bugün
- kayyım yönetimindeki esenyurtta rüşvet iddiası28
- ismet gurbuz 20248
- kale3112 ifşa9
- mısır daki haladan miras kalması6
- kahvaltım güzel mi3
- masklavi ile çay içmek5
- zorda kalsanız penguen siker miydiniz3
- sinek as3
- arkadaşlar slm falıma bakın3
- cüneyt arkın'ın bizans ta savaş suçu işlemesi3
- eve jobs4
- uludağ sözlükte tek hesapla yazarlık yapmak2
- kötü adamın kahkaha atarak suçunu itiraf etmesi3
- kötü adamın iyi adamı öldürmek yerine konuşması3
- cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi4
- 19 ekim 2026 trabzonspor beşiktaş maçı20
- fakirliğin kuşaktan kuşağa aktarılması2
- zenginlerin de geçinemiyoruz demeye başlaması2
- bizanslılıktan soğumak2
- bir erkeğin yapabileceği en büyük hata18
- pasifik okyanusuna gay demek2
- yol yemek ssk sağlayan mafya babası2
- fizik kurallarından muaf olmak2
- saçını topuz yapan erkek3
- kötü adamların adamlarına sigorta yapmaması2
- sergen yalçın2
- fon vurgunu29
- kolye140
- amigurumi2
- parcalandim toparlanamiyorum37
- kim jong'un bir türlü ölmemesi4
- gözlüğü çıkarınca superman olan clark kent2
- yeşilçam da zenginlerin sürekli viski içmesi2
- platon un mağara alegorisi7
- filmlerde bir yere girince kapıyı kapamamaları2
- can sıkıntısı3
- yaşar ustanın olayları biraz fazla ajite etmesi2
- 20 ekim 2026 galatasaray strasbourg basketbol maçı2
- 40 yaş üstü erkekleri sözlükten tahliye ediyoruz19
- sabahları nefret edilen şeyler3
- karton toplayan cocuk'un gerçek yüzü18
- ihvan'ın türkiye de yeni vakıf kurması3
- yüksek enflasyon12
- dişi bir yazarla karşılıklı çay içmek8
- sözlüğü 5 ailenin yönetmesi20
- sözlük yazarlarının salataları15
- kabataş yalanı3
- ozan tufan'ın beşiktaş'a karşı gol geleneği2
- güzellik göreceli değildir7
- bdsm ci kadın yazar12
hissedildiğinde yüzünün ışığını alır, kokun güzel olmaz, arkadaşların iyi değildir, yediğinden tat alamazsın, dinlediğin şarkı gürültüdür.
sanırım ömrümce hiç demedim, şundan nefret ederim, ondan nefret ediyorum, diye. kişiler, olaylar ve şeylerle mesafemi hep 'çok sevmek', 'az sevmek' ve 'sevmemek' çizgisini üzerine kurdum. bu yüzden mutlu olacak şeyleri hep çok kolay buldum. sevmiyorsam bıraktım gitti. sevmemeyi bırakıp yeni bir hisse tutunarak hayatım boyu sürüklemedim kişileri, olayları ve diğer tüm şeyleri işte. ya da sevmeyi hiç bırakmadım, bir yolunu bulup sevdim. içimdeki öfke dalga dalga boğazıma kadar geldiğinde bile bağırdım, çağırdım, kırıp döktüm, içip içip dağıttım ama nefret etmedim. nefret hissinden dolayı öfkelenmedim bakıyorum da.
öyle temelden ihanetler denk geldi ki hayatıma, onlar için bile dünyamda yer edemedi bu habis his. arkadaşlık, aşk veya günlük hayatın sıradan hay-huyu ötesinde ihanetler birçok şeyi silip götürüyor demek ki -hisler dahil. ben şanslıydım ki nefret hissi gitti. hala umarsızca sevebiliyorum insanları, dünyayı, güneşi... ve birer armağan addettiğim diğer her bir mucizeyi.
nefret hissini ruhuyla taşıyan birçok insan da tanıdım, denk geldi. onlar için, kıskanç insanlara üzüldüğüm gibi üzüldüm. birçok şeye sahip olup nefretin hırsıyla onlardan hiçbir tat alamayanlar insanlar. gülüşünde mutluluk olmayan insanlar. yürürken bile dünyayla kavga eden, giydiği yakışmayan, her yerde arkadaşları olup aslında hiç sevilmeyen insanlar. nefret en pis uyuşturucudan bile daha derin bir yıkımla çökertiyor ruhu ve bedeni. mutsuzluktan ölen insanlar varsa birçoğu içindeki nefret duygusundan kurtulamamakla cezalandırılmış olanlardır gibi geliyor bana.
içinin en kuytusunu nefrete adamış olanlar ne yaptılar da karşılığında acısını çekiyorlar acaba?
bende bu aralar bir merak bir merak. bir gevezelik hali ki of.
sanırım ömrümce hiç demedim, şundan nefret ederim, ondan nefret ediyorum, diye. kişiler, olaylar ve şeylerle mesafemi hep 'çok sevmek', 'az sevmek' ve 'sevmemek' çizgisini üzerine kurdum. bu yüzden mutlu olacak şeyleri hep çok kolay buldum. sevmiyorsam bıraktım gitti. sevmemeyi bırakıp yeni bir hisse tutunarak hayatım boyu sürüklemedim kişileri, olayları ve diğer tüm şeyleri işte. ya da sevmeyi hiç bırakmadım, bir yolunu bulup sevdim. içimdeki öfke dalga dalga boğazıma kadar geldiğinde bile bağırdım, çağırdım, kırıp döktüm, içip içip dağıttım ama nefret etmedim. nefret hissinden dolayı öfkelenmedim bakıyorum da.
öyle temelden ihanetler denk geldi ki hayatıma, onlar için bile dünyamda yer edemedi bu habis his. arkadaşlık, aşk veya günlük hayatın sıradan hay-huyu ötesinde ihanetler birçok şeyi silip götürüyor demek ki -hisler dahil. ben şanslıydım ki nefret hissi gitti. hala umarsızca sevebiliyorum insanları, dünyayı, güneşi... ve birer armağan addettiğim diğer her bir mucizeyi.
nefret hissini ruhuyla taşıyan birçok insan da tanıdım, denk geldi. onlar için, kıskanç insanlara üzüldüğüm gibi üzüldüm. birçok şeye sahip olup nefretin hırsıyla onlardan hiçbir tat alamayanlar insanlar. gülüşünde mutluluk olmayan insanlar. yürürken bile dünyayla kavga eden, giydiği yakışmayan, her yerde arkadaşları olup aslında hiç sevilmeyen insanlar. nefret en pis uyuşturucudan bile daha derin bir yıkımla çökertiyor ruhu ve bedeni. mutsuzluktan ölen insanlar varsa birçoğu içindeki nefret duygusundan kurtulamamakla cezalandırılmış olanlardır gibi geliyor bana.
içinin en kuytusunu nefrete adamış olanlar ne yaptılar da karşılığında acısını çekiyorlar acaba?
bende bu aralar bir merak bir merak. bir gevezelik hali ki of.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar