bugün
- 20 eylül 2026 amedspor beşiktaş maçı25
- her biji amed6
- trabzonspor'un amedspor'u lider yapması4
- amed sporlu bir kızı hoplatmak6
- galatasaray'ın fb den ikinciliği de alması3
- amedspor'un süper ligin lideri olması13
- delilik4
- size göre akp'nin en büyük ihaneti hangisi15
- askerde sahip olunan en büyük lüks17
- dualarımız bu akşam beşiktaş ile10
- lilith fahişe mi sorunsalı3
- z kuşağı kızlarının escort gibi olması7
- habire1219
- masumiyet2
- 20 eylül 2026 fenerbahçe eyüpspor maçı12
- ne mutlu türküm diyene3
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı36
- muhteşem yüzyıl3
- neslican tay2
- meriç keskin3
- türkiye türklerindir3
- düzensizlik2
- eski sevgilinin unutulmayan özellikleri2
- sarışın kızlar4
- 0 0 719
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri52
- hiç fuhuş yaptınız mı6
- uçan arabalar neden çıkmadı3
- vedat muriqi5
- sözlüğün canlandırılması için yapılması gerekenler2
- camilerin propaganda üssüne dönüşmesi15
- kabe de filistin bayrağının yasaklanması11
- kuzu eti2
- kadınların araba kullanırken yapamadıkları şeyler2
- sözlükteki sinsi köpekler8
- evli kadına kocan çok şanslı demek4
- üniversite okumak3
- sıfır atık vakfı11
- true ile sevişmek5
- aret vartanyan3
- laik ülkeyi dinciler yönetirse14
- fırın sütlaç2
- mason greenwood4
- sözlüğün aptal kaynaması5
- yalnız yaşayan erkek özellikleri7
- hepinizi karim yapacam olum2
- sudekiray4
- fotomen3
- koca koca adamların stanley termosla gezmesi9
- kardeşler araştırma2
(bkz: insanların ihtiyaç duydukları sözler)
"seni anlıyorum"
öyle ihtiyaç duyulan bir sözdür ki hem de.
toplum içinde ağlamak hiç adetim değildir. çoğu kez üzüldüğüm ağlama ihtiyacı hissettiğim zamanlarda yalnız kalmayı tercih etmişimdir. ama her insanın bir gafleti oluyor.
nasıl olduysa anlık bir sinir boşluğuyla çok sevdiğim bir arkadaşımla kafede otururken aniden ağlamaya başladım. onca yıllık arkadaşlığımız boyunca beni ağlarken hiç görmemişti kendisi. öyle panik olmuştu ki. "ne oldu" diye sorduğunda içimden geçen her şeyi bir bir dökmeye başladım. işin kötü tarafı ben onları döktükçe gözyaşlarım daha da artıyordu. gözyaşlarım arttıkça da arkadaşım daha çaresiz kalıyordu karşımda, hissediyordum. "ben seni hiç böyle görmemiştim, sana ben çok imreniyordum, neden böyle oldu?" diye şaşkınlığını belli ediyordu.
daha fazla üzülmesin diye kendimi susturmayı denedim. ağlamak da gülmek gibi bazen kriz haline gelebiliyormuş; kendimi durdurmak istedikçe arttı. baktım olmayacak anlatıp ağlamaya devam ettim. ben anlattıkça o da bana kendinden örnekler veriyordu.
"sen öyle diyorsun ama enurchem, ben daha kötü haldeyim." diyip her söylediğime kendinden bir şeyler buluyordu.
çok kızdım o an ona. ya hu dedim, beni dinleyip destek olacağına, kendi dertlerini açtı bana. daha da devam etmek istemedim. sustum, sinirlenip.
sonra çok oturmadan ayrıldık. daha sonra sakinleştiğimde, o panik olmuş halleri bana öyle sevimli geldi ki. kendinden bana örnek vermesi, bir çeşit "seni anlıyorum" du aslında. illa direk söylemeye gerek yok, beni anladığını hissettirmişti ya, bu yetti. (enurchem)
"seni anlıyorum"
öyle ihtiyaç duyulan bir sözdür ki hem de.
toplum içinde ağlamak hiç adetim değildir. çoğu kez üzüldüğüm ağlama ihtiyacı hissettiğim zamanlarda yalnız kalmayı tercih etmişimdir. ama her insanın bir gafleti oluyor.
nasıl olduysa anlık bir sinir boşluğuyla çok sevdiğim bir arkadaşımla kafede otururken aniden ağlamaya başladım. onca yıllık arkadaşlığımız boyunca beni ağlarken hiç görmemişti kendisi. öyle panik olmuştu ki. "ne oldu" diye sorduğunda içimden geçen her şeyi bir bir dökmeye başladım. işin kötü tarafı ben onları döktükçe gözyaşlarım daha da artıyordu. gözyaşlarım arttıkça da arkadaşım daha çaresiz kalıyordu karşımda, hissediyordum. "ben seni hiç böyle görmemiştim, sana ben çok imreniyordum, neden böyle oldu?" diye şaşkınlığını belli ediyordu.
daha fazla üzülmesin diye kendimi susturmayı denedim. ağlamak da gülmek gibi bazen kriz haline gelebiliyormuş; kendimi durdurmak istedikçe arttı. baktım olmayacak anlatıp ağlamaya devam ettim. ben anlattıkça o da bana kendinden örnekler veriyordu.
"sen öyle diyorsun ama enurchem, ben daha kötü haldeyim." diyip her söylediğime kendinden bir şeyler buluyordu.
çok kızdım o an ona. ya hu dedim, beni dinleyip destek olacağına, kendi dertlerini açtı bana. daha da devam etmek istemedim. sustum, sinirlenip.
sonra çok oturmadan ayrıldık. daha sonra sakinleştiğimde, o panik olmuş halleri bana öyle sevimli geldi ki. kendinden bana örnek vermesi, bir çeşit "seni anlıyorum" du aslında. illa direk söylemeye gerek yok, beni anladığını hissettirmişti ya, bu yetti. (enurchem)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar