bugün
- sözlük erkeklerinin bicepsleri71
- aykirikadin11
- duanın bir şeye yaramaması22
- fingirdeklerin kabuklarına çekilmesi7
- neden 50 tane arap devleti var11
- az kişinin bildiği müthiş lezzetler6
- fon vurgunu49
- izmirbeyefendisi'nin yakışıklı olması11
- ekepeliler den kurtulacağını zanneden hayalperest5
- 21 ekim dünya diyarbakırlılar günü5
- dinden uzaklaşan avrupa'nın çöküşü5
- akşamki tantana15
- kürtaj hak mıdır sorunsalı4
- sözlük yazarlarının seksi yaprakları6
- bugün uyuyakalmışım11
- anonim yazar olmak3
- 9 5 çalışan ipneler12
- saatlerce sözlükte gezip entry girmeyen yazar7
- bismillahirahmanirahim4
- yapay zeka moderatörü5
- terlikle döven anne13
- cenazende kötü bilirdik denmesi12
- fatma betül sayan kaya18
- traveler of secret moments adamlığı2
- yan sen derdine benden ala mal yok yine sana9
- tavuk olmasa bu kadar insan ne yiyecekti3
- fransa da kısmi sokağa çıkma yasağının uzatılması6
- arap neferler9
- laf yetistirmek2
- sözlük kızlarının pek azgın olması3
- dolarla sigarasini yakan ogrenci4
- karın seni çok üzüyor diyen metres3
- açtığınız başlığa entry girilmemesi7
- türküm doğruyum çalışkanım16
- karısını aldatan yazarlar4
- güne yulaf ezmesi ve kahve ile başlamak4
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı22
- sözlükten bir yazarın cenazesine gitmek4
- hesabını gizleyen erkek yazar8
- müşekkel3
- uludede ile camiye gitmek5
- ideal koca4
- uludağ sözlük ün insana hiçbir şey kazandırmaması16
- alevilerin camiye gitmemesi3
- gammazların gizli hesapları görebilmesi6
- poğaça yiyen kız6
- anın görüntüsü22
- türkiye libya anlaşmasının yunanistan da yankısı3
- evliliğin süper bir şey olması5
- kokoreç10
ece temelkuran'ın bu kitabında geçen en önemli cümlelerden biri "hiç kimse olmaya cesaret et filipina. hikayeler orada başlar. dişlerinin kırıldığı yerde." cümlesidir.
bu cümle, kitaptaki konudan bağımsız olarak bana şunları düşündürür. hiç kimse olmaya cesaret etmek; yani içine doğulan ailenin, şehrin, hatta ülkenin bize verdiği kimlikten akıl yoluyla sıyrılabilme, mutsuz olunan o güvenli manevi barınaklardan çıkabilme cesaretini gösterebilmek. bu pek kolay olmasa da, yıpratıcılığı fazla olan yıllara yayılsa da insanı gerçek bir birey yapar. bir insan tek başına; yani herhangi bir kimliğe, aileye, aşirete (bu ülkede bir aşiret olgusu da var değil mi? hani o bazı zavallıların "biz aşiretiz..."dediğinden) ve bunların korumasına ihtiyaç duymadan zihinsel bütünlüğünü koruyabiliyor ve geliştirebiliyorsa bir birey olmuştur. birey olabilmek kolay değildir ve cesaret ister. ama, bir kez birey olabilmiş, hayattaki tüm kararlarını özgürce tek başına verebilen ve bu kararları ile sapasağlam ayakta durabilen insan dünyanın en mutlu insanıdır. özgürce düşünebilmek ve bunu kendi hayatı için uygulayabilmek, konforlu bir evde kalmaktan, konforlu bir hayat sürmekten çok daha güzeldir. ne para pul, ne de sıcacık bir çatı altı bu özgürlüğün ve birey olmanın yerini tutamaz. dünyanın en zengin ve en mutlu insanları gerçek anlamda bireysel özgürlüğünü eline almış insanlardır ve bir kez bu duyguyu tadan bir insan hem etrafındaki insanlara daha saygılı olur, hem de kendine saygısızlık edilmesine asla izin vermez. yaşadığımız ülkede ise gerek ekonomik, gerekse sosyal şartlar maalesef insanların tam bir birey olma yolunu çok küçük yaşlardan tıkamaktadır. genelde hayat boyu aileye bağımlı bir hayat ve kendi kendi kararlarını tek başına alamama gibi durumlar vardır. bu nedenle, etrafta daha çok kendine ve başkalarına saygısı olmayan, küçük hesaplar pesinde koşan zavallı insanlar dolaşır. bir bireyseniz tüm bunları tek başınıza oturduğunuz yüksekçe tepenizden izler ve bazen ne kadar yalnız olduğunuzdan, bazen de insanların bu kendilerini gerçekleştirememe durumlarından yakınırsınız. aslında daha yukarılara tırmanmak isterken, yalnızsanız bunu anlamsız bulursunuz. tam da bu noktada bu şehirden, hatta ülkeden gitme hayallerine bile dalıp gidebilir insan.
bu cümle, kitaptaki konudan bağımsız olarak bana şunları düşündürür. hiç kimse olmaya cesaret etmek; yani içine doğulan ailenin, şehrin, hatta ülkenin bize verdiği kimlikten akıl yoluyla sıyrılabilme, mutsuz olunan o güvenli manevi barınaklardan çıkabilme cesaretini gösterebilmek. bu pek kolay olmasa da, yıpratıcılığı fazla olan yıllara yayılsa da insanı gerçek bir birey yapar. bir insan tek başına; yani herhangi bir kimliğe, aileye, aşirete (bu ülkede bir aşiret olgusu da var değil mi? hani o bazı zavallıların "biz aşiretiz..."dediğinden) ve bunların korumasına ihtiyaç duymadan zihinsel bütünlüğünü koruyabiliyor ve geliştirebiliyorsa bir birey olmuştur. birey olabilmek kolay değildir ve cesaret ister. ama, bir kez birey olabilmiş, hayattaki tüm kararlarını özgürce tek başına verebilen ve bu kararları ile sapasağlam ayakta durabilen insan dünyanın en mutlu insanıdır. özgürce düşünebilmek ve bunu kendi hayatı için uygulayabilmek, konforlu bir evde kalmaktan, konforlu bir hayat sürmekten çok daha güzeldir. ne para pul, ne de sıcacık bir çatı altı bu özgürlüğün ve birey olmanın yerini tutamaz. dünyanın en zengin ve en mutlu insanları gerçek anlamda bireysel özgürlüğünü eline almış insanlardır ve bir kez bu duyguyu tadan bir insan hem etrafındaki insanlara daha saygılı olur, hem de kendine saygısızlık edilmesine asla izin vermez. yaşadığımız ülkede ise gerek ekonomik, gerekse sosyal şartlar maalesef insanların tam bir birey olma yolunu çok küçük yaşlardan tıkamaktadır. genelde hayat boyu aileye bağımlı bir hayat ve kendi kendi kararlarını tek başına alamama gibi durumlar vardır. bu nedenle, etrafta daha çok kendine ve başkalarına saygısı olmayan, küçük hesaplar pesinde koşan zavallı insanlar dolaşır. bir bireyseniz tüm bunları tek başınıza oturduğunuz yüksekçe tepenizden izler ve bazen ne kadar yalnız olduğunuzdan, bazen de insanların bu kendilerini gerçekleştirememe durumlarından yakınırsınız. aslında daha yukarılara tırmanmak isterken, yalnızsanız bunu anlamsız bulursunuz. tam da bu noktada bu şehirden, hatta ülkeden gitme hayallerine bile dalıp gidebilir insan.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar