bugün
- bana gel film izleriz diyen erkek4
- açlık krizi nasıl bastırılır5
- simko317
- kendini atatürk ten akıllı sanan ergen türkçü6
- hewal ebo9
- pkklıların salıverilmesine uludağ sözlüğün tepkisi15
- sarapci koala6
- ümit özdağ5
- sözlüğün bok olduğu gerçeği3
- seküler milliyetçliğin en büyük tehlike olması5
- ergen milliyetçiliği2
- kamos5
- milliyetçilik2
- tai lung16
- insan sevmemek2
- kemalizmin yıkılması4
- bir fenerbahçeli ile tartışmak5
- türk ırkçısı4
- şarkılarım dağlara4
- heybeliada ruhban okulu4
- türkiye halkı3
- okan buruk6
- 07 08 2026 mekke ortak savunma anlaşması16
- futbol24
- her haltı yapıp mağdur edebiyatı yapmak2
- ferit kaya2
- en güzel ciğer kebap2
- tom barrack4
- hakan altun3
- kürtçülük3
- cansever16
- şort giyen genç kıza saldıran yaşlı kadın31
- ultraslan lideri sebahattin şirin'in gözaltına alı4
- kürt kadınları pis kokar soğuk ve biçimsizdirler2
- özgür özel5
- ikinci abdülhamid4
- dinsiz milliyetçilik4
- gocunun freddy travması6
- dünyanın en ünlü kişisi3
- pazar günü evde oturan insan3
- 9 ağustos 20263
- victor osimhen8
- pazar kahvaltı klasikleriniz6
- cedidacer3
- düşün ki o bunu okuyor6
- çocuğa tecavüz eden adamın kurşuna dizilmesi5
- kadınlar denizi2
- durmazlar çetesi3
- kışlık domates konservesi yapmak5
- ayşen gruda4
boğaziçi üniversitesi rektörlüğü bugün itibariyle çalışmaların başladığını duyurmuştur.
hayırlı uğurlu olsun. gerçekten takdir ettim. dünyanın en lüzumlu metro hattı olabilir. zira dünyada nicelik olarak mevzu-u bahis mesafenin ortalama en çok zamanda ve en çok kaynak harcanarak* harcanarak geçildiği yer burası olabilir.
çünkü bu yol çok enteresan bir mesele içermektedir. nasıl mı?
hindistan nasıldır filmlerde filan gördüklerimize göre? Bir kast sistemi vardır. insanlar doğuştan sınıflara ayrılmıştır. Ufak bir kısım çok zengidir, bir kısım ise fakirlikten giyecek bulamaz*. bu ülkede kast sisteminden ötürü bir gelir dağılımı dengesizliği söz konusu. bu dengesizlik ve fırsat eşitsizliğinden ötürü, çok enteresan görüntüler ortaya çıkıyor. hakeza brezilya, ve çoğu latin amerika ülkeleri. bu tarz gelir dağılımı dengesizliklerinin olduğu ülkelerde bazen sınıflar ince bir çizgiyle bariz bir şekilde ayrılırlar. örnekleyelim:
görsel
görsel
bu tarz resimleri google images'de bulabilirsiniz. konumuz o değil...
bunun metromuzla ne alakası var?
bahsedilen yolu 100'lerce kez geçtim son 2-3 senedir. her defasında içimi acıtan şeyler düşündürdü burası. evet türkiye'nin zenginleştiği ve ekonominin düzeldiği masallarına sadece burayı gören birisi hayır yalan bu diyebilir.
zira, zincirlikuyu'dan bindiğiniz hisarüstü otobüsleri genelde bu yolu 20-40 dk arasında geçerler. bu 20 ila 40 dk arasında göreceğiniz şey şudur, öncelikle zincirlikuyu, bir metropol kalabalığı sıkış tepiş insanlar, metrobüs kuyruğu*; sonrasında levent, iş dünyası ve hafif daha taşaklı daha düzgün görünümlü bir yer; sonrasında etiler, tamamen saçma sapan bir tüketim merkezi ve muhtemelen dünyanın en gereksiz yeri, milli ekonomiye hiçbir katkısı olmayan, sadece sistemin en üst seviylerde tuttuğu zenginlerin lamborcinileri, porşları, ferrarileri'yle sidik yarıştırdığı, senin benim girip anca götümüzü vererek çıkabileceğimiz mekanlar; en son olarak da rumelihisarıüstü...
bu son ikili arasındaki çizgi beni yiyor sayın sözlük. hisarüstü* tam bir gecekondu mahallesi, orta direk seviyesine alttan yaklaşabilen ailelerden ve boğaziçi üniversitesi öğrencilerinden kurulu bir mahalle. kışın geceleri is, soba dumanı, kömür kokan, binalarının adres bilgileri bile yarım yamalak olan, taşındığınızda elektrik faturasının 3 blok ötede filan kayıtlı olabileceğini öğrendiğiniz bir yer. tamamen bir kaos. hem burası aynı zamanda türkiye'nin en elit mekanlarından birisi olan sanatçımız demet akalın'ın şarkılarına konu olan bebek ile de çok yakın. bebek bir tepenin sahili, hisarüstü ise o tepenin zirvesi ve öbür yakası olarak tasavvur edilebilir.
işte, şu anki haliyle hisarüstüne ulaşım için metronun zaruriyeti ise şundan kaynaklanıyor. hisarütü'nü istanbula bağlayan 2 şeritli yol etilerden geçmekte. ne zaman otobüse binip bir yerlere gidecek olsam, her daim etilerdeki birkaç zenginin sidik yarışı yapmak için mekanların önüne önüne parkettikleri araçları yüzünden trafik götüm gibi olmakta ve binlerce insan* oraya hizmet verebilen 3-4 tane otobüs hattında, aracı olanlar ise araçlarının içinde perişan olmaktadır.*. resmen 3(üç) dakikalık yol, 45 dk sürmekte ve bu en azından beni çileden çıkarmakta.
hele bir de oradaki taşaklı mekanlarının önünden iş çıkışı yorgun argın otobüsle dönerken geçince, lamborcinisini parketmiş zenginleri, 15 lira verdikleri çaylarını, 45 lira ödeyerek yedikleri yemeklerinden sonra ebesi kadar para ödeyip içtikleri puroları ile yudumlarken, tanımadığım bir insanın koltuk altından gözüm ilişerek görünce küplere biniyorum. bre ibineler şuraya bi metro yapın da kurtulalım diyorum işte o vakitler.
bir yandan da düşünüyorum işte, amk böyle giderse brezilya, hindistan, gibi olacak halk, birkaç para babası gelirini arttırırken sen sürünecen wise, diyorum kendi kendime. neymiş, gayrisafi milli hasıla artıyormuş, kişi başına düşen milli gelir artıyormuş.
vesaire...
hayırlı uğurlu olsun. gerçekten takdir ettim. dünyanın en lüzumlu metro hattı olabilir. zira dünyada nicelik olarak mevzu-u bahis mesafenin ortalama en çok zamanda ve en çok kaynak harcanarak* harcanarak geçildiği yer burası olabilir.
çünkü bu yol çok enteresan bir mesele içermektedir. nasıl mı?
hindistan nasıldır filmlerde filan gördüklerimize göre? Bir kast sistemi vardır. insanlar doğuştan sınıflara ayrılmıştır. Ufak bir kısım çok zengidir, bir kısım ise fakirlikten giyecek bulamaz*. bu ülkede kast sisteminden ötürü bir gelir dağılımı dengesizliği söz konusu. bu dengesizlik ve fırsat eşitsizliğinden ötürü, çok enteresan görüntüler ortaya çıkıyor. hakeza brezilya, ve çoğu latin amerika ülkeleri. bu tarz gelir dağılımı dengesizliklerinin olduğu ülkelerde bazen sınıflar ince bir çizgiyle bariz bir şekilde ayrılırlar. örnekleyelim:
görsel
görsel
bu tarz resimleri google images'de bulabilirsiniz. konumuz o değil...
bunun metromuzla ne alakası var?
bahsedilen yolu 100'lerce kez geçtim son 2-3 senedir. her defasında içimi acıtan şeyler düşündürdü burası. evet türkiye'nin zenginleştiği ve ekonominin düzeldiği masallarına sadece burayı gören birisi hayır yalan bu diyebilir.
zira, zincirlikuyu'dan bindiğiniz hisarüstü otobüsleri genelde bu yolu 20-40 dk arasında geçerler. bu 20 ila 40 dk arasında göreceğiniz şey şudur, öncelikle zincirlikuyu, bir metropol kalabalığı sıkış tepiş insanlar, metrobüs kuyruğu*; sonrasında levent, iş dünyası ve hafif daha taşaklı daha düzgün görünümlü bir yer; sonrasında etiler, tamamen saçma sapan bir tüketim merkezi ve muhtemelen dünyanın en gereksiz yeri, milli ekonomiye hiçbir katkısı olmayan, sadece sistemin en üst seviylerde tuttuğu zenginlerin lamborcinileri, porşları, ferrarileri'yle sidik yarıştırdığı, senin benim girip anca götümüzü vererek çıkabileceğimiz mekanlar; en son olarak da rumelihisarıüstü...
bu son ikili arasındaki çizgi beni yiyor sayın sözlük. hisarüstü* tam bir gecekondu mahallesi, orta direk seviyesine alttan yaklaşabilen ailelerden ve boğaziçi üniversitesi öğrencilerinden kurulu bir mahalle. kışın geceleri is, soba dumanı, kömür kokan, binalarının adres bilgileri bile yarım yamalak olan, taşındığınızda elektrik faturasının 3 blok ötede filan kayıtlı olabileceğini öğrendiğiniz bir yer. tamamen bir kaos. hem burası aynı zamanda türkiye'nin en elit mekanlarından birisi olan sanatçımız demet akalın'ın şarkılarına konu olan bebek ile de çok yakın. bebek bir tepenin sahili, hisarüstü ise o tepenin zirvesi ve öbür yakası olarak tasavvur edilebilir.
işte, şu anki haliyle hisarüstüne ulaşım için metronun zaruriyeti ise şundan kaynaklanıyor. hisarütü'nü istanbula bağlayan 2 şeritli yol etilerden geçmekte. ne zaman otobüse binip bir yerlere gidecek olsam, her daim etilerdeki birkaç zenginin sidik yarışı yapmak için mekanların önüne önüne parkettikleri araçları yüzünden trafik götüm gibi olmakta ve binlerce insan* oraya hizmet verebilen 3-4 tane otobüs hattında, aracı olanlar ise araçlarının içinde perişan olmaktadır.*. resmen 3(üç) dakikalık yol, 45 dk sürmekte ve bu en azından beni çileden çıkarmakta.
hele bir de oradaki taşaklı mekanlarının önünden iş çıkışı yorgun argın otobüsle dönerken geçince, lamborcinisini parketmiş zenginleri, 15 lira verdikleri çaylarını, 45 lira ödeyerek yedikleri yemeklerinden sonra ebesi kadar para ödeyip içtikleri puroları ile yudumlarken, tanımadığım bir insanın koltuk altından gözüm ilişerek görünce küplere biniyorum. bre ibineler şuraya bi metro yapın da kurtulalım diyorum işte o vakitler.
bir yandan da düşünüyorum işte, amk böyle giderse brezilya, hindistan, gibi olacak halk, birkaç para babası gelirini arttırırken sen sürünecen wise, diyorum kendi kendime. neymiş, gayrisafi milli hasıla artıyormuş, kişi başına düşen milli gelir artıyormuş.
vesaire...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar