bugün
- bir kadını sarhoş edip onunla birlikte olan erkek12
- chp'nin hali ne olacak33
- mhp li yazarlar5
- kimseye borç vermeyen insan5
- m r e r e c t o19
- vurdurmayan sözlük yazarları6
- özdemir asaf bir gün taksiye biner3
- gram altın5
- sonradan severim diyerek ilişkiye başlamak7
- el sıkıştığında ne hissediyorsun7
- stanley termos almanın mantıklı açıklaması4
- esat oktay yıldıran4
- bir gün onsuz kaç saattir sorunsalı5
- aisu2
- recycled plastic2
- özgür özel den kılıçdaroğlu'na ihraç uyarısı4
- gürsel tekin2
- togg t10f3
- modern ilişkilerin zor başlaması ama çabuk bitmesi2
- her evde en az iki araba olması5
- kaçak elektrik kullanan doğulu vatan haini3
- hiç gelmeyecek birini beklemek2
- sözlükte erkekleri taciz eden kızlar tam liste9
- sedat pekmez24
- kayyum kemal8
- bitik sözlük4
- diamond bosphoruss denen yazar22
- gocu33
- uykuyu alamamak2
- çapulcu hareket partisi2
- en sevdiğiniz müzik türü5
- molayı mola olmanın ötesine taşımak3
- tai lung11
- insan olmaya çeyrek kala5
- 9 haziran 2026 kk'nın ayaklanma çağrısı ithamı7
- yazarların on üzerinden komiklikleri46
- en gey özelliğiniz17
- sözlükte erkekleri istemiyoruz24
- zall buraya bak aslanım7
- biliyorum ama soylemem2
- evleneceğiniz yazarı neye göre seçersiniz15
- doğu görevinde kürtlerin türklere yaptığı mobbing6
- muharrem ince2
- kalın bacaklı kadın çekiciliği5
- favori manifest kızınız4
- hoşlanılan kadının ellerim üşüyor demesi2
- kuzen evliliği5
- yaz geldi askılı giyen hatunlar çoğaldı5
- pembe sıçmıklar2
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle65
itlâf, bir malı tamamen veya kısmen telef etme anlamına gelmektedir. Bazen uzuvlar için de itlaf tabiri kullanılır.
http://www.bilmiyorsanogr...ler/3198-itlaf-nedir.html
izni olmadan ve kanundan kaynaklanan bir yetki bulunmaksızın hiç kimsenin bir başkasının malında ve hakkında tasarruf salahiyeti yoktur. Bu sebeple, haksız bir fiil sonucu bir başkasına zarar veren kişi, zararın fahiş olmasına bakılmaksızın, verdiği zararı tazmînle mükelleftir. Ancak, itlaf veya ifsat edilen, yani tamamen veya kısmen zarar gören şeyin, mal olması, mütekavvim olması ve muhterem olması gerekir. Maddî değeri bulunmayan ve dinen muhterem olmayan, yani dokunulmazlık vasfı taşımayan şeyin tazmîni söz konusu değildir.
Gerek malın itlafında ve gerekse vücudun yaralanması veya uzvun kesilmesinde, sahibinin izni ve rızası tazmînâtı düşürür. Aynı şekilde, tazmînatın düşmesi için, izin ve rızanın önceden beyan edilmiş olması da şart değildir; malın itlafından sonraki rıza da tazmînatı düşürür.
Eşya tam olarak itlaf edilmişse ve misli mallardan olup, fiilen de emsali bulunuyorsa, bunun tazmîni mislini vermek suretiyle olur. Tazmîni gereken mal kıyemî, yani çarşıda, pazarda emsali bulunmayıp kıymetle takdir edilen bir malsa veya mislî olduğu halde emsali bulunamamış ise değeri nakit olarak ödenir. Fukahanın çoğuna göre, bazı hallerde zarar verilen eşyanın tamir edilerek eski haline getirilmesi de tazmîn yerine kabul edilmiştir. Haksız fiil sonucunda telef edilen eşyanın, telef tarihindeki kıymeti üzerinden tazmîn edilmesi gerektiği ittifakla kabul edilmiştir.
Zarar verilen eşya tamamen işe yaramaz, kullanılmaz hale gelmeyip de, sakatlamış veya değeri azalmış ise, tazmîn meydana gelen eksikliğin karşılanması şeklinde olur. Şöyle ki, mal sağlam durumda ve zarar gördükten sonraki kıymeti değerlendirilir ve aradaki fark tazmîn edilir. Ancak zarar büyük veya önemli ise, bu takdirde tercih edilen içtihada göre, zarara uğrayan kişi, eksilen değeri tazmîn ettirmek ile malı olduğu gibi zarar verene bırakıp bedelini almak arasında muhayyerdir.
http://www.bilmiyorsanogr...ler/3198-itlaf-nedir.html
izni olmadan ve kanundan kaynaklanan bir yetki bulunmaksızın hiç kimsenin bir başkasının malında ve hakkında tasarruf salahiyeti yoktur. Bu sebeple, haksız bir fiil sonucu bir başkasına zarar veren kişi, zararın fahiş olmasına bakılmaksızın, verdiği zararı tazmînle mükelleftir. Ancak, itlaf veya ifsat edilen, yani tamamen veya kısmen zarar gören şeyin, mal olması, mütekavvim olması ve muhterem olması gerekir. Maddî değeri bulunmayan ve dinen muhterem olmayan, yani dokunulmazlık vasfı taşımayan şeyin tazmîni söz konusu değildir.
Gerek malın itlafında ve gerekse vücudun yaralanması veya uzvun kesilmesinde, sahibinin izni ve rızası tazmînâtı düşürür. Aynı şekilde, tazmînatın düşmesi için, izin ve rızanın önceden beyan edilmiş olması da şart değildir; malın itlafından sonraki rıza da tazmînatı düşürür.
Eşya tam olarak itlaf edilmişse ve misli mallardan olup, fiilen de emsali bulunuyorsa, bunun tazmîni mislini vermek suretiyle olur. Tazmîni gereken mal kıyemî, yani çarşıda, pazarda emsali bulunmayıp kıymetle takdir edilen bir malsa veya mislî olduğu halde emsali bulunamamış ise değeri nakit olarak ödenir. Fukahanın çoğuna göre, bazı hallerde zarar verilen eşyanın tamir edilerek eski haline getirilmesi de tazmîn yerine kabul edilmiştir. Haksız fiil sonucunda telef edilen eşyanın, telef tarihindeki kıymeti üzerinden tazmîn edilmesi gerektiği ittifakla kabul edilmiştir.
Zarar verilen eşya tamamen işe yaramaz, kullanılmaz hale gelmeyip de, sakatlamış veya değeri azalmış ise, tazmîn meydana gelen eksikliğin karşılanması şeklinde olur. Şöyle ki, mal sağlam durumda ve zarar gördükten sonraki kıymeti değerlendirilir ve aradaki fark tazmîn edilir. Ancak zarar büyük veya önemli ise, bu takdirde tercih edilen içtihada göre, zarara uğrayan kişi, eksilen değeri tazmîn ettirmek ile malı olduğu gibi zarar verene bırakıp bedelini almak arasında muhayyerdir.
güncel Önemli Başlıklar
