bugün
- 80 yaşına yaklaşmış koltuk sevdalısı siyasiler3
- 26 haziran 2026 türkiye abd maçı9
- dünya8
- 2026 dünya kupası23
- futbol16
- chp genel başkanı hayatını kaybetti2
- meslek lisesi vs imam hatip lisesi9
- nevşehir üzümü2
- pakistan3
- azerbaycan2
- 25 haziran 2026 iskoçya brezilya maçı2
- düşün ki o bunu okuyor17
- hindistan3
- milli takım'ın abd maçı hazırlıkları2
- aşure günü3
- fas6
- yaşamak üzerine2
- guyana4
- velvet13
- yazarların sahip olmak istedikleri süper güçler2
- sözlük kızlarının vücutları15
- falıma bakmak isteyen var mı24
- chp'li 17 belediye başkanının akp'ye geçmesi14
- japonya4
- bosna hersek3
- kuzenin içine boşalmak14
- gülüm diyen kız10
- ingiliz şapkası takmıyor diye türkleri asmak10
- yılmaz güney12
- karadeniz ağaçlarından yapılan kağıt2
- anın fotoğrafı2
- kadınları cinsel obje olarak gören erkek6
- moğolistan2
- fakirin sevmesi hak mıdır6
- her şeye saygı duyulması gerekir6
- cezayir2
- hızlı para kazanmanın yolları4
- üşengeçlikten 1 ay banyo yapmamak6
- dolandırılan insanların genel özellikleri9
- arap gibi giyinerek sevap kazandığını sanan tip10
- kafirlerin dünyaya kazandırdıkları8
- ekonomi3
- kolu kıllı kız3
- bir insana inanmak2
- kemal kılıçdaroğlu18
- gün gelecek dün olacak5
- okullarda zorunlu din dersi meselesi5
- aşk her şeyi affeder mi4
- arnavutluk2
- türk moğol kardeştir3
miletuslu okulun felsefecisi olan anaximander, thales'ten daha gençti. tıpkı thales gibi görgül bilimsel sorunlarla ilgilenmiştir. karadeniz'deki miletuslu denizciler için bir harita yapmıştır, birçok yunan felsefeci gibi siyasal yaşama katılmış, birçok koloniye önderlik etmiştir.
thales gibi o da tüm şeylerin 'birincil' ve 'enson' öğesini aramış ancak bunun cevabına özdeksel bir yaklaşımla ulaşamayacağına karar vermiştir. thales'in ortaya koyduğu su yaklaşımına eleştiriler getirmiştir; ona göre su ve nem 'karşıtlar'dan biriydi, açıklanması gereken nokta, bu karşıtların birbirlerini aşmalarının olgusuydu. değişim, 'bir ve çok', 'ayrım ve birlik', 'doğum ve ölüm' olgularının çatışmasına bağlıysa ve sınırını aşan biri diğerini bastırıyorsa diğer her şeyin çoktan suya devinmesi gerekirdi. onun bu kavrayışıyla evrenin temeline suyu(veya başka bir özdeği)koymak mümkün değildi. bu nedenle anaximander birincil öğenin belirsiz, bilinemez olduğu görüşüne vardı. bilinemez bu tözün(urstoff) karşıtlıkların ötesinde olduğunu düşünerek, tüm şeylerin 'o'na dönüşeceğini ileri sürmüştür.
belirtmiş olduğu şu sözleri onun 'urstoff' yaklaşımının anlaşılmasında daha faydalı olacaktır: 'o ne sudur, ne de öğeler diye bilinen şeylerden biridir, ama onlardan ayrı ve sonsuz bir doğadır ki, göklerin ve içlerindeki dünyaların tümü ondan doğar,o sınırsız tözdür, ilksiz ve yaşsız olarak tüm dünyayı kucaklar.'
bir öğenin bir başkasının sınırını aşmasını değişik bir anlatımla ele alır. sıcak öğenin yazın soğuk öğeye, soğuk öğenin ise kışın sıcak öğeye haksızlık yaparak sınırlarını aştıklarını belirtir.
bir diğer ve belki de en önemli yaklaşımı da yaşamın denizden geldiğidir. hayvanların şimdi ki şekillerinin çevreye uyum sağlayarak evrim içinde olduklarını ileri sürer. şüphesiz bu yaklaşım insan kökenine çok dahice bir yaklaşımdır. insanların başka bir hayvan türünden doğduğunu söyler, çünkü öteki hayvanlar kendileri için besini kolayca bulurken, yalnızca insan uzun bir emzirme döneminden geçer, o halde eğer başlangıçta insan şimdi olduğu gibi olmuş olsaydı hiçbir zaman hayatta kalamazdı.(bu evrim anlayışı mutlaka modern bilimin olgusallığını taşımasa da döneminin şartlarına göre tutarlı bir yaklaşımdır, anaximander devinim ve evrimi ilk kez ortaya koyan filozoftur.)
thales gibi o da tüm şeylerin 'birincil' ve 'enson' öğesini aramış ancak bunun cevabına özdeksel bir yaklaşımla ulaşamayacağına karar vermiştir. thales'in ortaya koyduğu su yaklaşımına eleştiriler getirmiştir; ona göre su ve nem 'karşıtlar'dan biriydi, açıklanması gereken nokta, bu karşıtların birbirlerini aşmalarının olgusuydu. değişim, 'bir ve çok', 'ayrım ve birlik', 'doğum ve ölüm' olgularının çatışmasına bağlıysa ve sınırını aşan biri diğerini bastırıyorsa diğer her şeyin çoktan suya devinmesi gerekirdi. onun bu kavrayışıyla evrenin temeline suyu(veya başka bir özdeği)koymak mümkün değildi. bu nedenle anaximander birincil öğenin belirsiz, bilinemez olduğu görüşüne vardı. bilinemez bu tözün(urstoff) karşıtlıkların ötesinde olduğunu düşünerek, tüm şeylerin 'o'na dönüşeceğini ileri sürmüştür.
belirtmiş olduğu şu sözleri onun 'urstoff' yaklaşımının anlaşılmasında daha faydalı olacaktır: 'o ne sudur, ne de öğeler diye bilinen şeylerden biridir, ama onlardan ayrı ve sonsuz bir doğadır ki, göklerin ve içlerindeki dünyaların tümü ondan doğar,o sınırsız tözdür, ilksiz ve yaşsız olarak tüm dünyayı kucaklar.'
bir öğenin bir başkasının sınırını aşmasını değişik bir anlatımla ele alır. sıcak öğenin yazın soğuk öğeye, soğuk öğenin ise kışın sıcak öğeye haksızlık yaparak sınırlarını aştıklarını belirtir.
bir diğer ve belki de en önemli yaklaşımı da yaşamın denizden geldiğidir. hayvanların şimdi ki şekillerinin çevreye uyum sağlayarak evrim içinde olduklarını ileri sürer. şüphesiz bu yaklaşım insan kökenine çok dahice bir yaklaşımdır. insanların başka bir hayvan türünden doğduğunu söyler, çünkü öteki hayvanlar kendileri için besini kolayca bulurken, yalnızca insan uzun bir emzirme döneminden geçer, o halde eğer başlangıçta insan şimdi olduğu gibi olmuş olsaydı hiçbir zaman hayatta kalamazdı.(bu evrim anlayışı mutlaka modern bilimin olgusallığını taşımasa da döneminin şartlarına göre tutarlı bir yaklaşımdır, anaximander devinim ve evrimi ilk kez ortaya koyan filozoftur.)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar