bugün
- en iyi sayısal zeka hangi meslektedir sorunsalı8
- hilafet gelsin mi6
- ırkınızı seçme şansınız olsaydı21
- türkiye türklerin ve kendini türk hissedenleridir7
- yazarların bu seneki tatil yeri tercihi7
- ülkücülerin gerçek yüzleri6
- halife olacağım3
- ülkücülük vs atsızcılık vs atatürkçülük7
- zafer ve iyi partinin ortak adayı mansur yavaş8
- anın görüntüsü32
- dünyanın en güzel evi4
- haşlanmış kurbağa sendromu3
- gökten çikolata yağması4
- sophie dee'nin memeleri2
- kürtsüz türkiye8
- hakkı yenen türkler de dağa çıksın6
- uludağ sözlük yapay zeka moderatörü6
- fesli alagavatın gençliği2
- ayak fetişistlerini onurlu yaşama davet2
- başarılı olmuş tek akımın ümmetçilik olması3
- evliliğin anlamı8
- genç atatürkçüler partisi3
- fenerbahçe14
- kadir mısıroğlu vs abdullah öcalan5
- atsız milliyetçiliği vs atatürk milliyetçiliği4
- gecekonduda otururken dünyanın en zengini oluverme2
- çok sıkıcı adamlarsınız lan2
- ismet gürbüz4
- türk vatandaşı yerine eşit yurttaşlık yeni parti4
- fenerbahçe nin en iyi kadrosu3
- atsızcı veletler2
- sanayi devrimi bitene kadar uyuyoruz arkadaşlar3
- suçluları topluma kazandırmalıyız insanı3
- hala mansur yavaş'tan medet umanlar var2
- 16 ağustos 2026 amed erzurumspor maçı4
- 30 yaşından sonra aşık olmanın imkansız olması14
- 15 ağustos 2026 gençlerbirliği fenerbahçe maçı18
- gelmiş geçmiş en iyi türkiye ligi kadrosu2
- washington stecanelo cerqueira2
- erkeğin vajina karşısındaki çaresizliği9
- süleymancılar17
- sidiki cherif2
- eğitim sisteminin gizli amacı3
- 16 ağustos 20264
- sözlükteki fenerbahçeliler10
- ford flex2
- gece vakti yolda karşılaşılan sümüklü sapık2
- asimilasyon harika bir şey5
- iyi ve zafer ittifak olmalı2
- futbol taraftarlığı2
Biraz uzun ama, okumanızı tavsiye ederim. Almanyada yaşıyorum ve benim ilk aşkım21 yaşımda başladı sözlük.
Evet inanmayacaksın belki ama ben o yaşıma kadar kendimi hep ilk aşkıma diye sakladım. Halbuki o zamana kadar çok fırsatım olmuştu. Teklif edenler çok olmuştu. Almanyada yaşıyorum. Lisede sınıfımız 30 öğrenciden oluşuyordu. 8 erkek, geri kalan kız. Bu kızlar arasında rus, polan alman, bilumum milletlerden kız vardı.
Koca okulda benden başka türk olmadığından bana başka gözle bakıyorlar, herkes tarafından ayrı seviliyordum.
işte bu yüzdendirki sınıfın yarısı bana bayılıyordu. Ben ise (şimdi çok pişmanım) kendimi ileride gerçekten seveceğim kişiye adamıştım (o zamanları yoktu gerçi kimse).
Her neyse yıllar yılları kovaladı ve 21 yaşımda onu gördüm. Adı Mürvet' di ve benden 1 yaş küçüktü. Bu kız benim oturduğum şehrin 50 km uzağında kalan Duisburg diye bir şehirde yaşıyordu. Okadar deli gibi araştırmalar yaptımki sözlük, kaldığı adresi, telefon numarasını vs buldum. Bir gece (çok iyi hatırlıyorum kış 2009, o sene Avrupa en soğuk kışı yaşıyordu) çantamı sırtıma aldım, ve trene binip gece yarısı Duisburga doğru yola çıktım. Çantada 3 4 redbull (uyuya kalmamak için), tüm sokakta bulunan evlerin posta kutusuna atmak için yeterli miktarda, içinde şiirler yazan ve sadece Mürvetin anlayabileceği bir isim ile imzalanmış şiir kağıtları (herkese dağıtmamın nedeni, kimse şiirlerin mürvete atıldığını anlamasın, kızın başını yakmayım, bu yüzden bütün sokağa dağıtayım düşüncesindeydim).
ayrıca çantada çocukların sokakları çizdikleri renkli tebeşirler vardı. Herneyse gece 1 gibi vardım kapıya. Sokaklar bomboş ve ben tirtir titriyorum. Arka arkaya yaktığım sigaralarda ısıtmıyor içimi. Karşı apartmanın önüne geçtim oturdum. Belli bir süre sonra, tabi herşeyden habersiz perdeyi aralayıp dışarı bakınca beni gördü. Napacağını şaşırdı. Bir perdenin arkasından bakıyor, bir hafif aralıyor, diğer yandan mesaj atıyor "git burdan, gören olacak" diye. Belli bir süre sonra baktım artık perdeyi aralayan yok, dedim bu kesin uyudu. Aldım elime renkli tebeşirleri ve sokağı baştan aşağı boyadım sözlük.
Bildiğin 500 metlerik caddeyi kalplerle süsledim sözlük-arkadaşlarım. Tek isteğim sabaha kadar yağmurun veya karın yağmaması. Saat 4 gibi işim bitti. O saatde ne tren kalkar almanyada nede otobüs. Evime 50 km uzağım. Taksi için para yok aq. Oturdum karşı apartmanın önündeki soğuk kaldırım taşına, bir yandan reddedilmişliğin acısı ile gözlerimden süzülen yaşlar, diğer yandan götümden giren buz gibi soğuk.
Herneyse uyanık komşular beni sırtımda çanta ile gecenin bir yarısı sokağın ortasında görünce hırsız sanıp polis çağırmışlar. Gittik karakola, aldılar beni sorguya. Ne arıyorsun gecenin bir yarısı orada, hırsızmısın vs vs. Almanca "serenat nedir bilirmisiniz?" dedim, ne bilsin gavur "yok" dediler. "Çantamdakileri çıkarın bakın" dedim. Açtılar, içinde redbull, şiirler ve tebeşir var. Türk bir polis abi vardı. Geldi sağolsun okudu şiiri, patlattı kahkahayı, anlattı alamanlara durumu. Onlarda sağolsunlar hoş karşılayıp sıcak bir kahve verip, bide iyilik olsun diye tren garına götürdüler.
Sabah saat 6 - 7 arası. Hala zifiri karanlık yani. Allahtan artık trenler seferlere başladı. Buldum treni, bindim ve daha ilk dakikada uyumuşum sözlük. Fazla geçmeden mesaj geldi. Baktım Mürvet. Okadar şeyi gördükten sonra, gerçekten aşık olduğumdan emin olduğunu ve onunda bana karşı boş olmadığını öğrendim. Ve böyle başladı herşey sözlük. 3 yıl devam etti. Evlenecektik. Ama ailesi zorla birine verdi sözlük.
3 ay önce evlendi. Hatta düğün gecesi, millet dağılırken, arka kapıya gidip vedalaştık kendisiyle. "Bu dünyada olmadı, öbür dünyada buluşacağız" diye birbirimize söz verdik. Düğün günü ölmek istedğim tek gündü sözlük. Şuan mutlumudur, değilmidir bilmiyorum ama ben çok mutsuzum sözlük...
Evet inanmayacaksın belki ama ben o yaşıma kadar kendimi hep ilk aşkıma diye sakladım. Halbuki o zamana kadar çok fırsatım olmuştu. Teklif edenler çok olmuştu. Almanyada yaşıyorum. Lisede sınıfımız 30 öğrenciden oluşuyordu. 8 erkek, geri kalan kız. Bu kızlar arasında rus, polan alman, bilumum milletlerden kız vardı.
Koca okulda benden başka türk olmadığından bana başka gözle bakıyorlar, herkes tarafından ayrı seviliyordum.
işte bu yüzdendirki sınıfın yarısı bana bayılıyordu. Ben ise (şimdi çok pişmanım) kendimi ileride gerçekten seveceğim kişiye adamıştım (o zamanları yoktu gerçi kimse).
Her neyse yıllar yılları kovaladı ve 21 yaşımda onu gördüm. Adı Mürvet' di ve benden 1 yaş küçüktü. Bu kız benim oturduğum şehrin 50 km uzağında kalan Duisburg diye bir şehirde yaşıyordu. Okadar deli gibi araştırmalar yaptımki sözlük, kaldığı adresi, telefon numarasını vs buldum. Bir gece (çok iyi hatırlıyorum kış 2009, o sene Avrupa en soğuk kışı yaşıyordu) çantamı sırtıma aldım, ve trene binip gece yarısı Duisburga doğru yola çıktım. Çantada 3 4 redbull (uyuya kalmamak için), tüm sokakta bulunan evlerin posta kutusuna atmak için yeterli miktarda, içinde şiirler yazan ve sadece Mürvetin anlayabileceği bir isim ile imzalanmış şiir kağıtları (herkese dağıtmamın nedeni, kimse şiirlerin mürvete atıldığını anlamasın, kızın başını yakmayım, bu yüzden bütün sokağa dağıtayım düşüncesindeydim).
ayrıca çantada çocukların sokakları çizdikleri renkli tebeşirler vardı. Herneyse gece 1 gibi vardım kapıya. Sokaklar bomboş ve ben tirtir titriyorum. Arka arkaya yaktığım sigaralarda ısıtmıyor içimi. Karşı apartmanın önüne geçtim oturdum. Belli bir süre sonra, tabi herşeyden habersiz perdeyi aralayıp dışarı bakınca beni gördü. Napacağını şaşırdı. Bir perdenin arkasından bakıyor, bir hafif aralıyor, diğer yandan mesaj atıyor "git burdan, gören olacak" diye. Belli bir süre sonra baktım artık perdeyi aralayan yok, dedim bu kesin uyudu. Aldım elime renkli tebeşirleri ve sokağı baştan aşağı boyadım sözlük.
Bildiğin 500 metlerik caddeyi kalplerle süsledim sözlük-arkadaşlarım. Tek isteğim sabaha kadar yağmurun veya karın yağmaması. Saat 4 gibi işim bitti. O saatde ne tren kalkar almanyada nede otobüs. Evime 50 km uzağım. Taksi için para yok aq. Oturdum karşı apartmanın önündeki soğuk kaldırım taşına, bir yandan reddedilmişliğin acısı ile gözlerimden süzülen yaşlar, diğer yandan götümden giren buz gibi soğuk.
Herneyse uyanık komşular beni sırtımda çanta ile gecenin bir yarısı sokağın ortasında görünce hırsız sanıp polis çağırmışlar. Gittik karakola, aldılar beni sorguya. Ne arıyorsun gecenin bir yarısı orada, hırsızmısın vs vs. Almanca "serenat nedir bilirmisiniz?" dedim, ne bilsin gavur "yok" dediler. "Çantamdakileri çıkarın bakın" dedim. Açtılar, içinde redbull, şiirler ve tebeşir var. Türk bir polis abi vardı. Geldi sağolsun okudu şiiri, patlattı kahkahayı, anlattı alamanlara durumu. Onlarda sağolsunlar hoş karşılayıp sıcak bir kahve verip, bide iyilik olsun diye tren garına götürdüler.
Sabah saat 6 - 7 arası. Hala zifiri karanlık yani. Allahtan artık trenler seferlere başladı. Buldum treni, bindim ve daha ilk dakikada uyumuşum sözlük. Fazla geçmeden mesaj geldi. Baktım Mürvet. Okadar şeyi gördükten sonra, gerçekten aşık olduğumdan emin olduğunu ve onunda bana karşı boş olmadığını öğrendim. Ve böyle başladı herşey sözlük. 3 yıl devam etti. Evlenecektik. Ama ailesi zorla birine verdi sözlük.
3 ay önce evlendi. Hatta düğün gecesi, millet dağılırken, arka kapıya gidip vedalaştık kendisiyle. "Bu dünyada olmadı, öbür dünyada buluşacağız" diye birbirimize söz verdik. Düğün günü ölmek istedğim tek gündü sözlük. Şuan mutlumudur, değilmidir bilmiyorum ama ben çok mutsuzum sözlük...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar