bugün
- fatma betül sayan kaya14
- şeriatı savunan begüm polat'ın şaplak şovu36
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı88
- nasıl hissettiğimi kimse anlamıyor2
- sabahları nefret edilen şeyler4
- uyudunuz mu4
- insanlık nasıl geliştirilebilir11
- sözlüğün yeni tasarımı14
- iyi menemenin sırrı18
- bitlis'te oğluna filistin ismini koyan adam28
- yorik'in kafatasına mum dikmek2
- muslettin amca23
- yazılımcıların flört edememesi3
- beyaz ekmek yemenin varoşluk olması11
- gece gelen açlık7
- hayatın anlamı ne7
- alexander nübel7
- kötüye bir şey olmaz4
- yemek yapmayı bilmeyen kızı istemem diyen erkek9
- aşk karın doyurmuyor diyen kız9
- chp'nin türkiye'yi sosyal devlet yapmak istemesi5
- yeraltı varlıkları7
- sigara içmek8
- gülşen in memeleri14
- aşk bir yemek olsaydı8
- fenerbahçe liverpool'u yensin sakso çekeceğim31
- pankek7
- iyi saksafon çalarım diyen kız7
- üşüyerek yatağa girip yavaşça ısınmak6
- sözlüğe ne oldu5
- kendimi intihar edeceğim4
- şimdi olsa da yesek denilen şeyler4
- mehmet şimşek5
- sözlükte kim kimle sevgili27
- mazide kalmış sözlük yazarları3
- hamas denince akla gelenler11
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı14
- nervio43
- toplumsal çürüme7
- tuborg ice7
- 5 kasım 2026 celtic beşiktaş maçı9
- iran'ın tdt ne katılmak istemesi4
- afyonkarahisar da iki araçta 5 kişinin öldürülmesi6
- caligula'nın korkusu5
- erdoğan'ın fon krizi açıklaması8
- cimri erkeklerden kadınların nefret ettiği gerçeği10
- arabayı satıp akülü araba almak3
- ucanpembekoala5
- bir kadına alınabilecek en güzel hediye4
- vincenzo italiano3
uzun zamandır bahsettikleri oylama konusu için pek çok şey söylenebilecek, yapısal anlamda oldukça şekil değiştirmiş ve değiştirmeye devam eden oluşum.
yeni gizlilik hakları ile ilgili renovasyonların sivil toplum örgütlerinden gelen itirazlar sonucu oylamaya sunulması(olayın ilk ve sadece amerika'da gerçekleşiyor olması da bu yapılanmanın ve yöneticilerinin, bu kurumun, öncelik olarak amerika'yı kaale alması ve değişimin muhattapları olan diğer ülkeleri ikinci ya da üçüncü plana atması da az sonra değineceğim noktalar açısından da dikkat edilmesi gereken bir noktadır) durumu birçok yönden değerlendirmeye itiyor.
kurumun güvenli olup olmaması endişesi ve düşüncesi, medyada yer alan devletin güvenlikten sorumlu birimlerinin istihbarat amaçlı kurumu kullandığı haberleri ile teori olmaktan çıkıp mesele olarak masa üzerine yatırıldı. daha sonraları yazılı basında oldukça geniş yer tutan istihbarat meselesine kurumdan cevap gelmese de yapılan her yeni gizlilik hakları değişiminin, bu haberleri doğrular nitelikte olması şaşırtıcıydı.
kişisel bilgiler açısında oldukça geniş bir yarar sağlayan bu yapının, kişi tarafından paylaşılan her verinin depolanması, gerekli olduğu durumda hukuksal alanda kullanılabileceği ulusal güvenlik meselesi adı altında açıklandı. hükümetin, yeni güvenlik önemleri için kullandığı anti-terörizm sıfatından bu kurum da payını aldı, kağıt üzerinde olmasa da söylentiler bu yönde.
ve gün geldi bu gizlilik hakları üzerinden yapılan değişiklikler açık açık, maddeler halinde, amaçları ile birlikte sunulmaya başlandı. bu noktada sanal güvenlik bazında kurulmuş sivil toplum örgütleri yeni kurallara dikkat kesildi ve medya, özellikle amerika'daki halk/bağımsız medya aracılığıyla global bir farkındalık yaratıldı.
kurumun güvenli olup olmaması noktasında akıllardaki şüphe ve endişeler bir yana, yönetimin izlediği politika gayet zekice belirlendi. hemen bir oylama sistemi kuruldu, daha önce olmadığı kadar geniş bir hak bildirimi yayınlandı vs. bahsini etmek istediğim nokta ise kurumun da, izlenilen politikanın da tam amerika birleşik devletleri ve insanına göre olmasıdır. ülkenin vizyonundan uzaklaştırmadığı özgürlük, demokrasi ve adalet kavramları facebook sayesinde bir kere daha tüm dünyaya gösterildi. gelen tepkilerin de yine ilk olarak amerikan sivil kurumlarından olması, yine reklam açısından hükümete ve özellikle facebook'a birkaç puan daha kazandırdı. bunun ekmeğini şu sıralar oldukça yiyorlar.
ancak işin asıl önemli noktası bu haklar üzerinde yapılan geniş kapsamlı değişikliklerdir elbette. kurumun çizdiği yol haritasını yasallaştırma adına oldukça yoğun bir çaba hissediyorum.
tepkilerin çok olmasının da altında zuckerberg'in birçok yönünden şikayetçi olan yatırımcılar olabileceğine dair bir teorim var. öyle ki medya, bağımsız medya ve ulusal medya şu sıralar gören göz, hükmeden yüzük gibi tüm dikkatleri facebook'un bir sonrakine adımına çekmiş durumda. oylamadan büyük ihtimal halk galip çıkacak. istenilen oy sayısı 300 milyon. ama bu sayı yakılanmazsa facebook bu yeni değişimle oldukça büyük bir evreye geçiş yapmış olacak sanıyorum. bir eğlence olarak başlayan kurumun geldiği noktaya şöyle bir baktığımızda, sanal alemin artık sanal olmaktan çıktığını görmemiz lazım. teknoloji geliştikçe hayatı kolaylaşan insana gelen külfetin, yararından çok olacağı günler bizi bekler. bizim nesil göremeyecek ama distopik romanların gerçekleşeceği dönemi yaşayacak bir neslin olacağı aşikar.
yeni gizlilik hakları ile ilgili renovasyonların sivil toplum örgütlerinden gelen itirazlar sonucu oylamaya sunulması(olayın ilk ve sadece amerika'da gerçekleşiyor olması da bu yapılanmanın ve yöneticilerinin, bu kurumun, öncelik olarak amerika'yı kaale alması ve değişimin muhattapları olan diğer ülkeleri ikinci ya da üçüncü plana atması da az sonra değineceğim noktalar açısından da dikkat edilmesi gereken bir noktadır) durumu birçok yönden değerlendirmeye itiyor.
kurumun güvenli olup olmaması endişesi ve düşüncesi, medyada yer alan devletin güvenlikten sorumlu birimlerinin istihbarat amaçlı kurumu kullandığı haberleri ile teori olmaktan çıkıp mesele olarak masa üzerine yatırıldı. daha sonraları yazılı basında oldukça geniş yer tutan istihbarat meselesine kurumdan cevap gelmese de yapılan her yeni gizlilik hakları değişiminin, bu haberleri doğrular nitelikte olması şaşırtıcıydı.
kişisel bilgiler açısında oldukça geniş bir yarar sağlayan bu yapının, kişi tarafından paylaşılan her verinin depolanması, gerekli olduğu durumda hukuksal alanda kullanılabileceği ulusal güvenlik meselesi adı altında açıklandı. hükümetin, yeni güvenlik önemleri için kullandığı anti-terörizm sıfatından bu kurum da payını aldı, kağıt üzerinde olmasa da söylentiler bu yönde.
ve gün geldi bu gizlilik hakları üzerinden yapılan değişiklikler açık açık, maddeler halinde, amaçları ile birlikte sunulmaya başlandı. bu noktada sanal güvenlik bazında kurulmuş sivil toplum örgütleri yeni kurallara dikkat kesildi ve medya, özellikle amerika'daki halk/bağımsız medya aracılığıyla global bir farkındalık yaratıldı.
kurumun güvenli olup olmaması noktasında akıllardaki şüphe ve endişeler bir yana, yönetimin izlediği politika gayet zekice belirlendi. hemen bir oylama sistemi kuruldu, daha önce olmadığı kadar geniş bir hak bildirimi yayınlandı vs. bahsini etmek istediğim nokta ise kurumun da, izlenilen politikanın da tam amerika birleşik devletleri ve insanına göre olmasıdır. ülkenin vizyonundan uzaklaştırmadığı özgürlük, demokrasi ve adalet kavramları facebook sayesinde bir kere daha tüm dünyaya gösterildi. gelen tepkilerin de yine ilk olarak amerikan sivil kurumlarından olması, yine reklam açısından hükümete ve özellikle facebook'a birkaç puan daha kazandırdı. bunun ekmeğini şu sıralar oldukça yiyorlar.
ancak işin asıl önemli noktası bu haklar üzerinde yapılan geniş kapsamlı değişikliklerdir elbette. kurumun çizdiği yol haritasını yasallaştırma adına oldukça yoğun bir çaba hissediyorum.
tepkilerin çok olmasının da altında zuckerberg'in birçok yönünden şikayetçi olan yatırımcılar olabileceğine dair bir teorim var. öyle ki medya, bağımsız medya ve ulusal medya şu sıralar gören göz, hükmeden yüzük gibi tüm dikkatleri facebook'un bir sonrakine adımına çekmiş durumda. oylamadan büyük ihtimal halk galip çıkacak. istenilen oy sayısı 300 milyon. ama bu sayı yakılanmazsa facebook bu yeni değişimle oldukça büyük bir evreye geçiş yapmış olacak sanıyorum. bir eğlence olarak başlayan kurumun geldiği noktaya şöyle bir baktığımızda, sanal alemin artık sanal olmaktan çıktığını görmemiz lazım. teknoloji geliştikçe hayatı kolaylaşan insana gelen külfetin, yararından çok olacağı günler bizi bekler. bizim nesil göremeyecek ama distopik romanların gerçekleşeceği dönemi yaşayacak bir neslin olacağı aşikar.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar