bugün
- chplilerin camileri ahıra çevirmesi19
- kedi tekmelemek10
- aslan gibi adam6
- sözlükte marka olmak8
- recep tayyip erdoğan'ın kazanmasının asıl nedeni16
- kadını olduğundan daha çekici kılan şeyler3
- insanın karakterini ele veren küçük detaylar3
- kumburgaz plajına gidecek olan gence tavsiyeler12
- sözlükte olayların yükselme hızı5
- götünde donu olmayıp tatile gitmek9
- camide rakı içen izmirli kız6
- sözlük yazarlarının manzaraları5
- süleymancılar14
- kesin ihraç talebiyle disipline sevk etmek2
- daha 17 dizisi aras vs teoman5
- evreşe bim de bulgar görmek4
- emre yaban2
- nasılsınız fakirler8
- damarsız tüysüz manisa yaprağı13
- sözlükte elit zevkleri olan insan olmaması33
- yemek yapmayı bilmeyen kadın17
- trollüğün belirli bir zeka gerektirmesi2
- mansur yavaş'ın iyi parti'ye geçmesi9
- maymundan geldiğine inanan ateist3
- altındaki 45 tl zararımı kim ödeyecek sorunsalı10
- true'nin milli olması3
- denize çıplak girmek4
- ismet birader hangi istanbul ilçesinde belirecek6
- alihan kuriş7
- dönercide kız tavlamak2
- sözlükte kavga olacak hissi8
- iremga32
- anın görüntüsü30
- her şeyi söylerim kimse bana bir şey diyemez6
- velvet12
- siyaset konuşan kızlar3
- manitayı yemeğe çıkarıp hesabı multinet ile ödemek2
- lokantada et için gelen kediye ekmek atmak2
- araplar gerçek dinden nasıl putlara dönmüştü3
- günde 3 litre su içen yürüyen damacanalar9
- sözlükte erkek yazar olmaması6
- çok sıkıcısınız ben çıkıyorum4
- her şeyle dalga geçme mertebesine varan insanlar5
- denize bakan ev6
- korku filmi izlerken çekim arkasını düşünmek2
- yaz mevsimi mi kış mevsimi mi5
- yeniden refah partisi2
- kötü insanlar kötü olduklarının farkında mıdır6
- kediyi parçalayan pitbull5
- hz musa'nın yeterince övülmemesi3
miletuslu okulun felsefecisi olan anaximander, thales'ten daha gençti. tıpkı thales gibi görgül bilimsel sorunlarla ilgilenmiştir. karadeniz'deki miletuslu denizciler için bir harita yapmıştır, birçok yunan felsefeci gibi siyasal yaşama katılmış, birçok koloniye önderlik etmiştir.
thales gibi o da tüm şeylerin 'birincil' ve 'enson' öğesini aramış ancak bunun cevabına özdeksel bir yaklaşımla ulaşamayacağına karar vermiştir. thales'in ortaya koyduğu su yaklaşımına eleştiriler getirmiştir; ona göre su ve nem 'karşıtlar'dan biriydi, açıklanması gereken nokta, bu karşıtların birbirlerini aşmalarının olgusuydu. değişim, 'bir ve çok', 'ayrım ve birlik', 'doğum ve ölüm' olgularının çatışmasına bağlıysa ve sınırını aşan biri diğerini bastırıyorsa diğer her şeyin çoktan suya devinmesi gerekirdi. onun bu kavrayışıyla evrenin temeline suyu(veya başka bir özdeği)koymak mümkün değildi. bu nedenle anaximander birincil öğenin belirsiz, bilinemez olduğu görüşüne vardı. bilinemez bu tözün(urstoff) karşıtlıkların ötesinde olduğunu düşünerek, tüm şeylerin 'o'na dönüşeceğini ileri sürmüştür.
belirtmiş olduğu şu sözleri onun 'urstoff' yaklaşımının anlaşılmasında daha faydalı olacaktır: 'o ne sudur, ne de öğeler diye bilinen şeylerden biridir, ama onlardan ayrı ve sonsuz bir doğadır ki, göklerin ve içlerindeki dünyaların tümü ondan doğar,o sınırsız tözdür, ilksiz ve yaşsız olarak tüm dünyayı kucaklar.'
bir öğenin bir başkasının sınırını aşmasını değişik bir anlatımla ele alır. sıcak öğenin yazın soğuk öğeye, soğuk öğenin ise kışın sıcak öğeye haksızlık yaparak sınırlarını aştıklarını belirtir.
bir diğer ve belki de en önemli yaklaşımı da yaşamın denizden geldiğidir. hayvanların şimdi ki şekillerinin çevreye uyum sağlayarak evrim içinde olduklarını ileri sürer. şüphesiz bu yaklaşım insan kökenine çok dahice bir yaklaşımdır. insanların başka bir hayvan türünden doğduğunu söyler, çünkü öteki hayvanlar kendileri için besini kolayca bulurken, yalnızca insan uzun bir emzirme döneminden geçer, o halde eğer başlangıçta insan şimdi olduğu gibi olmuş olsaydı hiçbir zaman hayatta kalamazdı.(bu evrim anlayışı mutlaka modern bilimin olgusallığını taşımasa da döneminin şartlarına göre tutarlı bir yaklaşımdır, anaximander devinim ve evrimi ilk kez ortaya koyan filozoftur.)
thales gibi o da tüm şeylerin 'birincil' ve 'enson' öğesini aramış ancak bunun cevabına özdeksel bir yaklaşımla ulaşamayacağına karar vermiştir. thales'in ortaya koyduğu su yaklaşımına eleştiriler getirmiştir; ona göre su ve nem 'karşıtlar'dan biriydi, açıklanması gereken nokta, bu karşıtların birbirlerini aşmalarının olgusuydu. değişim, 'bir ve çok', 'ayrım ve birlik', 'doğum ve ölüm' olgularının çatışmasına bağlıysa ve sınırını aşan biri diğerini bastırıyorsa diğer her şeyin çoktan suya devinmesi gerekirdi. onun bu kavrayışıyla evrenin temeline suyu(veya başka bir özdeği)koymak mümkün değildi. bu nedenle anaximander birincil öğenin belirsiz, bilinemez olduğu görüşüne vardı. bilinemez bu tözün(urstoff) karşıtlıkların ötesinde olduğunu düşünerek, tüm şeylerin 'o'na dönüşeceğini ileri sürmüştür.
belirtmiş olduğu şu sözleri onun 'urstoff' yaklaşımının anlaşılmasında daha faydalı olacaktır: 'o ne sudur, ne de öğeler diye bilinen şeylerden biridir, ama onlardan ayrı ve sonsuz bir doğadır ki, göklerin ve içlerindeki dünyaların tümü ondan doğar,o sınırsız tözdür, ilksiz ve yaşsız olarak tüm dünyayı kucaklar.'
bir öğenin bir başkasının sınırını aşmasını değişik bir anlatımla ele alır. sıcak öğenin yazın soğuk öğeye, soğuk öğenin ise kışın sıcak öğeye haksızlık yaparak sınırlarını aştıklarını belirtir.
bir diğer ve belki de en önemli yaklaşımı da yaşamın denizden geldiğidir. hayvanların şimdi ki şekillerinin çevreye uyum sağlayarak evrim içinde olduklarını ileri sürer. şüphesiz bu yaklaşım insan kökenine çok dahice bir yaklaşımdır. insanların başka bir hayvan türünden doğduğunu söyler, çünkü öteki hayvanlar kendileri için besini kolayca bulurken, yalnızca insan uzun bir emzirme döneminden geçer, o halde eğer başlangıçta insan şimdi olduğu gibi olmuş olsaydı hiçbir zaman hayatta kalamazdı.(bu evrim anlayışı mutlaka modern bilimin olgusallığını taşımasa da döneminin şartlarına göre tutarlı bir yaklaşımdır, anaximander devinim ve evrimi ilk kez ortaya koyan filozoftur.)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar