bugün
- gündüz kızımsın gece ise karımsın diyen sapık baba10
- cia in takibe aldığı 23 sözlük yazarı10
- başkenti siz belirleseydiniz neresi olurdu4
- evliya çelebi'nin hiç evlenmemesi6
- türkiye şahlanıyor2
- yanlışlıkla pasif olmak3
- 31 aralık 20262
- putin 18 sözlük yazarı hakkında rapor istedi9
- coskuyla sabunlanan pipi7
- yaş ilerledikçe fark edilen şeyler9
- tatlı tatlı kaşınan göt deliği11
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı22
- nervio18
- bik bik 219
- izmir den brisbane'a otostopla gitmek6
- 31 ekim 2026 fenerbahçe göztepe maçı4
- tarikat şeyhleri2
- ölümden sonra hayatın varlığı sorunsalı8
- 31 ekim 2026 hakkari de askerimizin şehid olması2
- kpss ön lisans 70 puan mealinin yorumu3
- gece gece kokoreç gömmek7
- galatasaray ın 4 nala şampiyonluğa koşması3
- engineer28'e bırak bu ayakları demek4
- israil de arapların seçim dengelerini değiştirmesi2
- yazarların gizli gizli dinlediği şarkılar3
- street fighter4
- 7 kasım 2026 galatasaray amed maçı12
- ücretsiz kargo sınırı için sepet şişirme2
- ayak yalarken aniden gelen ben ne yapıyorum hissi2
- anın görüntüsü18
- 30 ekim 2026 konyaspor galatasaray maçı18
- akın gürlek4
- teomancalmasur23
- nick istemeyen adam ile engineer283
- ne bikbikmiş beee4
- 1800 ler sibirya da kış gecesi3
- kol saati8
- tüm akrabalara haddini bildirmek4
- reyon görevlisi2
- ipkis'in güzel entryler girmesi4
- yazılımcıların flört edememesi10
- eski eş ile yeni eşi yemeğe davet etmek7
- herzevekil13
- türk solu16
- eli üşüyen kızın elini nasıl ısıtırsın24
- insanı çalışmaktan soğutan şeyler3
- siyasi hasım iftirası ile idam2
- 29 ekim 2026 aliyev'in türkiye'ye gelmemesi22
- sözlük yazarları neden birbirinden nefret ediyor7
- mercedes benz tırlarn çamaşır makinesine benzemesi4
"Yeraltında bir mağara tasarla. Mağaranın kapısı bol ışıklı bir yola açılıyor, ama mağarada yaşayan insanların kolları, boyunları ve bacakları zincirlerle bağlanmış, sırtları da ışığa çevrilmiş; öyle ki sadece karşılarındaki mağara duvarını görüyorlar, başlarını arkaya çeviremiyorlar. Kendilerini bildikleri andan beri de, burada bu şekilde oturmaktalar.
Düşün ki, sırtlarının arkasındaki ışıklı yoldan bir sürü nesne geçiyor. Işık, bu nesneleri mağaranın duvarına yansıtıyor. Şimdi bu adamlar, sadece mağaranın duvarına yansıyan hayalleri görebilirler; o hayallerin meydana gelmesine neden olan gerçek nesneleri göremezler…
Demek ki bu adamlar, birbirleriyle konuşabilselerdi, duvarda gördükleri hayallere bir takım adlar vereceklerdi, çünkü bu hayalleri gerçeğin kendisi sanmaktadırlar. Bu adamların gözünde gerçeklik, asıl gerçeklerin duvara yansıyan hayallerinden ya da gölgelerinden başka bir şey değildir…
Şimdi, bu adamlardan birinin, zincirlerini bir şekilde çözüp, ayağa kalktığını ve başını asıl gerçekliklerin bulunduğu yöne çevirdiğini düşün…
Gözleri parlak ışıktan kamaşır ve asıl gerçeklikleri, ilk anda göremezdi. Kamaşan gözlerini, yeniden alışık olduğu o duvara çevirir ve duvardaki hayallere kolayca bakardı. Ama gözlerini yavaş yavaş alıştırarak asıl ışığın kaynağına tekrar baktığında, arkadaşlarıyla gördüğü şeylerin birer hayalden ibaret olduklarını; asıl gerçekliklerin, şimdi gördükleri olduğunu anlardı.
işte gözümüzle gördüğümüz bu dünya, o mağaranın duvarıdır. Doğrudan doğruya duvara bakmakla yetinmek yerine, başını aksi yöne çevirerek, o duvara yansıyan görüntülerin kaynağı olan ışığa bakmayı düşünebilen insan da, ‘duyu Gözü’nü, ‘akıl’ gözüne çevirebilen bilgedir."
Eflatun-Devlet
Düşün ki, sırtlarının arkasındaki ışıklı yoldan bir sürü nesne geçiyor. Işık, bu nesneleri mağaranın duvarına yansıtıyor. Şimdi bu adamlar, sadece mağaranın duvarına yansıyan hayalleri görebilirler; o hayallerin meydana gelmesine neden olan gerçek nesneleri göremezler…
Demek ki bu adamlar, birbirleriyle konuşabilselerdi, duvarda gördükleri hayallere bir takım adlar vereceklerdi, çünkü bu hayalleri gerçeğin kendisi sanmaktadırlar. Bu adamların gözünde gerçeklik, asıl gerçeklerin duvara yansıyan hayallerinden ya da gölgelerinden başka bir şey değildir…
Şimdi, bu adamlardan birinin, zincirlerini bir şekilde çözüp, ayağa kalktığını ve başını asıl gerçekliklerin bulunduğu yöne çevirdiğini düşün…
Gözleri parlak ışıktan kamaşır ve asıl gerçeklikleri, ilk anda göremezdi. Kamaşan gözlerini, yeniden alışık olduğu o duvara çevirir ve duvardaki hayallere kolayca bakardı. Ama gözlerini yavaş yavaş alıştırarak asıl ışığın kaynağına tekrar baktığında, arkadaşlarıyla gördüğü şeylerin birer hayalden ibaret olduklarını; asıl gerçekliklerin, şimdi gördükleri olduğunu anlardı.
işte gözümüzle gördüğümüz bu dünya, o mağaranın duvarıdır. Doğrudan doğruya duvara bakmakla yetinmek yerine, başını aksi yöne çevirerek, o duvara yansıyan görüntülerin kaynağı olan ışığa bakmayı düşünebilen insan da, ‘duyu Gözü’nü, ‘akıl’ gözüne çevirebilen bilgedir."
Eflatun-Devlet
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar