bugün
- niye uyandık sözlük5
- adana dürüm vs adana porsiyon8
- chp'nin 103 yılı reklamı5
- arkadaşlar ben çalışmak istemiyorum4
- istiklal mahkemeleri kurup fetöcüleri asmak5
- şönt baca3
- gebze yi gebze yapan şeyler5
- seksenlerde nasıl görünürdüm trend i24
- otobüste açamadığı camı kıran erkek4
- spora başladım5
- bütün eziklerin 80 ler paylaşımı yapması15
- at eti yemek5
- uyudun mu11
- arkadaşlar ben artık ayı olmak istemiyorum2
- kafasında konuşan sesi uzaylı zannetmek8
- manifestten hangi kızla sevişirdin16
- queen ravenna ve cinleri14
- şeffaf ayakkabı9
- patso4
- özgüven5
- hastanede kendini siktiren güvenlik kız3
- hayattan beklentiler7
- 81 ilde sığınak yapılması7
- mesleğinizi söyleyince muhatap olduğunuz sorular12
- ruhi çenet videolarına dokunmayan yahudi lobisi6
- tavuğun neden kanatları var11
- bir zihinden diğer zihne geçen memler8
- kadın bacağı paylaşan mehdi5
- sözlükte üzdüğüm yazarlar11
- sueda uluca silvermist benzerliği11
- beni affettiğini söylesin gideyim10
- sinek as6
- s'i l v'e r m'i s t35
- uludağ sözlük size ne kattı27
- insanı yoran duygular6
- 3 yaşındaki elif'i göz göre göre ezen kadın sürücü12
- gocu34
- deliler bize ne anlatıyor sorunsalı6
- karabüyü yapılan kaynananın hala yaşaması7
- kız düşürmenin kısa yolu19
- sözlüğün en masum yazarları18
- taliban7
- öğrenildiğinde ufku iki katına çıkaran şeyler5
- sözlük şifresinin uzaylılar tarafından çalınması6
- queen ravennadan mesaj var11
- arkadaşlar sizce bu çocuk yakışıklı mı8
- ahlak abartılmış balon bir kavramdır5
- pandela 310
- olgunlaştıkça farkına varılan şeyler4
- kaşarlı sucuklu menemen8
Dilinden dişine, etinden tırnağına kadar sevda giymiş bir kadının yapmak istediği zulüm.
Nefes kesmek, heyecanlandırmak anlamında kullanılmadı, soluksuz bırakmak, sonsuza değin soluksuz kalmaktan bahsediyorum.
Zehra ile üniversitede tanıştık, tipik bir Anadolu kızıydı, hani şu yöresel programlarda izlediğimiz, tandır başında elleri unlu , güler yüzlü tandırına sevgisin, katarak lezzet veren kadınlar vardır ya, hah işte tam da gibiydi, elini değdirdiği her şeyden, sevgi, hürmet ve ikram akıyordu.
Levent ile tanıştılar okulun ilk yıllarında, levent istanbul'da yetişmiş, dokunduğu her şeyi parçalayan, eriten, yok eden bir tipti. Zehra'nın özverisi, 4 yıl omuzlarına çıkardı aşklarını, nihayetinde evlendiler.
Neredeyse 1 yıldır görüşmemiştik onunla, istanbul ziyaretimde uğradım. Göz bebekleri beni öperek karşıladı, oturduk. Her şeyden ve herkesten bahsediyordu ama kendinden vazgeçmiş gibi hiç 'ben-li' cümleler kurmamıştı.
'nasıl gidiyor ?2 dedim.
Çenesi titremeye başladı.
'levent'le bir sorununuz mu var?'
'artık ne yastığı kadar yakınım ne de tavandaki ampul kadar uzak, beni aldattı lady' diyerek ağlamaya başladı.
Emin olup olmadığımı sorduğumda, emin olduğunu ve levent'in itiraf ettiğini söyledi.
Elinin değdiği her şeyi mucizevileştiren ve güzelleştiren bu kadının ne hissettiğini o kadar çok merak ediyordum ki, sonuçta bizim Zehra her olaya optimist bakan, sevgiyle her şeyin hallolacağını düşünen, aşkını sırtlanan bir kadındı, nasıl bir taktik belirlemişti, oluruna mı bırak mıştı? bu sorularla kafamda bekleşirken.
'ona bir ceza veriyorum lady, kirli bir sokakta parmaklarımın ucuna basarak yürüyorum sanki, o pisliğe bulaşmamak için'
'neden bu çöplüğü terk etmiyorsun?' dediğimde.
'Ben, gitmesini bilmiyorum, git demesini hiç bilmiyorum. Öğretilmiş bir şey sanırım bu, evimize gelen misafirlere varımızı sunarız biz, hayatımıza girenlere de, canımızı. Beceremedim.' Dedi.
'Cezadan bahsettin, nedir bu ceza?' dedim.
'sana güveniyorum ve seninle paylaşacağım bunu, levent'le artık birlikte yatmıyoruz. Ayrı odalardayız ve aldığım 50 adet termometreyi kırarak içindeki civayı onun odasına, yatağın baş kısmına koydum' dedi.
Zehra kimyagerdi.
'dilinde aft çıkmaya başlamış bile, sürekli halsiz hissediyor ayrıca, çok fazla zamanı yok, bedelini ödemeli, lütfen beni yadırgama' dedi.
Yadırgamadım onu, belli ki çok canı yanıyordu ve kendisinin acısı ona, siyanür üstü fare zehri gibi geliyordu.
'sonra? Sonra ne olacak Zehra? Zehra bu vicdanla yaşayamaz, bu kahrı hiçbir istasyona da bırakamaz. Evet, düştün, tekme yedin ve dalağın patladı. bırak işin ehilleri alsın o patlağı, kalbin, beynin, kolların, bacakların sapa sağlam, tökezlemeden devam edebilecek kadar sağlam. Lütfen ama lütfen bunu artık devam ettirme, gözündeki perdeyi aralamama izin ver' dedim.
O kadar yüksek bir sesle ağlıyordu ki, şiddetli bir yağmur gibi taşıyordu gözlerinden yaşlar.
Levent'in odasına girip, civa dolu kabı buldum ve küçük bir saksının içindeki toprağa döktüm, poşetleyip yanıma aldım.
Onu yalnız bırakmam gerekiyordu, zira kırık kalbinin tüm iletkenliği vicdanımı törpüleyecek 'ama' lı cümleler kuracaktım, belki de yaptığına destek verecektim.
Çünkü, bence de aldatan her erkek hak eder nefesinin kesilmesini.
Nefes kesmek, heyecanlandırmak anlamında kullanılmadı, soluksuz bırakmak, sonsuza değin soluksuz kalmaktan bahsediyorum.
Zehra ile üniversitede tanıştık, tipik bir Anadolu kızıydı, hani şu yöresel programlarda izlediğimiz, tandır başında elleri unlu , güler yüzlü tandırına sevgisin, katarak lezzet veren kadınlar vardır ya, hah işte tam da gibiydi, elini değdirdiği her şeyden, sevgi, hürmet ve ikram akıyordu.
Levent ile tanıştılar okulun ilk yıllarında, levent istanbul'da yetişmiş, dokunduğu her şeyi parçalayan, eriten, yok eden bir tipti. Zehra'nın özverisi, 4 yıl omuzlarına çıkardı aşklarını, nihayetinde evlendiler.
Neredeyse 1 yıldır görüşmemiştik onunla, istanbul ziyaretimde uğradım. Göz bebekleri beni öperek karşıladı, oturduk. Her şeyden ve herkesten bahsediyordu ama kendinden vazgeçmiş gibi hiç 'ben-li' cümleler kurmamıştı.
'nasıl gidiyor ?2 dedim.
Çenesi titremeye başladı.
'levent'le bir sorununuz mu var?'
'artık ne yastığı kadar yakınım ne de tavandaki ampul kadar uzak, beni aldattı lady' diyerek ağlamaya başladı.
Emin olup olmadığımı sorduğumda, emin olduğunu ve levent'in itiraf ettiğini söyledi.
Elinin değdiği her şeyi mucizevileştiren ve güzelleştiren bu kadının ne hissettiğini o kadar çok merak ediyordum ki, sonuçta bizim Zehra her olaya optimist bakan, sevgiyle her şeyin hallolacağını düşünen, aşkını sırtlanan bir kadındı, nasıl bir taktik belirlemişti, oluruna mı bırak mıştı? bu sorularla kafamda bekleşirken.
'ona bir ceza veriyorum lady, kirli bir sokakta parmaklarımın ucuna basarak yürüyorum sanki, o pisliğe bulaşmamak için'
'neden bu çöplüğü terk etmiyorsun?' dediğimde.
'Ben, gitmesini bilmiyorum, git demesini hiç bilmiyorum. Öğretilmiş bir şey sanırım bu, evimize gelen misafirlere varımızı sunarız biz, hayatımıza girenlere de, canımızı. Beceremedim.' Dedi.
'Cezadan bahsettin, nedir bu ceza?' dedim.
'sana güveniyorum ve seninle paylaşacağım bunu, levent'le artık birlikte yatmıyoruz. Ayrı odalardayız ve aldığım 50 adet termometreyi kırarak içindeki civayı onun odasına, yatağın baş kısmına koydum' dedi.
Zehra kimyagerdi.
'dilinde aft çıkmaya başlamış bile, sürekli halsiz hissediyor ayrıca, çok fazla zamanı yok, bedelini ödemeli, lütfen beni yadırgama' dedi.
Yadırgamadım onu, belli ki çok canı yanıyordu ve kendisinin acısı ona, siyanür üstü fare zehri gibi geliyordu.
'sonra? Sonra ne olacak Zehra? Zehra bu vicdanla yaşayamaz, bu kahrı hiçbir istasyona da bırakamaz. Evet, düştün, tekme yedin ve dalağın patladı. bırak işin ehilleri alsın o patlağı, kalbin, beynin, kolların, bacakların sapa sağlam, tökezlemeden devam edebilecek kadar sağlam. Lütfen ama lütfen bunu artık devam ettirme, gözündeki perdeyi aralamama izin ver' dedim.
O kadar yüksek bir sesle ağlıyordu ki, şiddetli bir yağmur gibi taşıyordu gözlerinden yaşlar.
Levent'in odasına girip, civa dolu kabı buldum ve küçük bir saksının içindeki toprağa döktüm, poşetleyip yanıma aldım.
Onu yalnız bırakmam gerekiyordu, zira kırık kalbinin tüm iletkenliği vicdanımı törpüleyecek 'ama' lı cümleler kuracaktım, belki de yaptığına destek verecektim.
Çünkü, bence de aldatan her erkek hak eder nefesinin kesilmesini.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar