bugün
- yeter ulan artık14
- fenerbahçe vs galatasaray19
- ateistlerin yaşama amacı7
- youtube'u yöneten varlıkla etkileşime girdim5
- fenerbahçe lyon maçında atıp tutan yazarlar15
- fenerbahçe'nin cincondan daha çok para alması8
- tarihin en kötü lyonu10
- fenerin sanki bizi biraz fazla rezil etmesi18
- ucl'ye girer girmez köylülüğünü gösteren köylü11
- 26 ağustos 2026 olympique lyon fenerbahçe maçı48
- youtube botlarını kim yönetiyor3
- kadınların askerlik yapmamasının nedenleri5
- galatasarayın köyfarans kupasına katılmamış olması7
- osimhen'in genduzziyi dövmesi7
- 27 ağustos 2026 şampiyonlar ligi kura çekimi8
- fenerbahçe22
- elit partiye yanında götürülen hanzo5
- sevgili uefa lütfen fenerbahçeyi cezalandırın5
- pontus rumları10
- ön kapıdan dalmak2
- teröriste sövmek artık yasak5
- babanın yanında ayaklarını sehpanın üzerine koymak4
- fenerin gs'nin kasasından 30 milyon avro alması9
- sessizliğe duyulan özlem3
- ismail kartal12
- fenerin şl de ziki tutacak olması9
- game of thrones taki kerhaneci19
- gençlere en büyük tavsiyeler4
- sabahları nefret edilen şeyler17
- futbol20
- nick vermeden bir yazara seslen6
- rojin kabaiş2
- en iyi müslüman teknik direktör3
- simyacı3
- fransa4
- dünya2
- olympique lyonnais2
- küfürü bırakıyorum sözlükk4
- evrende yalnız mıyız sorunsalı4
- anın görüntüsü21
- küçük çocuğu olduğu halde sigara içen kadın3
- cumhuriyet halk partisi7
- hiç bitmeyecekmiş gibi gelen şeyler16
- tamircisi ölünce satılan araba6
- pizza5
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle10
- polis bıçaklamak2
- en sevilen sözlük botu2
- rainer maria rilke2
- fenerbahçe lyon maçı sonrası saha karışması5
izlediğim en iyi Vietnam filmidir. Ancak normal bir savaş filmi değil. iki bölüme ayrılıyor kendi içerisinde..
1-) Asker psikolojisi.
2-) Antimilitaristlik ve savaş karşıtlığı.
ilk yarısında komedi unsuru gözümüze batıyor. Diyaloglarıyla birlikte hayli güldürür.. Aslında bu diyaloglar askerliği tiye alıyor. Fakat bir askerin üzerine yoğunlaşılması ve onun dışlanması hiç de iyi olmuyor. Aslında Kubrick burada da bizi uyutuyor güzel bir şekilde. Olayların sonucunda biz artık 'yönetim istifa' diye serzenişte bulunuyoruz yine. Başta ki insanlara kızıyoruz. Sistemin bayağılaştırılmasından yakınıyoruz. Tıpkı A Clockwork Orange filminde olduğu gibi. Alex'e hissettiklerimizle aynı. Yine filmin başında uyuyan bizler, filmin sonunda tüm okları sistemin en başında ki insanlara çeviriyoruz. ilk yarısında işlenen asker psikolojisi bizleri güldürüp, derinden etkiliyor kısaca..
ikinci yarısında ise tam bir savaş ortamı karşılıyor bizi. Yine askerliğin çektirdiği acılar gözler önüne seriliyor. Savaş ortamının askerler üzerinde ki dramını seyirciye yansıtıyor yapım. Bir sonra ki adımda ne olacağını değil askerlerin bu durumdan nasıl kurtulacaklarını düşündüm. Bir an onların yerine koydum kendimi, korkmaya başladım. Vietnam'da bir düzenin kurbanıydı askerler.. Düzenin askerler üzerinde ki düzensizliğini gösteriyordu bizlere Kubrick. Hiçbir insanın savaşı hak etmediğini gözler önüne seriyordu. Kim top tüfek altında savaşmak için doğar ki? Hiç kimse.. Palyaço ise barış rozeti taşıyıp, şapkasının üzerinde 'born to kill' yazısı ile karşımızdaydı. ikiliğin ortasında bir savaş vardı tam anlamıyla. Film inanılmaz bakış açısıyla beni derinden etkiledi.
Senaryosu, kurgusu, mekanı, diyalogları ve daha birçok şeyiyle harika bir film. Stanley Kubrick'in kusursuza ulaştığı filmdi işte bu.
+ Beyaz bir fıstığa tecavüz etmek isteyen beş zenciyi nasıl durdurursun?
- Onlara basket topu veririm.
1-) Asker psikolojisi.
2-) Antimilitaristlik ve savaş karşıtlığı.
ilk yarısında komedi unsuru gözümüze batıyor. Diyaloglarıyla birlikte hayli güldürür.. Aslında bu diyaloglar askerliği tiye alıyor. Fakat bir askerin üzerine yoğunlaşılması ve onun dışlanması hiç de iyi olmuyor. Aslında Kubrick burada da bizi uyutuyor güzel bir şekilde. Olayların sonucunda biz artık 'yönetim istifa' diye serzenişte bulunuyoruz yine. Başta ki insanlara kızıyoruz. Sistemin bayağılaştırılmasından yakınıyoruz. Tıpkı A Clockwork Orange filminde olduğu gibi. Alex'e hissettiklerimizle aynı. Yine filmin başında uyuyan bizler, filmin sonunda tüm okları sistemin en başında ki insanlara çeviriyoruz. ilk yarısında işlenen asker psikolojisi bizleri güldürüp, derinden etkiliyor kısaca..
ikinci yarısında ise tam bir savaş ortamı karşılıyor bizi. Yine askerliğin çektirdiği acılar gözler önüne seriliyor. Savaş ortamının askerler üzerinde ki dramını seyirciye yansıtıyor yapım. Bir sonra ki adımda ne olacağını değil askerlerin bu durumdan nasıl kurtulacaklarını düşündüm. Bir an onların yerine koydum kendimi, korkmaya başladım. Vietnam'da bir düzenin kurbanıydı askerler.. Düzenin askerler üzerinde ki düzensizliğini gösteriyordu bizlere Kubrick. Hiçbir insanın savaşı hak etmediğini gözler önüne seriyordu. Kim top tüfek altında savaşmak için doğar ki? Hiç kimse.. Palyaço ise barış rozeti taşıyıp, şapkasının üzerinde 'born to kill' yazısı ile karşımızdaydı. ikiliğin ortasında bir savaş vardı tam anlamıyla. Film inanılmaz bakış açısıyla beni derinden etkiledi.
Senaryosu, kurgusu, mekanı, diyalogları ve daha birçok şeyiyle harika bir film. Stanley Kubrick'in kusursuza ulaştığı filmdi işte bu.
+ Beyaz bir fıstığa tecavüz etmek isteyen beş zenciyi nasıl durdurursun?
- Onlara basket topu veririm.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar