bugün
- fatma betül sayan kaya milletin nene hatunu dur12
- leş kaktüsü6
- bik bik'in gerçek yüzü5
- sözlüğün en ılık yazarı7
- gelmiş geçmiş en iyi futbolcu4
- kemal kılıçdaroğlu vs bülent ecevit4
- eğitim seviyesi azaldıkça kişide artan şey12
- keyif kaçıran şeyler6
- anın görüntüsü26
- ucuz atlatmak5
- sözlüğün yeni tasarımı23
- öyle yeme böyle ye2
- fon olayı reisi çok üzdü diyen akpli3
- iran kürtleri2
- günün sözü4
- güncelleme sonrası oluşan gif yükleme hatası3
- akp'nin kemalistleşmesi5
- galatasaray amed operasyonu5
- samsak döveci9
- sözlük hanımlarının bugünkü kıyafetleri40
- polo ralph lauren vs us polo assn3
- cenneti arzulayan örnek yaşam sürer5
- eskiden arkadaşlar genelevde aynı kadına gitmezdi10
- memur olup sıradan bir hayatla geberip gitmek8
- cennet çamuru3
- özür dilerim ile kusura bakma arasındaki farklar7
- sözlük yazarlarının su bardakları6
- barbunya pilakisi seven bokkefali4
- tinto brass12
- rothschildin hayat bir anda değişebilir twiti2
- aponun villası9
- ne bu fon vurgunu5
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı93
- aşk17
- opel vectra b4
- paranın mutluluk getirmemesi7
- masterchef 20263
- kimseye ihtiyaç duymamak5
- yaşadım demek için ne yapmalı7
- şeriatı savunan begüm polat'ın şaplak şovu49
- italyan arabaları3
- kötü bir insan mıyım ben5
- konuşurken anladın mı deyip duran tip6
- rüyada hiç gitmediğin mekanı görmek4
- terhis oluyorum sözlük21
- uludede ile hacca gitmek3
- fatma betül sayan kaya28
- kadınlar nasıl giyinmeli sorunsalı14
- holocaust2
- pforzheim toplum mürşidi piizci ismed efendi2
gözlerini, karanlığın esintisine doğru çevirdi. rüzgârın, ağaç dallarını üzerine esnetmesinden hoşlanmamıştı. bir gıdım daha yalnızlık arzulamaktaydı. bu gece buna ihtiyacı vardı. ihtiyaç, âna ve zamana göre farklılık gösterirdi. bu an, yalnızlığa meyilliydi.
iki eliyle katanayı siyah tsuka-sından kavradı. soldan sağa yarım sekiz çizdi ve ani bir hamleyle indirdi.
elleri ve ayakları bağlanmış kadın, yaşlı gözlerle katananın ölüm dansını izliyordu. sanki kılıcın keskin tarafı, ağır ağır geliyordu, kıldan ince boynuna. ağlamaya fazla vakti de olmadı zaten. katana, işini çok çabuk halletti. gövdesini, piknik masasının üstünde bırakırken, kellesini de yamaç aşağı yolculuğa çıkardı. özgür kelle, toprak ve kandan çamur yaptı kendine; çamurla oynaya oynaya gezdi, eğimli ormanda. bazen birkaç çam iğnesi de eşlik etti ona. biraz takılıp, ayrıldılar; fazla kalmadı çam iğneleri. özgür kelle, dereye kadar yuvarlandı. çamurdan sıkılmıştı herhalde(!).
gövde, öylece piknik masasının üstünde kalmış, artık gerek duymadığı kanı boşaltıyordu. suyun, kesilmeden bir an önceki hâli gibiydi: ince ve süreksiz. katana sahibi, musluğa dayanır gibi dil uzattı bu kan çeşmesine. kana kana içmek istiyordu; ama akıntı çok tıknazdı. bütün boğazını doldururcasına kan içmek için, masanın altına oturdu ve iyice uzandı. gövdeyi gömleğinin yakasından tutup, aşağı sarkıttı. kan daha bir gürleşti. katana sahibi, gülümsemeler arasında kafayı buldu. kan damlaya düştüğünde, sırtını masanın oturaklarına dayadı. kan sarhoşu olmuşçasına kala kaldı orada. gülümsemeye devam ediyordu. kırmızıya boyanmış dişleri, birer nar tanesini andırıyordu.
günlerce kuru kalan ağzı, kan görmüştü nihayet! şimdi biraz yemeklik zamanıydı. katana ile bedeni parçalara ayırdı. havada bir sekiz işareti ve hep tek hamle. katananın en sevdiği yanı buydu: tek hamle! özenle hazırladığı etleri, el arabasına koyup etobur çocuklarına götürebilirdi artık.
etobur aile için inanılmaz bir ziyafet akşamıydı. baba, çocuklarının yüzündeki mutluluğu görmek için sabırsızlanıyordu!
vesselam...
iki eliyle katanayı siyah tsuka-sından kavradı. soldan sağa yarım sekiz çizdi ve ani bir hamleyle indirdi.
elleri ve ayakları bağlanmış kadın, yaşlı gözlerle katananın ölüm dansını izliyordu. sanki kılıcın keskin tarafı, ağır ağır geliyordu, kıldan ince boynuna. ağlamaya fazla vakti de olmadı zaten. katana, işini çok çabuk halletti. gövdesini, piknik masasının üstünde bırakırken, kellesini de yamaç aşağı yolculuğa çıkardı. özgür kelle, toprak ve kandan çamur yaptı kendine; çamurla oynaya oynaya gezdi, eğimli ormanda. bazen birkaç çam iğnesi de eşlik etti ona. biraz takılıp, ayrıldılar; fazla kalmadı çam iğneleri. özgür kelle, dereye kadar yuvarlandı. çamurdan sıkılmıştı herhalde(!).
gövde, öylece piknik masasının üstünde kalmış, artık gerek duymadığı kanı boşaltıyordu. suyun, kesilmeden bir an önceki hâli gibiydi: ince ve süreksiz. katana sahibi, musluğa dayanır gibi dil uzattı bu kan çeşmesine. kana kana içmek istiyordu; ama akıntı çok tıknazdı. bütün boğazını doldururcasına kan içmek için, masanın altına oturdu ve iyice uzandı. gövdeyi gömleğinin yakasından tutup, aşağı sarkıttı. kan daha bir gürleşti. katana sahibi, gülümsemeler arasında kafayı buldu. kan damlaya düştüğünde, sırtını masanın oturaklarına dayadı. kan sarhoşu olmuşçasına kala kaldı orada. gülümsemeye devam ediyordu. kırmızıya boyanmış dişleri, birer nar tanesini andırıyordu.
günlerce kuru kalan ağzı, kan görmüştü nihayet! şimdi biraz yemeklik zamanıydı. katana ile bedeni parçalara ayırdı. havada bir sekiz işareti ve hep tek hamle. katananın en sevdiği yanı buydu: tek hamle! özenle hazırladığı etleri, el arabasına koyup etobur çocuklarına götürebilirdi artık.
etobur aile için inanılmaz bir ziyafet akşamıydı. baba, çocuklarının yüzündeki mutluluğu görmek için sabırsızlanıyordu!
vesselam...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com