bugün
- kızlara bişey soracağım erkekler gelmesin11
- ben aquila bicipite sorularınızı yanıtlıyorum25
- ayı saldırınca yapılması gerekenler13
- sinirli kadını sakinleştirmenin yolları14
- kadınların zeka seviyesi3
- gece yarısı çalan telefon7
- uysaljakoben21
- koca2
- gammaz olmuşum13
- ilşkisini herkese anlatan kızlar7
- kızların sözlüğü erkek düşürmek için kullanması7
- çıplak ayakla misafir karşısına çıkmaya utanmak3
- kadın mı erkek mi belli olmayan yazarlar21
- aquila bicipite8
- reha muhtar25
- geceye bir söz bırak3
- uyuşturucu kullanan oğlunu öldüren baba7
- başımın tatlı tatlı dönmesi4
- yüzüklerin efendisi abartılmış boktan bi filmdir4
- eski dizileri izlemek3
- minyon kadın siniri5
- aşık olunca yapılan salaklıklar3
- ankarada masaj yaptırmak2
- kel erkek3
- kadınların erkeklerde aradıkları şeyler2
- osuruk kokusunun kalıcılık süresi6
- bir erkeğin instagram kullanma amacı2
- daha önce erkeklerle aynı ortamda oturmuş kız2
- samsun da elektrik akımına kapılan 3 işçinin ölümü2
- hiç evlenemeyecek gibi hissetmek4
- ona bir şey söyle16
- kemal kılıçdaroğlu35
- denize sıfır bir ev sahibi olmak2
- ekşi sözlükte 2 yıldır çaylak olmak2
- elit olmak için gerekenler13
- güzel ayaklar mevsiminin gelmesi9
- herkes eski nikini yazsın bitsin bu eziyet11
- bir kadına alınabilecek en güzel hediye7
- toplu taşımaya binen kızın asıl amacı4
- yazarların 2005 yılı maaşları7
- bizim delilere bakayım4
- gocu26
- ikinci evliliği yapanları anlayamamak21
- yemek yemek mi güzel giyinmek mi5
- benim başaklarımı görmek ister misiniz3
- gençler iş beğenmiyor3
- gecenin şarkısı4
- 20'li yaşlarınızın başları nasıl geçti6
- semum3
- evleneceğiniz yazarı neye göre seçersiniz8
bile bile kaçırdığımız bir trendi. köy enstitülerinin yarattığı öz kaynak değerleri, bizi çok iyi yerlere getirebilirdi. abartmıyorum, almanya'yı yakalayabilirdik belki. ama, '38'den beri küçük zihniyetlerce yönetildiğimiz için, kendi ellerimizle kaçırdık bu şansı.
köy enstitüleri, mükemmel olmasa bile ona yakın bir projeydi. ülkenin tarıma dayalı köy nüfusunu hem eğitecek, hem de çağdaşlaştıracaktı, bu sayede hem tarım gelişecek hem de toplum kalkınacaktı. beş para etmeyecek çıkarlar için, yönetimdekiler, doğudaki şu dünyaya hayırlı bir gram iş yapmamış "ağa"lar, her zaman başımıza birşeyler sarmış amerika birleşik devletleri birleşerek, bu kalkınma projesini bitirmiş ve bugünlere gelmemizi sağlamışlardır. abd dediğimiz zaten dünyanın haini de, bu projeyi bir çırpıda hasır altı edenlere de çok vatansever denemez herhalde. köy enstitülerini kapatmak, 12 eylül darbesi kadar büyük bir hainlikti ve yapıldı.
kimse tutup da, "vay efendim köy enstitüleri mi kaldı hala ağlıyonuz arkasından, hem gomünüz yuvasıydı oralar, kız-erkek cima ediyorlardı, dinsizlik aşılıyorlardı..." gibi saçma eleştirilerle gelmesin. resmi tarihimizin bile yalan anlattığı bir eğitim sisteminin yetiştirdiği tek tip niteliksiz bireyler haline dönüp, tarihteki hatalardan da hiç ders almadığımız için bugün bulunduğumuz noktadayız.
köy enstitüleri, öyle basitçe "eğitim projesiydi, bitti geçti." ile anılacak bir kurum değildi. kuruluşu ince ince düşünülmüş, savaştan çıkmış taze bir ülkenin yapabileceği en basit şekilde uygulanmıştı. enstitülerin kurulacağı yerlerde, mimarların arazi incelemeleri yaptığı, yöreye özgü faktörlerin göze alındığı, tamamıyla kendi kendisini yürütecek kampüs programları belirlendiği ve herşeyin imece usulüyle yapıldığı gerçekleri çok göz önüne çıkarılmaz. yurtdışından eğitimcilerin gelip, danışmanlık yaptığı, bizzat yurtdışına izlemeleri için görevli gönderildiği ve okuma-yazması bile olmayan çoğunluk nüfusu her anlamda kalkındıracak bir projenin peşine düşüldüğü göz ardı edilir. yirmi yıldır her yerde karşımıza çıkan sürdürülebilirlik kavramını, köy enstitüleri yetmiş sene önce uygulamıştır. nasıl almanya, tasarım alanında bauhaus'u kurarak bir usta-çırak ilişkisinin önemini vurgulamışsa, köy enstitüleri buna benzer yaklaşımı tamamen bize özgü bir anlayışla yansıtabilmiştir. en basit haliyle, yurdun ücra köşesindeki bir köylü çocuğun shakespeare'i, vivaldi'yi bilmesine ön ayak olmuştu köy enstitüleri... tarımı bilen, okuyan yazan, enstrüman çalan, sanatla uğraşan bir köy nufüsu, bu ülkeyi çok daha iyi yerlere getirecekti. şu an yaşayan bir çok köy enstitüsü mezunu vardır. bulursanız, gidin, konuşun. neleri kaçırdığımızı bir bir anlatırlar... öyle böyle şeyler değildir kaçan giden...
köy enstitüleri devam etseydi, şu ülkede var olduklarından beri her halta muhalefet eden malum kesimler biraz seslerini kesip, yararlarını görebilselerdi, türkiye şu an çok daha iyi yerlerde olacaktı kesinlikle. en basitinden, bok varmış gibi herkes şehirlere göç etmeyecekti. köylü, eğitimini aldıktan sonra köyüne dönecek, tarımını yapacak, edindiği becerilerle ek gelir kapısı açacaktı kendisine. köyler bu sayede gelişecekti, istanbul'un altın olmayan taşı toprağı uzaktan insanlara hoş gözükmeyecekti. saçma töreler ve gelenekler kırılacaktı belki ve insanlar daha çağdaş bir yaşam süreceklerdi. köyden kente göç azalacaktı, bu sayede güvenlik ve yoksulluk sorunları da azalacaktı. istanbul'un, ankara'nın trafiğine küfür etmeyecektik. almanya'nın kasabaları gibi olacaktı belki köylerimiz, kim bilir... ama, seçilmiş adamların ihtirasları, bizlere karanlığı öngördü. köyler hep itildi enstitülerden sonra... köye yatırım yapmaktansa, oradaki ağalığı yozluğu öven diziler yapmak daha tatlı geldi. köyden kente, umutlanıp göç eden çoğu birey, boktan ortamlara meze oldu. bizler hiçbir şey yapmadık. sadece "dinimiz amin." dedik.
bugün yaşadığımız yobazlık artışı, kültür şoku, yozlaşma, kutuplaşma, değersizleşme, duyarsızlaşma, bilinçsizleşme gibi durumların hepsi eğitimsizliğimiz yüzündendir. halkımız öyle böyle cahil değil. açın televizyonu, gördüğünüz haberler, programlar sağlıklı bir toplumun izdüşümü değildir. ülkece ruh hastası konumundayız. böyle olmamız, birilerinin işine geliyordu çünkü ve biz de koşar adım uyduk bize biçilen saçma planlara... köy enstitüleri, sağlayacağı kalkınmayla böyle rezil durumlara düşmemizin önüne geçebilirdi. köye hakettiği değeri vererek, tarım, turizm, kültür olarak büyük bir atılım yapabilirdi. ama engel oldular.
yapımda emeği geçenlere diyecek hiçbir şeyim yok. solcusu da dahil, sağcısı da... bu ülkeye attığınız kazığın sonuçlarını daha çok çekeceğiz bu gidişle...
köy enstitüleri, mükemmel olmasa bile ona yakın bir projeydi. ülkenin tarıma dayalı köy nüfusunu hem eğitecek, hem de çağdaşlaştıracaktı, bu sayede hem tarım gelişecek hem de toplum kalkınacaktı. beş para etmeyecek çıkarlar için, yönetimdekiler, doğudaki şu dünyaya hayırlı bir gram iş yapmamış "ağa"lar, her zaman başımıza birşeyler sarmış amerika birleşik devletleri birleşerek, bu kalkınma projesini bitirmiş ve bugünlere gelmemizi sağlamışlardır. abd dediğimiz zaten dünyanın haini de, bu projeyi bir çırpıda hasır altı edenlere de çok vatansever denemez herhalde. köy enstitülerini kapatmak, 12 eylül darbesi kadar büyük bir hainlikti ve yapıldı.
kimse tutup da, "vay efendim köy enstitüleri mi kaldı hala ağlıyonuz arkasından, hem gomünüz yuvasıydı oralar, kız-erkek cima ediyorlardı, dinsizlik aşılıyorlardı..." gibi saçma eleştirilerle gelmesin. resmi tarihimizin bile yalan anlattığı bir eğitim sisteminin yetiştirdiği tek tip niteliksiz bireyler haline dönüp, tarihteki hatalardan da hiç ders almadığımız için bugün bulunduğumuz noktadayız.
köy enstitüleri, öyle basitçe "eğitim projesiydi, bitti geçti." ile anılacak bir kurum değildi. kuruluşu ince ince düşünülmüş, savaştan çıkmış taze bir ülkenin yapabileceği en basit şekilde uygulanmıştı. enstitülerin kurulacağı yerlerde, mimarların arazi incelemeleri yaptığı, yöreye özgü faktörlerin göze alındığı, tamamıyla kendi kendisini yürütecek kampüs programları belirlendiği ve herşeyin imece usulüyle yapıldığı gerçekleri çok göz önüne çıkarılmaz. yurtdışından eğitimcilerin gelip, danışmanlık yaptığı, bizzat yurtdışına izlemeleri için görevli gönderildiği ve okuma-yazması bile olmayan çoğunluk nüfusu her anlamda kalkındıracak bir projenin peşine düşüldüğü göz ardı edilir. yirmi yıldır her yerde karşımıza çıkan sürdürülebilirlik kavramını, köy enstitüleri yetmiş sene önce uygulamıştır. nasıl almanya, tasarım alanında bauhaus'u kurarak bir usta-çırak ilişkisinin önemini vurgulamışsa, köy enstitüleri buna benzer yaklaşımı tamamen bize özgü bir anlayışla yansıtabilmiştir. en basit haliyle, yurdun ücra köşesindeki bir köylü çocuğun shakespeare'i, vivaldi'yi bilmesine ön ayak olmuştu köy enstitüleri... tarımı bilen, okuyan yazan, enstrüman çalan, sanatla uğraşan bir köy nufüsu, bu ülkeyi çok daha iyi yerlere getirecekti. şu an yaşayan bir çok köy enstitüsü mezunu vardır. bulursanız, gidin, konuşun. neleri kaçırdığımızı bir bir anlatırlar... öyle böyle şeyler değildir kaçan giden...
köy enstitüleri devam etseydi, şu ülkede var olduklarından beri her halta muhalefet eden malum kesimler biraz seslerini kesip, yararlarını görebilselerdi, türkiye şu an çok daha iyi yerlerde olacaktı kesinlikle. en basitinden, bok varmış gibi herkes şehirlere göç etmeyecekti. köylü, eğitimini aldıktan sonra köyüne dönecek, tarımını yapacak, edindiği becerilerle ek gelir kapısı açacaktı kendisine. köyler bu sayede gelişecekti, istanbul'un altın olmayan taşı toprağı uzaktan insanlara hoş gözükmeyecekti. saçma töreler ve gelenekler kırılacaktı belki ve insanlar daha çağdaş bir yaşam süreceklerdi. köyden kente göç azalacaktı, bu sayede güvenlik ve yoksulluk sorunları da azalacaktı. istanbul'un, ankara'nın trafiğine küfür etmeyecektik. almanya'nın kasabaları gibi olacaktı belki köylerimiz, kim bilir... ama, seçilmiş adamların ihtirasları, bizlere karanlığı öngördü. köyler hep itildi enstitülerden sonra... köye yatırım yapmaktansa, oradaki ağalığı yozluğu öven diziler yapmak daha tatlı geldi. köyden kente, umutlanıp göç eden çoğu birey, boktan ortamlara meze oldu. bizler hiçbir şey yapmadık. sadece "dinimiz amin." dedik.
bugün yaşadığımız yobazlık artışı, kültür şoku, yozlaşma, kutuplaşma, değersizleşme, duyarsızlaşma, bilinçsizleşme gibi durumların hepsi eğitimsizliğimiz yüzündendir. halkımız öyle böyle cahil değil. açın televizyonu, gördüğünüz haberler, programlar sağlıklı bir toplumun izdüşümü değildir. ülkece ruh hastası konumundayız. böyle olmamız, birilerinin işine geliyordu çünkü ve biz de koşar adım uyduk bize biçilen saçma planlara... köy enstitüleri, sağlayacağı kalkınmayla böyle rezil durumlara düşmemizin önüne geçebilirdi. köye hakettiği değeri vererek, tarım, turizm, kültür olarak büyük bir atılım yapabilirdi. ama engel oldular.
yapımda emeği geçenlere diyecek hiçbir şeyim yok. solcusu da dahil, sağcısı da... bu ülkeye attığınız kazığın sonuçlarını daha çok çekeceğiz bu gidişle...
Gündemdeki Haberler
güncel Önemli Başlıklar
