bugün
- enayimiknatisi ile kavga etmek8
- zeki olmanın avantajları8
- 18 ağustos 2026 fenerbahçe lyon maçı36
- keşke dediğiniz bir anı yazar mısınız11
- barış alper yılmaz6
- ekşi sözlük13
- osuruktan şiirler47
- menzil cemaatinde rekabet alevlendi3
- hepsi rüyaymış diye 10 yaşında uyanmak4
- evde pide yapmak7
- giysi fiyatlarının uçması12
- en gıcık olunan şoför tipleri13
- iyi bir insanın kötü bir insana dönüşme süreci15
- online yazarlar3
- eski sevgili nerede ne yapıyor8
- kavga yok mu ya5
- kadınsızlıkla nasıl baş ediyorsunuz11
- anne pizzası10
- aleksey batrakov15
- çirkin kaslı erkek vs yakışıklı cılız erkek5
- bu saatte seks yapılır mı sorunsalı4
- sözlük kızı ile iletişim kurmak10
- vedat muriqi6
- sözlükte kavga çıkmasının sebebi4
- konya da 3 4 büyüklüğünde deprem5
- dinci ve müslüman kavramları8
- bu saatte kahve içilir mi sorunsalı4
- ben geldim kerkenezler19
- putin türkmüş11
- anın görüntüsü30
- apo orospu çocuğu değildir demek5
- yenilgisiz tek şampiyon5
- fenerbahçe17
- twin peaks3
- her şeyi hatırlayan insan5
- sütyenin 2 gözü doldurulmuş heybe olması3
- seninle sevişirken ölmek istiyorum3
- çaylakların dolunayda yazara dönüşmesi3
- uludağ sözlük'ü diriltme hareketi3
- türk vatandaşları türktür9
- ibadethanelerin ürkünç olması10
- trileçe7
- arkadaşlar uyudunuz mu3
- claudian clouds22
- kürt kelimesi türk kelimesinden mi türedi3
- herkes ülkeden şikayetçi ise sorunlu kim8
- true'nin acile kaldırılması9
- beni neden sevmedin3
- şoförün yan koltuğu4
- zorunlu eğitim9
Evlerinizde güvende değilsiniz!
Kapınızı kapattığınızda içeride kalanlardan emin olamıyorsunuz!
Eşyalarınızın aynılarını başka evlerde görmekten hoşlanmıyorsunuz.
Çamaşırlardaki marka yazan yerlerin aşınması sizi hüzünlendiriyor
içeceklerin konsantre oranının yüksek olması size sağlık hissi veriyor.
Çamaşırlardaki okyanus kokusu size en çok Amerikan adalarının ferahlığını hatırlatıyor. Televizyonların kapalı olması sizi ürkütüyor!
20 katlı binanızda, 10 milyon nüfuslu şehrinizde yalnızlıktan korkuyorsunuz!
Leasing uzmanı olmadan araba sahibi olamıyorsunuz.
Mütemadiyen bankacıların mütebessim insanlar olduklarına dair intibalar ediniyorsunuz.
Arabalarınızı kendinizi tanıtırken yanınızda bulundurmak istiyorsunuz.
Arabalarınızla şehre ruhunuzu katmak istiyorsunuz.
Duygularınızın tecime elverişli olanını seviyorsunuz.
Outlet mağazalarının askılarında kendinizi seçiyorsunuz.
Kendinizi aynalara bakarak resmediyorsunuz.
Hızı seviyorsunuz, Amerikan çağında eskinin kokusundan tiksiniyorsunuz.
Hızlı okunan kitapları, çabuk yenen yemekleri, tek dikim içecekleri, kısa süreli ilişkileri seviyorsunuz.
Konjonktürel ideolojilerden birini seçmekte mütemadiyen fayda görüyorsunuz.
Klikleşiyor, cemaatleşiyor, partileşiyorsunuz.
Derin düşüncelerden kaçıyorsunuz!
Sinemaları dolduruyor, film yıldızı olmak istiyorsunuz.
Rock yıldızı, rap yıldızı, pop yıldızı olmak istiyorsunuz.
"Üstümüzdeki yıldızlık gökten habersiz yaşıyorsunuz.
Gazetecilerin zararsız ikramlarına talip oluyorsunuz.
Gazetelere güveniyorsunuz.
Ve devlete güveniyorsunuz, devletin mührüne güveniyorsunuz.
Devletin varlığına inanıyorsunuz.
Devleti ve turizmi seviyorsunuz.
Turizm ideolojisini benimsiyorsunuz.
Kültür turizmini, sağlık turizmini, eğitim, deniz, gemi, dağ, akarsu, çöl ve savaş turizmini önemsiyorsunuz.
Proje çocuklar yetiştiriyorsunuz!
Çocukları arzu deneği olarak büyütüyorsunuz!
Eğitim öğretimde dünya standartları arıyorsunuz.
Dünya vatandaşlığına inanıyorsunuz.
Evrensel insan haklarına inanıyorsunuz.
Çağdaş ve Greenwich orjinli bir dünyaya inanıyorsunuz.
Alman idealizmine, ingiliz asaletine, Fransız aydınlanmasına,
Ve Amerikan rüyasına inanıyorsunuz!
Zamanı fotoğraf makinelerine kaydediyorsunuz.
Kameralarınızı dünyanın hafızası yapıyorsunuz.
Hafızalarınızı resetliyorsunuz!
Sağlığın kıymetini bilimden öğreniyorsunuz.
Ve bilimin kıymetini biliyorsunuz!
Tatlandırılmış tatlının, ekşitilmiş limonun, çekirdeği klonlanmış meyvenin sıhhatini bilime emanet ediyorsunuz.
Kanserin türlerini, veremin üretimi etkilemeyeceğini bilimden öğreniyorsunuz.
Sizi bilimden kim koruyacak, sormuyorsunuz!
Söze itibar etmiyorsunuz!
Sevmiyor, inanmıyor, güvenmiyor, öfkelenmiyor, rest çekmiyor,
intikam almayı düşünmüyorsunuz!
Güzeli, estetiği kadim zamanların nostaljisi sanıyorsunuz.
Çocuklar için, gençler için, kadınlar, erkekler, yaşlılar için tüketim alanları inşa ediyorsunuz.
Renkleri evrensel olanın tercihleriyle seçiyor, şekilleri evrensel olanın konseptine göre belirliyorsunuz!
Şairlerin sözlerinden korkuyorsunuz!
Ruhlarınıza kemoterapiyi gazetecilere yaptırıyorsunuz!
Sözlerin haysiyetine inanmıyorsunuz!
Hakikate yaşlanmıyorsunuz!
Anlam arayışından kaçıyorsunuz!
Ve aslında
Allahtan korkmuyorsunuz!
Ömer Beyoğlu
Kapınızı kapattığınızda içeride kalanlardan emin olamıyorsunuz!
Eşyalarınızın aynılarını başka evlerde görmekten hoşlanmıyorsunuz.
Çamaşırlardaki marka yazan yerlerin aşınması sizi hüzünlendiriyor
içeceklerin konsantre oranının yüksek olması size sağlık hissi veriyor.
Çamaşırlardaki okyanus kokusu size en çok Amerikan adalarının ferahlığını hatırlatıyor. Televizyonların kapalı olması sizi ürkütüyor!
20 katlı binanızda, 10 milyon nüfuslu şehrinizde yalnızlıktan korkuyorsunuz!
Leasing uzmanı olmadan araba sahibi olamıyorsunuz.
Mütemadiyen bankacıların mütebessim insanlar olduklarına dair intibalar ediniyorsunuz.
Arabalarınızı kendinizi tanıtırken yanınızda bulundurmak istiyorsunuz.
Arabalarınızla şehre ruhunuzu katmak istiyorsunuz.
Duygularınızın tecime elverişli olanını seviyorsunuz.
Outlet mağazalarının askılarında kendinizi seçiyorsunuz.
Kendinizi aynalara bakarak resmediyorsunuz.
Hızı seviyorsunuz, Amerikan çağında eskinin kokusundan tiksiniyorsunuz.
Hızlı okunan kitapları, çabuk yenen yemekleri, tek dikim içecekleri, kısa süreli ilişkileri seviyorsunuz.
Konjonktürel ideolojilerden birini seçmekte mütemadiyen fayda görüyorsunuz.
Klikleşiyor, cemaatleşiyor, partileşiyorsunuz.
Derin düşüncelerden kaçıyorsunuz!
Sinemaları dolduruyor, film yıldızı olmak istiyorsunuz.
Rock yıldızı, rap yıldızı, pop yıldızı olmak istiyorsunuz.
"Üstümüzdeki yıldızlık gökten habersiz yaşıyorsunuz.
Gazetecilerin zararsız ikramlarına talip oluyorsunuz.
Gazetelere güveniyorsunuz.
Ve devlete güveniyorsunuz, devletin mührüne güveniyorsunuz.
Devletin varlığına inanıyorsunuz.
Devleti ve turizmi seviyorsunuz.
Turizm ideolojisini benimsiyorsunuz.
Kültür turizmini, sağlık turizmini, eğitim, deniz, gemi, dağ, akarsu, çöl ve savaş turizmini önemsiyorsunuz.
Proje çocuklar yetiştiriyorsunuz!
Çocukları arzu deneği olarak büyütüyorsunuz!
Eğitim öğretimde dünya standartları arıyorsunuz.
Dünya vatandaşlığına inanıyorsunuz.
Evrensel insan haklarına inanıyorsunuz.
Çağdaş ve Greenwich orjinli bir dünyaya inanıyorsunuz.
Alman idealizmine, ingiliz asaletine, Fransız aydınlanmasına,
Ve Amerikan rüyasına inanıyorsunuz!
Zamanı fotoğraf makinelerine kaydediyorsunuz.
Kameralarınızı dünyanın hafızası yapıyorsunuz.
Hafızalarınızı resetliyorsunuz!
Sağlığın kıymetini bilimden öğreniyorsunuz.
Ve bilimin kıymetini biliyorsunuz!
Tatlandırılmış tatlının, ekşitilmiş limonun, çekirdeği klonlanmış meyvenin sıhhatini bilime emanet ediyorsunuz.
Kanserin türlerini, veremin üretimi etkilemeyeceğini bilimden öğreniyorsunuz.
Sizi bilimden kim koruyacak, sormuyorsunuz!
Söze itibar etmiyorsunuz!
Sevmiyor, inanmıyor, güvenmiyor, öfkelenmiyor, rest çekmiyor,
intikam almayı düşünmüyorsunuz!
Güzeli, estetiği kadim zamanların nostaljisi sanıyorsunuz.
Çocuklar için, gençler için, kadınlar, erkekler, yaşlılar için tüketim alanları inşa ediyorsunuz.
Renkleri evrensel olanın tercihleriyle seçiyor, şekilleri evrensel olanın konseptine göre belirliyorsunuz!
Şairlerin sözlerinden korkuyorsunuz!
Ruhlarınıza kemoterapiyi gazetecilere yaptırıyorsunuz!
Sözlerin haysiyetine inanmıyorsunuz!
Hakikate yaşlanmıyorsunuz!
Anlam arayışından kaçıyorsunuz!
Ve aslında
Allahtan korkmuyorsunuz!
Ömer Beyoğlu
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar