bugün
- risaledeki sinek kelimesinin üzerine sinek konması7
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı71
- yağmur altında bisiklet sürüp müzik dinlemek4
- güney kore34
- kılıçdaroğlu'nun erken seçim çıkışı6
- motorcuların trafikte terör yaratması5
- zirvede örf icabı emsal ve akranlarla oturmak4
- yazarların sözlükten kaçması2
- en son ne aldınız3
- j. k. rowling2
- erotik şarkılar5
- sayın ismet von pforzheim efendi3
- fenerlilerin ağlaması3
- boş yolda kırmızı ışıkta beklemek5
- mel bakan gibson'a sarılıp teselli etmek4
- kimsenin sizi sevmemesi8
- birbiriyle çiftleşecek uludağ sözlük yazarları2
- nev dinlemek2
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı16
- sözlükteki galatasaraylılar5
- sevgi vs aşk13
- kereviz2
- ilk buluşmada sevişenler5
- muşlettin bey amca birader bey3
- kolye21
- 27 ekim 2026 için hava durumları3
- 25 ekim 2026 oktay saral'ın görevden alınması2
- bir yazarı çok sevmek ama o hiç sevmemek13
- chatgpt'nin bana yürümesi13
- jaws filmindeki sikko balik26
- atatürk ün hataları16
- nevzat doğansoy2
- türkiye de sıcaklık düşüşü ve yağış2
- vajinaya dil atmak4
- okan buruk10
- sabah ezanı okunurken huzurla uyumak2
- ismail kartal16
- nervio tarzı entry girmek18
- meksika6
- sözlükteki fenerbahçeliler15
- en son alınan iltifat7
- fenerbahçe8
- futbol18
- didem soydan6
- mısır2
- pakiler afganlar gibi entari ile gezmek3
- arda güler16
- kadın gibi tırmalıyorlar ve saç çekiyorlar2
- sinek as'ın sözlüğe vedası26
- sözlükteki fenerbahçe li yazarlar7
Dilinden dişine, etinden tırnağına kadar sevda giymiş bir kadının yapmak istediği zulüm.
Nefes kesmek, heyecanlandırmak anlamında kullanılmadı, soluksuz bırakmak, sonsuza değin soluksuz kalmaktan bahsediyorum.
Zehra ile üniversitede tanıştık, tipik bir Anadolu kızıydı, hani şu yöresel programlarda izlediğimiz, tandır başında elleri unlu , güler yüzlü tandırına sevgisin, katarak lezzet veren kadınlar vardır ya, hah işte tam da gibiydi, elini değdirdiği her şeyden, sevgi, hürmet ve ikram akıyordu.
Levent ile tanıştılar okulun ilk yıllarında, levent istanbul'da yetişmiş, dokunduğu her şeyi parçalayan, eriten, yok eden bir tipti. Zehra'nın özverisi, 4 yıl omuzlarına çıkardı aşklarını, nihayetinde evlendiler.
Neredeyse 1 yıldır görüşmemiştik onunla, istanbul ziyaretimde uğradım. Göz bebekleri beni öperek karşıladı, oturduk. Her şeyden ve herkesten bahsediyordu ama kendinden vazgeçmiş gibi hiç 'ben-li' cümleler kurmamıştı.
'nasıl gidiyor ?2 dedim.
Çenesi titremeye başladı.
'levent'le bir sorununuz mu var?'
'artık ne yastığı kadar yakınım ne de tavandaki ampul kadar uzak, beni aldattı lady' diyerek ağlamaya başladı.
Emin olup olmadığımı sorduğumda, emin olduğunu ve levent'in itiraf ettiğini söyledi.
Elinin değdiği her şeyi mucizevileştiren ve güzelleştiren bu kadının ne hissettiğini o kadar çok merak ediyordum ki, sonuçta bizim Zehra her olaya optimist bakan, sevgiyle her şeyin hallolacağını düşünen, aşkını sırtlanan bir kadındı, nasıl bir taktik belirlemişti, oluruna mı bırak mıştı? bu sorularla kafamda bekleşirken.
'ona bir ceza veriyorum lady, kirli bir sokakta parmaklarımın ucuna basarak yürüyorum sanki, o pisliğe bulaşmamak için'
'neden bu çöplüğü terk etmiyorsun?' dediğimde.
'Ben, gitmesini bilmiyorum, git demesini hiç bilmiyorum. Öğretilmiş bir şey sanırım bu, evimize gelen misafirlere varımızı sunarız biz, hayatımıza girenlere de, canımızı. Beceremedim.' Dedi.
'Cezadan bahsettin, nedir bu ceza?' dedim.
'sana güveniyorum ve seninle paylaşacağım bunu, levent'le artık birlikte yatmıyoruz. Ayrı odalardayız ve aldığım 50 adet termometreyi kırarak içindeki civayı onun odasına, yatağın baş kısmına koydum' dedi.
Zehra kimyagerdi.
'dilinde aft çıkmaya başlamış bile, sürekli halsiz hissediyor ayrıca, çok fazla zamanı yok, bedelini ödemeli, lütfen beni yadırgama' dedi.
Yadırgamadım onu, belli ki çok canı yanıyordu ve kendisinin acısı ona, siyanür üstü fare zehri gibi geliyordu.
'sonra? Sonra ne olacak Zehra? Zehra bu vicdanla yaşayamaz, bu kahrı hiçbir istasyona da bırakamaz. Evet, düştün, tekme yedin ve dalağın patladı. bırak işin ehilleri alsın o patlağı, kalbin, beynin, kolların, bacakların sapa sağlam, tökezlemeden devam edebilecek kadar sağlam. Lütfen ama lütfen bunu artık devam ettirme, gözündeki perdeyi aralamama izin ver' dedim.
O kadar yüksek bir sesle ağlıyordu ki, şiddetli bir yağmur gibi taşıyordu gözlerinden yaşlar.
Levent'in odasına girip, civa dolu kabı buldum ve küçük bir saksının içindeki toprağa döktüm, poşetleyip yanıma aldım.
Onu yalnız bırakmam gerekiyordu, zira kırık kalbinin tüm iletkenliği vicdanımı törpüleyecek 'ama' lı cümleler kuracaktım, belki de yaptığına destek verecektim.
Çünkü, bence de aldatan her erkek hak eder nefesinin kesilmesini.
Nefes kesmek, heyecanlandırmak anlamında kullanılmadı, soluksuz bırakmak, sonsuza değin soluksuz kalmaktan bahsediyorum.
Zehra ile üniversitede tanıştık, tipik bir Anadolu kızıydı, hani şu yöresel programlarda izlediğimiz, tandır başında elleri unlu , güler yüzlü tandırına sevgisin, katarak lezzet veren kadınlar vardır ya, hah işte tam da gibiydi, elini değdirdiği her şeyden, sevgi, hürmet ve ikram akıyordu.
Levent ile tanıştılar okulun ilk yıllarında, levent istanbul'da yetişmiş, dokunduğu her şeyi parçalayan, eriten, yok eden bir tipti. Zehra'nın özverisi, 4 yıl omuzlarına çıkardı aşklarını, nihayetinde evlendiler.
Neredeyse 1 yıldır görüşmemiştik onunla, istanbul ziyaretimde uğradım. Göz bebekleri beni öperek karşıladı, oturduk. Her şeyden ve herkesten bahsediyordu ama kendinden vazgeçmiş gibi hiç 'ben-li' cümleler kurmamıştı.
'nasıl gidiyor ?2 dedim.
Çenesi titremeye başladı.
'levent'le bir sorununuz mu var?'
'artık ne yastığı kadar yakınım ne de tavandaki ampul kadar uzak, beni aldattı lady' diyerek ağlamaya başladı.
Emin olup olmadığımı sorduğumda, emin olduğunu ve levent'in itiraf ettiğini söyledi.
Elinin değdiği her şeyi mucizevileştiren ve güzelleştiren bu kadının ne hissettiğini o kadar çok merak ediyordum ki, sonuçta bizim Zehra her olaya optimist bakan, sevgiyle her şeyin hallolacağını düşünen, aşkını sırtlanan bir kadındı, nasıl bir taktik belirlemişti, oluruna mı bırak mıştı? bu sorularla kafamda bekleşirken.
'ona bir ceza veriyorum lady, kirli bir sokakta parmaklarımın ucuna basarak yürüyorum sanki, o pisliğe bulaşmamak için'
'neden bu çöplüğü terk etmiyorsun?' dediğimde.
'Ben, gitmesini bilmiyorum, git demesini hiç bilmiyorum. Öğretilmiş bir şey sanırım bu, evimize gelen misafirlere varımızı sunarız biz, hayatımıza girenlere de, canımızı. Beceremedim.' Dedi.
'Cezadan bahsettin, nedir bu ceza?' dedim.
'sana güveniyorum ve seninle paylaşacağım bunu, levent'le artık birlikte yatmıyoruz. Ayrı odalardayız ve aldığım 50 adet termometreyi kırarak içindeki civayı onun odasına, yatağın baş kısmına koydum' dedi.
Zehra kimyagerdi.
'dilinde aft çıkmaya başlamış bile, sürekli halsiz hissediyor ayrıca, çok fazla zamanı yok, bedelini ödemeli, lütfen beni yadırgama' dedi.
Yadırgamadım onu, belli ki çok canı yanıyordu ve kendisinin acısı ona, siyanür üstü fare zehri gibi geliyordu.
'sonra? Sonra ne olacak Zehra? Zehra bu vicdanla yaşayamaz, bu kahrı hiçbir istasyona da bırakamaz. Evet, düştün, tekme yedin ve dalağın patladı. bırak işin ehilleri alsın o patlağı, kalbin, beynin, kolların, bacakların sapa sağlam, tökezlemeden devam edebilecek kadar sağlam. Lütfen ama lütfen bunu artık devam ettirme, gözündeki perdeyi aralamama izin ver' dedim.
O kadar yüksek bir sesle ağlıyordu ki, şiddetli bir yağmur gibi taşıyordu gözlerinden yaşlar.
Levent'in odasına girip, civa dolu kabı buldum ve küçük bir saksının içindeki toprağa döktüm, poşetleyip yanıma aldım.
Onu yalnız bırakmam gerekiyordu, zira kırık kalbinin tüm iletkenliği vicdanımı törpüleyecek 'ama' lı cümleler kuracaktım, belki de yaptığına destek verecektim.
Çünkü, bence de aldatan her erkek hak eder nefesinin kesilmesini.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar