bugün
- ekşi sözlük referans16
- mekke anlaşması19
- yeni partinin çerçeve yasa kararı5
- kod yazarken müzik dinlemek6
- yazarların para ödediği yapay zekalar6
- merfulu11
- en gey özelliğiniz9
- 2000 doğumlu kızlar2
- bakan göktaş'tan şehit ailelerine müjde11
- dönen tekme atabilen sözlük yazarları6
- hamferdi yazarlar3
- spor olsun diye her yere yürüyen insan10
- torpil peşinde koşan tip4
- gammazlığı elinden alınan yazar15
- din ve ahlak4
- online 40 yazar ne yapıyor5
- tuvalete sıçımhane diyen kezo5
- bir insanın muadilini bulmak5
- yanlışlıkla gey olmak9
- zall'ın çok meşgul biri olması6
- gizli artılayan yazar3
- wc'ye telefonsuz girmek7
- halk başkanlık sistemini istiyor9
- en estetik meyveler2
- dün fetö götü yalayanlar bugün apo götü yalıyor7
- günlük tutan erkek19
- dudağında bir boyası eksik yuzır4
- gey erkeklerin buluşma noktası3
- kaybolan futbolcusu için müge anlı'ya çıkan takım2
- bol bol su içmek2
- rodrigo mora6
- kaç ayda bir banyo oluyorsunuz17
- mamut avlayıp ev geçindiren efsanevi nesil11
- kulağın pıtı gibi olması3
- nihal atsız2
- sözlük kızlarının acayip tatlı olması3
- bana gel film izleriz diyen erkek16
- her yerde sümkürebilen insan6
- sigaranın yanına çay kahve dışında alternatifler10
- mükemmeliyetçi insan2
- arda güler5
- pkklıların salıverilmesine uludağ sözlüğün tepkisi19
- hastane randevusu2
- ev almak isteyenlere tavsiye4
- gratisin içini merak etmek8
- halkını düşünmeyen lider4
- sıcak hava vs soğuk hava2
- merhabalarr5
- sözlükteki herkesin çok zeki olması3
- sen neye inanıyorsun2
öncelikle şu komintern ifadeleri konusunu açıklağa kavuşturalım. komintern ya da 3.enternasyonal lenin döneminde kurulmuş ve dünya sosyalist hareketini yönlendirmeyi, eğitmeyi amaçlayan bir kuruluştu. fakat her söylediği söz, her söylediği slogan doğru muydu? öncelikle komintern'in yaptığı en ünlü faşizm tanımı "toprak ağalarının ve egemen sınıfın iktidarıdır." tanımı eksik ve yanlıştı. üstelik stalin en önemli düşmanlarının faşizme destek veren sosyal demokratlar olarak nitelendirmiştir. fakat tarih bize gösterdi ki halk cepheleri olmadan faşizm yenilemezdi. ve alman komünist partisinin stalin'e ve zinovyev'e uyarak sekter bir tutum aldı ve işçi sınıfındanda destek alan faşizm iktidara geldi. işte bu enternasyonalin en büyük ve en ciddi hatasıydı. faşizmin yükselişine büyük katkıda bulunmuştur bilinçsizce. yan neymiş öyle komintern'in her dediğine, her söylediğine inanmamak gerekirmiş, öyle tanrı-parti modeline itaat edilmiyormuş. şu anda kullanılan faşizm tanımı ise dimitrof'un kominter'i eleştirdiği kongrede verilmiş olan faşizm tanımıdır.
faşizm bugün son derece demokrat bünyeler tarafından ise ötekileştirme adı altında kullanılıyor. bu düpedüz faşizmi bayağalaştırmaya, insanların gözü önünde insancıllaştırmaya çalışan bir harekettir. o zaman gelin faşizm demiyelim, ötekileştirme diyelim. her türlü baskı hareketi faşizm midir? elbette hayır. bu onu sınıfsal konumundan söküp almaktır. işte islamcı iran'Da solcuları asarak şiddet uygulamıştı ama bu faşizm miydi? hayır. çünkü büyük sermaye gruplarının desteğini alamamış, gerici bir hareketti ama faşizm değildi. özünde değil şovenizm hiç bir şey taşımıyordu. fakat bu ötekileştirme hareketiyle tüm değerler ve ideolojiler çöpe atılmaya çalışılıyor.
milliyetçilik ise tarihi örnekler bize gösteriyorki her şekilde bir burjuva hareketidir. iyi ama nasıl bir burjuva hareketi? sonuçta bir ezen ulus ezilen ulus gibi kavramlar vardı, onlara ne oldu sahiden? tabi bu durum yalnızca pazar sorunu ile ilgiliydi ve pazarlarına az çok sahip olan her türden burjuva, milliyetçilik yapabilir fakat bu tüm emekçiler arasına finnet ve fesat sokmaktan öte bir şey değildir.
tüm durumlardan öte bir de kişilerin yazdıkları da çok önemlidir. sonuçta sanal bir platformdayız ve yazdıklarımız önemli. biz burada kalkıp demokrasiden dem vuracağız sonra da kalkıp ulusalcı sosyalizme ya da bilinen adı ile nazizme methiyeler düzeceğiz, "iyi uygulansa en güzel diyeceğiz!" sömürünün yanında olup, solculuk oyunları oynayacağız. oh ne ala memleket! kalkıp dünya için uygulanması en zor norveç sosyalizmi ya da sosyal demokrasisini savunup, norveç'in isveç'in dünya sömürü mekanizmasına katkılarını hiçe sayacağız sonra da geçip çok seslilikten bahsedeceğiz. tabi her şeyi geçtim, bir de başkalarına olan saygıdan dem vuracağız, terörden bahsedeceğiz. zaten nazi düzenini savunupta, terörden dem vurmak insanın kulağına komik gelmiyor mu? tabi bu durumua cevap hazır: realizm. o realizm değil de rezilizm olmasın sakın. her neyse her şeye rağmen aynı saygılar sunarım. umarım yazdıklarım anlaşılıp, okunacaktır yoksa gözlerini kapatıp banenemcilik oynamak ve suçlamak kolay. verilecek cevapları bilmeden nasıl olsa ben biliyorum verilecek cevapları demek ise kişinin ancak kendisiyle ilgili sorunları varsa yapabileceği türden bir kişilik bozukluğudur. en azından ben öyle düşünüyorum, komintern de belki öyle düşünüyordur.*
saygılarla
faşizm bugün son derece demokrat bünyeler tarafından ise ötekileştirme adı altında kullanılıyor. bu düpedüz faşizmi bayağalaştırmaya, insanların gözü önünde insancıllaştırmaya çalışan bir harekettir. o zaman gelin faşizm demiyelim, ötekileştirme diyelim. her türlü baskı hareketi faşizm midir? elbette hayır. bu onu sınıfsal konumundan söküp almaktır. işte islamcı iran'Da solcuları asarak şiddet uygulamıştı ama bu faşizm miydi? hayır. çünkü büyük sermaye gruplarının desteğini alamamış, gerici bir hareketti ama faşizm değildi. özünde değil şovenizm hiç bir şey taşımıyordu. fakat bu ötekileştirme hareketiyle tüm değerler ve ideolojiler çöpe atılmaya çalışılıyor.
milliyetçilik ise tarihi örnekler bize gösteriyorki her şekilde bir burjuva hareketidir. iyi ama nasıl bir burjuva hareketi? sonuçta bir ezen ulus ezilen ulus gibi kavramlar vardı, onlara ne oldu sahiden? tabi bu durum yalnızca pazar sorunu ile ilgiliydi ve pazarlarına az çok sahip olan her türden burjuva, milliyetçilik yapabilir fakat bu tüm emekçiler arasına finnet ve fesat sokmaktan öte bir şey değildir.
tüm durumlardan öte bir de kişilerin yazdıkları da çok önemlidir. sonuçta sanal bir platformdayız ve yazdıklarımız önemli. biz burada kalkıp demokrasiden dem vuracağız sonra da kalkıp ulusalcı sosyalizme ya da bilinen adı ile nazizme methiyeler düzeceğiz, "iyi uygulansa en güzel diyeceğiz!" sömürünün yanında olup, solculuk oyunları oynayacağız. oh ne ala memleket! kalkıp dünya için uygulanması en zor norveç sosyalizmi ya da sosyal demokrasisini savunup, norveç'in isveç'in dünya sömürü mekanizmasına katkılarını hiçe sayacağız sonra da geçip çok seslilikten bahsedeceğiz. tabi her şeyi geçtim, bir de başkalarına olan saygıdan dem vuracağız, terörden bahsedeceğiz. zaten nazi düzenini savunupta, terörden dem vurmak insanın kulağına komik gelmiyor mu? tabi bu durumua cevap hazır: realizm. o realizm değil de rezilizm olmasın sakın. her neyse her şeye rağmen aynı saygılar sunarım. umarım yazdıklarım anlaşılıp, okunacaktır yoksa gözlerini kapatıp banenemcilik oynamak ve suçlamak kolay. verilecek cevapları bilmeden nasıl olsa ben biliyorum verilecek cevapları demek ise kişinin ancak kendisiyle ilgili sorunları varsa yapabileceği türden bir kişilik bozukluğudur. en azından ben öyle düşünüyorum, komintern de belki öyle düşünüyordur.*
saygılarla
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar