bugün
- 14 ekim 2026 aston villa fenerbahçe maçı67
- mel mel bakan 6ibson11
- üzülmeyin seneye tekrar gidersiniz14
- ayrıldık34
- istanbul mahvoldu12
- hayatı kolaylaştıran joker kelimeler6
- iltica bey4
- cuhape bu ülkeye ne kattı6
- ismail kartal9
- eve gitme isteği5
- fon vurgunu12
- bugün tüm fenerbahçeli yazarların hasta olması7
- yalnızlığın aslında o kadar da iyi olmaması3
- bahçeli'nin arabistan'a askeri destek çağrısı6
- pavyonda bir hanıma bira söylemek2
- ismet birader3
- 14 ekim 2026 istanbul yağmuru13
- cedid6cer2
- palamut4
- traveler2
- mesai bitse de gitsek3
- barselona'dan 4 yemek vs aston villa'dan 6 yemek3
- 13 ekim 2026 galatasaray barcelona maçı86
- ulaştırma ve altyapı bakanlığı'nın işi nedir6
- sigara içmek kör olma riskini artırır4
- fenerbahçe7
- fenerbahçeli yazarlar15
- cedidacer4
- avukat tutmak2
- istanbul sel felaketinin sözlükte yer almaması5
- yüksek enflasyon16
- fenerbahçenin yarım düzine gol yemesi4
- fenerli yazarların ortalarda gözükmemesi2
- pıttık fırlatma akımı10
- sözlükte yasak aşk yaşadığına inandığımız yazarlar20
- arkadaşlar size bi soru sorucam56
- real madrid2
- ev boş gelsene diyen kızın amacı13
- 6bahçe4
- sözlükte takılan evli barklı yazarların amacı28
- ilkokul bebesine türbanı savunmak33
- ışık2
- gibson'a sarılıp teselli etmek3
- bir derdim var2
- enayimiknatisii26
- tarihin en iyi aston villası3
- nordsjaelland vs aston villa2
- queen ravenna'ya açık teklif12
- yağmur yağınca direkt nescafe yapan kezban kız13
- 14 ekim 2026 halk tv polis baskını27
Biraz uzun ama, okumanızı tavsiye ederim. Almanyada yaşıyorum ve benim ilk aşkım21 yaşımda başladı sözlük.
Evet inanmayacaksın belki ama ben o yaşıma kadar kendimi hep ilk aşkıma diye sakladım. Halbuki o zamana kadar çok fırsatım olmuştu. Teklif edenler çok olmuştu. Almanyada yaşıyorum. Lisede sınıfımız 30 öğrenciden oluşuyordu. 8 erkek, geri kalan kız. Bu kızlar arasında rus, polan alman, bilumum milletlerden kız vardı.
Koca okulda benden başka türk olmadığından bana başka gözle bakıyorlar, herkes tarafından ayrı seviliyordum.
işte bu yüzdendirki sınıfın yarısı bana bayılıyordu. Ben ise (şimdi çok pişmanım) kendimi ileride gerçekten seveceğim kişiye adamıştım (o zamanları yoktu gerçi kimse).
Her neyse yıllar yılları kovaladı ve 21 yaşımda onu gördüm. Adı Mürvet' di ve benden 1 yaş küçüktü. Bu kız benim oturduğum şehrin 50 km uzağında kalan Duisburg diye bir şehirde yaşıyordu. Okadar deli gibi araştırmalar yaptımki sözlük, kaldığı adresi, telefon numarasını vs buldum. Bir gece (çok iyi hatırlıyorum kış 2009, o sene Avrupa en soğuk kışı yaşıyordu) çantamı sırtıma aldım, ve trene binip gece yarısı Duisburga doğru yola çıktım. Çantada 3 4 redbull (uyuya kalmamak için), tüm sokakta bulunan evlerin posta kutusuna atmak için yeterli miktarda, içinde şiirler yazan ve sadece Mürvetin anlayabileceği bir isim ile imzalanmış şiir kağıtları (herkese dağıtmamın nedeni, kimse şiirlerin mürvete atıldığını anlamasın, kızın başını yakmayım, bu yüzden bütün sokağa dağıtayım düşüncesindeydim).
ayrıca çantada çocukların sokakları çizdikleri renkli tebeşirler vardı. Herneyse gece 1 gibi vardım kapıya. Sokaklar bomboş ve ben tirtir titriyorum. Arka arkaya yaktığım sigaralarda ısıtmıyor içimi. Karşı apartmanın önüne geçtim oturdum. Belli bir süre sonra, tabi herşeyden habersiz perdeyi aralayıp dışarı bakınca beni gördü. Napacağını şaşırdı. Bir perdenin arkasından bakıyor, bir hafif aralıyor, diğer yandan mesaj atıyor "git burdan, gören olacak" diye. Belli bir süre sonra baktım artık perdeyi aralayan yok, dedim bu kesin uyudu. Aldım elime renkli tebeşirleri ve sokağı baştan aşağı boyadım sözlük.
Bildiğin 500 metlerik caddeyi kalplerle süsledim sözlük-arkadaşlarım. Tek isteğim sabaha kadar yağmurun veya karın yağmaması. Saat 4 gibi işim bitti. O saatde ne tren kalkar almanyada nede otobüs. Evime 50 km uzağım. Taksi için para yok aq. Oturdum karşı apartmanın önündeki soğuk kaldırım taşına, bir yandan reddedilmişliğin acısı ile gözlerimden süzülen yaşlar, diğer yandan götümden giren buz gibi soğuk.
Herneyse uyanık komşular beni sırtımda çanta ile gecenin bir yarısı sokağın ortasında görünce hırsız sanıp polis çağırmışlar. Gittik karakola, aldılar beni sorguya. Ne arıyorsun gecenin bir yarısı orada, hırsızmısın vs vs. Almanca "serenat nedir bilirmisiniz?" dedim, ne bilsin gavur "yok" dediler. "Çantamdakileri çıkarın bakın" dedim. Açtılar, içinde redbull, şiirler ve tebeşir var. Türk bir polis abi vardı. Geldi sağolsun okudu şiiri, patlattı kahkahayı, anlattı alamanlara durumu. Onlarda sağolsunlar hoş karşılayıp sıcak bir kahve verip, bide iyilik olsun diye tren garına götürdüler.
Sabah saat 6 - 7 arası. Hala zifiri karanlık yani. Allahtan artık trenler seferlere başladı. Buldum treni, bindim ve daha ilk dakikada uyumuşum sözlük. Fazla geçmeden mesaj geldi. Baktım Mürvet. Okadar şeyi gördükten sonra, gerçekten aşık olduğumdan emin olduğunu ve onunda bana karşı boş olmadığını öğrendim. Ve böyle başladı herşey sözlük. 3 yıl devam etti. Evlenecektik. Ama ailesi zorla birine verdi sözlük.
3 ay önce evlendi. Hatta düğün gecesi, millet dağılırken, arka kapıya gidip vedalaştık kendisiyle. "Bu dünyada olmadı, öbür dünyada buluşacağız" diye birbirimize söz verdik. Düğün günü ölmek istedğim tek gündü sözlük. Şuan mutlumudur, değilmidir bilmiyorum ama ben çok mutsuzum sözlük...
Evet inanmayacaksın belki ama ben o yaşıma kadar kendimi hep ilk aşkıma diye sakladım. Halbuki o zamana kadar çok fırsatım olmuştu. Teklif edenler çok olmuştu. Almanyada yaşıyorum. Lisede sınıfımız 30 öğrenciden oluşuyordu. 8 erkek, geri kalan kız. Bu kızlar arasında rus, polan alman, bilumum milletlerden kız vardı.
Koca okulda benden başka türk olmadığından bana başka gözle bakıyorlar, herkes tarafından ayrı seviliyordum.
işte bu yüzdendirki sınıfın yarısı bana bayılıyordu. Ben ise (şimdi çok pişmanım) kendimi ileride gerçekten seveceğim kişiye adamıştım (o zamanları yoktu gerçi kimse).
Her neyse yıllar yılları kovaladı ve 21 yaşımda onu gördüm. Adı Mürvet' di ve benden 1 yaş küçüktü. Bu kız benim oturduğum şehrin 50 km uzağında kalan Duisburg diye bir şehirde yaşıyordu. Okadar deli gibi araştırmalar yaptımki sözlük, kaldığı adresi, telefon numarasını vs buldum. Bir gece (çok iyi hatırlıyorum kış 2009, o sene Avrupa en soğuk kışı yaşıyordu) çantamı sırtıma aldım, ve trene binip gece yarısı Duisburga doğru yola çıktım. Çantada 3 4 redbull (uyuya kalmamak için), tüm sokakta bulunan evlerin posta kutusuna atmak için yeterli miktarda, içinde şiirler yazan ve sadece Mürvetin anlayabileceği bir isim ile imzalanmış şiir kağıtları (herkese dağıtmamın nedeni, kimse şiirlerin mürvete atıldığını anlamasın, kızın başını yakmayım, bu yüzden bütün sokağa dağıtayım düşüncesindeydim).
ayrıca çantada çocukların sokakları çizdikleri renkli tebeşirler vardı. Herneyse gece 1 gibi vardım kapıya. Sokaklar bomboş ve ben tirtir titriyorum. Arka arkaya yaktığım sigaralarda ısıtmıyor içimi. Karşı apartmanın önüne geçtim oturdum. Belli bir süre sonra, tabi herşeyden habersiz perdeyi aralayıp dışarı bakınca beni gördü. Napacağını şaşırdı. Bir perdenin arkasından bakıyor, bir hafif aralıyor, diğer yandan mesaj atıyor "git burdan, gören olacak" diye. Belli bir süre sonra baktım artık perdeyi aralayan yok, dedim bu kesin uyudu. Aldım elime renkli tebeşirleri ve sokağı baştan aşağı boyadım sözlük.
Bildiğin 500 metlerik caddeyi kalplerle süsledim sözlük-arkadaşlarım. Tek isteğim sabaha kadar yağmurun veya karın yağmaması. Saat 4 gibi işim bitti. O saatde ne tren kalkar almanyada nede otobüs. Evime 50 km uzağım. Taksi için para yok aq. Oturdum karşı apartmanın önündeki soğuk kaldırım taşına, bir yandan reddedilmişliğin acısı ile gözlerimden süzülen yaşlar, diğer yandan götümden giren buz gibi soğuk.
Herneyse uyanık komşular beni sırtımda çanta ile gecenin bir yarısı sokağın ortasında görünce hırsız sanıp polis çağırmışlar. Gittik karakola, aldılar beni sorguya. Ne arıyorsun gecenin bir yarısı orada, hırsızmısın vs vs. Almanca "serenat nedir bilirmisiniz?" dedim, ne bilsin gavur "yok" dediler. "Çantamdakileri çıkarın bakın" dedim. Açtılar, içinde redbull, şiirler ve tebeşir var. Türk bir polis abi vardı. Geldi sağolsun okudu şiiri, patlattı kahkahayı, anlattı alamanlara durumu. Onlarda sağolsunlar hoş karşılayıp sıcak bir kahve verip, bide iyilik olsun diye tren garına götürdüler.
Sabah saat 6 - 7 arası. Hala zifiri karanlık yani. Allahtan artık trenler seferlere başladı. Buldum treni, bindim ve daha ilk dakikada uyumuşum sözlük. Fazla geçmeden mesaj geldi. Baktım Mürvet. Okadar şeyi gördükten sonra, gerçekten aşık olduğumdan emin olduğunu ve onunda bana karşı boş olmadığını öğrendim. Ve böyle başladı herşey sözlük. 3 yıl devam etti. Evlenecektik. Ama ailesi zorla birine verdi sözlük.
3 ay önce evlendi. Hatta düğün gecesi, millet dağılırken, arka kapıya gidip vedalaştık kendisiyle. "Bu dünyada olmadı, öbür dünyada buluşacağız" diye birbirimize söz verdik. Düğün günü ölmek istedğim tek gündü sözlük. Şuan mutlumudur, değilmidir bilmiyorum ama ben çok mutsuzum sözlük...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar