bugün
- galatasaray neden transfer yapamıyor13
- günlük tutan erkek9
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları12
- yavrum diye hitap eden erkek7
- sevgilisinin regl gunlerini hesaplayan erkek6
- devalüasyon yakın mı6
- mekke anlaşması4
- sözlük yazarlarını evlendirmek5
- velvet hanım çay içelim mi5
- filtreli fotoğraf paylaşan erkek8
- yemek yapmayı bilmeyen kadın3
- efesle tuborgu karıştırıp içmek8
- düğün dernekle evlenir kimseye duyurmadan boşanır9
- eğitiyorum ayağına işkence eden sensei3
- artı oy veren kişinin erkek yazar olması3
- kadınların erkeklerde çok fazla kriter araması3
- kotor3
- cersei lannister'in dincileri patlatması2
- 07 08 2026 mekke ortak savunma anlaşması13
- mesajlara hızlı cevap vermek9
- arkadaşlar lütfen bilgi içerikli entry girelim5
- burunla blok flüt çalabilmek6
- yüksek sesle konuşan insan2
- sevgilim popomun arasından kredi kartı çekti3
- kadın yazar çekme başlıkları6
- dar kot pantolon ile uyumak3
- kale3112 entry ni beğendi3
- üniversiteye kızlar cinsellik yaşamak için gidiyor10
- geldimgittim5
- sözlüğü anı defteri gibi kullanmak6
- gençler iş beğenmiyor diyen genç patron5
- tai lung12
- sırbistan3
- kemalettin tuğcu eserleri ile büyümüş nesil2
- mine tugay3
- anın görüntüsü9
- türkiye de iş hayatı4
- sineklik olmasına rağmen giren sinek3
- kiraz vs vişne4
- trafikte hanımının yanında artistlik yapsalar6
- kısa aralıklarla kaka yapmak3
- yeni tanıştığı kadına tatlım diyen adam2
- b tipi likit fon2
- mod geldi mod geldi4
- kafaya kuş sıçması5
- mustafa kemal2
- şenay gürler3
- üniversitede kızlara para yedirmek6
- sinek sokması3
- çerçeve yasanın adalet komisyonu ndan geçmesi2
--spoiler--
dört kere okumaya başlayıp üçünde yarım bıraktığım tuğla gibi kitaptır. şu günlerde dördüncü kere okumaya başladım ve nihayet 300. sayfaya kadar geldim. Kitabın o kadar methini duydum ki beklentim çok üst düzeydeydi. Şu ana kadar beklentimi karşılayamadı fakat kitabın sonunda bu görüşümün değişeceğine muhakkak gözüyle bakıyorum.
kitaba gelirsek şuan okuduğum bölüme kadar diyebilirim ki turgut özben, selim ışıktan daha sorunlu bi insan gibi. Özellikle pavyondan geneleve gitmeye karar verilen sahneyi anlatırken bi anda yaptığı iç konuşma, insanı vurur, derin düşüncelere iter .
"sen, selim ışık, genelevin salonunda ne arıyorsun?
şu karşında oturan adamlara bak. onların arasında senin ne işin var? büfenin üstündeki aynada kendini hiç seyretmedin mi?
hangi rüzgâr seni buraya attı iki gözüm? bu ahmak metin için mi? bak karıyla nasıl dansediyor. nasıl yılışık bir gülümsemeyle konuşuyor.
orada, kenarına iliştiğin kanepede, bir sığıntı gibi oturuyordun. nereden geldin, nereye gidiyordun selim işık? kim bilir bu soruyu orada, öyle büzülmüş otururken kaç kere sormuşsundur kendine?
çık dışarı selim işık! temiz hava al biraz.
insan, kötü şeylerle ne kadar az karşılaşırsa o kadar iyi olur.
hayat tecrübesi mi?
sanmam. bak karşındaki adam nasıl bir kravat takmış; ceketinin yeşiline bak. sen hiç öyle ceket giydin mi?
neden odandan çıkmak diye bir mesele attın ortaya? neden, dünyaya, yaşamaya karışmak gibi bir mesele çıkardın? sen konsomosyon yapabilir misin?
in oradan aşağı. kapıdaki gözetleme yerinden içersini seyretmek isteyen kalabalığa, onlardan birine, bir sözünü anlatabilir misin?
siz de, selimin çevresini saran yaratıklar, kiminle birlikte olduğunuzun farkında mısınız? hayatınızda bir daha belki hiç görmeyeceğiniz bu adamın sizi hiç unutmayacağını biliyor musunuz? siz onun yanında kim oluyorsunuz? böyle bir adamın yanında bir daha oturabilecek misiniz bakalım? onun bütün arkadaşları şimdi paşa oldu. sizde hiç utanma yok mu? yer verin biraz. siz, biraz kenara çekilin. sen de rahatsız etme çocuğu, memelerini sallayıp. arkadaşını bekliyor işte: görmüyor musunuz? siz de kapının önünde birikip durmayın. başka yapacak işiniz yok mu? çocuk sıkılıyor işte. bir saattir, parmaklarını birbirine değdiriyor, sigara içiyor, duvardaki yazıları okuyor, biri bir şey sormasın diye yerinden kalkamıyor.
peki, siz de onun gibi, buraya gelmeden önce, günlerce uykusuz kalarak, yalnız buraya gelmeyi düşündünüz mü? buraya gelmenin ne demek olduğu, sizin de aklınıza takılıp kaldı mı?
haydi metin! sen de şeyini çabuk tut biraz.
metine baktı: herifin danstan başını kaldırdığı yok. hiç oturmayacak bu gidişle.
masaya bir yumruk vurdu: metin!
sarhoş oldunuz galiba.
metin! buraya gel metin!
metin, biraz şaşırarak yaklaştı. metininki de içkiye devam edileceğini umarak turgutunkinin içtiğiyle arasındaki farkı kapatmak hırsı içinde hemen masaya oturdu.
gidiyoruz metin.
gidiyor muyuz? nereye?
kendininkine, göz ucuyla, biraz mahzun baktı.
meselenin kaynağına gidiyoruz metin!
kaynağına mı? neresi...
turgut ayağa kalktı. kahramanca sallanıyordu.
meselenin dibine gidiyoruz. kaynağına gidiyoruz."
elleriyle masaya dayandı. dişlerini sıktı:
hayatın kucağına gidiyoruz metin.
peki, nereye?
kerhaneye!
herkes sustu. turgut bağırdı: hesap. palto. araba.
kapıya koştu. şoföre bağırdı: yürü!
nereye beyim?
kerhaneye!
metin, başını arabanın arkalığına dayamış, sabit gülümsüyordu." *
--spoiler--
dört kere okumaya başlayıp üçünde yarım bıraktığım tuğla gibi kitaptır. şu günlerde dördüncü kere okumaya başladım ve nihayet 300. sayfaya kadar geldim. Kitabın o kadar methini duydum ki beklentim çok üst düzeydeydi. Şu ana kadar beklentimi karşılayamadı fakat kitabın sonunda bu görüşümün değişeceğine muhakkak gözüyle bakıyorum.
kitaba gelirsek şuan okuduğum bölüme kadar diyebilirim ki turgut özben, selim ışıktan daha sorunlu bi insan gibi. Özellikle pavyondan geneleve gitmeye karar verilen sahneyi anlatırken bi anda yaptığı iç konuşma, insanı vurur, derin düşüncelere iter .
"sen, selim ışık, genelevin salonunda ne arıyorsun?
şu karşında oturan adamlara bak. onların arasında senin ne işin var? büfenin üstündeki aynada kendini hiç seyretmedin mi?
hangi rüzgâr seni buraya attı iki gözüm? bu ahmak metin için mi? bak karıyla nasıl dansediyor. nasıl yılışık bir gülümsemeyle konuşuyor.
orada, kenarına iliştiğin kanepede, bir sığıntı gibi oturuyordun. nereden geldin, nereye gidiyordun selim işık? kim bilir bu soruyu orada, öyle büzülmüş otururken kaç kere sormuşsundur kendine?
çık dışarı selim işık! temiz hava al biraz.
insan, kötü şeylerle ne kadar az karşılaşırsa o kadar iyi olur.
hayat tecrübesi mi?
sanmam. bak karşındaki adam nasıl bir kravat takmış; ceketinin yeşiline bak. sen hiç öyle ceket giydin mi?
neden odandan çıkmak diye bir mesele attın ortaya? neden, dünyaya, yaşamaya karışmak gibi bir mesele çıkardın? sen konsomosyon yapabilir misin?
in oradan aşağı. kapıdaki gözetleme yerinden içersini seyretmek isteyen kalabalığa, onlardan birine, bir sözünü anlatabilir misin?
siz de, selimin çevresini saran yaratıklar, kiminle birlikte olduğunuzun farkında mısınız? hayatınızda bir daha belki hiç görmeyeceğiniz bu adamın sizi hiç unutmayacağını biliyor musunuz? siz onun yanında kim oluyorsunuz? böyle bir adamın yanında bir daha oturabilecek misiniz bakalım? onun bütün arkadaşları şimdi paşa oldu. sizde hiç utanma yok mu? yer verin biraz. siz, biraz kenara çekilin. sen de rahatsız etme çocuğu, memelerini sallayıp. arkadaşını bekliyor işte: görmüyor musunuz? siz de kapının önünde birikip durmayın. başka yapacak işiniz yok mu? çocuk sıkılıyor işte. bir saattir, parmaklarını birbirine değdiriyor, sigara içiyor, duvardaki yazıları okuyor, biri bir şey sormasın diye yerinden kalkamıyor.
peki, siz de onun gibi, buraya gelmeden önce, günlerce uykusuz kalarak, yalnız buraya gelmeyi düşündünüz mü? buraya gelmenin ne demek olduğu, sizin de aklınıza takılıp kaldı mı?
haydi metin! sen de şeyini çabuk tut biraz.
metine baktı: herifin danstan başını kaldırdığı yok. hiç oturmayacak bu gidişle.
masaya bir yumruk vurdu: metin!
sarhoş oldunuz galiba.
metin! buraya gel metin!
metin, biraz şaşırarak yaklaştı. metininki de içkiye devam edileceğini umarak turgutunkinin içtiğiyle arasındaki farkı kapatmak hırsı içinde hemen masaya oturdu.
gidiyoruz metin.
gidiyor muyuz? nereye?
kendininkine, göz ucuyla, biraz mahzun baktı.
meselenin kaynağına gidiyoruz metin!
kaynağına mı? neresi...
turgut ayağa kalktı. kahramanca sallanıyordu.
meselenin dibine gidiyoruz. kaynağına gidiyoruz."
elleriyle masaya dayandı. dişlerini sıktı:
hayatın kucağına gidiyoruz metin.
peki, nereye?
kerhaneye!
herkes sustu. turgut bağırdı: hesap. palto. araba.
kapıya koştu. şoföre bağırdı: yürü!
nereye beyim?
kerhaneye!
metin, başını arabanın arkalığına dayamış, sabit gülümsüyordu." *
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar