bugün
- rica etsem beni linçler misiniz14
- sokakta dayak atılan kadın görsen karışır mısın7
- enayimiknatisi ile kavga etmek10
- ellerim bos gonlum hos28
- ohooo biri gider biri gelir sayıları o kadar çokki12
- bik bik nedir niye bu kadar sevilesidir9
- silver ile evlenecek erkek40
- mesajla verilmiş en büyük ayarlar7
- avukat sevgili8
- sürü zekası6
- imparatorice olmak ister miydiniz7
- teomancalmasur5
- yazarların şu an dinlediği şarkılar5
- bir kızdan kibarca nasıl domalmş fotoğrafı istenir9
- true giderse sözlükte yürüyen cinsellik kim olacak9
- bilim ve din üzerine düşünceler3
- sözlükte yapılacak en büyük hata3
- üzdüğüm herkesten özür dilerim3
- technical debt3
- sözlüğün toplam zekası6
- sözlükte tartışma kaybetmeme taktikleri5
- silik yemek5
- sarhoş olmak3
- sözlük yazarlarının bıyıkları3
- ktç'nin iki ay çalyak yemesi olayı9
- sözlükteki en kaliteli nesil10
- katatespizartmasi16
- 30 ağustos 2026 girne feribot faciası21
- korkunçlu cinli roman yazmak5
- arkadaşlar gammaz çetesi kuruyorum9
- aşk-ı memnu2
- tuzlu kahve dizisi7
- motordan düşmek6
- uludağ sözlükte günü kavga etmeden bitirmek3
- psikopatlar neden klasik müzik sever7
- pitbull3
- fenerbahçe nin transferi kapaması18
- özel mesaj ifşası5
- evli adamın sözlükte ne işi var8
- esmer kız neşesi2
- yüzüklerin efendisi4
- eksi karmalı kadın yazar3
- ortama girince herkesin susması11
- sırplarda dusan isminin yaygın olması2
- sözlük yazarlarının kombinleri12
- düşmüş melekler aynı anda tüm dünyayı işitebiliyor7
- gocu31
- masonların kurduğu abd4
- parayla saadet olması18
- bira içerken dinlenen en iyi sanatçı2
bugün bir söyleşisine katıldıgım yazar.
'romandan uyarlanmış hayat' başlıklı bir konuşma yaptı söyleşinin başında. tarihten örnekler vererek romanların gerçek dünyaya büyük etkilerde bulundugu hatta avrupanın bugünlere gelmesinde büyük bir pay sahibi oldugu tezini ortaya attı saglam kanıtlar öne sürerek. örnegin charles dickens dedi, ingilterenin karakterini belirleyen yazardır, toplumu şekillendirmiştir dedi. o an aklıma dickens'ın oliver twist'i yazdıktan sonra bu romanı okuyan halkın romandan cok etkilenmesi, ve sokak cocuklarına daha cok sadaka vermeye başlaması, devletin de romanın itici gücüyle cocuklar için sıgınma evleri açması geldi. o aslında biraz daha genel bir şeyden bahsediyordu sanırım, tüm halkı tüm milleti kalkındırdıgını kendine getirdigini karakterlerinin farkına vardıklarından ve bir vizyon edindiklerinden dem vuruyodu heralde. aynı şekilde balzac'tan, victor hugo'dan da bahsetti. bu aydınlar sayesinde o korkunç karanlık geçmişi bir kenara bırakıp yepyeni aydınlık bir gelecege tasıdıgını söyledi hemen hemen. (tabi sadece yazarlar sayesinde olmadıgının da altını çizdi.) geçmişte çocukları haçlı seferine göndermeye kalkan çılgınca zihniyetten de söz etti laf arasında. çok dogru bir örnekti.
kısacası konuşması her zamanki dağınık üslubunun tekrarı da olsa onu kendisi yapan bu düzensiz anlatım şekliyle bence çok güzel ve enterasan bir konuya değindi, kafa açtı akşam akşam.
hatta kendisi de zaten o kadar iyi konuşamadıgını ve sanıldıgı kadar zeki olmadıgı milen kundera'nın "romanlar daima yazarlarından daha zekidir" sözüyle ifade ederek mütevazi karakterinden taviz vermedi yine.
gelelim izleyen kitlesine;
o kadar ahmakça, seviyesizce, magazinel sorular sordular ki adama, onların adına ben utandım, oturdugum koltukta eridim resmen, "hangi politikacıyla dost olmak istersiniz?", "farklı olmak için özel bir çaba harcıyor musunuz?", "çoraplarınız neden renkli?", "götünüzde kıl var mı?*" gibi saçma sapan, ipe sapa gelmez sorular sordular. lan yazar o yazar, adam gibi soru sor, zaten konu belli, 'romandan uyarlanmış hayat' adamın konuşmasının teması, onun hakkında sorsana ahmak, hadi olmadı biraz derin cevap verilebilecek sorular sor, ölümden gir, yalnızlıktan çık, aşk nedir diye sor da yapıştırsın güzel bi cevap kendimizi bulalım be kardeşim, o ne mına koyim, çorabınız neden renkliymiş, lan böyle soru mu olur be, adam kitap yazmış, sordugun soruya bak.
üniversite seviyesindeki gençlerden oluşan bir toplulugun düşünce seviyesini, entellektüel birikimini, konuşabilme potansiyelini, iletişim becerisini ve 'söyleşi'de soru sorma adabını bilmedigini cok net gösterdi bana bu söyleşi.
menteş kızmakta haklı, adam kalkmış gelmiş ayağına kadar elle tutulur bir şeyler konuşabilmek için, senin yaptığına bak. yine iyi, salonu terketmedi adam, oturdu konuştu olabildigince, gülerek eğlenerek biraz da kendini zorlayarak, hikaye falan anlatarak zamanı doldurdu. lakin bu söyleşiden hiç memnun kaldığını sanmıyorum.
menteş, gözlerinden anladım, "ne aptal bir gençliksiniz!" dediğini.
haklısın.
'romandan uyarlanmış hayat' başlıklı bir konuşma yaptı söyleşinin başında. tarihten örnekler vererek romanların gerçek dünyaya büyük etkilerde bulundugu hatta avrupanın bugünlere gelmesinde büyük bir pay sahibi oldugu tezini ortaya attı saglam kanıtlar öne sürerek. örnegin charles dickens dedi, ingilterenin karakterini belirleyen yazardır, toplumu şekillendirmiştir dedi. o an aklıma dickens'ın oliver twist'i yazdıktan sonra bu romanı okuyan halkın romandan cok etkilenmesi, ve sokak cocuklarına daha cok sadaka vermeye başlaması, devletin de romanın itici gücüyle cocuklar için sıgınma evleri açması geldi. o aslında biraz daha genel bir şeyden bahsediyordu sanırım, tüm halkı tüm milleti kalkındırdıgını kendine getirdigini karakterlerinin farkına vardıklarından ve bir vizyon edindiklerinden dem vuruyodu heralde. aynı şekilde balzac'tan, victor hugo'dan da bahsetti. bu aydınlar sayesinde o korkunç karanlık geçmişi bir kenara bırakıp yepyeni aydınlık bir gelecege tasıdıgını söyledi hemen hemen. (tabi sadece yazarlar sayesinde olmadıgının da altını çizdi.) geçmişte çocukları haçlı seferine göndermeye kalkan çılgınca zihniyetten de söz etti laf arasında. çok dogru bir örnekti.
kısacası konuşması her zamanki dağınık üslubunun tekrarı da olsa onu kendisi yapan bu düzensiz anlatım şekliyle bence çok güzel ve enterasan bir konuya değindi, kafa açtı akşam akşam.
hatta kendisi de zaten o kadar iyi konuşamadıgını ve sanıldıgı kadar zeki olmadıgı milen kundera'nın "romanlar daima yazarlarından daha zekidir" sözüyle ifade ederek mütevazi karakterinden taviz vermedi yine.
gelelim izleyen kitlesine;
o kadar ahmakça, seviyesizce, magazinel sorular sordular ki adama, onların adına ben utandım, oturdugum koltukta eridim resmen, "hangi politikacıyla dost olmak istersiniz?", "farklı olmak için özel bir çaba harcıyor musunuz?", "çoraplarınız neden renkli?", "götünüzde kıl var mı?*" gibi saçma sapan, ipe sapa gelmez sorular sordular. lan yazar o yazar, adam gibi soru sor, zaten konu belli, 'romandan uyarlanmış hayat' adamın konuşmasının teması, onun hakkında sorsana ahmak, hadi olmadı biraz derin cevap verilebilecek sorular sor, ölümden gir, yalnızlıktan çık, aşk nedir diye sor da yapıştırsın güzel bi cevap kendimizi bulalım be kardeşim, o ne mına koyim, çorabınız neden renkliymiş, lan böyle soru mu olur be, adam kitap yazmış, sordugun soruya bak.
üniversite seviyesindeki gençlerden oluşan bir toplulugun düşünce seviyesini, entellektüel birikimini, konuşabilme potansiyelini, iletişim becerisini ve 'söyleşi'de soru sorma adabını bilmedigini cok net gösterdi bana bu söyleşi.
menteş kızmakta haklı, adam kalkmış gelmiş ayağına kadar elle tutulur bir şeyler konuşabilmek için, senin yaptığına bak. yine iyi, salonu terketmedi adam, oturdu konuştu olabildigince, gülerek eğlenerek biraz da kendini zorlayarak, hikaye falan anlatarak zamanı doldurdu. lakin bu söyleşiden hiç memnun kaldığını sanmıyorum.
menteş, gözlerinden anladım, "ne aptal bir gençliksiniz!" dediğini.
haklısın.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar