bugün
- kırgızistan8
- çin8
- gürcistan25
- en iyi simit hangi şehirdedir21
- erkeklerden hayır gelmeyeceğinin anlaşıldığı an4
- japonya3
- antalya şu an 28 derece4
- sözlüğün aniden sessizleşmesi5
- birader yazarlar birader bay beylerdir3
- latin atasözleri5
- cep telefonu4
- geceniz nasıl geçiyor7
- tez yazmak4
- kazakistan2
- aslında hayatta yapayalnız olmamız8
- sözlük yazarlarının çocukları olsa ne yaparlardı6
- ağlamamak için kendini tutmak11
- ctrlx22
- özlenilen şeyler2
- sabahattin zaim üniversitesi2
- portekiz3
- uluslararası ilişkiler2
- 30 temmuz 2026 cem küçük'ün gözaltına alınması8
- hewal ebo18
- domdomusa'nın haksız yere çaylaklanması6
- geceye bir şarkı bırak14
- kuran da namaz yok21
- asla yapmam denilen şeyler4
- yıllar sonra sözlüğe dönen yazar4
- 35 bin lira maaşı beğenmeyen sevgili9
- lahmacunu elle yiyen kız14
- gelibolu da yaşamak vs çanakkale merkez de yaşamak5
- yalnız yaşamak5
- içim yanıyor be sözlük7
- ilgi isteyen kız16
- en çaresiz hissettiğinde kime gidersin11
- e'e f e6
- şu an çalan müzik2
- sözlüğü yakınlarının okuması hırsızlık mıdır3
- sigortalı bir iş bul çalış4
- kendinize yaptığınız en büyük yatırım3
- neden namaz kılmıyorsun4
- kalem şakir2
- cinle karşılaşınca yapılacak ilk hareket7
- beleş sigarayı öksürtüyor diyerek reddeden keriz4
- güneş gözlüğü3
- asansörde kalmak7
- intihar3
- öyle bir şey yaz ki okuyan şaşırsın5
- chatgpt ile dertleşmek3
bir bahaettin karakoç şiiri :
kepez
ansızın bir karasu iner
deniz fenerinin gözlerine
fener kör olur
ve ağır ağır uyanmaya başlar
deniz dibinin devleri
koç sürüsü dalgalar toslaşır gerine gerine
ötede yıkkın bir balıkçı köyünün çiçeksiz evleri
evler ki denizlerde olup bitenleri bilmez
bense bu kaderi iyi bilirim
benim adım kepez
yıldızlar olmadı mı, dolunay olmadı mı
gökyüzü de kördür
yüreğindeki kara bulutlar
durmadan yıldırımlar kusar
yorgun bir gemi oturur kayalara
karışır birbirine dua ve küfür
korkuysa şapkasını her zaman
kapkara bir dala asar
bir yosun tarlasında dinlenirken
gördüm ölümü kaç kez
selam verip geçti gülümseyerek
ben korkusuz kepez
kaç sünger ve inci avcısının
kanına girdi bu denizler
kaç taze gelin ihtiyarladı
bu ufuklara baka baka
her sabah
neşeli bir ıslık aydınlığına
evden çıkıp gidenler
ya döndüler ya da hiç dönmediler
yaralı akşamlara
yalnız kalmayınca aç kalmayınca
oğlak, kuzu melemez
ben ne dramlar yaşamamışımdır bu kıyıda
ben kepez
mutlu insanlarda gördüm
gelip kollarımın arasında sevişen
ama uzun sürmedi
şıngır mıngır kristal ömürleri
ne çığlıklar işittim rüzgarlardan
mevsim mevsim değişen
hele de yitik ekmekler gibi ayrılık türküleri
tedirgin martıların
kanatları vururken gez
ben dilsiz bir görgü tanığıyım
benim adım kepez
gün kısalır,
bir gece de değişir renk renk haritam
gün uzar,
sızlayan süslü bir göğüstür tarih-i kadim
sırdır, ayıptır
gördüklerimin hepsini anlatamam
gemiler gelip geçerken
kaç dilden hüzünlü şarkılar dinledim
gül yanaklı, lale dudaklı
ne güzeller gördüm gitti gelmez
ben hep aynı yerde beklerim
benim adım kepez
bazen denize küserde
gökteki yıldızlarla konuşurum
bazen gidemediğim yerleri okşamak isterim
bulamam ellerimi
ay doğarken başlar
en uzun süren sarhoşluğum
asırlar kemirse de
koparamazlar zincirlerimi
kimse kirli ayaklarıyla
üzerimi tepeleyemez
ben beş vakit
sabrın gül suyuyla yıkanırım
benim adım kepez
kepez
ansızın bir karasu iner
deniz fenerinin gözlerine
fener kör olur
ve ağır ağır uyanmaya başlar
deniz dibinin devleri
koç sürüsü dalgalar toslaşır gerine gerine
ötede yıkkın bir balıkçı köyünün çiçeksiz evleri
evler ki denizlerde olup bitenleri bilmez
bense bu kaderi iyi bilirim
benim adım kepez
yıldızlar olmadı mı, dolunay olmadı mı
gökyüzü de kördür
yüreğindeki kara bulutlar
durmadan yıldırımlar kusar
yorgun bir gemi oturur kayalara
karışır birbirine dua ve küfür
korkuysa şapkasını her zaman
kapkara bir dala asar
bir yosun tarlasında dinlenirken
gördüm ölümü kaç kez
selam verip geçti gülümseyerek
ben korkusuz kepez
kaç sünger ve inci avcısının
kanına girdi bu denizler
kaç taze gelin ihtiyarladı
bu ufuklara baka baka
her sabah
neşeli bir ıslık aydınlığına
evden çıkıp gidenler
ya döndüler ya da hiç dönmediler
yaralı akşamlara
yalnız kalmayınca aç kalmayınca
oğlak, kuzu melemez
ben ne dramlar yaşamamışımdır bu kıyıda
ben kepez
mutlu insanlarda gördüm
gelip kollarımın arasında sevişen
ama uzun sürmedi
şıngır mıngır kristal ömürleri
ne çığlıklar işittim rüzgarlardan
mevsim mevsim değişen
hele de yitik ekmekler gibi ayrılık türküleri
tedirgin martıların
kanatları vururken gez
ben dilsiz bir görgü tanığıyım
benim adım kepez
gün kısalır,
bir gece de değişir renk renk haritam
gün uzar,
sızlayan süslü bir göğüstür tarih-i kadim
sırdır, ayıptır
gördüklerimin hepsini anlatamam
gemiler gelip geçerken
kaç dilden hüzünlü şarkılar dinledim
gül yanaklı, lale dudaklı
ne güzeller gördüm gitti gelmez
ben hep aynı yerde beklerim
benim adım kepez
bazen denize küserde
gökteki yıldızlarla konuşurum
bazen gidemediğim yerleri okşamak isterim
bulamam ellerimi
ay doğarken başlar
en uzun süren sarhoşluğum
asırlar kemirse de
koparamazlar zincirlerimi
kimse kirli ayaklarıyla
üzerimi tepeleyemez
ben beş vakit
sabrın gül suyuyla yıkanırım
benim adım kepez
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar