bugün
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri47
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı29
- gece sokak kedileri tarafından saldırılmak4
- insan ne ister5
- yaşanmamışların yası4
- claudian clouds33
- cok da abartmaya gerek uok6
- buzdolabının kapağını açıp boş boş bakmak3
- anın görüntüsü25
- arkadaşlar ben olmasam ne yaparsınız7
- günlük2
- yazarların akşam yemekleri5
- ankara da yeni nesil suç örgütleri operasyonu2
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği7
- başkalarının istediği gibi yaşamak4
- önyargı2
- kadınlar6
- sözlük kızlarının kekleri24
- true ile tatlı sert3
- true'nun engelli olması6
- gocu'nun tınlamıyorım deyip yan hesaba geçmesi7
- okan buruk9
- allah11
- morkstar2
- meriç dükalığı8
- sarapci koala hatayi33
- gücünden sıkılıp kendini yok eden tanrı2
- sevdiğiniz yazarlar8
- sevgilisi yüzünden engelli kardeşini öldüren kız7
- islamda namaz yoktur30
- seni tanıyorum4
- true ve g'i l d'e d l'i l y birlikteliği4
- amedspor maçından korkmak3
- sözlükte kimin idamına evet dersiniz6
- tai lung8
- alışkanlığı karakter sanmak2
- fusya semsiyeli yabanci22
- victor osimhen2
- kürdistan10
- özürlü diyerek hakaret ettiğini sanmak4
- kendini yok etmek istemek2
- cumartesi gecesi sıkıcılığı2
- seri eksicinin iq düzeyi4
- true'nun idrak yolları enfeksiyonu sorunu4
- dantelli sütyen takan erkek12
- ak partililerin apoya villa yaptırması36
- sapık başlık açarken sapıklığa uğramak2
- remote çalışırken slack te flört etmek2
- gözünde büyüttüğün insanın çok da şey olmaması4
- gecenin şarkısı14
çoğumuz gibi, o farklı işlere
girip çıktım ki, midem deşilmiş ve bağırsaklarım
rüzgara fırlatılmış gibi hissediyorum kendimi.
iyi insanlar da tanıdım bu işlerde
öbür tür de.
ama birlikte çalıştığım insanları
düşününce-
aradan on yıl geçmesine rağmen-
ilk aklıma gelen
Karl
oluyor.
Karl'ı hatırlıyorum: yaptığımız iş
belden ve boyundan askılı
önlük giymeyi gerektiriyordu.
ben Karl'ın çömeziydim.
'kolay bir işimiz var', demişti
bana.
her sabah yöneticilerden biri geldiğinde
Karl hafifçe öne eğilip gülümser, başını hafifçe sallayarak
onu selamlardı: 'günaydın Doktor Stein',
'günaydın Bay Day' ya da
Bay Night, kadın bekarsa 'günaydın, Lilly' ya da
Betty ya da Fran.
ben tek kelime
etmezdim.
Karl bundan rahatsızlık duyuyordu,
bir gün beni kenara çekti: 'bana bak,
böyle bir işi başka nerede bulacaksın?
iki saatlik öğle paydosumuz var.'
'bulamam herhalde...'
'kesinlikle, senin benim gibiler için
bundan iyisi can sağlığı..'
bir şey demedim.
'tamam, önceleri zor gelir insana köpeklenmek
benim için de kolay olmadı
ama bir süre sonra
önemli olmadığını keşfettim
kabuğum çıktı.
artık kabuğum var,
anladın mı? '
baktım ona, gerçekten vardı kabuğu, yüzünde de bir tür
bulanıklık vardı gözleri anlamsız
bakıyordu, boş ve
kayıtsız; yıllanmış,
yıpranmış bir deniz kabuğuna
bakıyordum.
birkaç hafta geçti
hiçbir şey değişmedi: Karl hiç sektirmeden
herkesi saygı ile selamlıyor,
gülümsüyor, rolünü mükemmel
oynuyordu.
ölümlü olduğumuz aklına
hiç gelmiyordu
herhalde
ya da
daha büyük tanrıların bizi
izliyor
olabileceği.
ben işimi
yaptım.
sonra, bir gün, Karl beni
kenara çekti yine.
'bak, Doktor Morely benimle
senin hakkında konuştu.'
'evet? '
'senin neyin olduğunu
sordu bana? '
'sen ne dedin? '
'genç olduğunu söyledim.'
'teşekkür ederim.'
maaşımı alır almaz
istifa ettim
ama
yine benzer işler buldum
yeni Karl'larla karşılaştım
ve sonunda hepsini bağışladım
ama kendimi asla:
ölümlü olmak bazen
insanı
tuhaf
neredeyse
çalıştırılamaz ve
son derece
iğrenç
kılar-
hür teşebbüsün
kölesi
değil.
Charles Bukowski
girip çıktım ki, midem deşilmiş ve bağırsaklarım
rüzgara fırlatılmış gibi hissediyorum kendimi.
iyi insanlar da tanıdım bu işlerde
öbür tür de.
ama birlikte çalıştığım insanları
düşününce-
aradan on yıl geçmesine rağmen-
ilk aklıma gelen
Karl
oluyor.
Karl'ı hatırlıyorum: yaptığımız iş
belden ve boyundan askılı
önlük giymeyi gerektiriyordu.
ben Karl'ın çömeziydim.
'kolay bir işimiz var', demişti
bana.
her sabah yöneticilerden biri geldiğinde
Karl hafifçe öne eğilip gülümser, başını hafifçe sallayarak
onu selamlardı: 'günaydın Doktor Stein',
'günaydın Bay Day' ya da
Bay Night, kadın bekarsa 'günaydın, Lilly' ya da
Betty ya da Fran.
ben tek kelime
etmezdim.
Karl bundan rahatsızlık duyuyordu,
bir gün beni kenara çekti: 'bana bak,
böyle bir işi başka nerede bulacaksın?
iki saatlik öğle paydosumuz var.'
'bulamam herhalde...'
'kesinlikle, senin benim gibiler için
bundan iyisi can sağlığı..'
bir şey demedim.
'tamam, önceleri zor gelir insana köpeklenmek
benim için de kolay olmadı
ama bir süre sonra
önemli olmadığını keşfettim
kabuğum çıktı.
artık kabuğum var,
anladın mı? '
baktım ona, gerçekten vardı kabuğu, yüzünde de bir tür
bulanıklık vardı gözleri anlamsız
bakıyordu, boş ve
kayıtsız; yıllanmış,
yıpranmış bir deniz kabuğuna
bakıyordum.
birkaç hafta geçti
hiçbir şey değişmedi: Karl hiç sektirmeden
herkesi saygı ile selamlıyor,
gülümsüyor, rolünü mükemmel
oynuyordu.
ölümlü olduğumuz aklına
hiç gelmiyordu
herhalde
ya da
daha büyük tanrıların bizi
izliyor
olabileceği.
ben işimi
yaptım.
sonra, bir gün, Karl beni
kenara çekti yine.
'bak, Doktor Morely benimle
senin hakkında konuştu.'
'evet? '
'senin neyin olduğunu
sordu bana? '
'sen ne dedin? '
'genç olduğunu söyledim.'
'teşekkür ederim.'
maaşımı alır almaz
istifa ettim
ama
yine benzer işler buldum
yeni Karl'larla karşılaştım
ve sonunda hepsini bağışladım
ama kendimi asla:
ölümlü olmak bazen
insanı
tuhaf
neredeyse
çalıştırılamaz ve
son derece
iğrenç
kılar-
hür teşebbüsün
kölesi
değil.
Charles Bukowski
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar