bugün
- şort giyen genç kıza saldıran yaşlı kadın7
- galatasaray neden transfer yapamıyor16
- sözlük yazarlarını evlendirmek12
- kadınların erkeklerde çok fazla kriter araması8
- sevgilisinin regl gunlerini hesaplayan erkek8
- yemek yapmayı bilmeyen kadın6
- kotor6
- devalüasyon yakın mı9
- mekke anlaşması6
- günlük tutan erkek9
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları12
- israil3
- düğün dernekle evlenir kimseye duyurmadan boşanır11
- anın görüntüsü12
- hurdacılık2
- velvet hanım çay içelim mi6
- kadın kocasının hizmetkarıdır4
- yavrum diye hitap eden erkek7
- filtreli fotoğraf paylaşan erkek8
- sözlüğün en tipsiz kız yazarı2
- efesle tuborgu karıştırıp içmek8
- ülkücüleri ciddiye almak3
- eğitiyorum ayağına işkence eden sensei4
- ümmetçilerin azerbaycan düşmanlığı2
- ortega sedat3
- bir günde 100 bayana merhaba demek3
- mesajlara hızlı cevap vermek9
- cedicader'i gsli yapıyoruz kampanyası2
- burunla blok flüt çalabilmek6
- 07 08 2026 mekke ortak savunma anlaşması13
- sezgin tanrıkulu2
- cersei lannister'in dincileri patlatması3
- arkadaşlar lütfen bilgi içerikli entry girelim5
- kadın yazar çekme başlıkları6
- fenerbahçe de romelu lukaku gelişmesi2
- üniversiteye kızlar cinsellik yaşamak için gidiyor10
- artı oy veren kişinin erkek yazar olması3
- mohamed salah ghaly14
- sözlüğü anı defteri gibi kullanmak6
- geldimgittim5
- sözlük yazarlarından aforizmalar3
- gençler iş beğenmiyor diyen genç patron5
- şeyhine karısını sunarak evliya olmak2
- sevgilim popomun arasından kredi kartı çekti3
- başka sözlükten yazarlık teklifi gelmesi2
- dar kot pantolon ile uyumak3
- trafikte hanımının yanında artistlik yapsalar6
- kale3112 entry ni beğendi3
- türk türk olduğu için soyludur2
- tai lung12
yeni yılın ilk günü. izinliyim. uzun zamandır beklediğim filme hanekenin amour filmine gitmek için internetten sinema seanslarına baktım. kızılırmak sinemasında yok.(üzüldüm, benim için değerlidir kızılırmak). büyülü fenerin on iki kırk seansına karar kıldım. yine de emin olmak için sinemayı aradım. malum yılbaşı sabahı açık olmayabilir. telefonu açan kızın sesinin canlılığına şaştım kaldım. belli ki dün gece dağıtmamış. o da benim gibi evinde girmiş yeni yıla, sıfır alkol bol kahve. ne garip kızın dolgun ve canlı sesi kendime gelmemi sağladı. ilk seanslar on iki otuzda başlıyormuş. eh zaten benimki on iki kırk.
yılın ilk günlerine özgü bir hava vardı dışarıda. sokaklar bile akşamdan kalmaydı. perdelerin ardında yeni yıla umutla girmiş insanlar uyuyorlardı. belki üç beş lira isabet etmişti biletlerine, belki sevdikleriyle girmişlerdi yeni yıla. ya da mutsuzdular, her yıl oldukları gibi
bindiğim belediye otobüsü pekte dolu sayılmazdı. normal.
otobüsten inip doğru sinemaya gittim. düşündüğümden fazla insan vardı, kızılırmak sinemasında koca salonda tek başıma onlarca film izlemiş biri olarak hayli garipsedim bu kalabalığı. gişedeki kızdan biletimi aldım. salon bir, h sırası sekiz numara on dört lira. kıza dikkatlice baktım telefondaki sesin sahibi mi diye, değildi. dışarıda bir sigara yaktım. içeri kafeye girdim. bir su ve crunch, üç lira.
salondaki yerime oturup nereden geldiği belli olmayan klasik müziği dinlemeye başladım. salonun beşte biri doluydu. derken orta yaşlarının sonunda neşeli bir çift yanıma yaklaştı; galiba bizim yerimize oturuyorsunuz dedi. sekiz numara dediler ama dedim. kadın; bize de sekiz dediler dedi. burası h sırsı değil mi. yok ı burası dedi adam. bozuldum ama belli etmedim, özür dileyip kalktım. bir ön sıraya oturdum, arkama baktım kalktığım yere değil de iki yana oturmuşlar. ah şu insan soyu!!
sonra ışıklar karardı, reklamların gümbürtüsü doldu kulaklarıma biraz sonra da film başladı.
film bitip yazılar akmaya başladığında insanlar kalkmaya başladılar. kalkarsam eğer bozacaktım büyüyü. işte hayatımın sonuna kadar burada oturmalı, son nefesimi burada vermeliydim. haneke; hayat düşünemeyeceğiniz anca yaşayabileceğiniz kadar acı diye bas bas bağırmıştı kulaklarıma. yavaşça doğruldum. ağır adımlarla çıktım sinemadan, gün ışığı gözümü aldı. montumun yakasını kaldırıp sokak boyu yürümeye başladım. hatay dürümcüsünden tavuk dürüm alıp yürümeye devam ettim, oturursam eğer, durursam bir daha gidemeyeceğimi hissettim. sonuna kadar gitmeliyim diye düşündüm. artık aşkın ne olduğunu bildiğime göre şu belediye otobüsünün altında can verebilirdim. yapamadım. yürüdüm, yürüdüm, yürüdüm
yılın ilk günlerine özgü bir hava vardı dışarıda. sokaklar bile akşamdan kalmaydı. perdelerin ardında yeni yıla umutla girmiş insanlar uyuyorlardı. belki üç beş lira isabet etmişti biletlerine, belki sevdikleriyle girmişlerdi yeni yıla. ya da mutsuzdular, her yıl oldukları gibi
bindiğim belediye otobüsü pekte dolu sayılmazdı. normal.
otobüsten inip doğru sinemaya gittim. düşündüğümden fazla insan vardı, kızılırmak sinemasında koca salonda tek başıma onlarca film izlemiş biri olarak hayli garipsedim bu kalabalığı. gişedeki kızdan biletimi aldım. salon bir, h sırası sekiz numara on dört lira. kıza dikkatlice baktım telefondaki sesin sahibi mi diye, değildi. dışarıda bir sigara yaktım. içeri kafeye girdim. bir su ve crunch, üç lira.
salondaki yerime oturup nereden geldiği belli olmayan klasik müziği dinlemeye başladım. salonun beşte biri doluydu. derken orta yaşlarının sonunda neşeli bir çift yanıma yaklaştı; galiba bizim yerimize oturuyorsunuz dedi. sekiz numara dediler ama dedim. kadın; bize de sekiz dediler dedi. burası h sırsı değil mi. yok ı burası dedi adam. bozuldum ama belli etmedim, özür dileyip kalktım. bir ön sıraya oturdum, arkama baktım kalktığım yere değil de iki yana oturmuşlar. ah şu insan soyu!!
sonra ışıklar karardı, reklamların gümbürtüsü doldu kulaklarıma biraz sonra da film başladı.
film bitip yazılar akmaya başladığında insanlar kalkmaya başladılar. kalkarsam eğer bozacaktım büyüyü. işte hayatımın sonuna kadar burada oturmalı, son nefesimi burada vermeliydim. haneke; hayat düşünemeyeceğiniz anca yaşayabileceğiniz kadar acı diye bas bas bağırmıştı kulaklarıma. yavaşça doğruldum. ağır adımlarla çıktım sinemadan, gün ışığı gözümü aldı. montumun yakasını kaldırıp sokak boyu yürümeye başladım. hatay dürümcüsünden tavuk dürüm alıp yürümeye devam ettim, oturursam eğer, durursam bir daha gidemeyeceğimi hissettim. sonuna kadar gitmeliyim diye düşündüm. artık aşkın ne olduğunu bildiğime göre şu belediye otobüsünün altında can verebilirdim. yapamadım. yürüdüm, yürüdüm, yürüdüm
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar