bugün
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı21
- claudian clouds33
- gocu'nun tınlamıyorım deyip yan hesaba geçmesi7
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri23
- okan buruk8
- özürlü diyerek hakaret ettiğini sanmak4
- true'nun engelli olması4
- seri eksicinin iq düzeyi4
- true'nun idrak yolları enfeksiyonu sorunu4
- sevgilisi yüzünden engelli kardeşini öldüren kız7
- seri eksiciyi köçek gibi oynatmak3
- meriç dükalığı8
- sözlükte kimin idamına evet dersiniz6
- gözünde büyüttüğün insanın çok da şey olmaması4
- tai lung12
- galatasaray trabzonspor kardeşliğinin bozulması2
- habire124
- islamda namaz yoktur30
- arkadaşlar ben olmasam ne yaparsınız2
- okan çık hesap ver4
- rakı arasında çay içmek2
- galatasaray10
- sevdiğiniz yazarlar8
- galatasaray rezil oldu2
- muhammed salah'ın galatasaray'a döşediği boru2
- kadir inanır'ın mirası4
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği3
- özürlü yazarlara yardım kampanyası2
- fusya semsiyeli yabanci22
- sözlük kızlarının kekleri24
- okan buruk 102 puanı nasıl topladı sorunsalı2
- uğurcan çakır2
- hadi birbirinize sarılın2
- arkadaşlar bana engel olun2
- habire12 istenmiyorsun algısı2
- insanları birbirine düşürmek4
- trabzonspor5
- etli biber dolması5
- dualarımız bu akşam trabzonspor ile3
- sözlüğün ölü gibi olması5
- hoşlanılan kızın gel beni bubamdan iste demesi3
- kıçını yırtsan sonu tabut3
- bana onu sormayin8
- beşiktaş'ın amedspor'a döşeyeceği boru2
- ölmek2
- kim koyarsa koysun gs'ye koyandan allah razı olsun2
- şemsiyeli benim3
- kürdistan10
- azerice bir not bırak2
- şemsiyeli lavuk5
çoğumuz gibi, o farklı işlere
girip çıktım ki, midem deşilmiş ve bağırsaklarım
rüzgara fırlatılmış gibi hissediyorum kendimi.
iyi insanlar da tanıdım bu işlerde
öbür tür de.
ama birlikte çalıştığım insanları
düşününce-
aradan on yıl geçmesine rağmen-
ilk aklıma gelen
Karl
oluyor.
Karl'ı hatırlıyorum: yaptığımız iş
belden ve boyundan askılı
önlük giymeyi gerektiriyordu.
ben Karl'ın çömeziydim.
'kolay bir işimiz var', demişti
bana.
her sabah yöneticilerden biri geldiğinde
Karl hafifçe öne eğilip gülümser, başını hafifçe sallayarak
onu selamlardı: 'günaydın Doktor Stein',
'günaydın Bay Day' ya da
Bay Night, kadın bekarsa 'günaydın, Lilly' ya da
Betty ya da Fran.
ben tek kelime
etmezdim.
Karl bundan rahatsızlık duyuyordu,
bir gün beni kenara çekti: 'bana bak,
böyle bir işi başka nerede bulacaksın?
iki saatlik öğle paydosumuz var.'
'bulamam herhalde...'
'kesinlikle, senin benim gibiler için
bundan iyisi can sağlığı..'
bir şey demedim.
'tamam, önceleri zor gelir insana köpeklenmek
benim için de kolay olmadı
ama bir süre sonra
önemli olmadığını keşfettim
kabuğum çıktı.
artık kabuğum var,
anladın mı? '
baktım ona, gerçekten vardı kabuğu, yüzünde de bir tür
bulanıklık vardı gözleri anlamsız
bakıyordu, boş ve
kayıtsız; yıllanmış,
yıpranmış bir deniz kabuğuna
bakıyordum.
birkaç hafta geçti
hiçbir şey değişmedi: Karl hiç sektirmeden
herkesi saygı ile selamlıyor,
gülümsüyor, rolünü mükemmel
oynuyordu.
ölümlü olduğumuz aklına
hiç gelmiyordu
herhalde
ya da
daha büyük tanrıların bizi
izliyor
olabileceği.
ben işimi
yaptım.
sonra, bir gün, Karl beni
kenara çekti yine.
'bak, Doktor Morely benimle
senin hakkında konuştu.'
'evet? '
'senin neyin olduğunu
sordu bana? '
'sen ne dedin? '
'genç olduğunu söyledim.'
'teşekkür ederim.'
maaşımı alır almaz
istifa ettim
ama
yine benzer işler buldum
yeni Karl'larla karşılaştım
ve sonunda hepsini bağışladım
ama kendimi asla:
ölümlü olmak bazen
insanı
tuhaf
neredeyse
çalıştırılamaz ve
son derece
iğrenç
kılar-
hür teşebbüsün
kölesi
değil.
Charles Bukowski
girip çıktım ki, midem deşilmiş ve bağırsaklarım
rüzgara fırlatılmış gibi hissediyorum kendimi.
iyi insanlar da tanıdım bu işlerde
öbür tür de.
ama birlikte çalıştığım insanları
düşününce-
aradan on yıl geçmesine rağmen-
ilk aklıma gelen
Karl
oluyor.
Karl'ı hatırlıyorum: yaptığımız iş
belden ve boyundan askılı
önlük giymeyi gerektiriyordu.
ben Karl'ın çömeziydim.
'kolay bir işimiz var', demişti
bana.
her sabah yöneticilerden biri geldiğinde
Karl hafifçe öne eğilip gülümser, başını hafifçe sallayarak
onu selamlardı: 'günaydın Doktor Stein',
'günaydın Bay Day' ya da
Bay Night, kadın bekarsa 'günaydın, Lilly' ya da
Betty ya da Fran.
ben tek kelime
etmezdim.
Karl bundan rahatsızlık duyuyordu,
bir gün beni kenara çekti: 'bana bak,
böyle bir işi başka nerede bulacaksın?
iki saatlik öğle paydosumuz var.'
'bulamam herhalde...'
'kesinlikle, senin benim gibiler için
bundan iyisi can sağlığı..'
bir şey demedim.
'tamam, önceleri zor gelir insana köpeklenmek
benim için de kolay olmadı
ama bir süre sonra
önemli olmadığını keşfettim
kabuğum çıktı.
artık kabuğum var,
anladın mı? '
baktım ona, gerçekten vardı kabuğu, yüzünde de bir tür
bulanıklık vardı gözleri anlamsız
bakıyordu, boş ve
kayıtsız; yıllanmış,
yıpranmış bir deniz kabuğuna
bakıyordum.
birkaç hafta geçti
hiçbir şey değişmedi: Karl hiç sektirmeden
herkesi saygı ile selamlıyor,
gülümsüyor, rolünü mükemmel
oynuyordu.
ölümlü olduğumuz aklına
hiç gelmiyordu
herhalde
ya da
daha büyük tanrıların bizi
izliyor
olabileceği.
ben işimi
yaptım.
sonra, bir gün, Karl beni
kenara çekti yine.
'bak, Doktor Morely benimle
senin hakkında konuştu.'
'evet? '
'senin neyin olduğunu
sordu bana? '
'sen ne dedin? '
'genç olduğunu söyledim.'
'teşekkür ederim.'
maaşımı alır almaz
istifa ettim
ama
yine benzer işler buldum
yeni Karl'larla karşılaştım
ve sonunda hepsini bağışladım
ama kendimi asla:
ölümlü olmak bazen
insanı
tuhaf
neredeyse
çalıştırılamaz ve
son derece
iğrenç
kılar-
hür teşebbüsün
kölesi
değil.
Charles Bukowski
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar