oğlum sıcak su var lağğğğnn
takımın yarısı banyoya koştu. maçtan önce de duş aldılar. aldık.
yaşadığımız kültür şokundan bizi çıkaran beden öğretmenimiz mehmet bey oldu. soyunma odasında şamata devam ederken hışımla içeri girip ;
nerde kaldınız lan hayvanoğluhayvanlar diye bağırınca birden kim olduğumuzu, nereden geldiğimizi, aslen oralı olmadığımızı falan hatırlayıp hızlıca formalarımızı giyip maça çıktık. formaları üsküdar'da bir yerde yaptırmıştık. ben tamer oyguç'a olan hayranlığımdan ötürü 13 numara giymiştim. akşamleyin formayı yıkayıp ertesi gün okula götürmem gerekiyordu, çünkü forma benim değildi, zimmetliydi.
yalnız sahada bizi bir şok daha bekliyordu çünkü adamların hocası bildiğin zenci. coach diye hitap ediyorlar falan. ya ama ne enteresan, sen hayatında ilk defa kanlı canlı zenci görüyorsun, zenciyi bırak belki daha ilk defa amerikalı görüyosun...
maç sırasında robertli çocuklar kendi hocalarına coach falan diye bağırınca tabi biz de ufak ufak havaya girdik. mehmet bey beni oyundan çıkaracağı sırada boynumu yan büküm "ama coach!" diye bağırdım sitem yüklü şekilde. o anda da bir sessizlik oldu sinemada arkadaşınla konuşurken sessizlik olur da söylediğin tüm salonda duyulur hani.. "coach...."
coach!
coach!!!
coach!!!....
herkesin bana baktığını hissediyordum. mehmet bey ile göz göze geldik... bana şöyle dedi gözleri (parmaklarınla sayarak)
ben coach değilim
sen robert koleji öğrencisi değilsin
minibüste dayak yiyeceksin...
velhasıl maçı kazanmıştık sanırım bir sayıyla. robertli çocukları pek hatırlamıyorum, çünkü mekana kafam çok takılmıştı. ama kibarlardı yani, aradaki sınıf farkını biz o kadar farkındaydık ki, belki de hissettirme gereği duymadılar ya da hiç bezleri yoktu o taraklarda. hatırlayamıyorum.
neşe içinde okulumuza geri döndük. hepimizin aklı geride bıraktığımız yerdeydi. bir hafta sonra mehmet bey'in -kardeşi bilmediğimiz bir sebepten ötürü intihar ettiği için- basket takımıyla ilgilenecek hali kalmadı ve takım dağıldı. oysa belki de eyalet finali bile oynayabilecek kadar iyiydik!
seneler öncesinde robert kolej basket takımı ile maçımız vardı. okul takımı olarak üsküdardan minibüs tutup arnavutköye gittik. o maçı kim ayarlamıştı, nasıl bir bağlantı kuruldu bilmiyorum gerçekten. ilk sıkıntıyı okulu bulmaya çalışırken yaşadık. her yer ağaç, okul yok. bir bekçi klübesi gördük, robert koleji nerede? dedik
2 km ileride solda dedi.
okula vardığımızda film setinden içeri girmiş gibi olduk. spor salonu var. çim var. birbirine (eliyle hayalara vurma hareketi yapan ) erkekler yok? kızlar sanki daha uzun boylu, daha sarı?kıyafetler falan... çok değil iki saat önce üsküdar'da kravatın yamuk olduğu için müdür yardımcısından tokat yemişsin ve geldiğin yer bildiğin amerika!
elimde olmadan kendimi hesap yaparken yakalım. (parmaklarınla sayarak ve alt dudağını uzatarak)
kolej sınavında otuz soru daha çözmüş olsaydım
babamın maaşı sekiz kat falan fazla olsaydı
bir de ne bileyim biraz daha yakışıklı olsaydım
ben de bu okulda okuyabilirdim.
neden olmasın dı?
her neyse, maç yapmak için spor salonuna girdik.maddi, manevi her türlü kültür şoku devam ediyor. yerler bal dök yala. hepimiz için birer dolap var falan. ben şoku kendi içimde yaşıyorum ama arkadaşlardan birisi geliyor oğlum potalar cam pota lan diyor, ötekisi geliyor tribünde kızlar var lağn diyor
beyler biraz sakin olun biraz ayıp oluyor diyecekken tuvaletten bir ses geldi ;
oğlum sıcak su var lağğğğnn
takımın yarısı banyoya koştu. maçtan önce de duş aldılar. aldık.
yaşadığımız kültür şokundan bizi çıkaran beden öğretmenimiz mehmet bey oldu. soyunma odasında şamata devam ederken hışımla içeri girip ;
nerde kaldınız lan hayvanoğluhayvanlar diye bağırınca birden kim olduğumuzu, nereden geldiğimizi, aslen oralı olmadığımızı falan hatırlayıp hızlıca formalarımızı giyip maça çıktık. formaları üsküdar'da bir yerde yaptırmıştık. ben tamer oyguç'a olan hayranlığımdan ötürü 13 numara giymiştim. akşamleyin formayı yıkayıp ertesi gün okula götürmem gerekiyordu, çünkü forma benim değildi, zimmetliydi.
yalnız sahada bizi bir şok daha bekliyordu çünkü adamların hocası bildiğin zenci. coach diye hitap ediyorlar falan. ya ama ne enteresan, sen hayatında ilk defa kanlı canlı zenci görüyorsun, zenciyi bırak belki daha ilk defa amerikalı görüyosun...
maç sırasında robertli çocuklar kendi hocalarına coach falan diye bağırınca tabi biz de ufak ufak havaya girdik. mehmet bey beni oyundan çıkaracağı sırada boynumu yan büküm "ama coach!" diye bağırdım sitem yüklü şekilde. o anda da bir sessizlik oldu sinemada arkadaşınla konuşurken sessizlik olur da söylediğin tüm salonda duyulur hani.. "coach...."
coach!
coach!!!
coach!!!....
herkesin bana baktığını hissediyordum. mehmet bey ile göz göze geldik... bana şöyle dedi gözleri (parmaklarınla sayarak)
ben coach değilim
sen robert koleji öğrencisi değilsin
minibüste dayak yiyeceksin...
velhasıl maçı kazanmıştık sanırım bir sayıyla. robertli çocukları pek hatırlamıyorum, çünkü mekana kafam çok takılmıştı. ama kibarlardı yani, aradaki sınıf farkını biz o kadar farkındaydık ki, belki de hissettirme gereği duymadılar ya da hiç bezleri yoktu o taraklarda. hatırlayamıyorum.
neşe içinde okulumuza geri döndük. hepimizin aklı geride bıraktığımız yerdeydi. bir hafta sonra mehmet bey'in -kardeşi bilmediğimiz bir sebepten ötürü intihar ettiği için- basket takımıyla ilgilenecek hali kalmadı ve takım dağıldı. oysa belki de eyalet finali bile oynayabilecek kadar iyiydik!
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar